Göç tartışmalarında göz ardı edilen insan hikayesi
* Avrupa’da son olarak Ceuta’da yaşananlar ve İtalya’da bir Faslının polis müdahalesi sonucu ölümü göç tartışmalarını tetikledi. Ancak aşırı sağ bu tartışmayı “insansız” yapmak istiyor.
UHA / İnternational News Agency
BRÜKSEL, 12 AĞUSTOS 2026 – UHA / İnternational News Agency’n Deutsche Welle’ye (DW) yandırdığı haberinde, geçen hafta on binlerce kişinin Avrupa Birliği’ne (AB) göç hayaliyle Fas’tan İspanya’nın Ceuta bölgesine kaçış yapması Avrupa’yı alarma geçirdi.
Pek çok Avrupalı lider, kendi sınırlarını düzensiz göçmenlere karşı koruma dürtüsüyle İspanya’ya Schengen uyarısı yaptı, sınırların iyi korunmasını istedi. Hatta İtalya’nın sağcı Başbakanı Giorgia Meloni, İspanya’nın Afrika’daki toprağı Ceuta, serbest dolaşım imkânı sağlayan Schengen kapsamında olmamasına rağmen İspanya ile serbest dolaşımı askıya alacağını açıkladı.
İtala’da iki hafta önce yaşanan bir olayda da tepki benzerdi. 36 yıldır İtalya’da yaşayan Faslı iş insanı Abderrahim Fakir’in polis müdahalesi sonrasında yaşamını yitirmesi, göç politikalarını ve göçmenlere bakışı yeniden gündeme taşıdı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, iki polisin Fakir’i etkisiz hâle getirmek için üzerine oturduğu görülüyordu.

ABD’deki benzer polis müdahalelerini andıran görüntüler üzerine Roma hükümeti hemen polisleri koruyan açıklamalar yaptı. Sağ eğilimli medya kuruluşları için de Fakir, sorun çıkaran bir başka göçmendi. Haberlerinde gençlik yıllarında uyuşturucu suçlarından aldığı mahkûmiyet kararlarını öne çıkardılar.
Diğer taraftan muhalefet, hükümeti ırkçılıkla ve polis şiddetine göz yummakla suçladı. Ancak Abderrahim Fakir’in gerçekte kim olduğu, arkasında ne tür bir hayat hikayesi bıraktığı ve psikolojik sorunlarının arkasında neyin yattığı gibi sorularla çok az kişi ilgilendi.
“İnsan olarak ele almak siyasetçilerin işine gelmiyor”
Sosyologlar ve mülteci kuruluşları, Avrupa genelinde büyüyen göç tartışmalarında bireylerin hikâyelerinin göz ardı edildiğini, bunun da sorunun daha yapıcı biçimde ele alınmasını engellediğini belirtiyor.

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’da, tahminen 60 bin göçmenin Fas’tan geçiş yapmasıyla benzeri görülmemiş bir sınır krizi yaşandıFotoğraf: Ian Whittaker/News Licensing/IMAGO
Milano Üniversitesi’nde göç sosyolojisi alanında çalışan Maurizio Ambrosini, göçmenlerin insan olarak ele alınmasının birçok siyasetçinin siyasi gündemiyle bağdaşmadığını belirterek “Onları etten kemikten insanlar olarak değil de soyut bir olgu olarak gördüğümüzde, konuya insanî kaygıları dikkate almadan yaklaşmak daha kolay hâle geliyor” ifadelerini kullandı.
42 yaşındaki küçük bir metal işleme şirketinin sahibi Fakir, 19 Temmuz’daki ölümünden önce çevresindeki insanlar tarafından sıcakkanlı, sosyal ve güler yüzlü biri olarak görülüyordu.
Fakir nasıl öldü?
Olay günü komşular tarafından çekilen görüntülerde iki polis memurunun, bir mahalle sakininin de yardımıyla Fakir’i yüzüstü yere yatırdığı ve yardım çığlıkları atmasına rağmen birkaç dakika boyunca bu şekilde tuttuğu görülüyor.
Polis ekipleri, çevrede anlamsız şekilde bağıran, garaj kapılarına tekmeler atan ve içinde sürücü bulunan bir araca vuran bir kişi ihbarı üzerine olay yerine sevk edilmişti.
Ertesi gün Fakir’in son anlarını gösteren görüntülerin internette yayılmasının ardından Bolonya’nın merkez sol görüşlü Belediye Başkanı Matteo Lepore, hesap verilebilirlik talebi ve aileye destek amacıyla bir gösteri çağrısı yaptı.
Binlerce kişinin katıldığı barışçıl gösteri, küçük bir grubun polis merkezine yürüyerek çeşitli cisimler fırlatmasıyla şiddet olaylarına dönüştü. Olaylarda çok sayıda polis memuru yaralandı.
Hükümet yanlıları belediye başkanının istifasını talep ederken, muhalefet yaşananları Meloni hükümetinin sert güvenlik politikalarına bağladı. Tartışmalar derinleşirken, Fakir’in kişisel hikâyesi kamuoyunun gündeminden hızla uzaklaştı.
36 yıl sonra sınır dışı korkusu
Fakir’in otopsi sonuçları henüz çıkmadı. Onu etkisiz hâle getiren polis memurları ile müdahalede bulunmadan önce olup bitenleri seyreden dört Kızılhaç gönüllüsüne yönelik soruşturmalar da devam ediyor.
Ancak sonuç ne olursa olsun, yakınları, avukatı ve arkadaşlarının anlattıkları, Fakir’in hikayesinin, siyasetçilerin çizmekten hoşlandıkları “göçmen portresiyle” uyumlu olmadığını ortaya koyuyor.
Yakınlarına göre Fakir, kurduğu işletmede yaşadığı sorunlarla mücadele ederken aynı zamanda neredeyse tüm hayatını geçirdiği İtalya’dan Fas’a sınır dışı edilme korkusu yaşıyordu.
Ablası Khadija Fakir, kardeşinin son dönemde içine kapandığını ve aile toplantılarına daha az katıldığını, ancak ailesinin onun ne kadar büyük bir kaygı yaşadığının farkında olmadığını belirtiyor. Abla Fakir, “Kendisiyle ilgili endişelerimizi artırmamak için bizi korumaya çalışıyordu. Sürekli arayıp nasıl olduğumu, çocukların durumunu soruyor ve her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu” diyor.
Fakir’in avukatı Barbara Spinelli ise müvekkilinin, annesinin 2021 yılında ölümünden sonra Fas’ta uzun süre kalması nedeniyle İtalya’daki oturma iznini kaybettiğini, izni yeniden alabilmek için hukuki süreç yürüttüklerini anlattı.
Spinelli, “Sorunun çözümüne çok yaklaşmıştık ancak Haziran ayında davaya bakan hâkim aniden başka bir göreve atandı. Kendisine durumun çözüleceğini söylememe rağmen büyük panik yaşadı” dedi.
Aynı dönemde göçmenlik makamlarının, mahkemenin geçici olarak İtalya’da kalabileceğine hükmetmesine rağmen Fakir’i statüsünü doğrulamak üzere ifadeye çağırdığı belirtildi.
Spinelli, “Fas’a gönderilmekten büyük korku duyuyordu” ifadelerini kullandı.
Ölümü öncesinde yardım talep etmiş
Fakir, ölümünden sadece bir hafta önce, 12 Haziran’da Bolonya yakınlarındaki Castello d’Argile kasabasında polis tarafından şaşkın ve yönünü kaybetmiş hâlde bulunmuş, o gün herhangi bir sorun yaşanmadan ailesine ulaştırılmıştı.
Ailenin avukatı Fabio Anselmo, birkaç gün sonra Fakir’in kendi kendine zarar verdiği bir yaralanma nedeniyle hastaneye başvurduğunu ve psikiyatrik yardım talep ettiğini açıkladı. Hastane kayıtlarında Fakir’in depresif ancak sakin göründüğü ifade ediliyordu. Ancak bu olay, kısa süre sonra gün yüzüne çıkacak patlamanın işaretiydi.
Altı yaşındayken Fas’tan İtalya’ya gelen Fakir, 1995 yılından bu yana Bolonya’da yaşıyordu. Arkadaşları onu sosyal, hareketli ve yaşadığı topluma bağlı biri olarak tanımlıyor.
Eski okul arkadaşlarından Riccardo, Fakir için “Neşeli, sınıfta her zaman aktif ve çok iyi bir futbolcuydu” diyor.
Gençlik yıllarında işlediği uyuşturucu suçları nedeniyle iki kez hüküm giyen Fakir, daha sonra çeşitli işlerde çalıştıktan sonra önce lojistik, ardından da metal işleme alanında kendi şirketlerini kurdu.
Avukatı Spinelli, Fakir’in son dönemde işletmesinde ciddi sorunlar yaşadığını ve 12 çalışanından sekizini işten çıkarmak zorunda kaldığını belirterek bu durumun üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ancak yaşadığı sıkıntıları ailesinden gizlemeyi tercih ettiğini anlatıyor.
Fakir’in 23 yaşındaki yeğeni Yossra, “Her zaman şaka yapardı. Yeğenlerini kendi çocukları gibi severdi” diyor.
Fakir’in ablası Khadija ise kardeşinin son anlarını gösteren görüntüleri izleyemediğini söylüyor ve ekliyor:
“Ailem İtalyan adalet sistemine ve polisine güveniyor. Gerçeğin ortaya çıkmasını bekliyoruz.”
