enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,5013
EURO
11,0481
ALTIN
548,60
BIST
1.519
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Pazar Sağanak Yağışlı
18°C

Müzik Terapi Nedir?

Müzik Terapi Nedir?
16.02.2019
0
A+
A-

UHA Haber / Uluslararası Haber Ajansı olarak, 2018 yılında İzmir’in Bergama İlçesi’nde düzenlenen Müzik Terapi Kampı’na devetli olarak katılmıştım. Bu süreçte Müzik Terapi, Türkiye’de yavaş yavaş kendinden bahsettirmeye başladı.

Bir yıl gibi kısa bir sürede daha fazla yol alan, Geleneksel ve Tamamalayıcı Tıp alanlarından Müzik Terapi’nin, toplumda uygulanabilirliği açısından açılan kurslar ve mezunları ile görünürlülüğü artmaktadır. Adeta destek tedavi misyonerleri Türkiye’nin dört bir yanına yayılmaktadırlar. Gelecekte daha kapsamlı ve toplumun her alanında karşımıza çıkacağını düşündüğüm bu alan hakkında bir bilgilendirme yazısı hazırlamak istedik.

Değerli okurlarım, bu yazımda Müzik Terapi nedir? Türkiye’de ki uygulanabilirliği, eğitimi, sağlıkta kullanılabilirliği ve muhatap resmi kurumları nerelerdir? Konusunu işleyeceğim.

Müzik Terapi’nin Türkiye’de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp’ta ki Yeri Neresi dir?

Dünya’da çeşitli sebeplerle, gelişmişlik düzeyinde ki artışla göreceli olarak insan yaşam kalitesi artmıştır. En azından Türkiye’de bunu gözlemlemekteyiz. Ancak genel olarak yaşama kalitesi ve hayatta kalma yaşı artmasına rağmen, ruhsal ve fiziksel bir çok konuda insanoğlu ”yeni dünya hastalıklarıyla” karşılaşmaktadır.

Özellikle Sanayi Devrimi’nin yaşanması, insanların daha çok şehirlerde yaşaması, bilim ve teknolojinin (bazı yerlerde dolaylıda olsa) hayatımızın her alanına girmesi, dünyada yaşanan bir çok olayın, savaşın insanoğlu üzerindeki görünür ve belleğinde ki travmalarında yer aldığı aşikardır.

21. yüzyılın yarısından sonra hastalık çeşitleri bilimin artmasıyla keşfedilmiş, çeşitli sebeplerle cerayan eden bu hastalıkların tedavisinde bilim ve teknoloji oldukça yararlı ve kalıcı çözümler üretmeye başlamıştır. Örneğin; 1900’lü yılların başında kızamık, veba, memenjit, sıtma gibi hastalıklardan bir çok insan hayatını kaybederken, günümüzde sağlık alanında yapılan çalışmalarla en azından ülkemizde yok denecek kadar azalmıştır hatta yoktur. Bazı alanlarda ise tedavinin yetersiz ve çözüm bulamadığı veya bulduğu ama desteklenmesi gerektiği durumlarda eski gelenekler ve bilim dalları, kadim bilgiler, gün yüzüne çıkmaya başlamış ve koordineli olarak harmanlanarak resmi onaylı ve uygulanabilirliği ispatlanmış şekilde yararlanıcısına hizmet eder olmuştur.

Müzik Terapi’nin Türkiye’de Uygulanabilirliği ve Muhatap Kurumlar;

İşte bunlardan bir tanesi de Müzik Terapi’dir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı 2014 yılında 6569 sayılı kanunla Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nı TÜSEB kurmuştur. Bunlardan birtanesi de Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü’dür.

Enstitü Başkan Vekilliği’ni Prof. Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım yürütmektedir.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü çatısı altında; Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı hizmete girmiştir. Genel Müdürlüğü’nü Prof. Dr. Ahmet Tekin, Daire Başkanlığı’nı da Dr. Mehmet Zafer Kalaycı yürütmektedir. Daire Başkanlığı altında Uygulama Merkezleri ve GETAT Eğitim Merkezleri mevcuttur. GETAT Eğitim Merkezleri için çeşitli üniversitelere görevlerler verilmiş; bunlardan Müzik Terapi alanında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi GETAT Eğitim Merkezi, İstanbul Medipol Üniversitesi GETAT Eğitim Merkezi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Eğitim Merkezi akrediteli olarak bu eğitimi vermeye yetkili kılınmıştır.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi 16/10/2015 tarihli makam onayı ile kurulmuştur. 16/06/2016 tarihli ve 29744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve bağlık kuruluşlarına ait Sağlık Tesisleri ve üniversitelere ait ilgili birimlerin birlikte kullanımı ve işbirliği usul ve esasları hakkında yönetmelik hükümlerine göre Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Eğitimleri, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’na bağlı sağlık tesislerinde yürütülmektedir.

Elimi Bırakmaİstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Eğitim Merkezi’nde şimdilerde üçüncüsü düzenlenen ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi GETAT Eğitim Merkezi’nde hali hazırda ilki düzenlenen, Uygulamalı Müzik Terapi Eğitimi Kursu’nun Eğitim Organizatörlüğü’nü, Dr. Sedat Yıldız gerçekleştirmektedir.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi

Müzik Terapi Alanı’nda en önemli Eğitim Merkezleri’nden, SBÜ Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp AUM görevini şu şekilde açıklamış; ”Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı, izahı yapılabilen veya yapılamayan bilgi, beceri ve uygulamaların bütünüdür. Modern Tıp’bı destekleyici ve tamamlayıcı yöntemlerdir.”

Aynı zamanda hedefleri arasında; ”Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulaması Polikliniği’ne başvuran hastalara Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği endikasyonlar esas alınarak hasta mahremiyeti ve rızası gözetilerek, Modern Tıp’ba göre belirlenen mevcut tedavisini aksatmadan yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken ayırt etmeksizin bütüncül hizmet sunmak” bulunmaktadır.

GETAT Merkezler Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yaser Müslümanoğlu, GETAT Merkezler Eğitim Koordinatörü ise Dr. Kanat Tayfun’dur.

Aynı zamanda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi; tıbbın, İbn-i Sina gibi atalarının doğduğu topraklarda, unutulan geleneksel metodlarla, modern metodların harmanladığı İntegratif Tıp Prensipleri ile çalışan akademik ve klinik alanlarda faaliyet gösteren merkezlerin kurulmasında kamuya öncülük yapmıştır.

Üniversite bünyesinde 7 farklı şehirde 12 tane hastanede GETAT Merkezleri bulunmaktadır. Bunlardan bir taneside İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Merkezi’dir. Bu merkezde Müzik Terapi alanında yoğun çalışmalar ve eğitimler yapılmaktadır.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi

Müzik Terapi Alanı’nda bir diğer önemli Eğitim Merkezleri’nden Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nin kuruluş amacında; ”kişisel ve mesleki etik ilkelerini benimsemiş, alanındaki gelişmeleri izleyip katkıda bulunan, tanı ve tedavi yaklaşımlarını üst düzeyde uygulayan sağlık profesyonelleri yetiştirmek; Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp yöntemlerini, bu profesyoneller tarafından güvenli ortamlarda etik değerlerden ödün vermeden, halkın sağlığının korunması ve tedavi edilmesi amacıyla uygulayan, güvenilir ürün temin eden, üreten, araştıran ve güvenilir standartlarda hizmet sunan, öncü bir merkez olmaktır” diye belirtmiş. GETAT Merkez Müdürü Prof. Dr. Salih MOLLAHALİLOĞLU’dur.

Hem SBÜ İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi hem de Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi GETAT Eğitim Merkezleri’nde düzenlenen Müzik Terapi Eğitimleri’nin Proğram Koordinatörlüğü’nü ve Tıp Alanı Eğitmenliği’ni Dr. Ayla Aksoy Güneri, Müzik Alan Eğitmenliği’ni de, Müzik Terapisti Cem Güneri yapmaktadır.

Azerbaycan’lı Müzikolog Dr. Zuleyha Abdullayeva’da hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da Müzik Terapi alanıyla ilgili eğitimler, seminerler vermektedir. Müzikolog eşiyle beraber Selçuk’ta yaşayan ve alanında Azerbaycan’da tanınmış bir eğitmen olan Abdullayeva, çeşitli müzik disiplinlerini sistemleştirip ruhsal terapilerinde kullanmaktadır.

Ülkemizde Müzik Terapi, kendi alanında uzman bir hekim, sağlık meslek mensubu ve müzik meslek mensubunun, Sağlık Bakanlığı’nın yetkilendirdiği eğitim merkezlerinde, uygulamalı Müzik Terapi Eğitimi’ni aldıktan sonra, başarılı olduğu bir sınav sonrası müzik terapi uygulama yetkisi alarak, ‘Müzik Terapisti’ ünvanıyla, hem sağlık hem de müzik alanının bir arada harmanlandığı, multidisipliner kanıta dayalı, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemi olarak karşımıza çıkmakta ve uygulanabilmektedir.

Müzik Terapi nedir?

Bireylerin, fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarının karşılanmasında, müzik ve müzik uygulamalarının, profesyoneller aracılığı ile kullanıldığı bir uzmanlık dalıdır.

Müzik Terapi, pek çok alanda uygulanabilecek, geniş skalalı bir psikoterapi yöntemidir. Hasta bireylere uygulanabileceği gibi, sağlıklı bireylere de, ruhsal ve bedensel sağlıklarını koruma amacıyla, anne karnından, yaşlılığa, hayatın her evresinde uygulanabilmektedir.

Müzik terapi, sanatsal ve ruha hoş gelen yanı bir tarafa en eski tedavi yöntemlerinden biri olup, çeşitli kültürlerde hastaları tedavi etmek amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.

Eski zamanlardan günümüze kadar gelen ve gelişmekte olan bir terapi yöntemi olmuş, kısa zamanda tüm dünyada kabul gören, kanıta dayalı klinik çalışmalarla geliştirilen, bir bilim dalı haline gelmiştir.


Bilinen Eski Orta Asya Türkleri’nde, Şaman Gelenekleri’nden başlayıp, Anadolu Coğrafyası’ndan, Selçuklulara ve Osmanlılara kadar uzanan köklü bir Müzik Terapi geçmişi vardır.

Anadolu’nun dört bir yanında kurulmuş olan, “Şifahaneler de” başta ruhsal hastalıklar olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde, yüzyıllar boyu yardımcı bir yöntem olarak başarı ile kullanılmıştır. Türk ve İslam Kültürü’nde, bu alana ilişkin, büyük bir birikim ve kadim bilgilerin olduğunu söyleyebiliriz.

Günümüzde de Müzik Terapi’nin kullanım alanı oldukça geniştir. Nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri, pediatri vb. gibi klinik alanlarda ve özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyonu ve tedavilerinde, tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır.


Yapılan araştırmalarda müziğin, ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron vb. gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum hızı, kalp ritmi gibi fizyolojik işlevlerinde değişiklikler yarattığı, düzenlediği ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı gözlenmiştir.

Pediatrik yaş gurubu hastalıklarından DEHB, otizmde; İnme (felç), Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı gibi ileri yaş dönemi hastalıklarında , dil ve konuşma bozuklukları, MS gibi kronik nörolojik hastalıklarda; akut ve kronik ağrıda; panik atak, anksiyete, sosyal fobiler, depresyon, kişilik bozuklukları, zeka geriliğinde öğrenmenin kolaylaştırılmasında, şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda müzik terapinin yararlı olduğunu ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma mevcuttur.

Ayrıca yenidoğan ve erişkin yoğun bakım ünitelerinde hem ortamdaki gürültü kirliliğini hafifletmek hem de hastalardaki kaygıyı azaltmak amacıyla, ayrıca ameliyathanelerde gerek doğum eylemi sırasında gerekse diğer operasyonlar öncesindeki kaygı ve operasyon sonrasında oluşan ağrıyı azaltmak için müzik terapi uygulanabilir.

Müzik Terapi’nin destek sağladığı başka bir hastalık grubu da kanserdir. Kanser hastalarında ortaya çıkan ağrı, kaygı, depresyon ve ilaç yan etkilerini azaltmada ve diğer tüm hastalıklarda, hastanın tedaviye uyumunu artırma, sosyal ilişkilerini ve kendi kendine yetebilme özelliğini geliştirmesini sağlayarak, gündelik yaşama katılımında, rehabilitasyon süreçlerini destekleyen bir role sahiptir.

Müzik Terapi bir danışan veya danışan grupla müziğin, insan sesinin ve/veya birtakım bedensel hareketlerin (dans, ritmik beden vuruşları vs.), uygun ortamda, karşılıklı olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilir. Çalışma esnasında terapi uygulayıcısı ve danışan, karşılıklı etkileşim içindedir.

Terapide amaç, danışanda ortaya çıkan anlık tepkilerin, terapötik etkilerle yönlendirilmesi ve kullanılmasıdır. Motor beceriler, duygusal ve gözle görülen gelişimin sağlanması için; uygulayıcı, danışanların ihtiyacına, kişisel, sosyolojik ve kültürel yatkınlıklarına göre planlanan seanslarda, müzikal yardımla, olumlu davranış ve değişiklikler yaratmayı ve bedensel, ruhsal duruma olumlu katkıda bulunmayı amaçlar.

İnsanların müzik yapmayı bir davranış olarak görmeleri ve iletişimde müzikten yararlanmaları neredeyse 200-250 bin yıl önce yaşamış olan ilk Neandertallere kadar uzanmakta olduğu belirtilmektedir.

Müzik, beyin ilişkilerini ele alan araştırmalar, müzikle bu kadar köklü bağlantısı olan insan beyninin karmaşık müzik işlemlerini yaparken hemen hemen tümüyle aktif halde olduğunu gösterir.

İçinde bulunduğu kültüre özgü dili anlama ve konuşma becerisini edinmeye doğal olarak hazır olan beynin, müziği anlamaya ve üretmeye de doğal olarak hazır olduğu kabul edilmektedir. Beyinin, müzik işlemleri için özelleşmiş nörolojik yapılara sahip olduğu bilinmektedir.

Her çeşit müziğe karşı duyarlı olan beynimiz; kendi kültürüne ait müziğe maruz kalma, düzenli ve seçerek dinleme ya da aktif olarak müzik yapma tarzında deneyimlenen müziklerin beyindeki etkileşimi son derece belirgindir. Bu nedenle, müzik dinlemek veya müzik yapmak, çoklu duyusal ve motor beyin sinirlerini harekete geçiren ve işlevsel bakımdan birbiriyle ilgili beyin bölümleri arasındaki bağlantıları geliştiren çok güçlü eylemlerdir.

Beynin işlevsel görüntüleme çalışmaları; müzik dinlemek, şarkı söylemek, çalgı çalmak gibi müzikle ilgili tüm eylemlerin beyinde hareket, algı, dikkat, bellek, duygu-durum gibi müzik dışı birçok diğer işlevle yakın bir etkileşim içinde gerçekleştiğini kanıtlamaktadır. Bu nedenle; uzun süreli, uygun ve etkili bir şekilde tekrarlanan müziksel çalışmalar, beyindeki nöronal bağlantıları yeniden düzenleyebilir.

Sözel iletişimde vurgu, şiddet ve ses perdesindeki iniş ve çıkışlar gibi özelliklerin oluşturduğu konuşma ezgisi, konuşmanın anlamını doğrudan etkiler. Mutluluk, hüzün, kızgınlık ya da korku kaynaklı duyguları yansıtan konuşmaların birbirinden oldukça farklı melodik özellikler içerdiği bilinir.

Müzik işlemlerini yaparken de birçok sinir devresini ortak kullanan beyin, konuşmanın ve müziğin özellikle duygu-durumsal boyutlarını algılarken farklı ve yalnızca müziğe özgü işlemler de yapmaktadır.

Yalnızca müzik dinlerken ya da müzik yaparken ortaya çıkan, tempo tutmak, dans ve benzeri hareketler yapmak, hüzünlenmek, sevinmek gibi insan davranışları da müziğin biyolojik temellere sahip olduğunu ve müziğe özgü beyin şebekelerinin varlığını gösteren araştırmaları desteklemektedir.

Haber: Veysel Kavrayan

Eğitimci-Gazeteci-Yazar

 İSTANBUL, UHA HABER

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.