Türkiye’de Kelepçe Uygulaması
Kelepçe, komedyen Deniz Göktaş göz altına alınırken kendisine ters kelepçe uygulanmasıyla yeniden gündeme geldi.
Gerçekte ülkemizde kelepçe, tepki çeken bir uygulama olmadan da gündem yapılacak kadar sorunlu. Çünkü ülkemizde kelepçe uygar ve demokrat bir ülke için kabul edilemez şekillerde uygulanıyor. Hemen her zaman adi suç sanıklarıyla düşünce suçu sanıkları hep aynı uygulamaya tabi tutuluyor. Politik, ideolojik, dinsel bir görüş, bir kanaat açıklamaktan belki de ömründe ilk defa göz altına alınan bir vatandaşla; hırsızlıktan, kaçakçılıktan, kaba kuvvet kullanmaktan, cinayetten vb. suçüstü yapılan ya da zaten kaşarlanmış, suç makinesi haline gelmiş kişilerin göz altına alınmasında aynı işlemin yapılması ne hukuka ne de vicdana sığmaktadır. Uygulamaya tepki de bu yüzden ortaya çıkmaktadır. Bu iki tip insan mutlaka farklı uygulamaya muhatap olmalıdır.


Deniz Göktaş, bir oyuncudur, bir komedyendir, yani söz ve düşünce alanında meşguliyeti olan bir insandır. İşlediği iddia edilen suç nereden baksanız düşünce suçudur. Bu anlamda sanık bir insana ters kelepçe değil, düz kelepçe bile uygulanmamalıdır. Gerçek anlamda uygar bir ülke için düşünce suçu sanıklarına düz veya ters kelepçe uygulaması diye bir şey hiç olmamalıdır. Bu bile yeterli değildir. Toplumda isim ve saygınlık sahibi bazı insanlara kelepçe uygulanmadığı halde iki koluna iki taraftan sıkı sıkıya birer polis girmiş olarak adliyeye sevk edilmeleri de gurur kırıcıdır.
Bu da geçen yıl yargı kurumunu eleştirdi diye göz altına alınan TÜSİYAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ömer Arif Aras’a uygulanmıştı. Doğrusu bir vatandaş olarak utanmıştım. Bırakın böyle insanlar kim olursa olsun ellerini, kollarını sallaya sallaya mahkemeye yürüsünler.

Kelepçelemede suçun niteliği ile zanlının kimliği mutlaka göz önüne alınmalıdır. Herkes aynı kaba konmamalıdır. Yasalarımızda “katalog suçlar” diye kategorize edilen suçların zanlılarıyla söz ve yazıyla görüş açıklamaktan zanlı duduma düşen kimselere yapılacak uygulama farklı olmalıdır. Bizdeki uygulamanın gözden geçirilmesi; daha adaletli, daha insani, daha medeni bir düzenlemeye kavuşturulması önemli bir gerekliliktir.
Yıllar önce sanatçı Deniz Seki’ye adliyede serbest bırakıldıktan sonra eşyasını almak için ceza evine giderken bile kelepçe takılması üzerine yazdığımız bir yazıda şunları söylemiştik:
“Bürokrasimizin, kapsama alanı çok geniş olan şekilcilik tutkusunun en sırıttığı yerlerden biri kelepçe uygulamasıdır. Bizim kolluk kuvvetlerimizin, sanık mevkiindeki vatandaşların bırakın kamuoyu nezdinde, hiç değilse aile bireyleri ve akraba çevresinde gurur ve itibarlarının korunması, mahcubiyet yaşamaması için kovuşturmanın hiçbir aşamasında en küçük bir dikkat ve titizlik göstermediği bilinmekte ve görülmektedir. Yaşı, imajı, toplumsal statüsü itibariyle hiçbir şekilde kaçma, birisine saldırma veya zarar verme ihtimali bulunmayan insanlara bile kelepçe takılması, medyada utanç verici bir görüntüye yol açılması devletimize itibar kazandırmıyor, tam tersine yıpratıyor.”
Kelepçe, “alt tarafı kelepçe” diye geçiştirilemeyecek, uygularken insana saygıyı yansıtacak, devletin gelişmişlik düzeyini hissettirecek bir araçtır.
İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar