Prof. Dr. Tufan Gündüz: “Türkçenin gönül dili olması bir yarış değil, Yunus’un doğasıdır”
*Akademisyen, Tarih Profesörü, Araştırmacı Yazar ve Prof. Dr. Tufan Gündüz, Türkçenin gönül dili olmasının bir yarış değil, Yunus’un doğası olduğunu vurguladı.
UHA / International News Agency
Prof. Dr. Tufan Gündüz

ANKARA, 03 AĞUSTOS 2026 – Akademisyen, Tarih Profesörü, Araştırmacı Yazar ve Prof. Dr. Tufan Gündüz, Türkçenin gönül dili olmasının bir yarış değil, Yunus’un doğası olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Tufan Gündüz ise Yunus Emre’nin evrensel bir figür olarak sunulurken dini ve etnik kimliğinden koparılmaması gerektiğini söyledi. Yunus’un İslam ve Türk kültürüyle yoğrulmuş gerçek kimliğine vurgu yapan Gündüz “O dönemde tasavvufun inceliklerini Türkçe ile anlatmanın zorluğuna rağmen Yunus, bir iddia peşinde koşmadan Türkçeyi bir gönül dili yapmıştır.” dedi.


Prof. Dr. Gündüz konuşmasının devamında “Yunus Emre’yi evrensel bir düşünür olarak anlatırken onu Anadolu’dan, Türk kültüründen ve İslamiyet’ten ayrıştıran bir yaklaşım ortaya çıktı. Dostluk, barış, kardeşlik diyen ama kaynakları olmayan bir Yunus tiplemesi oluşturuldu. Oysa bir gayrimüslim aydın kendi düşünce dünyasını nasıl Eski Yunan’dan, Hristiyanlıktan, Roma’dan besliyorsa Yunus Emre’nin de beslendiği kaynakları görmezden gelemeyiz.” dedi.
Yunus Emre’nin yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal şartlarına değinen Gündüz, 13. yüzyıl Anadolu’sunun büyük bir kargaşa içerisinde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Bir tarafta Moğol istilasının getirdiği yıkım, diğer tarafta Selçuklu taht mücadeleleri, Bizans baskısı ve iç karışıklıklar var. İnsanlar böylesine zor bir dönemde dinden, ahlaktan, erdemden ve imandan söz ediyorlar. Yunus Emre de bu karmaşa içerisinde insanlara bir erdem dünyası kurmaya çalışan isimlerden biri.”
Yunus Emre’nin düşünce dünyasının temelinde İslam’ın yer aldığını belirten Gündüz, bu anlayışın kökeninde Ahmet Yesevi geleneğinin bulunduğunu ifade etti:
“Türkler Müslüman olduğunda en büyük meselelerden biri İslamiyet’i Türkçe nasıl anlatacaklarıydı. Ahmet Yesevi hadisleri ve ayetleri Türkçeye tercüme ederek bunu şiir diliyle anlattı. Anadolu’daki pek çok sufi hareket kendisini Ahmet Yesevi’ye dayandırmaktan gurur duydu. Yunus Emre de bu gelenekten geliyor.”
Konuşmasında Türkçenin tasavvuf dili hâline geliş sürecine de değinen Prof. Dr. Gündüz, Yunus Emre’nin Türkçeyi bilinçli bir ideolojik mücadeleyle değil, doğal bir ifade biçimi olarak kullandığını söyledi:
“Yunus Emre’nin bir Türkçe davası yoktu; o Türkçe söyleme gücünü yakaladığı için Türkçe söyledi. Çünkü tasavvufi metinleri Türkçe yazmak o dönemde çok zor bir işti. Türkçe terimler henüz oluşmamıştı. Buna rağmen Yunus Emre, tasavvufun derinliklerini Türkçeyle anlatmayı başardı.” Anadolu’da gelişen Türkçecilik hareketine de değinen Prof. Dr. Gündüz, Aşık Paşa ve Kaygusuz Abdal gibi isimlerin Türkçenin tasavvuf dili olarak güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.
***
Yazar hakkında
Tufan GÜNDÜZ, 11 Mayıs 1964 yılında Kayseri’nin Tomarza ilçesinde dünyaya geldi. Tufan Gündüz üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü tamamladı.
Tufan Gündüz, 1996 yılında ‘’Bozulus Türkmenleri 1540-1640’’ adlı tezi ile doktorasını tamamladı. Tufan Gündüz Doçent unvanını 2006 yılında aldı. 2011 yılında profesör unvanı alan Tufan Gündüz, Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktır.
Tufan Gündüz’ün Türkmenler hakkında pek çok akademik makalesi bulunmaktadır. Tufan Gündüz, Osmanlı Devleti ve Safeviler döneminde Türkmen aşiretleri üzerinde araştırmaları yapmıştır. Tufan Gündüz birçok televizyon programına konuk olarak katılmıştır.