Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin: “KKTC’nin güvenliği Türkiye açısından doğrudan bir milli güvenlik meselesi”
* Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin YELTİN, KKTC’nin güvenliğinin Türkiye açısından doğrudan bir milli güvenlik meselesi olduğuna dikkat çekti.
* Dr. Hüseyin YELTİN, Kıbrıs meselesinin yalnızca NATO çerçevesinde ele alınamayacağının altını çizdi.
UHA / International News Agency


Dr. Hüseyin YELTİN & (TUDPAM) Başkanı
ESKİŞEHİR, 28 AĞUSTOS 2026 – Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin YELTİN, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde, KKTC’nin güvenliğinin Türkiye açısından doğrudan bir milli güvenlik meselesi olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs meselesinin yalnızca NATO çerçevesinde ele alınamayacağını altını çizdi.
(TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin YELTİN, Türkiye’nin Kıbrıs’taki tarihsel, hukuki ve stratejik sorumluluklarına dikkat çekerek, Ada’nın Doğu Akdeniz’deki konumunun Türkiye’nin güvenliği açısından önem taşıdığını vurguladı.

“KKTC, TÜRKİYE AÇISINDAN DOĞRUDAN MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin, KKTC’nin güvenliğinin yalnızca NATO’nun kolektif savunma mekanizması üzerinden ele alınmasının eksik bir değerlendirme olacağını belirterek, KKTC’nin NATO üyesi olmadığını ve dolayısıyla NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının doğrudan kapsamında bulunmadığını hatırlattı.
Türkiye’nin Kıbrıs politikasının NATO’dan bağımsız olarak tarihi, hukuki ve stratejik sorumluluklar çerçevesinde şekillendiğine vurgu yapan Dr. Yeltin, asıl değerlendirilmesi gereken konunun KKTC’nin NATO toprağı olup olmadığı değil, Türkiye’nin güvenlik perspektifindeki yeri olduğunu belirterek, “KKTC, Türkiye açısından doğrudan bir milli güvenlik meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Dr. Hüseyin Yeltin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve Ada’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunun birlikte ele alınması gerektiğini hatırlatarak, KKTC’nin güvenliğinin Türkiye’nin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti.
Herhangi bir aktörün KKTC’yi “muhtemel hedef” olarak değerlendirmesinin Ankara açısından sıradan bir diplomatik açıklama olarak görülemeyeceğini vurgulayan (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin, İsrail’in son dönemde Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılara da değindi.
Dr. Hüseyin Yeltin, şunları söyledi:
“Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğine yönelik saldırılar karşısındaki tutumu nettir. Aynı şekilde Türkiye, kendi güvenlik çıkarlarının bulunduğu alanlarda başka aktörlerin tek taraflı oldubittilerine de izin vermeyeceğini göstermektedir. Kıbrıs bu denklem içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Doğu Akdeniz bugün sadece bir enerji havzası olarak değerlendirilmemelidir. Deniz yetki alanları, askeri üsler, hava ve deniz ulaşım hatları ve bölgesel güçlerin stratejik hesapları açısından son derece kritik bir coğrafyadan söz ediyoruz. Dolayısıyla Kıbrıs’ta ortaya çıkabilecek herhangi bir güvenlik boşluğu, yalnızca Kıbrıs adasını değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisini de doğrudan etkileyecek bir güce sahip. Bu nedenle Türkiye’nin KKTC’ye yaklaşımının “NATO toprağı mı, değil mi?” tartışmasına sıkıştırılması da doğru değildir. Türkiye’nin Kıbrıs’taki pozisyonu NATO’dan bağımsız olarak kendi tarihi, hukuki ve stratejik sorumlulukları üzerinden şekillenmektedir. Ankara açısından Kıbrıs Türk halkının güvenliği bir ittifakın sağlayacağı kolektif savunma mekanizmasına havale edilecek kadar basit ve tali bir konu değildir” ifadelerini kullandı.