enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:13 ‘Sevgililer Günü’nü dini bir tartışma olarak değil, sevdiklerimiz için anlamlı bir gün olarak görelim
00:53 Mehmet Beyazıt’tan İki Eser Tek Kitapta: “Yüreğime Kar Yağıyor” ve “Tanrı Misafiri” Satışta!
00:49 Kocaeli’n Gebze ihracat şampiyonu firmalar ödüllendirildi…
00:45 (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı, DW ve Euronews abonesi
00:39 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının,COP31’in organizasyonel hazırlıkları
00:39 Kocaeli’den Haberler…
00:30 Türk Eğitim Derneği’nin 98. Yıl Resepsiyonunda Seçkin Davetliler Eğitim İçin Bir Araya Geldiler
00:27 ABTTF’den AB Komisyonu’na ortak rapor: Yunanistan’daki STK’larından ülkede hukukun üstünlüğündeki gerilemeye dair
00:12 Kafkasya dağlarnda açan çiçek. Anadolu’da neden söndü…
00:07 Adil Türkiye Partisi: “Erken Seçim Yarışı Başlıyor, Hazır Olan Kazanır”
00:12 Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı: ‘Ruslar gerçekten barış istiyor mu?’
00:11 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Akın Gürlek’i “doğramakla” tehdit etmişti! Küfürbaz Özgür’e yakışan ziyaret
00:10 Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov Erakçi’yi tebrik etti
00:09 ABD’nin Orta Doğu’daki Askerî Gücü
00:08 Ayşegül Aldinç, D&R’da hayranlarıyla buluşacak
00:07 TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan ve uygulanacak Trafik cezaları…
00:04 Nar tanelerini ayırırken ezilmesin ve mutfak kırmızıya boyanmasın!
00:03 Avrupa Haberleri: ‘NATO 3.0’: ABD ve Avrupa’dan gücün yeniden dengelenmesi mesajı
00:03 AP Başkanı Metsola: ‘İki vitesli Avrupa’, birlik için bir yol olabilir
00:02 Avrupa enerjisinde yeni oyuncular: Yunanistan’ın Dedeağaç stratejisi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Osmanlıda hayır faaliyetleri

Osmanlıda hayır faaliyetleri
25 Mart 2025
54
A+
A-

Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğu olan Osmanlı; doğruları, yanlışlarıyla nev’i şahsına münhasır bir imparatorluktu. Devlet yönetiminde, askerlikte, toplumsal hayatı düzenlemede, sanat, edebiyat ve mimaride sayısız orijinallikleri yakalamış; birçok yönden başka devlet ve imparatorluklara örnek olmuştu. Rumelihisarı gibi muazzam bir yapıyı dört buçuk ay gibi çok kısa sayılacak bir sürede tamamlaması, onun o devir için ne kadar muhteşem bir güce, imkâna, azim ve iradeye sahip olduğunun göstergesidir. Osmanlının, mimarlığın her branşında, çeşitli imar faaliyetlerinde, musiki, edebiyat vb. alanlarda vücuda getirdiği eserler, sergilediği başarılar yanında dikkati çeken veya dikkat edilmesi gereken bir yönü de yaptığı fevkalade hayır işleridir.

Temel referansı din olan Osmanlının hayır faaliyetlerinde ulaştığı zirve, Batı’nın egoist ahlak anlayışının tam tersine sahip olduğu altürist ahlak anlayışının hiç sürpriz olmayan normal bir sonucudur. Osmanlının bu yönü ne kadar öne çıkarılsa ne kadar vurgulansa yeridir ve her türlü takdirin üstündedir. İki büyük Müslüman Türk devleti olan Selçukluların ve Osmanlıların tarihi aynı zamanda dünyada bir eşi olmayan sistematik vakıf medeniyetinin de tarihidir.

Osmanlıda hayır faaliyetleri dediğimiz zaman, günümüzde bütün uygar devletlerin “sosyal adalet” ve “sosyal güvenlik” adıyla gerçekleştirdiği düzenlemeleri; sivil toplum kuruluşlarının üstlenmiş olduğu her türlü yardım faaliyetlerini ifade etmiş oluruz. Yaşlılıktan, hastalıktan, sakatlıktan dolayı çalışamayan; meşru herhangi bir nedenle geçimlerini sağlayamayan insanların aç açık kalmaması, yaşamlarını insan gibi sürdürebilmeleri için yapılan organizasyonların hepsi Osmanlıda hayır faaliyetlerinin kapsamındadır. Gelişmişliğiyle övündüğümüz bu çağda bizde ve başka birçok ülkede açlıktan, açıklıktan, barınaksızlıktan ölen insanlara sık sık rastlanırken, Osmanlı buna meydan vermemiştir. Daha da önemlisi, Osmanlının hayır faaliyetleri sadece insanları değil, hayvanları, ağaçları koruyup kollamayı bile kapsar. Osmanlının bu kapsamlı iyilik ve yardım eğiliminin temelinde İslam’ın bu alandaki buyrukları ve tavsiyeleri yatmaktadır.

Osmanlıda hayır işlerini konu edinen insanın, anlatmaya nereden başlayacağını kestirmesi kolay değildir. Çünkü Osmanlı, birçok alanda çok çeşitli hayır faaliyetlerinde bulunmuştur. Bunların en kapsamlı olanları da vakıflardır. Vakıflar, Osmanlıların meydana getirdiği, aynı ölçekte aynı yoğunlukta başka hiçbir ülkede benzeri olmayan kurumlardır. Osmanlıda vakıf yapmanın amacına sınır yoktur. İyi, güzel, yararlı her şey için vakıf oluşturmuşlardır. “Vakıf, özel şahısların sahip olduğu bir malın, bir servetin gelirinin belirli şartlar çerçevesinde, zaman sınırlaması olmaksızın bir amaca tahsis edilmesidir.” Vakıf yapan için temel motif, esas beklenti Allah rızasıdır. Yoksul gençlerin tahsil yapabilmeleri; mekteplerin, medreselerin, ibadethanelerin işletme ve bakım giderleri, görevlilerinin maaşlarının ödenmesi; imaretlerin (fakirlere bedava yemek dağıtılan mutfaklar) masraflarının karşılanması; çeşmeler, sebiller, yollar, köprüler inşası vb. konularda sayısız vakıf yapılmıştır. Bütün bunların yanında, dünyada bir örneği görülemeyecek vakıflar vücuda getirilmiştir. Sözünü edeceğimiz bu vakıflar; Osmanlıda engin bir şefkat ve merhametin, sınırsız bir sevginin, gerçek bir doğa dostluğunun şahitleridir. Biz burada bu anlamda vakıflardan bir fikir vermek için sadece birkaç örnek sunacağız.

Evlilik çağına gelmiş yoksul, kimsesiz kızların evlilik masraflarını karşılamaları ve çeyiz edinmeleri; kış aylarında çok kar yağıp bütün karaları kapladığında gökyüzünde uçan zavallı kuşların açlıktan ölmemeleri; ağaçların ve yeşil alanların susuzluktan kurumamaları için sulanmaları ve bakımları gibi akla hayale gelmeyen birçok amaç için vakıf yapılmıştır. Comte De Bonneval, “Türkler, canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler.” diyor.

Osmanlının eleştirilecek, ders alınacak birçok yanlışı olmuştur. Fakat onun fakir fukarayı kollama duyarlılığı; her varlığa, her yaratığa sevgi, şefkat ve adaletle yaklaşma konusundaki titizliliği; gayrimüslimlere bile şamil olan iyilik ve yardım anlayışı tartışmasızdır.

Kemal Tahir, Osmanlının kaba ve maddi Batı medeniyeti karşısındaki mağlubiyetini, onun inceliğine, zarafetine bağlamıştır. Kemal Tahir, herhangi bir mecliste Osmanlıyı idealize ettiğinde, “Madem öyle, niçin Avrupa karşısında dayanamadı, parçalanıp yok oldu?” diyenlere verdiği cevap çok anlamlıdır: “İster sürahi taşa çarpsın ister taş sürahiye, sonunda zarar görecek olan sürahidir.”

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.