enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
23:02 TÜRKİYE’NİN İLK RESMİ VSR RAPORU YAYINLANDI
16:23 Kocaelispor’un hafızası bu müzede yaşayacak;
16:09 Binlerce Öğrenci Kocaeli Büyükşehir’le Trafik Kurallarını Öğrendi
00:07 ABD/İsrail-İran Savaşında Yapay Zekanın Üç Cephesi: Hukuk, Hakikat ve Siber Güvenlik
00:05 Türkiye’ye kruvaziyer gemilerle gelen yolcu sayısı, ocak-haziran döneminde 756 bin 455’e ulaşarak 3 katına ulaştı
00:04 Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine ilişkin Genelkurmay çatı davasında karar açıklandı
00:04 Gazeteci İlhan KARAÇAY: Yabancılara Siyasetin Kapısı 1986’da Açıldı
00:03 “On Yıl Sonra 15 Temmuz: Demokratik Dirençlilik Açısından Bir Değerlendirme
00:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türkiye Raporu: Alan Öngörüleri ve Politika Önerileri” programında konuştu
00:02 COP31 Başkanı Murat Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak üç temel ilke benimsedik: diyalog, uzlaşı, aksiyon”
00:01 İçişleri Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı arasında, Sıfır Atık Hareketi’nin Ülke Genelinde Yaygınlaştırılması Amacıyla İş Birliği Protokolü İmzalandı
00:01 NATO’nun Ankara Zirvesi: Söylemden Eyleme Geçiş
00:00 İletişim Başkanı Duran: AB’nin vizyon eksikliği bir kez daha ortaya çıkmıştır
19:06 Türkiye’de Kelepçe Uygulaması
09:37 Formula Kite Gençler Avrupa Şampiyonası’nda Gümüş Madalya AKUT Spor Kulübü’nün
00:04 Dışişleri Bakanı Fidan, “(Rusya-Ukrayna) Savaşın, Karadeniz’e taşınmasını istemiyoruz”
00:04 MSB: Türk askerinin Ada’daki varlığı, yarım asrı aşkın süredir barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam ediyor
00:03 MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk’ten haftalık basın açıklaması
00:03 (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada, yeni delillere ulaşıldı
00:02 15 Temmuz darbe girişimi, demokrasilerde liderlik olgusunun önemini bir kez gösterdi.
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Prof. Dr. Nebi MİŞ: Kendi Çoklu Krizini Çözemeyen CHP, Bu Sürece Nasıl Geldi?

Prof. Dr. Nebi MİŞ: Kendi Çoklu Krizini Çözemeyen CHP, Bu Sürece Nasıl Geldi?
9 Temmuz 2026
14
A+
A-

* Türkiye’nin saygın düşünce kuruluşlarından SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Nebi MİŞ, kaleme aldığı “Kendi Çoklu Krizini Çözemeyen CHP, Bu Sürece Nasıl Geldi?” başlıklı yazısında, “Türk siyasetinde kendi oluşturduğu çoklu krizlerini çözemeyen bir CHP var. CHP’nin uzun süredir devam eden çoklu krizleri yalnızca bir mahkeme kararıyla açıklanabilecek teknik bir mesele değildir” dedi.

UHA / İnternational News Agency

Nebi MİŞ (@nebimis) / X

Prof. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

ANKARA, 08 TEMMUZ 2026 – CHP’liler partilerinin 38. Olağan Kurultayı’nı mahkemeye taşıdılar. Delegenin iradesinin, “işe alma“, “ücret mukabili” ve “rant dağıtımı” gibi siyaset dışı yollarla sakatlandığını iddia ettiler.

Kılıçdaroğlu’na yakın kadrolarla, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu’nu destekleyen gruplar arasında bir hesaplaşma süreci başladı. Uzun bir yargı sürecinin ardından mahkeme “mutlak butlan” kararı verdi. Mahkeme Kılıçdaroğlu’nun ve kurultay öncesindeki parti organlarının görevlerine devam etmelerine hükmetti. Ne mahkeme safahatında ne mahkeme kararının ardından yeni ve eski kadrolar bu krizi çözmek için çaba göstermedi.

En nihayetinde, Türk siyasetinde kendi oluşturduğu çoklu krizlerini çözemeyen bir CHP var. CHP’nin uzun süredir devam eden çoklu krizleri yalnızca bir mahkeme kararıyla açıklanabilecek teknik bir mesele değildir.

CHP’nin yargıya düşmesi, parti dışı gelişmelerle olmadı. Bu, CHP’nin kendi iç hesaplaşmasının ve parti içi iktidar mücadelesinin bir sonucuydu. Bu krizin taşları, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde pragmatik nedenlerle döşendi. CHP siyasetinin genetik kodlarının aşınmasıyla derinleşti.

Geçmiş genel başkanlar döneminde de farklı siyasi eğilimlere sahip ya da herhangi bir siyasi duruşu olmayan pragmatik kadrolar partiye davet edildi. Ancak bu katılımlar partinin ağırlık merkezini etkileyecek boyutta değildi.

Ancak Kılıçdaroğlu döneminde, geçmişten farklı olarak, iktidar karşıtlığı ve iktidarla hesaplaşma motivasyonu üzerinden partiye eklemlenmek isteyen kim varsa partiye dahil edildi. Hatta sırf geleneksel CHP seçmeninin dışındaki seçmenlere ulaşma söylemiyle, pragmatik bir çok isim milletvekili, belediye başkanı adayı olarak gösterildi. Parti kadrolarına bu isimler yerleştirildi.
Böylece partinin ağırlık merkezi, ellerindeki “kaynak üstünlüğünün” de yardımıyla, CHP’ye sonradan eklemlenen kadroların eline geçti.

İktidar karşıtlığı üzerinden, bir çoğu büyükşehir olmak üzere, belediye başkanları CHP’li olmayan bu pragmatik kadrolardan seçildi. Bu kadroların siyasi motivasyonu, hizmet, yatırım, kimlik, ideoloji ya da parti aidiyeti gibi değer setlerinden çok bir an önce daha fazla siyasi gücü ele geçirmek üzerineydi.

İstanbul merkezli yeni güç bloku, devasa büyüklükteki büyükşehir belediyesi rantıyla ve yeni medya düzeniyle CHP kadrolarını belirleme gücüne kavuştu. İstanbul merkezli CHP içindeki siyasal güç, CHP’nin iç kadrolarını da şekillendirerek, İstanbul dışı yerel yönetim kaynaklarını da kendi siyasal mücadelesi için kullandığı sonradan CHP içi tartışmalarla açığa çıktı. En nihayetinde de delege iradesinin, belediyelerin lojistik imkanları ve kaynakları ile sakatlandığı iddiaları, CHP’nin mahkemeye düşmesiyle sonuçlandı.

Dolayısıyla, CHP’nin bu krizlere sürüklenmesinin kök nedeninin Kılıçdaroğlu dönemi siyasal kadro tercihleri ile doğrudan ilişkili olduğu sonradan anlaşıldı. İstanbul’da İmamoğlu başta olmak üzere bugün yeni-eski yönetim mücadelesine bakınca tek tek isimler üzerinden bunu tespit etmek zor değil. Bu bağlamda, genel siyaseti şekillendirmek için transfer edilen pragmatik kadrolar, bizzat CHP yönetimini şekillendirdi. CHP’nin genetiğinin aşınmasıyla, genel siyaset için CHP’nin feda edildiği analizleri de giderek daha fazla kabul gördü.

CHP’nin yeni kadroları, partinin içine düştüğü krizi çözmek yerine sorunu bir takım söylemlerle dışsallaştırmaya çalıştı. “İktidar yargısı” anlatısı ile partililerinin iddialarını görmezden geldiler. Belediyelerle ilgili, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile ilgili gelişmeleri hafife aldılar. Yargının vereceği kararı, “ekonomik maliyet“, “cesaret edemezler“, “yaşananlar siyasal ön kesmedir gibi” taktik ve stratejilerle siyasi tartışma zeminine çektiler.

Sorunu dışsallaştırarak perdelemeye çalıştılar. Hâlbuki ki, yargının nasıl karar vereceğinden bağımsız olarak, CHP kendi iç sorununu, “akil CHP büyükleri” ya da parti içi uzlaşma mekanizmaları üzerinden çözebilirlerdi.

Sonuç olarak yaklaşan krizi çözmek yerine, krizi daha da derinleştirecek parti içi hesaplaşma ve mücadeleyi tercih ettiler. Ortaya çıkan mevcut tablo ve yargı kararı sonrası da, yeni siyasi oluşumun gerekçesini üretmek ya da yeniden parti içi kadroları şekillendirebilme gayesi ile psikolojik üstünlüğü elde tutma taktiği ile devam ediyorlar.

Tüm bu süreçleri yakından izleyen seçmenler ise, “kendi krizini çözemeyen bir partinin iktidar olması halinde ülkenin sorunlarını nasıl çözeceği” sorusuna odaklanmış durumda.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.