enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:23 İftar sofralarına gitmeyeceğim
00:02 Macar Diplomatlardan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’ne İşbirliği Ziyareti
00:09 Avrupa Haberleri / NATO 3.0 Döneminde Çok Vitesli Avrupa’nın Dönüşümü
00:08 Emlak Konut’tan faizsiz ‘Hoş Geldin Evim Kampanyası’
00:07 Toplumsal Fayda Hikâyeleri’nde bu hafta: Pfizer Türkiye
00:06 Gazze Barış Kurulu Vaşington’da toplandı
00:05 Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefimize ilerliyoruz
00:04 MSB’den Yunanistan’ın Girit’teki hidrokarbon faaliyetlerine tepki
00:03 ABTTF: Hoş geldin Ramazan-ı Şerif!
00:02 Karda, sıcakta, çöl fırtınasında Türk SİHA’ları: Dünyanın gözü BAYKAR’da
00:01 İddia: ABD ordusu cumartesi gününden itibaren İran’a saldırıya hazır
00:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Emine Erdoğan ve İletişim Başkanı Duran’dan ramazan mesajı
13:20 “Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti”
01:01 Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında “Siyasal casusluk” iddianamesi kabul edildi
00:18 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Barış Kurulu’nun ilk toplantısı için Vaşington’da
00:08 İşsizlik 12 çeyrektir tek hanede
00:08 KOTO ve KOSAD’dan ‘Kredi Süreçlerinde Sigorta Dayatmalarına Karşı’ ortak duruş
00:07 ASKİ’ye “içme suyu havzasında kirlilik” cezası ve suç duyurusu
00:06 Yaşam Memnuniyeti Anketi’ne göre, Türkiye’de yaşayanların yüzde 53,3 mutlu olduğunu beyan etti…
00:06 Hollanda Fahri Konsolosumuz Titus Kramer, bir yasa konusunda hükümeti uyardı…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Dış Politikamızda Normalleşme ve Suriye

Dış Politikamızda Normalleşme ve Suriye
21 Eylül 2021
1.730
A+
A-

Normalleşmenin zamanlaması kritik önemdedir. Ne getirip ne götüreceğine dair çok boyutlu ‘artı-eksi değerlendirmesi’ yapılır. Hangi parametrelerde ve hangi çıkar karşılığında uzlaştığınız başarınızı belirler. Türkiye son normalleşme hamleleri ile ‘etkili ve esnek bir rasyonel aktör’ olduğunu bir kez daha gösterdi.

Prof. Dr. Burhanettin DURAN & SETA Genel Koordinatörü

CHP, uzun süredir “Şam ile masaya oturalım” görüşünü seslendiriyor. Son bir yıldır Türkiye’nin BAE ve Mısır gibi ülkelerle gerilimli ilişkilerini normalleştirme çabasını örnek vererek kendilerinin “haklı” çıktığı kanaatindeler. Kuşkusuz Suriye iç savaşının nasıl çözüleceği, YPG terör örgütü ve sığınmacılar boyutlarıyla Türkiye’nin geleceğini çok yakından ilgilendiriyor.

Önce Türk dış politikasındaki normalleşmenin mantığına bir bakalım. Dünkü yazımda ifade ettiğim üzere Ortadoğu’daki aktörler arasındaki normalleşme trendi ve Türkiye’nin “yeni sayfa açma” siyaseti, yaşanan küresel ve bölgesel jeopolitik değişimle irtibatlı. Küresel düzlemde, “büyük güç rekabeti” yoğunlaşırken bölgemizde artık blok siyaseti mümkün değil. Her ülkenin diğer müttefikleriyle çelişen ve rakipleriyle örtüşen çıkarları var.

Neden, Ne Zaman ve Nasıl?

Normalleşme “Herkesle iyi geçinelim” gibi bir duygusal zeminde oluşmuyor. Ve tek tarafın isteğiyle gerçekleşmiyor. Malum, devletler yeni jeopolitik denklemlere göre politikalarını gözden geçirirler. Çıkarlarını hesaplar ve gerekli görürlerse bazı tercihlerini değiştirirler. İşte Türkiye dahil bölgesel güçlerin normalleşme arayışı bu temel realiteye dayanıyor.

Normalleşmenin zamanlaması kritik önemdedir. Ne getirip ne götüreceğine dair çok boyutlu “artı-eksi değerlendirmesi” yapılır. Hangi parametrelerde ve hangi çıkar karşılığında uzlaştığınız başarınızı belirler. Türkiye son normalleşme hamleleri ile “etkili ve esnek bir rasyonel aktör” olduğunu bir kez daha gösterdi.

Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye sahalarındaki operasyonlarının kazanımlarını tahkim etme amacıyla normalleşmeyi yürütüyor. Yeni bölgesel konjonktür sebebiyle ve diğer aktörler de istediği için normalleşme süreci devam ediyor.

İki Hedefi Gerçekleştirme Zorluğu

Türkiye’nin Suriye’ye mevcut yaklaşımı rejimi yıkmaya yönelik değil. İki temel hedefi var:

  1. Suriyelilerin onurlu şekilde ülkelerine dönebilmesi.
  2. PKK-YPG terör oluşumunun engellenmesi.

Güvenli bölgeler kurmamız da İdlib’deki askeri varlığımız da buna yönelik. 4-5 milyon Suriyeli sığınmacının daha ülkemize gelmesini bu şekilde engelledik. Muhaliflerin kapsayıcı, yeni bir Suriye yönetimine entegre edilmediği durumda bu iki hedefin de karşılanamayacağı açık. Uluslararası Af Örgütü geçtiğimiz günlerde Suriye’ye dönenlerin Suriye istihbaratı eliyle işkenceye ve zorla alıkoymaya maruz kaldığına dair rapor yayımladı. Suriyelilerin işkence ve baskı görecekleri bir yere “davul-zurna ile” gönüllü dönüşü mümkün değil.

Esad yönetiminin Ankara ile masaya oturmak istediği biliniyor. Hatta Rus lider Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ara ara bu teklifi yapıyor. Ancak aynı Esad, Cenevre görüşmelerini kilitliyor ve muhalifleri içine alacak bir geçişi hiç arzu etmiyor. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile bu ay sonu gerçekleşecek görüşmesi öncesinde İdlib’deki bombardıman ile Türkiye sıkıştırılmak isteniyor. Şam yönetimi ile görüşmek ya da görüşmemek, ideolojinin ya da duygusallığın alanı değil. Bölgesel denklemlerin, çıkar hesaplamasının ve zamanlamanın konusu.

Şam’la Ne Zaman Görüşülebilir?

Türk ve Suriye istihbarat birimlerinin görüştüğü ara ara basına yansıyor. Açık bir diplomasinin başlaması için istihbari görüşmelerde yeterli mesafe alınması gerekiyor. Şam yönetimi, halkını ülkelerine geri almaya razı ve hazır olmalı. Bunu göstermek için de muhaliflerin katıldığı süreçleri önemsemeli. İdlib’deki milyonları Türkiye sınırına itmekten vazgeçmeli. Ankara ile uzlaşan Şam’ın YPG’yi tasfiye edeceği iddia edilebilir. ABD’nin Suriye’den tümüyle çekilmeden bu seçeneğin hayata geçirilebileceğini kabul etsek bile şu soru hâlâ masada: “Şam yönetimi, muhalifler ve sığınmacılar konusunda güvenilebilir mi?”

Kaldı ki, yakın vadede ABD’nin Afganistan çekilmesine benzer şekilde Suriye’den ayrılması zayıf bir ihtimal. Şartlar oluşmadan CHP’nin “parlak” önerisi uygulanırsa, güvenli bölgelerden çekilme ve yenileriyle birlikte sığınmacıların Türkiye’de kalıcı hale gelmesiyle yüzleşiriz.

[UHA Haber Ajansı, 21 Eylül 2021] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.