enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:53 ABD SDG’den Neden Vazgeçti
11:08 Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde (KOGACE) Başkanlık Görev Değişimi
07:04 ABD-Ukrayna-Rusya Üçlü Müzakereleri Devam Edecek
00:16 Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı
00:11 ICE’a Tepki Büyüyor
00:10 TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, “Türk hukukuna göre Türkiye’de otel ve tur pazarlamak seyahat acentalarının işi”
00:09 ‘Kürtlere Karşısınız’ Söylemi Neye Hizmet Ediyor?
00:08 “Habib-i Neccar”ın böyle dimdik ayakta olduğunu görenler Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne kalben inanıyor”
00:05 Katil, soykırımcı, terör örgütü ve lanetli İsrail’e, Türkiye ve 7 ülkeden kınama
00:04 Kocaeli’n ‘Körfezray Metro Projesi’nde saha çalışmaları planlanan takvime göre hızla devam ediyor…
00:04 ABD’de Politik Çekişmeler ve Ermeni Diasporasının Etkisi: Dr. Mehmet Öz örneği
14:42 Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan ve Mısır sınırında yer alan Refah Sınır Kapısı’nın “deneme” amaçlı açıldığı duyuruldu…
06:53 Uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler’in “Vicdani ve Alaki” sorumlulukları
06:39 Bakanı Kacır, “KOSGEB Acil Destek Kredi Programı kapsamında 2 bin 120 KOBİ’ye 1,9 milyar lira kredi sağlandı”
06:35 UHA / İnternational News Agency’n kısa kısa ‘Yurttan ve Dünyadan’ Kahvaltı Haberleri
06:27 ABD, İran’a Askeri Operasyona mı Hazırlanıyor?
05:05 İletişim Başkanı Duran: TRT, Türkiye’nin hakikatini ve değerlerini temsil ediyor
04:34 DEVA Partisi’nden Suriye Açıklaması: “Suriye’de en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödemekte”
00:39 “Kendimize güvenirsek her şeyi başarabiliriz”
00:36 Karabağ’da kalan Ermenilerin nakli ve tahrike yönelik propagandalar
TÜMÜNÜ GÖSTER →

İstikrarın Önemi

İstikrarın Önemi
6 Eylül 2024
21
A+
A-

Birkaç hafta önce Bloomberg, Türkiye’yi G-20 ülkeleri arasında “şiddetli siyasi çalkantıların yaşanma olasılığı en yüksek ülke” olarak gösterdi. Bu olasılık, ABD’de yüzde 3, Rusya’da yüzde 4 iken, Türkiye’de yüzde 6 olarak belirtildi. Analizin yayınlanmasının ardından, yine daha öncekilerde olduğu gibi, toplumsal fay hatlarını harekete geçirmeyi amaçlayan iç cephede gedik açmaya dönük bir çok girişim devreye sokuldu.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

Birkaç hafta önce  Bloomberg, Türkiye’yi G-20 ülkeleri arasında ” şiddetli siyasi çalkantıların yaşanma olasılığı en yüksek ülke” olarak gösterdi. Bu olasılık, ABD’de yüzde 3, Rusya’da yüzde 4 iken, Türkiye’de yüzde 6 olarak belirtildi. Analizin yayınlanmasının ardından, yine daha öncekilerde olduğu gibi,  toplumsal  fay hatlarını harekete geçirmeyi amaçlayan  iç cephede gedik açmaya dönük bir çok girişim devreye sokuldu.

TİP milletvekili mecliste provokasyon yaptı. CHP’de genel başkan yardımcılığı yapmış bir milletvekili Cumhurbaşkanına ağır hakaret etti. Bir sokak röportajında  Erdoğan  ve onu destekleyenlere hakaret edildi. CHP hakaret edeni sahiplendi, cesaretlendirdi, ödüllendirdi.  Atatürk  üzerinden yeni bir laik-muhafazakar ayrıştırması yapılmaya çalışıldı.

Bu hadiseler gösterdi ki,  Bloomberg analizi sıradan bir yazı değildi. Daha önce  benzerleri yapılmıştı. Sadece son 22 yılda  buna benzer bir çok beklenti ve temenni  dile getirildi. Toplumsal fay hatlarını  harekete geçirmeye dönük  yol haritaları ortaya kondu.  Kılavuz görevi  görecek  yorumlar yapıldı.  İşaret fişekleri ateşlendi. Bu analizler, operatif yönü ağır  basan, zamanlaması düşünülmüş, siyasi  sonuçlarına dair hedefleri olan yazılardı.

Yakın dönemde Türkiye’de iç karışıklık çıkarmaya dönük her girişim,  farklı  bir yol ve yöntem denenerek yapıldı. Her başarısızlığın ardından yöntem ve içerikler güncellendi. Gezi Parkı şiddet eylemi ile farklı  kimlik grupları arasında  çatışma çıkarma hedeflendi. AK Parti’nin  “İslamcı bir ajandaya” sahip olduğu tezi üzerinden Türkiye  diplomatik  olarak izole edilmeye çalışıldı. 17-25 Aralık yargı ve emniyet darbe girişimi üzerinden  devletin tüm kurumları çökertilmeye çalışıldı.  Ekonomik saldırılarla, devlet ve hükümet diz çökertilmeye çalışıldı.

Hendek ve barikat terörü ile  ülkenin bölünmesi için tüm yollar denendi.  Büyük şehirlerinde bomba patlatılarak  toplumsal kargaşanın ve iç çatışmanın provaları yapıldı. 15 Temmuz’da  ülkenin  lideri öldürülmeye ve  ülke işgal edilmeye çalışıldı.  “İslamcı ajanda” tezi gereken sonucu üretmeyince, ” otoriterlik” ve ” diktatörlük” yaftalamaları  üzerinden Türkiye  tekrar uluslararası düzenden izole edilemeye çalışıldı.

Son günlerde dönen nefret ve ayrıştırma içerikli olayların amacını bir önceki yazıda belirtmiştim. Muhafazakar kesimlerin  özgüvenini kırmak, onlara  sahipsizlik  hissi vererek iktidardan kopmalarını kolaylaştırmak öncelikli hedeflerden…  Ancak esas amaç, ekonomi düzelmeden ve AK Parti yenilenme siyasetini tamamlamadan  erken seçimi zorlamaktır.

Belirsizlik, kaygı, endişe, öfke ve umutsuzluk duygularını yükseltmeye dönük yeni girişimlerle karşı karşıyayız. Son 22 yılda, ülkeyi kaosa sürüklemeye dönük meydan okumalar,  siyasi istikrar sayesinde etkisiz hale getirildi. Bu sınamalarda toplumun büyük bir kısmı, karizmatik liderliğin yani  Erdoğan‘ın etrafında toplandı.

Erdoğan‘ın son konuşmasında dile getirdiği gibi, devlet ve millet bunların hepsinin üstesinden gelmiştir. Çözüm bulunmuştur. Ancak maalesef hepsinin farklı maliyetleri olmuştur. Sosyal, siyasal ve ekonomik etkilerini tekrar toparlamak zaman almıştır. Bir kez daha vurgulamak gerekirse, her yeni kaos ve karışıklık denemesi,  siyaset ve yönetimde istikrar sayesinde etkisiz hale getirilebilmiştir. Değerini bilmek gerekir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.