enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,1239
EURO
9,7143
ALTIN
456,04
BIST
1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Sağanak Yağışlı
20°C
Perşembe Yağışlı
13°C
Cuma Parçalı Bulutlu
14°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
15°C

Güney Kafkasya’da Etnik Çatışmalar ve Bölgenin Türkiye İçin Önemi

Güney Kafkasya’da Etnik Çatışmalar ve Bölgenin Türkiye İçin Önemi
REKLAM ALANI
04.10.2018
0
A+
A-

 Sevgili okurlar, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi…

Nazrin ALİZADA

    Veysel KAVRAYAN

Eğitimci-Yazar-Gazeteci

1. Kafkasya’nın konumu ve buradakı kriz alanları
a.Kafkasya kavramı ve tanımı

Kafkasya’nın coğrafî konumu etnolojik oluşumlara, gelişmelere ve tarihin akışına çok etkili olmuştur. Kafkasya siyasi yapısından dolayı iki kısımdan ibaret bölge gibi tanımlanır- 1) Kuzey Kafkasya, 2) Güney Kafkasya (Transkafkasya). Transkafkasya ya da Güney Kafkasya denildiğinde, bir coğrafi bölge kastedilmektedir ki, bu bölgede üç bağımsız cumhuriyet yer alır- 1) Azerbaycan, 2)Ermenistan, 3) Gürcistan. Abhazya, Transkafkasya’da yer almaktadır; ancak burada yaşayan halklardan biri olan Abhazlar, bir Kuzey Kafkasya halkıdır ve Kuzey Kafkas dillerinden biri olan Abhazca konuşmaktadırlar.

Kafkasya’nın konumu 3 özellikten ibaretdir- 1)Bölge genellikle dağlık olup, birbirine geçit vermez çok sayıda vadiden oluşmaktadır. 2)Bölgenin sosyo-politik yapısı en belirleyici özelliğidir. 3) Kafkasya’nın büyük devletler arasında bir tampon oluşturmasıdır. Coğrafi konumu itibariyle, bir kavşak özelliği taşıyan Kafkasya, değişik yönlerden gelen kavimlerin bir uğrak yeri olmuştur.

Kafkasya nüfusunun, yaklaşık %35,2’sini “yerli olanlar”, %64,8’ini ise “yerli olmayanlar”oluşturmaktadır. Yerli nüfus, içinde 30’dan fazla farklı millet ve kavimleri barındırıyor ki bunların %46,5’ni gürcüler, %11,9’ni ise çeçenler teşkil etmektedir. Bunların dışında kalan, bölgenin diğer yerli ahalisi %41,6’lik bir paya sahiptir. Kafkasya nüfusunun %67,4’sini yerli olmayanlar teşkil ediyor. “Yerli olmayanların” %56,6’sı ise Türklerdir ki, bu nüfusun da %82,7’sini Azerbaycan Türkleri meydana getirmektedir. Kafkasya özellikle üç nedenden dolayı önemlidir:

• Jeostratejik anlamda, Orta Asya’ya giriş kapısıdır.
• Orta Asya bakımından, Batı pazarlarına açılan bir geçittir.
• Orta Asya ile bir bütün olarak ele alındığında ise, bölge önemli miktarda petrol ve doğal gaz rezervlerine sahiptir.

Kafkasya’daki bugünkü anlaşmazlıkları besleyen tohumlar, 1936 Yılında Stalin tarafından atılmıştır. Stalin demografik düzenlemeler yoluyla, bölgede rusların öne çıkmasını sağlamak istiyordu. Stalin, bu hedefine ulaşmak için, daha sonraları çok karmaşık etnik sorunlara zemin hazırlayacak olan bir dizi özerk cumhuriyet oluşturmuştur. Güney Kafkasya da sorun alanlarına dahildir- 1) Dağlık Karabağ sorunu, 2) Abhazya sorunu, 3) Güney Osetya sorunu, 4) Acaristan sorunu. Kuzey Kafkasya için en çok önem taşıyan problem Çeçenistan sorunu ve çözüm yollarının bulunmasıdır.

2. Güney Kafkasya’da kriz alanları
a.Dağlık Karabağ sorunu

Karabağ bölgesi, hem tarihi açıdan, hem de kültürel açıdan Azerbaycan devleti için çok önemli bir yerdedir. Dağlık Karabağ sorununun tarihi 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır ki, sorunun keskin hale gelmesi 20. Yüzyılın sonlarına doğru olmuştur. Sorun Ermenilerin Azerbaycan’a na karşı toprak iddalarının artmasıyla keskin hale gelmiştir. Ermeniler, Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan SSC’ ye bağlı olan bir bölge gibi kabul etmiyorlardı. Her şey Stalinin 1921 yılında Dağlık Karabağ’la ilgili karanı onaylaması ile başladı. 1921 yılında kabul edilen kararla Stalin Karabağ’ın Azerbaycan’a verilmesi gerektiğini değil de, Azerbaycan’a bağlı kalması gerektiğini onaylamıştır.

Bununla da, Karabağ’ın zaten Azerbaycan toprağı olduğu ispatlanmış oluyordu ki, Ermeniler bu kararı kabul etmeyeceklerini beyan etdiler. Gerekçe olarak ise, Dağlık Karabağ’da yaşayan ve çoğunluğu teşkil eden ermenilerin haklarının ellerinden alınmasını gösterdiler. Karabağ sorunu 1988 yılında daha da keskin hale geldi. Ermenistan Yüksek Sovyeti 15 Haziran 1988’de DKÖB’in Azerbaycan SSC’den ayrılıp Ermenistan SSC’ye katılmasına izin verilmesi hakkında karar aldı. Aynı zamanda Ermenistan Cumhuriyeti bu konuyu incelemek ve çözmek üzere SSCB Yüksek Sovyeti’ne başvurdu. Aynı tarihte Azerbaycan Yüksek Sovyet’i SSCB Anayasası’nın 78.ve Azerbaycan SSC Anayasası’nın 78. maddelerine uygun olarak böyle bir değişikliğin kabul edilemez ve hukuka aykırı olduğunu iddia eden bir karar aldı. Ermenistan’ın, DKÖB’ni Azerbaycan’dan bir sonraki koparma teşebbüsü 2 Eylül 1991yılında Dağlık Karabağ’ın “Cumhuriyet” ilan edildiği güne denk gelmektedir.

Ermenistan Devleti, alınmış bu kararın Eski SSCB’nin “Sovyet Cumhuriyetleri’nin SSCB’den Ayrılması Kuralları”na uygun olduğunu savunuyor. Gerçekleştirilen siyasi oyunların sonucunda Ermeniler amaçlarına ulaştılar. Dağlık Karabağ’a bağlı ilçeleri işgal ettiler. Ermeniler bunu işgal gibi isimlendirmese de, bazı Ermeni devlet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda işgal ettikleri topraklardan söz etmiştir. Azerbaycan tarafı, sorunun çözümüne ilişkin tüm alternatif yolları gözönünde bulundurmaktadır,hatta kuvvet kullanma ilkesini bile. Ama biz sorunun barış yolu ile çözülmesinin taraftarıyız.Ermenistan Cumhuriyeti her ne kadar Dağlık Karabağın Azerbaycana bağlı olduğunu kabul etmese de, tüm ulusal belgelerde ve sözleşmelerde Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir bölgesi olarak geçmektedir.

b.Abhazya sorunu

Abhazlar, antik çağdan günümüze Karadeniz’in kuzeydoğusunda yaşamış olan bir Kafkas halkıdır. Abhazya sorununun temelinde, Gürcistan sınırları içinde bulunan ve çoğrafi olarak Kuzey Kafkasya’nın bir parçası olan, Abhazya Özerk Cumhuriyeti’nin, bağımsız bir devlet olma isteği bulunmaktadır. 1917 Yılındakı bolşevik devriminden sonra Abhazlar, kuzeyde yaşayan Kafkas halkları ile bütünleşme çabalarına girdiler. 1921 yılında kurulan, Abhazya SSC, Gürcistan SSC ile eşit statüde SSCB’ye girmiştir. 1930 yılında, Abhazya’nın statüsü, Gürcistan içinde bir özerk cumhuriyet statüsüne indirilmiştir. Abhazlar, 1970’li yıllarda, Gürcistan’dan ayrı bağımsız bir ülke olma yönünde, çalışmalara başlamışlardır. Gürcistan’ın, 9 Nisan 1991 tarihindeki bağımsızlık ilanına misilleme olarak, Abhazya Parlamentosu da, 23 Temmuz 1992’deki oturumunda bağımsızlığını ilan etmiştir ve Abhazya Özerk Cumhuriyeti olarak isimlendirilmiştir.

Ancak bugüne kadar hiçbir ülke Abhazya’nın bağımsızlığını tanımamıştır. Abhazya Meclisi, 1994’de kabul ettiği yeni anayasa ile egemen bir devlet olarak, “Abhazya Cumhuriyeti”nin kurulduğunu ilan etmiş, Gürcistan hükümeti tarafından, bu girişim kınanmıştır. Abhazya ve Gürcistan arasındaki anlaşmazlığın asıl sebebi Abhazya’nın statüsünün belirlenmesidir. Abhazlar tam bağımsızlık isterken, Gürcüler Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün muhafazasını istemekte, federasyon ve konfederasyon sistemine sıcak bakmaktadırlar. Bu konuda Abhazlar ön kosul olarak egemenliklerinin tanınmasında ısrar ederken, Gürcüler geri dönüşün Abhazya ile federal özerklik anlaşması imzalandıktan sonra olmasını istemektedirler. Abhazlarla –Gürcüler arasında yaşanan diğer bir sorun da, Kodor vadisi sorunudur. Kodor vadisi, Abhaz-Gürcü sorununun çözülmemişliğini ortaya koyması açısından özellikle son yillarda en az Gal bölgesi kadar anlaşmazlığın en sıcak bölgelerinden biri haline gelmiş durumdadır. Kodor’un Gal’den farkı ise, Abhaz toprağı olmasına karşılık yukarı kısımlarının Gürcistan’ın denetiminde olmasıdır. Kodor vadisindeki son durumlar ise iç açıcı değil. Ekim 2001’de Kodor bölgesinde yaşanan çatışmalarla başlayan son kirizden sonra sorun hala çözülememiş olarak kalmaktadır.

c.Güney Osetya sorunu

Gürcü tarihçilere göre Güney Osetya her zaman için Gürcistan’ın bir parçası olmuş, buna rağmen Osetlerin bu topraklara yerleşmeleri son iki yüzyıl içinde kuzeyden göç etmeleri sonucu gerçekleşmistir. Gürcistan’da Sovyet rejiminin kurulmasından sonra da, Oset halkının ikiye bölünmüşlüğü devam etdi. Güney Osetya, 20 Nisan 1922’de, özerk bölge statüsüyle, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlandı. Kuzey Osetya bölgesi ise, 1925’te RF’ye bağlanmıştır. Kuzey Osetya Özerk Bölgesi, 5 Aralık 1936 yılında özerk cumhuriyet statüsüne yükselmiştir. 1989 yılı sonlarından itibaren, Kuzey Osetya ile birlesmeyi isteyen Güney Osetya ve Gürcistan arasındaki gerginlik artmıştır. Güney Osetya, kendisini “Demokratik Güney Osetya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” olarak ilan etmiştir.

Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, Gürcistan Parlamentosu 11 Aralık 1990 tarihindeki oturumunda Güney Osetya Özerk Bölgesini lağveden bir kanunu kabul etmiştir. 5-6 Ocak 1991 tarihinde Gürcistan’ın ilk Devlet Başkanı Gamsakhurdia yanlısı Gürcü birliklerinin Güney Osetya’nın başkenti Tskinvali’ye girmesiyle çatışmalar başlamıştır. Gürcistan’ın talebi üzerine Aralık 1992’de bölgeye bir AGİT misyonu da gönderilmiştir.8 Nisan 2001 tarihinde Osetya‘da yeni Anayasa kabul edildi ve rusça da resmi dil gibi belirlendi. Güney Osetya’nın ekonomik durumunun, Gürcistan’dan daha kötü olması, özellikle elektrik ve doğal gaz bakımından merkezi yönetime bağımlılık, Güney Osetya’yı siyasi bakımdan Gürcistan’a yakınlaştıran sebeplerin başında gelmektedir. Rusya açısından bu bölge, stratejik konuma sahiptir. Ayrıca bir sorun olarak varlığı, Rusya’nın Gürcistan üzerinde denetim kurmasını sağlamaktadır.

d.Acaristan sorunu

Acaristan, geleneksel olarak Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. Acaristan’ın bulunduğu bölge 16. yüzyılda Osmanlı egemenliği altına girmistir. 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlasması, Acaristan’ın özerkliğine dair ilk resmi vesikadır. Bu özerklik, Acarlara ayrı bir kimlik kazandırmış ve Acarların, İslam’a bağlılıkları artmıştır. 1990’lı yılların ilk yarısında, Gürcistan tam bir kaos ortamındaydı. Hristiyan Gürcüler’le, Müslüman Gürcüler arasında toprak iddalarının artması yeni çatışmaları getirmiştir ki, 1991 yılında, Müslüman halkın, “Hristiyanlaştırılma”ya ve “Acaristan’ın özerkliğini kaldırma”ya yönelik politikalara karşı gösterileri başlamıştır. 1993’te, Acaristan’daki silahlı Acar grupları tarafından, Rus kuvvetlerine karşı kışkırtmalar meydana gelmiştir. Acara Özerk Cumhuriyeti küçük bir otonom bölge olmasına rağmen 1995’de kabul edilen Gürcü Anayasasında, Acara’nın statüsü belirlenmemiştir.

RF için stratejik öneme sahip olan Batum’da bir Rus askeri üssü bulunmaktadır. Acara Özerk Cumhuriyeti’nin lideri, bölgesinde bulunan RF Üssü’nün çekilmesini istememiştir. Şevardnadze yönetimi ile Abaşidze yönetimi arasında yönetim tarzı, yolsuzluklar ve rüşvet düzeni açısından pek bir fark göremeyen Acara halkının Abaşidze’ye karşı çıkmasını gerektirecek bir durum yoktu.2004 Yılında, Gürcistan’da, “Kadife Devrim“ gerçekleştirildi. Bununla da Gürcistan Cumhurbaşkanlığına Saakaşvili geldi. İktidara yeni gelen Saakaşvili’nin Gürcistan’ın diğer bölgelerinde yürüttüğü yolsuzluk ve rüşvetle mücadele Acara halkının bu tür adımlar için özlem duymasına yol açtı. Bununla da Saakaşvili ile Acaristan lideri Abaşidze arasında ilişkiler aşırı derecede gerginleşti. RF örtülü şekilde Acara Özerk Cumhuriyeti’ni desteklemektedir. Bu nedenle, merkezi yönetimle Acara yönetimi arasında sorunlar devam etmekdedir, fakat bunun yanı sıra kısa dönemde büyük çaplı her hangi bir siyasal devrimin olması beklenmemektedir.

Acaristan sorunun çözümünün olası etkileri:- 1)Sorunun çözülmesiyle gerçekleşmesi planlanan reformlar icin sağlam adımlar atılmasının sağlanması,2)Sorunun çözülmesiyle Batumdaki Rus Üssünün kapatılması sürecine olumlu etki sağlanması,3)Acaristan sorununun Cavaheti’deki ayrılıkçı talepler üzerinde de etkili olacağının tahmin edilmesi.

3. Türkiye açısından Kafkasya’nın önemi

Türkiye, dünyanın en önemli üç kriz bölgesinin ortasında yer almaktadır. Bu bölgelerden özellikle ikisi (Kafkaslar ve Ortadoğu), sahip oldukları enerji kaynakları ile dünya devletlerinin ilgi alanı içinde bulunmakta ve bu devletlerin rekabet sahası olmaktadır. Kafkasya coğrafi konumu itibariyle, Türkiye ile aynı coğrafyanın bir uzantısı olması nedeniyle bir bütün kabul edilmektedir . Nitekim Anadolu ve Kafkasya için kullanılan, ”Küçük Asya” ve “Ön Asya” tanımlamaları da bunun bir göstergesidir. Dolayısıyla, Türkiye’nin Kafkasya ve Kafkasya’daki ülke ve topluluklar ile ilişkilerini geliştirmesini, ya da ilgilenmesini gerektiren bu yakınlık, aynı zamanda, SSCB sonrası bölgede meydana gelen oluşumlar itibarı ile gündeme gelen şartlar nedeniyle, daha fazla önem kazanmıştır. Türkiye’nin çok yönlü olarak ilgilenmek zorunda olduğu Kafkasya;

• Doğu Anadolu Bölgesinin savunması ve güvenliğinin sağlanması,
• Orta Asya ve İdil-Ural bölgesindeki, Türk ve Müslüman ülke ve topluluklar ile irtibatını sağlaması ve ilişkilerini güçlendirmesi,
• Stratejik yer altı zenginlikleri ve petrol yatakları nedeniyle, uygun hammadde ve pazar olanağı oluşturması,
• RF’ nin; güneye sıcak denizlere ulaşmasının engellenmesi ve Türkiye için tehdit olmaktan çıkartılması gibi temel konularda, avantajlar sağlayacak bir bölgedir.
Kafkasya, Türkiye’nin milli menfaatleri ile milli güvenliğini etkileyen, jeopolitik ve jeostratejik açıdan çok önemli olan bir bölgedir .

Türkiyenin Kafkasya ile bağlı bazı istekleri vardır:

• Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’daki olaylara seyirci kalınmamalı
• Kafkasya halklarının Türkiye’deki uzantıları canlı tutulmalı
• ülke içinde aktif örgütlenmelerine izin verilmeli
• Kafkas kökenli Türk vatandaşlarının bölgede iktisadi ve kültürel yatırımlar yapmaları tek elden yönlendirilmelidir.
Türkiye’nin Kafkasya’ya yönelik menfaatlerinin genel çerçevesini;
•Kafkasya’da RF ile aramızda bir tampon,“Barış Kuşağı”nın oluşturulması,
•Gürcistan ve koşullardaki gelişmelere bağlı olarak Ermenistan ile dostluk ve barış sürecinin, Azerbaycan ile ise dostluk, kardeşlik ve mümkün olan her alanda stratejik işbirliğinin geliştirilmesi,
•Rus yayılmacılığının, yeniden canlanması ihtimaline karşı Kafkaslar’ı tampon bölge haline getirmek,
•Ermenistan’ın ve Gürcistan’ın Türkiye’ye güven duymalarını sağlamak,
• Azerbaycan’ın Ermenistan ve Gürcistan ile sorunlarının çözülmesine yardımcı olmak ve desteklemek,
• Azerbaycan’ın, kültürel, ekonomik ve sosyal yönden Türkiye’ye yaklaşmasını sağlayarak, İran’ın ve Rusya’nın nüfuzu altına girmesine mani olmak,
• Gürcistan’ın Türkiye’nin Orta Asya’ya çıkış kapısı olabilecek şekilde ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirmek,
• Ermenistan’dan gelebilecek risk ve tehlikelere karşı bu ülkenin manevra alanlarını sınırlayacak şekilde politikalar izlemektir.

Türkiye’nin bölgeye yönelik uygulaması gereken politikaları gerçekleştirmek için ciddi bilgi birikimine sahip olunması gerekir. Bölgeyi tanıyan uzmanlar yetiştirilmelidir. Türkiye’nin önemli üniversitelerinde bölge dilleri, tarihi ve kültürü ayrı bölümler altında okutulmalıdır. Türkiye’nin, Azerbaycan’la her alandaki ilişkileri geliştirilmelidir. Türkiye, Azerbaycan’ın yanında yer almasını sağlamak için Ermenistan tarafından işgal edilmiş olan topraklarda ara buluculuk yapmalıdır. Türkiye’nin Kafkaslara bakışında Azerbaycan, Davutoğlu’nun değerlendirmelerinde de merkezi bir konumdadır. Kafkaslarda Azerbaycan, Balkanlarda ise Arnavutluk istikrarlı ve güclu bir bölgesel konum kazanmadıkça, Türkiye’nin her iki bolgedeki ağırlığını artırabilmesi de, yakın deniz havzası icinde olmakla birlikte sınır-ötesi etkinlik alanları içinde kalan Adriyatik ve Hazar’a yönelik politikalar geliştirebilmesi de mümkün olamaz .

Bölgedeki milliyet ve mezhep çatışmalarına taraf olmak değil, tarafların kavgalarını önlemek ve tarafları barıştırıcı politika yürütmek Türkiye için önemlidir. Bu politika Türkiye’ye Balkanlarda, Kafkasya’da, Orta Doğu’da, Asya’da dostlar kazandırır.

Kaynakça
Kitap, makale ve dergiler
1. BERKOK, İ,Tarihte Kafkasya, İstanbul 1988.
2. CAN,S, “Jeopolitik Açıdan Kafkasya”, Avrasya Dosyası, Rusya-Kafkasya Özel, Cilt:3, Sayı:4, Kış 1996.
3. Davutoğlu,A, Stratejik Derinlik, Küre Yayınları, İstanbul. 2001
4. DEMİR ,A.F, Türk Dış Politikası Perspektifinden Transkafkasya, BağlamYayıncılık, Birinci Basım, İstanbul, Haziran 2003.
5. Demir, A. Faik, “Türkiye’nin Kafkasya Siyaseti ve Uygulamasında Fayda Mütalaa Edilen Stratejiler”, Güvenlik Boyutunda Kafkasya’nın Geleceği ve Türkiye Sempozyumu, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Baskanlığı Stratejik Arastırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Baskanlığı Yayınları, Ankara, 14 Nisan. 2004
6. Devlet,N, “Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü”, Yeni Türkiye Dergisi, Türk Dünyası Özel Sayısı II, Yıl:3, Sayı:16, Temmuz-Ağustos 1997.
7. Eliyarlı,S, Azerbaycan Tarihi, Bakü, Azerbaycan Neşriyatı, 1996.
8. GÜNAY, B,”Güvenlik Boyutunda Ermenistan’ın Geleceği”, Güvenlik Boyutunda Kafkasya’nın Geleceği ve Türkiye Sempozyumu, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Baskanlığı Stratejik Arastırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Baskanlığı Yayınları, Ankara, 14 Nisan. 2004
9. KANTARCI, H, Kıskaçtaki Bölge Kafkasya, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul,2006
10. Kemik, A, “Kafkaslar’da Türkiye-ABD İsbirliği”. Harp Akademileri Bülteni, Harp Akademileri Yayınları, İstanbul, Yıl 36, Sayı 196. 2000
11. MERT, O., Türkiye’nin Kafkasya Politikası ve Gürcistan, IQ Kültür-Sanat Yayıncılık, 1.Baskı, İstanbul, Eylül 2004.
12. Musayev, T, Provovıe Aspektı Nagorno-Karabaxskogo Konflikta, Baku, 2001.
13. Suat,İ, Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara. 1999
İnternet kaynakları
14. Güney Osetya Sorunu Nedir?, http://muhacirin.blogcu.com/guney-osetya-sorunu-nedir/3907621
15. Berzeg, K (2007), Kafkas Vakfı Raporu,http://www.kafkas.org.tr/hakkinda/agit_raporu_.html
16. Acaristan’daki Gelişmeler ve Saakaşvili’nin Zaferi, http://www.turksam.org/tr/yazdir95.html
17. Acaristan Özerk Cumhuriyyeti ,http://blog.milliyet.com.tr/acaristan-ozerk-cumhuriyeti/Blog/?BlogNo=66520

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.