enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:11 Türkmenistan Lojistikte Vites Yükseltiyor
00:10 “28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası” programı düzenlenecek
00:08 Rusya Yeni Türkiye Büyükelçisini Atadı “Sergey Verşinin”: Jeopolitik Portre Analizi
00:08 Çok kutuplu uluslararası sistem bağlamında Türk Dış Politikası’nda Güvenlik Anlayışının Dönüşümü
00:07 Türkiye’de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi obez veya fazla kilolu
00:07 6 soruda Afganistan-Pakistan krizi
00:05 Avrupa Haberleri / Litvanya Başbakanı’ndan Orban’a: ‘Ukrayna’yı suçlamak saçmalık’
00:03 Avrupa Haberleri / Rus petrolü tartışması büyüyor: Zelenskiy, Fico’yu Ukrayna’ya çağırdı
00:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği’nin (ASKON) Geleneksel İftar Programı’nda konuştu
00:02 Kruvaziyer fırtınası Türkiye’de esecek: Turizmde gizli patlama
00:02 Türk siyasi tarihinin “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinin failleri cezasız kalmadı
00:01 Türkiye ham çelikte, üretimini artırarak pozitif ayrışan ülkeler arasında yerini aldı…
00:01 MSÜ Hava Harp Okulu’nda uyuşturucu soruşturması: 3 sözleşmeli er tutuklandı
00:00 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
11:34 Bakü’de tarihi buluşma: 1926 Türkoloji Kurultayı 100 yıl sonra anılıyor
09:27 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
00:55 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:54 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:37 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Sıradan bir Filistin hikâyesi

Sıradan bir Filistin hikâyesi
3 Ocak 2024
73
A+
A-

 

Kenize Murad’ın 2004 tarihli ‘Toprağımızın Kokusu’ isimli kitabından yine o yıllarda yaşanan gerçek bir Filistin hikâyesi… Kötülüğün siyonist kafalarda on yıllardan bu yana ne kadar içselleştirilmiş bir şey olduğunu gösteriyor. Kitapta bunun gibi nice kahırlı hikâye var.

UHA /  İnternational News Agency

Gökhan Özcan: Penceresiz perdeler – Venhar Haber

“Ramallah’ın istila edildiği gündü; 28 Mart. Öğleden sonra saat ikide askerler kapımıza geldi. Burada beş arkadaş yaşıyorduk. Bizi dışarı çıkarttılar ve daireyi köşe bucak aradılar. Aynı şeyi apartmandaki bütün dairelere yaptılar. Her yeri aradıktan sonra, ellerimizi arkadan bağlayıp kafamıza bir kukuleta geçirdiler ve bizi zırhlı bir araca bindirip götürdüler. Ben çok korkmuştum; bir yerde durup hepimizi öldüreceklerini düşünüyordum. Sonunda, bize Ofer askeri kampı olduğunu söyledikleri bir yere vardık. Bizi indirip başımızdaki kukuletaları çıkardılar ve kendimizi birden sivil İsraillilerin karşısında bulduk. Her yaştan erkeklerin oluşturduğu çok kalabalık bir gruptuk.

Başımdaki kukuletayı çıkartır çıkartmaz, İsraillilerden biri bana sordu: “Hamas’tan mısın?” “Hayır” dedim “ben sanatçıyım.” “Sanatçı mı?’ diye sordu, ama başka bir israilli: “Onu bana bırak. Ben onunla meşgul olurum” diye araya girdi. Ve beni bir odaya çıkarttı, orada sorgu başladı. “Adın ne? Aile fertlerinin adları ne?” Rutin sorular. Sonra israilli ayrıntılara girmeye başladı: “Kız kardeşinin çocuklarının adı ne?” Ailemi görmeyeli uzun zaman oluyordu, yeğenlerimin adlarını artık hatırlamıyordum. İsrailli bana, “Ben sana söyleyeyim” deyip hepsinin adını tek tek saydı. Her şeyi biliyordu! Sonra bana, “Gazze’den sekiz yıl önce ayrıldın. Bu sekiz yıl boyunca ne yaptığını anlatmanı istiyorum” dedi. Okuduğumu, orada burada çalıştığımı… yani hatırladığım her şeyi anlattım. Saklayacak hiçbir şeyim yoktu. Sorgudan sonra, beni etrafı dikenli tellerle çevrili çadırların bulunduğu bir yere götürdüler. Burası hapis bölgesiydi. İnsanlık dışı koşullar içinde, her çadırda yaklaşık elli mahkûm kalıyorduk. Çok az yiyecek veriyorlardı, azıcık mayasız ekmekle birazcık yoğurt. Açtık, kendimizi pis hissediyorduk, yıkanmak için sadece birazcık soğuk su vardı, sabun bile yoktu, tuvaletler iğrençti.

Orada kırk üç gün kaldım, dört kez sorguya alındım. İşkence görmedim, ama dayak yedim. Bütün mahkûmları dövdüler. Bir yerden başka bir yere aktarılırken dayak yiyorduk; ne zaman askerlerle konuşsak, dayak yiyorduk. Sistemli bir biçimde.

Sonunda beni askeri mahkemeye çıkardılar. Yargıç bana, “Sen hiçbir şey yapmamışsın, ne Hamas’la, ne de Cihad’la bir ilgin var. Gerçeği söylemişsin. Serbestsin” dedi. Ama başsavcı itiraz etti: “Onu gönderemeyiz, onunla ilgili gizli bir dosya var” dedi. Yargıç: “Bana bu dosyayı kırk sekiz saat içinde getirin. Aksi halde serbest bırakılacak” dedi. Beni tekrar kampa götürdüler.

Aynı gün öğleden sonra, beni istihbarat subayının önüne çıkardılar. Adam masrafları onlardan olmak üzere, beni bir aylığına turist olarak Tel-Aviv’e göndermeyi ve İsrailli sanatçılarla tanıştırmayı teklif etti, ama kuşkusuz bir koşulu vardı: Ona işgale karşı direnen ve aşırı fikirleri olan Filistinli sanatçılar ve aydınlar hakkında bilgi vermemi istiyordu. Tabii ki reddettim. O zaman istihbarat subayı bana “Resim yaparken hangi elini kullanıyorsun?” diye sordu. Bu soruda kötü bir şeyler sezdim. Ona sol elimle resim yaptığımı söyledim. “Çok güzel, öyleyse benim bir portremi yap” dedi. Allahtan zamanında iki elimle de resim yapmaya çalışmıştım. İyi kötü bir portresini çizdim. Resim bitince, “Güzel olmuş, gidebilirsin” dedi. Ayağa kalkmak için ellerimi masaya koyduğumda, tüfeğinin dipçiğiyle sol bileğimi kırdı. Sonra beni, benim gibi serbest bırakılmış diğer adamlarla birlikte bir otobüse tıktılar. Bizi gecenin bir yarısı Ramallah barikatının yakınlarında bir yerde otobüsten attılar. Burası çok tehlikeliydi, çünkü sokağa çıkma yasağı vardı ve askerler hiç uyarmadan ateş açabilirdi. Barikatın etrafından dolanmaya hazırlandık, ben bileğimi sağ elimle tutuyordum, korkunç acı çekiyordum. Bir arkadaşın yardımıyla eve dönebildim. Hastaneye ancak ertesi gün gidebildim. Şimdi aşağı yukarı iyileşti, ama eski esnekliği yok tabii.”

***
Yazar hakkında

Gökhan Özcan, 19 Mart 1965 tarihinde İnegöl’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İnegöl’de tamamladı. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Zaman gazetesi Kültür-Sanat Servisi’nde çalıştı. Daha sonra TRT’de aralıklı olarak Mimar Sinan, Yayla Yollarında, Yunus Emre ve Kırk Ambar, Havuçlu Pilav, Zamanın Seyyahları, Çek Bir Film gibi yapımlarda çeşitli görevler aldı, senaryo ve metin yazarlığı yaptı. Panel ve İzlenim dergilerinde çalıştı. Birçok farklı dergide çocuklara hikayeler ve denemeler yayınladı. İlk çıktığı yıllarda Yeni Şafak gazetesinde Tersköşe’yi yazdı. Bir süre Medyakronik isimli internet sitesinde TV eleştirileri kaleme aldı. Ardından Hakan Albayrak ve Levent Gültekin ile birlikte Gerçek Hayat dergisini çıkardı. Hiçbişey, Altmışikiden Tavşan, Günlerin Gölgeleri, Ruh Yordamı, Kim Duma Dum Kime, Serçe Parmağı isimli kitapları kaleme alan yazar halen Yeni Şafak’ta yazılarına devam ediyor.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.