enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,0659
EURO
9,6646
ALTIN
459,31
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Sağanak Yağışlı
13°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C
Pazartesi Gök Gürültülü
14°C
Salı Gök Gürültülü
15°C

Perspektif: Bidenomics | Biden’ın Ekonomi Planı

Perspektif: Bidenomics | Biden’ın Ekonomi Planı
REKLAM ALANI
22.01.2021
0
A+
A-

Biden’ın Amerikan ekonomisini kurtarma planında neler var? Biden ABD’de artan gelir dağılımı eşitsizliğini nasıl çözmeyi planlıyor? Biden’ın iklim krizi ajandasında hangi maddeler var? Biden döneminde ticaret savaşları nasıl devam edebilir?

GİRİŞ
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 3 Kasım 2020’de gerçekleştirilen başkanlık seçimini Donald Trump’ın tüm itirazlarına rağmen Demokrat Parti adayı Joe Biden kazanmıştır. ABD’nin 46. başkanı olan Biden’ın iç politikadan hukuka kadar uygulayacağı her bir politika önem arz etmekte ve bu nedenle tüm dünya tarafından yakın markaj altında takip edilmektedir. Özelikle ABD’nin koronavirüs (Covid-19) salgınıyla baş etmekte zorluklar yaşaması, toplam vaka ve vefat sayılarında dünyada en üst sırada yer alması1 seçimi doğrudan etkileyerek Trump’ın kaybetmesine yol açmıştır.
Trump’ın ilk üç yıllık başkanlık döneminde her ne kadar ekonomik büyüme tatmin edici seviyelerde gerçekleşmiş, işsizlik rakamları yüzde 4’ün altına sarkıp tarihinin en düşük seviyelerine inmiş ve borsalarda rekorlar ardı ardına kırılmış olsa da “siyah kuğu” olarak değerlendirebileceğimiz dışsal ve beklenmedik bir faktör olan koronavirüsün bir anda ortaya çıkışı Amerikan ekonomisini altüst etmiştir. ABD, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana yaşadığı en büyük krize doğru sürüklenmiştir.
Salgının ortasında yaşanan resesyonun seçmenlerin oy kullanma tutumlarını etkilediği görülmektedir. Anketlere göre seçmenlerin oy vermede önemli gördüğü faktörler arasında ilk sıralarda ekonomi, sağlık hizmetleri ve koronavirüsün seyri yer almıştır.
Demokratlar döneminde ekonominin daha iyi yönetildiğine dair değerlendirmeler olmasına rağmen Trump’ın iş insanı olması gerekçesiyle ekonomiyi daha iyi yönetebileceği önceki anketlere yansımıştır. Ancak koronavirüsün halk sağlığı ve ekonomi üzerindeki etkilerinin derinleşmesi Biden’ın seçimi kazanması için bir fırsat penceresi açmıştır. Böylesine sıkıntılı bir dönemde Mavi Dalga eşliğinde başkanlık görevini yürütecek olması beklenen Biden’ın Amerikan ekonomisini nasıl düzlüğe çıkaracağı ve küresel ekonomiyi nasıl yönlendireceği merak konusudur. Bu ve benzer sorunlarından yola çıkan bu perspektif Biden’ın ekonomi politikalarını çok yönlü olarak incelemektedir.
AMERİKAN EKONOMİSİNİ KURTARMAK
Biden’ın “Daha İyisini İnşa Et” mottosuyla siyasi olarak pazarladığı kurtarma planı, koronavirüsün etkisiyle ağır tahribata uğramış Amerikan ekonomisinin yaralarını sarmayı, son yıllarda derinleşen ırkçılık ve eşitsizlikle mücadeleyi ve kapıdaki iklim değişikliği sorununu odak noktasına almaktadır. Seçim kampanyası boyunca Trump’ın tek derdinin ekonomiyi açık tutmak olduğunu belirten Biden, kendisinin önceliğinin ise toplum sağlığı olduğu ve bu gerçekleşene kadar ekonomiyi teşvik paketleriyle destekleyeceğini belirtmektedir.
Mart’ta devreye giren 2 trilyon dolarlık yardım ve kurtarma paketi Amerikan tarihinin en büyük devlet desteği olmasına rağmen yetersiz kalmış ve bu nedenden ötürü ikinci bir paket devreye
sokulmaya çalışılmıştır. Tüm dünyanın da yakından takip ettiği görüşmeler zaman zaman tıkanma noktasına gelmiş ve paketin hayata geçmesi seçim ertesine kalmıştır.
Çeşitli müzakereler ve Trump’ın şerhlerine rağmen 900 milyar dolarlık ikinci bir yardım paketinin onayı 2020’nin sonuna yetişmiştir. Ancak Biden koronavirüsle mücadelede karanlık günlerin geride kalmadığını belirterek gelecek sene için de Kongreye trilyonlarca dolarlık yardım paketi önereceğinin sözünü vermiştir.
Buna istinaden Biden 1,9 trilyon doları bulan “Amerikan Ekonomisini Kurtarma Planı”nı geçtiğimiz hafta açıklamıştır. Buna göre Biden doğrudan yardım çeklerinin 1.400 dolara ve ek işsizlik
sigortasının ise mevcut 300 dolardan 400 dolara çıkarılacağını belirtmiştir. Plan ayrıca ulusal çapta aşılanmayı, koronavirüs test kapasitesini arttırmaya yönelik 50 milyarlık dolarlık yatırımı ve okulların güvenli bir şekilde açılması için 130 milyar dolarlık fon aktarımını da içermektedir.
Bunun yanında eyaletlere ve yerel yönetimlere sağladıkları istihdamı koruyabilmeleri ve koronavirüs ile daha etkili mücadele edebilmeleri için 350 milyar dolarlık yardım ve küçük işletmelere de
hibe desteği verileceği belirtilmiştir.
İşsizlik ödeneklerinin arttırılması ve verilecek doğrudan çekler için Senatoda basit çoğunluğun sağlanması yeterli olacak iken eyaletleri ve sağlık sistemini fonlama gibi planda yer alan diğer maddeler için Biden’ın yüzde 60 çoğunluğu yakalaması gerekmektedir. Buna ek artık para politikasında sınıra gelindiğini ve ABD’nin olağanüstü bir teşvik paketine ihtiyaç duyduğunu belirten FED (ABD Merkez Bankası) eski başkanı Janet Yellen’ın hazine bakanı olması teşvike dayalı toparlanma ihtimallerini güçlendirmektedir.
Değeri 2 trilyon doları bulması planlanan sürdürülebilir altyapı yatırım paketinin temelinde orta sınıf için istihdam oluşturmak yer almaktadır. Gerçekleşmesi halinde yenilenebilir enerji sektöründe başlayacak dönüşümün 10 milyon, desteklenecek olan teknoloji ve imalat sektörünün ise 5 milyon Amerikalıya istihdam oluşturacağı düşünülmektedir.
Bunun yanında akademik çalışma alanı iş gücü piyasası olan Yellen’ın da göreve başlayacak olması gelecek dönemde ABD’nin işsizlik ile mücadele edeceğinin göstergesidir.
EŞİTSİZLİKLE SAVAŞ MI?
Gelir dağılımı eşitsizliği uzun zamandır Amerikan ekonomisini kemiren bir problemdir. Neoliberal politikaların ağırlık kazanmaya başladığı 1980’lerin başından bu yana devam eden, dot-com ve küresel finans krizleri sürecinde daha da bozulan gelir dağılımı eşitsizliği bugün ABD’nin en önemli yapısal problemlerinden biri haline dönüşmüştür.
Koronavirüsün ortaya çıkması gelir dağılımı eşitsizliğini daha da derinleştirirken toplumu ekonomik ve sosyal şoklara karşı daha kırılgan hale getirmektedir. ABD’de 17 milyonu çocuk olmak üzere toplam 50 milyon kişinin gıda yetersizliğinden muzdarip olduğu tahmin edilirken bir taraftan da salgın döneminde Amerikan milyarderlerin servetlerine 1 trilyon dolar ekledikleri gibi bir gerçek söz konusudur.
Gelir dağılımı eşitsizliğini sadece küreselleşme, teknolojinin itici gücü, eğitim seviyesi ve eyaletler arasındaki farklılıklar beslememekte ayrıca işin bir de ırksal boyutu bulunmaktadır. 2008’deki küresel finans krizine giden yolda faiz oranları ırk ayrımına bağlı olarak değişirken koronavirüs krizinde rakamlar “koronavirüsün rengi” üzerinden okunmaktadır.
Buna göre yoksulluk oranının yüksek ve özel sağlık sigorta oranının düşük olduğu siyah Amerikalılar, beyaz Amerikalılara göre koronavirüs ile baş etmekte haliyle zorluk yaşamakta ve bu nedenle beyazlara göre ölüm oranı 2,7 kattan daha yüksek seyretmektedir.
Beyazlara göre daha düşük ücret alan ve koronavirüsten daha fazla etkilenen işlerde çalışan siyahiler ve Latin kökenlilerde işsizlik oranı sırasıyla ortalama yüzde 13,2 ve yüzde 11,2 iken bu oran beyazlarda yüzde 7,9 olarak gerçekleşmiştir.
Biden ABD’de ırkçılık probleminin var olduğunu kabul etmekte ve ekonomi politikalarında da bu sorunun çözümüne yer vermektedir. Öte yandan orta sınıfın milli gelirden aldığı payın sürekli azalma eğiliminde olması, bu sınıfın sosyal mobilizasyon imkanının ve hatta orta sınıfa mensup bir aileden gelen bireyin üniversiteye gitme ihtimalinin giderek azalması gibi problemler Biden’ı ekonomi politikasında bu sınıfı temel almaya götürmüştür.
Biden, ABD’nin asıl sahiplerinin orta sınıf olduğunu düşünmekte ve bunu destekleyici politikalar vadetmektedir. Ayrıca kendisinin diğer Amerikan başkanlarının aksine ABD’nin “elit” sayılan üniversitelerinden mezun olmaması ve hayatının büyük bir kısmını Delaware gibi sağladığı vergi avantajı nedeniyle Fortune 500 listesinde yer alan birçok dev şirketin resmi olarak kayıtlı olduğu bir eyalette geçirmesinin bu politikaların zeminini hazırladığı düşünülmektedir.
Biden seçim kampanyasında orta sınıfı ve azınlıkları desteklemek için vergi oranlarında artışa gideceğini belirtmiştir. Trump’ın kurumlar vergisini yüzde 35’ten yüzde 21 seviyesine düşürmesinin aksine Biden bu vergiyi yüzde 28 seviyesine çekmeyi planlamaktadır. Buna ek olarak yıllık geliri 400 bin doların üzeri olan varlıklı kimselerden alınan marjinal vergi oranını da yüzde 37’den yüzde 39,6’ya yükselteceği eklenmelidir.
Tax Foundation tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Biden’ın vergi artışları 2021 için ABD’ye ek 143 milyar dolarlık bir fon sağlayabilir. Vergilerin 2030’a kadar aynı oranda devam etmesi halinde ise Hazineye aktarılacak 3,3 trilyon dolarlık ek gelirden bahsedilmektedir. Oluşturulan bu fonun ise ABD’nin ekonomik ve sosyal istikrarının sağlanmasında önemli olan orta sınıfın eğitim, sağlık ve diğer sosyal programlarında kullanılması planlanmaktadır.
Diğer yandan ABD’de her ne kadar eyaletler kendi saatlik asgari ücretlerine karar verse de federal saatlik asgari ücretler 2009’dan bu yana ülkede artmamaktadır. Biden ise saati 7,25 dolar olan federal asgari ücreti 15 dolara15 çıkarmayı planlamakta ve son açıkladığı kurtarma planında buna yer vermektedir. Sendikalaşmanın öneminin altını çizen Biden işçilere işverenleriyle daha fazla pazarlık hakkı verileceğini de vurgulamaktadır.
Yaklaşık 17 milyon kişinin asgari ücretle çalıştığı ABD’de bu gelişme gelir dağılımı eşitsizliğini dengelemede yardımcı olabilir. Seçim kampanyasında ABD’de beyaz ve beyaz olmayan okul bölgeleri arasında yıllık 23 milyar dolarlık fon açığı bulunduğunu belirten Biden siyahi vatandaşların eğitimini desteklemek için tarihsel olarak siyahi kökenli olan kolejlere ve üniversitelere yatırım yapmayı planlamaktadır.
Bunun yanında çoğunluğunu Latin ve Afrikalı öğrencilerin oluşturduğu değeri 1,7 trilyon doların üzerinde17 öğrenci kredilerinin ne kadarının affedilebilecek olması Demokratlarla yapılacak müzakereler sonucu belirlenebilecektir. Biden azınlık girişimcilere 30 milyar dolarlık fon sağlama,19 azınlıkları konut sahibi edindirmede uygulanan ayrımcılıklara son verme, sağlık, hukuk ve finansal hizmetler gibi alt başlıkların olduğu planıyla20 hem ırkçılığı hem de ırkçılığın gelir dağılımı üzerinde oluşturduğu etkiyi azaltacak uygulamalara gitmeyi planlamaktadır. (devam edecek-Biden’ın iklim krizi ajandasında hangi maddeler var?)
***
Bingül Satıoğlu | Istanbul University - Academia.edu
BINGÜL SATIOĞLU
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İşletme Fakültesi Bankacılık ve Finans (İngilizce) bölümünden 2018’de dereceyle mezun olmuştur. Yüksek lisansına İstanbul Üniversitesi Para, Sermaye Piyasaları ve Finansal Kurumlar programında devam etmektedir. SETA Vakfı Ekonomi Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırma asistanı olarak çalışmalarına devam etmektedir.
[UHA Haber Ajansı, 22 Ocak 2021]
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.