İzmir (UHA) Bürosu: İzmir Ticaret Odası Meclisi Başkan Selami Özpoyraz, “Hürmüz Boğazı ve çevresindeki kritik altyapının hedef alınmasıyla farklı bir boyut kazanmış durumda”
* İzmir Ticaret Odası Meclisi Başkan Selami Özpoyraz başkanlığında düzenlenen Odanın Temmuz Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis, Yüksek İstişare Kurulu ve Disiplin Kurulu üyelerimizin katılımıyla gerçekleştirildi.
UHA / International News Agency
Gazeteci* Gül KABACAOĞLU

İZMİR, 03 AĞUSTOS 2026 – İzmir Ticaret Odası Meclisi Başkan Selami Özpoyraz başkanlığında düzenlenen Odanın Temmuz Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis, Yüksek İstişare Kurulu ve Disiplin Kurulu üyelerimizin katılımıyla gerçekleştirildi.
UHA / International News Agency’n haberine göre, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, konuşmasında Bankaların faiz uygulamalarına değinerek şunları söyledi:

“Bankalarımızın kredi limitlerini kullandırırken zorluk çıkarmaması, piyasadaki tahsilat sıkıntısını önemli ölçüde giderecektir. Bununla birlikte, faizler arttığı zaman bunu kredi faizine hızlıca yansıtan Bankalarımızdan, faizler düştüğü zaman da aynı hızda aksiyon almalarını bekliyoruz. Faiz yüküne ilave olarak komisyonlar, kredi tahsis ücretleri, sigorta giderleri ve diğer bankacılık maliyetlerinin azaltılmasının da firmalarımızın finansman yükünü hafifleteceğini düşünüyoruz”.
KISA VADELİ ŞOKLAR YERİNE UZUN VADELİ YAPISAL DÖNÜŞÜM ÖNE ÇIKIYOR
Küresel ekonomideki gelişmelere değinerek sözlerine başlayan Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener, “ABD-İran arasında yeniden tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki kritik altyapının hedef alınmasıyla farklı bir boyut kazanmış durumda. Bu çerçevede, global ekonomiyi etkileyebilecek birkaç önemli dönüşümün yaşandığını gözlemliyoruz. Birincisi, kısa vadeli şoklar yerine uzun vadeli yapısal dönüşüm öne çıkıyor. Dolayısıyla ülkeler; enerji güvenliği ile kritik altyapı ve savunma kapasitesine daha fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor. Bu gelişme, ekonomik rekabetin artık yalnızca maliyet ve verimlilikle değil, dayanıklılık (resilience) ve stratejik güvenlikle de şekillendiğini gösteriyor. İkincisi, Orta Koridor’un stratejik önemi belirgin şekilde artıyor. Hürmüz ve Süveyş gibi deniz yollarındaki kırılganlık nedeniyle Avrasya taşımacılığında Hazar geçişli Orta Koridor’a daha fazla ağırlık verilmesi bekleniyor. Bu durumun, ülkemizin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirmesi için ulaştırma altyapısı, gümrük süreçleri ve demiryolu bağlantılarının hızla geliştirilmesi gerekiyor” dedi.
ANKARA ZİRVESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR EKONOMİK FIRSAT
Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesiyle ülkemizin küresel ölçekte önem taşıyan bir organizasyona başarıyla ev sahipliği yaptığına değinen Özgener, “Zirve kararlarının savunma sanayii çerçevesinde daha geniş bir üretim ve tedarik ekosisteminin oluşmasını destekleyeceğine inanıyoruz. Bu anlamda; Ankara Zirvesi Kararlarının ülkemiz bakımından önemli bir ekonomik fırsat alanı yarattığını ifade etmek istiyorum. Zirvede yapay zekâ, insansız sistemler, siber güvenlik, uzay teknolojileri ve ortak “savaş bulutu” altyapısı öne çıktı. Savunma alanında geliştirilen bu teknolojilerin zamanla haberleşme, lojistik, uydu sistemleri, afet yönetimi ve kritik altyapı güvenliği gibi sivil alanlara da önemli katkılar sağlayacağını öngörüyoruz. Bu dönüşümün, uzun vadede teknolojik kapasiteyi ve ekonomik verimliliği artırması için, üniversite-sanayi iş birliği ile savunma teknolojilerinin sivil kullanıma aktarılmasını destekleyen politikalar büyük önem taşıyacaktır” diye konuştu.
MEVCUT EKONOMİ PROGRAMININ DEVAMLILIĞI BELİRLEYİCİ OLARAK
Kısa vadede savaşın, uzun vadede ise, yeni jeopolitik dönem ve yapay zekanın ülkemiz ekonomisini etkileyeceğini belirten Özgener, “Bu süreçte, NATO ve AB güvenliği, savunma sanayisi ve enerji koridorlarının destekleyici bir rol üstlenebileceğini; enflasyonla mücadele ve mevcut ekonomi programının devamlılığının ise belirleyici olacağını değerlendiriyoruz. Bu şartlar altında; finansmana ve nitelikli istihdama erişim, yüksek maliyetlerin şirketlerimizi zorlaması gibi, iş dünyamızın akut beklentilerine çözümler geliştirilmesi gereken bir dönemden geçtiğimizi düşünüyoruz” dedi.
FİRMALAR AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR
Ülke ekonomisini rakamlarla analiz eden Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Pek çok farklı platformda, dezenflasyon programının gerekli olduğunu; ancak programın maliyetlerinin sektörler ve farklı ölçekteki işletmeler arasında eşit dağılmadığını vurguladım. Program üçüncü yılını tamamlarken bazı sektörlerde durgunluk ve istihdam kayıpları daha görünür hâle geliyor.
Bununla birlikte, kredi maliyetlerinin yüksekliği ve finansmana erişimin kısıtlı olması uzun zamandır hepimizin malumu. İşletmelerimizin gündeminde, yapacakları yatırımlar ya da büyüme planları yerine, ayakta kalma mücadelesi var. Firmalarımız borçlarını ödeyememenin yanı sıra mevcut kredi limitlerini de kullanamıyor.
Her zaman ifade ettiğim gibi, elbette ekonomideki bu süreci de hep birlikte atlatacağız. Tüm dünya değişen jeopolitik ve ekonomik koşullara göre yeniden şekillenirken, ülkemizin teknoloji ve sanayi rekabet gücünü merkeze alan bir ekonomi politikası geliştirerek, potansiyelini ortaya koyacağına inanıyoruz”
YORGANCILAR’A VEDA
Yeni dönemde aday olmayacağını açıklayan Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar’a teşekkür ederek sözlerini sonlandıran Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener,“İzmir Ticaret Odası Başkanlığı görevini üstlendiğim günden itibaren de bu dostluk, kurumlarımız arasındaki iş birliğine güç kattı. Aynı hedefe inandık; İzmir’in ve ülkemizin kazanmasına inandık. Hiçbir zaman “kim öne çıksın” diye düşünmedik; hep “İzmir ve ülkemiz nasıl daha ileri gider” sorusunun peşinden koştuk. Zaman zaman farklı düşündüğümüz konular elbette oldu. Ama birbirimizi dinlemeyi, ortak akılda buluşmayı ve her zaman şehrimizin ortak menfaatlerinde birleşmeyi başardık.
Ender Başkan, sadece başarılı bir oda başkanı olmadı. Şehrimizin ortak aklına güç veren, kurumlarımız arasında güven ve dayanışma kültürünü büyüten, üretimin, yatırımın ve birlikte hareket etme anlayışının en güçlü temsilcilerinden biri oldu. İzmir’in ekonomik ve sosyal gelişimine olduğu kadar, ülkemizin üretim gücüne ve iş dünyasının gelişimine de çok değerli katkılar sundu. Bu şehre ve ülkemize bıraktığı izler, üstlendiği görevden çok daha uzun yıllar yaşamaya devam edecektir” dedi.