enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,5872
EURO
18,5488
ALTIN
1.030,55
BIST
3.458,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C

Türkiye’nin gücüne ‘çarpan etkisi’ sağlayacak

Türkiye’nin gücüne ‘çarpan etkisi’ sağlayacak
22 Ağustos 2020
0
A+
A-

UHA HABER / Türkiye diplomatik ve askeri adımlarla kararlılığını gösterdiği Mavi Vatan’da hidrokarbon rezervlerine ulaştı. Sürecin stratejik, diplomatik ve ekonomik etkileri olacağına işaret eden uzmanlar, rezervin Türkiye’ye çarpan etkisi sağlayacağı görüşünde.

Sertaç Aksan
TRT Haber : Sertaç Aksan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Tuna-1 Bölgesi’nde Fatih Sondaj Gemisi tarafından önemli bir hidrokarbon rezervi bulunduğunu açıklamasıyla birlikte gözler bir kez daha Türkiye’nin enerji jeopolitiği ve enerji ekonomisindeki mevcut durumuna çevrildi.

Enerji Uzmanı Gazeteci-Yazar Neşat Gündoğdu, bulunan rezervin ekonomiyi, dolayısıyla iç ve dış politikayı ve nihayetinde Türkiye’nin gücünü doğrudan etkileyeceğine dikkati çekti.

Bütçedeki en büyük açık enerji kalemi

“Türkiye’nin ekonomik kalkınmasının önündeki en büyük problemlerden bir de cari açıktır” diyen Gündoğdu’ya göre Ankara’nın enerji dışındaki ithalat/ihracat verilerine bakıldığında dengede bir ekonomimiz olduğu görülüyor.

Ulaşım, ısınma, sanayi ve hatta elektrik üretimi için kullandığımız petrol ve doğal gazı yerli kaynaklardan yeterli oranlarda temin edemediğimiz için ithal ettiğimizi anlatan Neşat Gündoğdu, şöyle devam etti:

“Bütçemizde yıllık 40 milyar dolardan fazla bir açık vermemize neden olan bu hidrokarbon kaynaklarını temin etmek için uluslararası rezerv para olan Amerikan Doları kullanıyoruz. Dolar ihtiyacı nedeniyle de faizleri daha aşağıya çekemiyoruz. Çünkü düşük faiz piyasada Türk Lirası likiditesinin artması anlamına geliyor. Bu da kur karşısında TL’nin bir miktar değer yitirmesi demek…

Eğer ekonomide düşük faizi sağlayabilirsek, yatırımlar için ihtiyaç duyulan finansman kolayca ulaşılabilir olacak. Düşük kur ile ihracat ve turizm artırılarak cari fazla verilecek ve bu da tekrar yatırım olarak Türkiye’ye dönecek.

Aynı zamanda artırılan tasarruflar ile Ar-Ge’ye kaynak üretilecek bu da teknoloji yarışında Türkiye’nin öne geçmesini sağlayacak.”

Gazeteci-Yazar Neşat Gündoğdu.

[Gazeteci-Yazar Neşat Gündoğdu.]

Söz konusu keşif dolar ihtiyacımızı düşürebilir

Gündoğdu, Türkiye’nin önünü açılabilmesi için dolar ihtiyacının düşürülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Dolar ihtiyacını düşürecek bir hidrokarbon keşfi uzun vadede Türkiye’nin önünün açılmasına yarayacak ve buna bağlı olarak da dış politikada daha rahat adımlar peşi sıra gelecektir” dedikten sonra bu keşfin nasıl bir eksen değişikliği getireceğini şu sözlerle değerlendirdi:

“Enerji arz güvenliğinin sağlanması, Rusya bağımlığını büyük oranda yok edecek. Diğer tarafta dolar ihtiyacının giderilmesi ile de ABD bağımlılığı büyük ölçüde son bulacak ve Türkiye kendi eksenine oturacak. Bu bağımsızlık hali, gelecek dönemde Türkiye ile kurulacak ilişkilerde ülkemizin elini daha da güçlendirecek bir artı değer olacak.”

ABD ve Rusya ile yeni bir süreç inşa edilebilir

“Türkiye’nin Mavi Vatan’da bulduğu rezervin ABD ve Rusya ekseninde nasıl yansımaları olur?” sorusuna da yanıt veren Gündoğdu, şunları söyledi:

“Var olan kurulu güç ile Türkiye’nin mevcut enerji ihtiyacı karşılanamadığı için bu açığı gidermek amacıyla ithalat yapılıyor. Yıllık 50 milyar metreküpten fazla doğal gaz tüketimi olan Türkiye, boru hatları yoluyla Rusya, İran ve Azerbaycan’dan aldığı gazı ısınma, sanayi ve ulaşımda kullanıyor.

Diğer taraftan çeşitli gazların karıştırılması ile LPG’ye dönüştürülen doğal gaz petrole kısmen alternatif olabiliyor. Gazın büyük bir oranı aynı zamanda termik dönüşüm santrallerinde elektriğe dönüştürülüyor. Rusya’dan boru hatları ile yüzde 45’ten fazla ithal ettiğimiz doğal gazın yanında ihtiyacımızın yüzde 30’a yakınını ABD, Katar ve Cezayir gibi spot piyasadan sıvılaştırılmış gaz (LNG) olarak temin ediyoruz.

Fatih Sondaj Gemisi, Türkiye'nin ilk sondaj gemisi olma özelliğini de taşıyor.

[Fatih Sondaj Gemisi, Türkiye’nin ilk sondaj gemisi olma özelliğini de taşıyor.]

Türkiye enerji ihracatçısı olabilir

Türkiye enerji ithalatının büyük bölümünü Rusya’dan yaptığı için bu durum bir arz güvenliğine neden oluyor. Mavi Vatan’da bulunacak, bu ihtiyacı karşılayacak bir hidrokarbon keşfi Rusya ile ilişkilerde Türkiye’nin elinin güçlenmesine neden olacak.

İhtiyaçtan çok daha fazlasının keşfedilmesi durumunda ise büyük bir enerji ithalatçısı olan Avrupa’ya gaz ihracatı konusu gündeme gelebilir. Türkiye hem kendi arz güvenliğini sağlayacağı gibi hem de AB için de bir güvenli bir doğal gaz tedarikçisi konumuna gelir. ABD’nin yıllardır Rusya’dan gaz alınmaması yönündeki telkinlerine rağmen AB’nin alternatifsizlikten başvurduğu Rus gazının yerini Türk gazı alabilir. Böyle bir senaryoda Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkileri vazgeçilmez bir boyuta gelecektir.”

‘Doğal kaynak laneti’ne dikkat 

Gazeteci-Yazar Neşat Gündoğdu, deniz alanlarındaki münhasır ekonomik bölgede ya da kara sınırlarında bulacak bir hidrokarbon kaynağın o ülke ekonomisine oldukça pozitif bir katkı sunacağının da altını çizdi.

“Ama doğal kaynak laneti denilen bir durum da vardır” diyen Gündoğdu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ülkeler kötü yönetimle petrol ve doğal gaza bağlı bir ekonomiye de dönüşebiliyor. Dünyada daha çok bu ikinci örneğin çoğunlukta olduğu bir yapı mevcut… İlgili ülke petrol veya doğal gaz ile oluşturulacak refaha kendisini kaptırırsa o zaman bu hidrokarbon keşifleri yarardan çok zarar verebilir.

Burada farklı bir örnek olarak Norveç karşımıza çıkıyor… Norveç, ekonomik oluşumundan sonra keşfettiği hidrokarbon kaynakları ekonomisine hiç sokmadı ve bu ‘lanetten’ kurtulmaya çalıştı.

Avrupalı diğer devletlere doğal gaz satarak büyük bir ekonomik gelir elde eden Norveç gelecek nesillerin de bu kaynaklar üzerinde hakkı olduğu düşünerek bu gelirlerin aktarıldığı bir varlık fonu oluşturdu. Bu geliri ekonomiye hiç sokmadı. Büyük bir keşif sonrası Türkiye ekonomisinin bunun gibi bir sorunla karşılaşmasını olasılığı olsa da Türkiye’nin rekabetçi ekonomisinin böyle bir sınav vermekten uzak olduğu söylenebilir.

Alandaki çalışmalar aylarca sürebilir

Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da keşfin ardından rezervin çıkarılma ve işlenme süreçleri. Keşfin ekonomiye kazandırılması süresi kaynağın derinliği, keşif sahasındaki yapı ve keşfin yapıldığı bölgeye bağlı olarak değişebilir. Kaynağın yeri ayrıca bu rezervin ana karaya nasıl geleceği planlamasını da doğrudan etkileyecek.

Türkiye’nin Mavi Vatan sınırlarını kabaca hesaplayacak olursak 2 yıl ile 6 yıl arasında bir sürede ekonomiye kazandırılması mümkün görülüyor.”

[UHA Haber Ajansı, 23 Ağustos 2020] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.