enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:18 ABTTF Başkanı: HRW’nin hukukun üstünlüğündeki sorunlara dikkat çeken raporu Meclis gündeminde
00:14 Kocaeli Büyükşehir’le Suriye Rakka’da iftar bereketi
00:08 Bakan Fidan, Ukrayna Ulusal Güvenlik Sekreteri Umerov ile görüştü
00:07 TBMM Başkanı Kurtulmuş, siyasi partileri ziyaret etti
00:06 CHP’nin ‘şaibeli’ kurultay dosyası ile “İmamoğlu Suç Örgütü” dosyasının birleştirilmesi talebi kabul edilmedi
00:06 TBMM Başkanlı Kurtulmuş, “Soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor”
00:06 Bakan Gürlek: Yargı bağımsızlığı vazgeçilmez bir ilkedir
00:06 Vakıflar Genel Müdürlüğünce, “Vakıf Başkanları İftar Buluşması” programı Ankara’da düzenlendi.
00:06 Milli motosikletçi Razgatlıoğlu, 27 Şubat’ta Tayland’da MotoGP’de yarışacak ilk Türk sporcu
00:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 23 yılda yaptığımız atılımla özellikle insansız teknolojilerde önemli bir seviyeye eriştik””
00:05 Gazeteci İlhan KARAÇAY: İftar sofralarını eleştirmem büyük yankı yaptı
00:04 Akif Çağatay Kılıç, Ukrayna Ulusal Güvenlik Sekreteri Umerov ile görüştü
00:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini ilmek ilmek dokuyoruz
00:02 Mavi Vatan’a yeni güç: SANCAR SİDA
00:37 Bakan Kurum’dan “Sındırgı” paylaşımı: Söz verdik, sözümüzü tutacağız
00:15 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Terörsüz Türkiye raporuyla ilgili olarak,”Türkiye için hayati bir eşiği aştık”
00:12 Kocaeli’n Kartepe ilçesinde Erik Ağaçları “Yalancı Bahar”a Aldandı” Erikler yanarsa bizde yanarız”
00:11 Uzun yıllar boyunca geleneksel yöntemlere hakim olan Gayrimenkul sektöründe,Teknolojik Devrim ve Dijital Dönüşüm
00:10 Ömer Çelik: İsrail’in sınırları neresidir?
00:10 Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

İllegal Yapıların Panzehiri: Daha Fazla Hukuk Daha Fazla Demokrasi

İllegal Yapıların Panzehiri: Daha Fazla Hukuk Daha Fazla Demokrasi
28 Ağustos 2025
20
A+
A-

Yeni anayasa, Türkiye’nin toplumsal birlikteliğini, huzurunu ve refahını güçlendirecek en önemli fırsat penceresini sunuyor.

Mert Hüseyin Akgün | Yazar | Kriter Dergi

Yazar* Mert Hüseyin AKGÜN

Milletin, anayasal düzeni yok olmaktan kurtardığı “direniş gecesinin” üzerinden dokuz yıl geçti. Soruşturmalar, dava süreçleri ve siyasi tartışmalar derken hem darbenin arkasındaki örgütsel yapı hem de gerçekleşen suçlar hakkında çok şey konuşuldu ve yazıldı. Darbe girişimi hakkındaki yargılamalar, hükümlerin kesinleşmesiyle büyük oranda neticelendi.

Aynı konuları yeniden ele almak yerine Türkiye’nin benzer hadiseleri tecrübe etmemesi ve FETÖ gibi illegal yapıların kök salmasını engellemek için ne yapılması gerektiği sorusu üzerine kafa yormak çok daha faydalı olacaktır. Yakın tarihin acı hatıraları, bu soruya yanıt bulmanın Türkiye için bir milli güvenlik meselesi olduğunu bariz şekilde gösterir.

Güvenlik deyince akla ilk olarak güvenlikçi/polisiye çözümler gelmesi doğaldır. Şüphesiz adli tedbirler, kamu güvenliğini korumak için emsalsiz araçlardır. Ancak kök sorunlara odaklanan yapısal çözümlere eğilmek asıl yoğunlaşılması gereken alanı oluşturuyor.

Hukuk düzenini korumak

Hukuk düzenine meydan okuyan illegal örgütlenmeler farklı motivasyonlara sahip olsalar da birinci amaçları karşı çıktıkları düzeni ortadan kaldırmak ve bu sayede kendileri için “alternatif” bir yaşam alanı oluşturmaktır. Bu hedef doğrultusunda kimi zaman sosyo-ekonomik yoksunlukları kimi zaman da devlet ve vatandaşlar arasındaki “mesafe“yi istismar ederler. Onlar için belli bir sosyal taban kazanmak hayati derecede önemlidir. Bu sayede hem insan kaynağı sağlanır hem de meşru hukuk düzeninin toplumsal desteği zayıflatılır.

O halde herkesin kendisini ait hissettiği bir anayasal demokratik düzen inşa ederek hukuk düzenine direnç kazandırmak birinci hedef olmalı. Ancak bu takdirde “iç cephe” güçlendirilmiş; devlet ile onun kurucu unsuru olan insan topluluğu arasındaki sosyal akit tahkim edilmiş olur. Böyle bir anayasal düzenin en temel esası, hukuk devletinin yani hukukla kayıtlanmış, şartlanmış, keyfi olmayan devlet idaresinin tesisidir. Nitekim varoluş gayesi temel hak ve özgürlükleri adına siyasi iktidarı sınırlamak olan anayasacılık da hukuk devletine ulaşmayı amaçlar.

Anayasalar bunun için geniş bir hak ve özgürlükler setini tanır ve bunu bağımsız yargı organı başta olmak üzere etkili bir koruma sistemiyle güvence altına alır. Herkesin sığınacağı bir son merci olarak bağımsız ve adalet üreten yargı organının mevcudiyeti tek başına toplumsal huzur ve barışa katkı sağlar. Diğer yandan kuvvetler ayrılığı da temel devlet fonksiyonlarının gereğince yerine getirilmesi ve özgürlüklerin korunması amacına hizmet eder. Tüm bu garanti ve ilkeler manzumesiyle sosyal ve iktisadi kalkınmanın da ön koşulu sağlanmış olur.

Yeni anayasa fırsatı

Neredeyse tüm siyasi partilerin benimsediği yeni anayasa hedefi Türkiye için önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Yeni anayasa, öncelikle, temel hak ve özgürlüklerin korunması yoluyla, anayasanın toplum sözleşmesi niteliğine vurgu yapacaktır.

Yeni baştan yapılacak bir anayasada; kişi özgürlüğü ve güvenliğinden adil yargılanma hakkına, dini özgürlüklerden sosyal haklara kadar geniş bir yelpazede hak ve özgürlüklerin tanınması ve güvence altına alınması ve 1982 Anayasasının otoriter yaklaşımı yerine “hürriyet asıl, sınırlama istisnadır” perspektifiyle hareket edilmesi beklenir. Özgürlüklerin normatif ve pratik düzeyde garanti edilmesi toplumun kamu otoritelerine duyduğu güveni pekiştirerek illegal örgütlenmelerin istismar zemini bulmasının önüne geçecektir. Yukarıda bahsedilen hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri de özgürlüklerin korunmasına ve iyi yönetişime hizmet edecek vazgeçilmez esaslardır.

Bununla birlikte özgürlüklerin garanti altına alınması onların korunması için tek başına yeterli değildir. Onu hayata geçirecek ve savunacak etkin bir devlet organizasyonunun da oluşturulması önem arz ediyor. Bu da anayasanın ikinci işlevine işaret eder: Devletin temel organlarının kurulması.

İstikrarlı ve verimli bir hükümet sistemi tasarlayamayan anayasalar ilk amaçları olan temel hak ve özgürlüklerin korunmasında da zafiyete düşülmesine yol açar. Nitekim 1961 Anayasasının siyasi sistemdeki kilitlenmeleri aşacak kurumlardan yoksun olması Türkiye’nin yetmişli yıllarda yaşadığı buhranda ciddi anlamda etkili olmuştur.

Bu çerçevede yeni anayasanın siyasi krizleri besleyen boşluk, çelişki ve eksikliklerden arındırılması, bir yandan yürütmenin icra gücünü ve yasama organının karar alma istikrarını korurken diğer taraftan parlamenter denetim ve gözetim mekanizmalarını güçlendirmesi, kuvvetlerin karşılıklı olarak birbirini dengelediği ve denetlediği bir mimariyi oluşturması elzemdir. Şüphesiz kuvvetlerin sert ayrılığı prensibine dayanan başkanlık sistemi söz konusu olduğunda, denge ve denetleme çok daha hassas bir anayasal tasarım gerektirir.

Öte yandan silahlı kuvvetler ve diğer bürokratik unsurlar üzerinde tam bir sivil demokratik kontrol kurmak ve siyasal sistemin işleyişinde seçmen iradesini belirleyici kılmak şarttır. Böylece şeffaf ve vesayetçi müdahalelere kapalı bir anayasal demokrasi kurulabilir.

Yürütme ve yasama organlarının en önemli gücü sahip oldukları toplumsal rızaya dayalı meşruiyetleridir. Hem halkın doğrudan demokratik desteğine sahip olan hem de temel hak ve özgürlükler lehine hukukla sınırlanmış siyasi iktidarın varlığı bir anlamda milli güç unsurudur. İçinde bulunduğumuz coğrafyada şahit olunan pek çok hadise bu demokratik nitelikten yoksun devlet idarelerinin iç ve dış türbülanslara karşı oldukça kırılgan olduğunu göstermiştir. Gerekli niteliklere sahip olduğu takdirde anayasal demokratik düzen, iç ve dış istismar arayışlarının önündeki en etkili emniyet tedbiridir.

Sonuç olarak yeni anayasanın Türkiye’nin toplumsal birlikteliğini, huzur ve refahını güçlendirmesinde kaldıraç işlevi görecek büyük bir potansiyel barındırdığını söyleyebiliriz. Umarız, halihazırda temsil oranı yüzde 90’ın üzerinde olan ve önünde üç yıl bulunan 28. Dönem TBMM mümkün olan en geniş oydaşma ile Türkiye’yi yeni toplum sözleşmesine kavuşturabilir.

***

Yazar hakkında

Mert Hüseyin Akgün

Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde almıştır. Yüksek lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümü’nde “2017 Anayasa Değişiklikleri Sonrası TBMM’nin Yürütmeyi Denetim Araçları” başlıklı tez çalışmasıyla tamamlamıştır. Doktora çalışmalarına Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümünde devam etmektedir. Araştırma alanları arasında hükümet sistemleri, yeni anayasa çalışmaları, demokratikleşme, yasama faaliyetleri, yargı reformu ve insan hakları yer almaktadır.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.