enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:05 Kuraklık nedeniyle nükleer santrallerde çalışmayı durduran ülke sayısı artıyor. Avrupa’da nükleer krizi: Türkiye çare olabilir
00:05 TBMM’de kabul edilen Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklikte, ‘Minguzzi Yasası’nda neler var?
00:04 Mekke Paktı: İran Medyasında Yeni Bölgesel Güvenlik Düzenine Bakış
00:04 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Başbakanı Christian Stocker ile ortak basın açıklaması yaptı.
00:03 10 yıllık firarın ardından yakalanan ve tutuklanan FETÖ’cü terörist Burkay Karatepe’nin ablası tutuklandı
00:02 ASELSAN, Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazını devreye alıyor: Askerî çip ve Radar üretimi
00:01 AK Parti Sözcüsü Çelik: “Cumhurbaşkanımız Türkiye’deki pek çok tartışmayı sona erdirdi.”
00:00 Merhum Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesini kabul eden Adalet Bakanı Akın Gürlek: “Bu cinayeti çözmek boynumuzu borcu”
23:56 Terörsüz Türkiye için tarihi düzenleme Meclis’ten geçti
17:44 TFF’nin Zam Kararına Türkiye Ayaklandı, Kocaeli Sessiz: Amatör Futbola Kim Sahip Çıkacak?
16:54 Fetö Direniyor!
08:47 İletişim Başkanlığınca, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na özel Ankara ve İstanbul’un simgesel noktalarında iletişim kampanyası
08:36 Terörsüz Türkiye hedefinde sona yaklaşılıyor. Kanun Teklifi, bugün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek.
00:43 Bakan Gürlek’ten ‘Terörsüz Türkiye’ Mesajı: “Örgüt Tamamen Kendini Fes edecek. Silahları Bırakacak. Mağaraları Boşaltacak”
00:42 Yeni bir dönem başlıyor: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması neden önemli?
00:39 Kocaeli (UHA) Bürosu: Amatör Futbol Can Çekişiyor: TFF’nin Zam Bombardımanı Gençliğin ve Sporun Geleceğini Tehdit Ediyor…
00:36 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Balıkesir’de geçen yıl meydana gelen depremlerin ardından305 konut ve 1 iş yeri, yarın sahiplerine teslim edilecek
00:35 Batı Akdeniz’de Yeni Jeopolitik Rekabet: Ceuta Krizi Ne Söylüyor?
00:28 Türk enerji filosunun 7’nci nesil derin deniz sondaj gemilesi Abdülhamid Han, 4 yıldır “mavi vatan”da başarıyla görev yapıyor.
00:27 COP31’de Türkiye-Afrika İklim İş Birliği: Sektörel Öncelikler
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Ortadoğu’nun SYKES-PİCOT anı Yeniden mi Yazılıyor?

Ortadoğu’nun SYKES-PİCOT anı Yeniden mi Yazılıyor?
5 Ağustos 2026
14
A+
A-

Terörizm, Güvenlik ve İstihbarat Araştırmacısı|Akademi & Bürokrasi | TBMM |Haber Spikeri | Siyaset Bilimi Uzmanı| Gazeteci | Yazar | TV Yorumcusu Kadriye ŞAHİN, kaleme aldığı “Ortadoğu’nun SYKES-PİCOT anı Yeniden mi Yazılıyor?” başlıklı yazısında, 1916 yılında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’nın, yalnızca Osmanlı coğrafyasını cetvelle bölen bir paylaşım planı olmadığına dikkat çekiyor..

(UHA) International News Agency

KADRİYE ŞAHİN

Gazeteci-Yazar* Kadriye ŞAHİN

1916 yılında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, yalnızca Osmanlı coğrafyasını cetvelle bölen bir paylaşım planı değildi. Aynı zamanda bir yüzyıl boyunca Ortadoğu’nun kaderini belirleyen jeopolitik zihniyetin de adıydı. Haritalar değişti, rejimler yıkıldı, darbeler yaşandı, milyonlarca insan yerinden edildi; fakat büyük güçlerin bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etme refleksi hiç değişmedi.

Reklam

Bugün ise önümüzde duran soru oldukça çarpıcı:

Ortadoğu yeni bir Sykes-Picot sürecinin eşiğinde mi?

Son aylarda yaşanan gelişmelere baktığımızda bu soruyu romantik bir tarih benzetmesi olarak görmek mümkün değil. Çünkü sahada yaşananlar, sınırların değilse bile güç dengelerinin yeniden çizildiğini gösteriyor.

Reklam

Gazze hâlâ bölgenin en büyük insani trajedisi olmaya devam ediyor. İsrail’in güvenlik eksenli politikaları, Filistin meselesini uluslararası hukukun sınırlarından çıkarıp bölgesel güç mücadelesinin merkezine taşıdı. Buna paralel olarak İran ile ABD arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji güvenliği açısından yeniden kırılgan bir hatta dönüşmesi ve Körfez’deki askeri hareketlilik, Ortadoğu’nun artık yalnızca bölgesel aktörlerin değil küresel güç rekabetinin de açık sahası olduğunu gösteriyor. Son günlerde karşılıklı saldırılar, deniz ticaretine yönelik tehditler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar bu kırılganlığı daha da artırıyor.

Ancak dikkat çeken asıl gelişme Suriye dosyasında yaşanıyor.

Uzun yıllar iç savaşın yıkımıyla anılan Suriye, bugün yeniden uluslararası diplomasinin merkezinde yer alıyor. Yeni yönetimin uluslararası meşruiyet arayışları, Batı ile kurduğu temkinli temaslar ve ülkenin yeniden inşası üzerine yürütülen diplomasi, Suriye’nin yalnızca iç politikası açısından değil, Lübnan’dan Irak’a kadar uzanan güvenlik denkleminde de belirleyici hale geldiğini gösteriyor. ABD’nin, İsrail-Lübnan hattındaki güvenlik tartışmalarında Suriye’yi yeniden hesaba katması bunun en somut örneklerinden biri.

İşte tam bu noktada şu gerçeği görmek gerekiyor:

Bugün konuşulan şey haritaların cetvelle yeniden çizilmesi değildir.

Konuşulan; etki alanlarının, enerji koridorlarının, askeri üslerin, ticaret yollarının ve güvenlik mimarisinin yeniden paylaşılmasıdır.

Yani artık klasik anlamda sınırlar değil, nüfuz bölgeleri yeniden tanımlanıyor.

Türkiye açısından tablo daha da önemlidir.

Ankara son on yılda yalnızca sınır güvenliğiyle ilgilenen bir ülke olmaktan çıktı. Suriye’den Kafkasya’ya, Karadeniz’den Körfez’e kadar uzanan geniş jeopolitik hatta aktif diplomasi yürüten bir aktöre dönüştü. Bu durum Türkiye’yi yalnızca gelişmeleri izleyen değil, gelişmelerin şekillenmesinde söz sahibi olan ülkelerden biri haline getiriyor.

Fakat tam da bu nedenle Türkiye’nin önündeki en büyük risk, büyük güçlerin yeni denge arayışlarında bir “denge unsuru” olarak görülmesi kadar, yeni gerilimlerin de doğal muhatabı hâline gelmesidir.

Ortadoğu’nun bugünkü fotoğrafina baktığımızda aslında üç büyük mücadele aynı anda yaşanıyor.

Birincisi enerji yollarının kontrolü…

İkincisi güvenlik mimarisinin yeniden kurulması… Üçüncüsü ise bölgesel liderlik rekabeti.

İran, İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri artık yalnızca kendi ulusal güvenliklerini değil, kurulacak yeni bölgesel düzen içerisindeki yerlerini de belirlemeye çalışıyor.

Bu nedenle yaşananları yalnızca Gazze savaşı, İran-İsrail gerilimi ya da Suriye’nin yeniden inşası olarak okumak eksik kalacaktır.

Asıl mücadele, savaş sonrasının Ortadoğu’sunu kimin şekillendireceği üzerinedir. Tarih bize önemli bir ders veriyor.

Sykes-Picot masasında bölge halkları yoktu.

Bugün ise bölge ülkeleri masanın dışında kalmak istemiyor.

Belki de bu nedenle 2026’nın Ortadoğu’su, 1916’nın kopyası olmayacak. Ama yöntem değişse bile güç mücadelesinin özü değişmiyor.

Haritalar artık cetvelle çizilmiyor.

Haritalar; enerji anlaşmalarıyla, askeri üslerle, vekâlet savaşlarıyla, ekonomik yaptırımlarla ve diplomatik pazarlıklarla yeniden şekilleniyor.

İşte bu yüzden bugün yaşananları yalnızca sıcak çatışmalar üzerinden okumak büyük bir yanılgıdır.

Çünkü Ortadoğu’nda savaşlar çoğu zaman sonuç değildir. Yeni düzenin habercisidir.

Ve görünen o ki, yeni düzenin ilk satırları çoktan yazılmaya başlandı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.