“Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biridir”
* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’e verdiği mülakat, İngilizce ve Arapça olarak yayımlandı.
* Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili bir soruya cevaben şunları aktardı: Erdoğan “Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biridir”
UHA / İnternational News Agency

Şarku’l Avsat gazetesi Ghassan Charbel&Recep Tayyip Erdoğan
ANKARA, 13 AĞUSTOS 2026 – Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili bir soruya cevaben şunları aktardı.
“Hürmüz Boğazı, bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta.
Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası. Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti.

Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı.
Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde.
Bunun da gerçekleşmesi, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı.

Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik.
Çünkü biliyoruz ki Hürmüz’de ya da Ukrayna’da, Filistin’de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor.
Böylesine kritik bir suyolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük.
Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Hedef, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hâle gelmesi olmalıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan ile ilişkilerle ilgili olarak şunları aktardı:
“Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi, ortak tarihimizin, kardeşlik bağlarımızın ve karşılıklı çıkarlarımızın şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendiriyoruz.
Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir.
Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz.
Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğimizi de geliştiriyoruz.
Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz.
Bölgemizin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliği daha da önem kazanmış durumda.
Mekke Anlaşması’nın, savunma iş birliği başta olmak üzere, ilişkilerimizin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz.
Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz.
Türkiye olarak, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira, bölgemizdeki en ufak bir krizin, başta göç ve terör olmak üzere, yarattığı etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor.
Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum.”
