Diplomasi ve Stratejik Araştırma Merkezi (DASAM) Başkanı Özçubukçu: Türk yüzyılının temeli ortak tarih ve kültürdür*
* Diplomasi ve Stratejik Araştırma Merkezi (DASAM) Başkanı ve Uluslararası ilişkiler uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, “Türk Dünya Haftası” dolayısıyla Azerbaycan Sherg.az’a verdiği röportajında, Türk yüzyılının temelinin ortak tarih ve kültür olduğunun altını çizdi.
* (DASAM) Başkanı Özçubukçu röportajında, Yüz yıl önce Bakü’de başlayan bu fikirin, bugün Türk dünyasını birleştirdiğine dikkat çekiyor.
UHA / İnternational News Agency & Güncel Kocaeli Gazetesi
Azerbaycan Sherg.az’dan Gazeteci Banu Çiçek Kalbalıyeva
BAKÜ, 03 TEMMUZ 2026 – Uluslararası ilişkiler uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, Azerbaycan Sherg.az’dan Gazeteci Banu Çiçek Kalbalıyeva’nın “Türk Dünya Haftası” ile ilgili sorularını yanıtladı.
Banu Çiçek Kalbalıyeva: Birinci Türkoloji Kongresi’nin 100. yıldönümünü ve bu vesileyle Bakü’de düzenlenen “Türk Dünyası Haftası”nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Yüz yıl önce Bakü’de kurulan birlik fikri, bugün bile Türk dünyasını bir araya getiriyor. Türk dünyasının modern entelektüel tarihini şekillendiren gelişmelere baktığımızda, bazı toplantıların sadece düzenlendikleri dönemi değil, sonraki nesilleri de yönlendirdiği açıktır. 1926’da Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kongresi, bu açıdan sadece akademik bir etkinlik değildi. Ortak tarih, dil ve kültürün bilimsel bir temelde incelendiği ilk uluslararası platformlardan biriydi. Türkiye de dahil olmak üzere çeşitli ülke ve bölgelerden bilim insanlarını aynı çatı altında bir araya getiren bu kongre, Türkoloji alanındaki araştırmaların gelişimine önemli bir katkı sağlamakla kalmadı, aynı zamanda ortak bir kültürel bilincin oluşmasının da temelini attı.
Son yüz yılda dünya siyaseti, uluslararası sistem ve Türk dünyasındaki koşullar büyük ölçüde değişti. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetleri sadece kendi devlet yapılarını kurmakla kalmadılar, aynı zamanda ortak tarihi bağlarını yeniden görünür ve somut hale getirecek kurumsal mekanizmalar oluşturmaya da başladılar. Bu süreçte, eğitim, kültür, bilim ve diplomasi alanlarındaki iş birliği, bir zamanlar fikir düzeyinde ortaya konan hedeflerin zaman içinde somut projelere dönüşmesini sağladı.
Bu nedenle, Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kongresi’nin yüzüncü yıl dönümünün “Türk Dünyası Haftası” çerçevesinde geniş bir etkinlik yelpazesiyle kutlanması, sadece tarihi bir yıldönümü kutlaması olarak görülmemelidir. Bir yandan bu organizasyon ortak hafızayı canlı tutmaya hizmet ederken, diğer yandan Türk dünyasının geleceği hakkında güçlü mesajlar vermektedir. Konferanslar, akademik oturumlar, kültürel programlar ve bilimsel toplantılar, ortak değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına yönelik gösterilen siyasi ve kültürel iradenin bir göstergesidir.
Günümüzde kültürel diplomasi, uluslararası ilişkilerin önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Ortak tarihsel, dilsel ve kültürel faktörler, devletlerarası siyasi ilişkilerin sosyal temelini daha da güçlendirmektedir. Bu yaklaşıma dayalı olarak düzenlenen “Türk Dünyası Haftası“, Türk devletleri arasında resmi ilişkilerin, akademik ve kültürel etkileşimlerin geliştirilmesine verilen önemi göstermektedir.
Banu Çiçek Kalbalıyeva: Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanlarının etkinlik hakkındaki mesajlarında öne çıkan başlıca noktalar nelerdi?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Bu bağlamda, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etkinlik vesilesiyle yaptıkları konuşmalar özellikle dikkat çekicidir. Her iki liderin konuşmalarını incelediğimizde, farklı ifadeler kullanılmış olsa da ortak bir yaklaşım olduğu açıktır. Bu yaklaşımın özünde, tarihi mirasın korunması, kültürel bağların güçlendirilmesi ve Türk dünyası için ortak bir gelecek inşa edilmesi yer almaktadır.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmasında, 1926’da Bakü’de düzenlenen kongrenin Türk halklarının kültürel ve manevi dirilişinde önemli bir rol oynadığını ve bu olayın medeniyet açısından önemli sonuçlar doğurduğunu vurguladı. “Kültürel ve manevi diriliş” kavramını öne çıkarması, Türkoloji çalışmalarına sadece akademik bir araştırma olarak değil, aynı zamanda ortak bir kimliği koruma ve tarihsel bilinci güçlendirme açısından da değer verdiğini göstermektedir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir medeniyet mirasının, Türk dünyasını geleceğe taşıyacak en önemli güç kaynaklarından olduğunu vurguladı. “Türk Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde dile getirdiği fikirler, kurumsal iş birliği yoluyla kültürel yakınlığın desteklenmesinin önemini ortaya koymaktadır. İsmail Gazisalinin “Dil, düşünce ve işte birlik” fikrine atıfta bulunması, yüz yıl önce ortaya konan ideallerin bugün de geçerliliğini koruduğunu göstermektedir.
İki liderin mesajları birlikte değerlendirildiğinde, İlham Aliyev’in tarihsel sürekliliği ve kültürel hafızayı korumaya daha çok odaklandığı, Recep Tayyip Erdoğan’ın ise bu mirasın gelecekteki iş birliği için yeni bir dinamizm yarattığını vurguladığı görülmektedir.
Banu Çiçek Kalbalıyeva: Bu yıldönümünün Türk dünyasının geleceği açısından önemi nedir?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Bakü’de düzenlenen “Türk Dünyası Haftası“, yüz yıl önce gerçekleştirilen Birinci Türkoloji Kongresi’ni daha geniş bir bağlamda değerlendirme fırsatı sunuyor. Bilimsel faaliyetlerin ve kültürel programların aynı platformda bir araya getirilmesi, ortak mirasın sadece geçmişe ait olmadığını, aynı zamanda geleceğin inşasında da önemli bir rol oynadığını gösteriyor.
Son yıllarda Türk dünyasında akademik iş birliğinin genişlemesi, ortak araştırma projelerinin artması, üniversiteler arasındaki ilişkilerin güçlenmesi ve ortak alfabe yolunda kaydedilen ilerleme, yüz yıl önce ortaya atılan fikirlerin bugün yeniden hayata geçirildiğini göstermektedir. Kültürel diplomasi, uluslararası ilişkilerin önemli araçlarından biri haline gelmiş ve ortak tarih, dil ve kültür, devletlerarası ilişkilerin sosyal temelini daha da güçlendirmiştir.
Bakü’nün bu süreçteki sembolik rolü özel bir ilgiyi hak ediyor. Bir asır önce Türkoloji’nin uluslararası düzeyde tartışıldığı şehir olan Bakü, bugün de Türk dünyasının bilimsel ve kültürel toplantılarına ev sahipliği yaparak tarihi misyonunu sürdürüyor.
Yüz yıl önce Bakü’de atılan bilimsel adımların bugün bile yeni tartışmalara ilham vermeye devam etmesi, Birinci Türkoloji Kongresi’nin sadece geçmişin bir hatırası olmadığını göstermektedir. Aksine, bu tarihi miras, ortak hafızayı canlı tutan ve geleceğe yönelik yeni vizyonların oluşmasına katkıda bulunan yaşayan bir referans noktası olmaya devam etmektedir. Bu bağlamda, Türk dünyasının ortak kültürel ufkunu yeniden değerlendirdiği 2026 yılı, Türkoloji tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.
***
Diplomasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇULisans eğitimini Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamlayan Özçubukçu, aynı üniversitenin Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını “Molla Nasreddin Dergisine Göre Azerbaycan’da Milliyetçilik” başlıklı tez çalışmasıyla tamamlamıştır. Halihazırda Bakü Devlet Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında doktora eğitimine devam etmektedir.
Uluslararası ilişkiler, siyasal analiz ve jeopolitik araştırmalar ekseninde çalışmalar yürüten Mehmet Gökhan Özçubukçu’nun Uluslararası İlişkiler, Siyasi Tarih, Avrasya Jeopolitiği, Türk Dünyası, Türk Dış Politikası, Milliyetçilik Teorileri, Kimlik Teorileri ve Siyasal iletişim alanlarında, makale, kitap bölümü, kitap çalışmaları ve analizleri bulunmaktadır. Özçubukçu, yurt içi ve yurt dışında birçok düşünce kuruluşu (think tank), akademik platform ve stratejik araştırma merkezinde araştırmacı/uzman pozisyonlarında görev almış olup, birçok kurumda da yöneticilik yapmıştır. Aynı zamanda birçok akademik dergide bilim kurulu üyesi olarak yer almanın yanında çeşitli TV programları, gazete ve analiz platformlarında Uluslararası İlişkiler Uzmanı olarak değerlendirmeleri ve yazıları bulunmaktadır.
