(DASAM) Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU: Başkanı ABD, İsrail ve İran arasındaki anlaşmazlıkta hukuki mücadele başlıyor
* Sherg.az’dan gazeteci Banu Çiçek KALBALİYEVA, Diplomasi ve Stratejik Araştırma Merkezi (DASAM) Başkanı, Siyaset Bilimci, Dış Politika Uzmanı, Rusya, Azerbaycan ve Güney Kafkasya Araştırmacısı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU’ya, İran Yargı Erki Başkanı Gholam Hossein Mohsuni-Ejei’nin,“Savaşlar artık sadece cephelerde değil, mahkeme salonlarında da yürütülüyor” sözlerinden ne anlaşıldığını sordu.
UHA / İnternational News Agency
Sherg.az’dan gazeteci Banu Çiçek KALBALİYEVA
BAKÜ, 28 HAZİRAN 2026
İran Yargı Erki Başkanı Gholam Hossein Mohsuni-Ejei’nin yakın zamanda “Savaşlar artık sadece cephelerde değil, mahkeme salonlarında da yürütülüyor”açıklamaları, uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler bağlamında çeşitli tartışmalara yol açtı. Özellikle savaş dönemindeki sorumluluk, uluslararası hukukun uygulanması ve devletlerin hukuki ve siyasi adımları gibi konular yeniden gündeme geldi.

Banu Çiçek KALBALİYEVA – İran Yargı Erki Başkanı’nın bu açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu mesaj ilk bakışta hukuki bir gereklilik gibi görünse de, aslında uluslararası siyaset, hukuk ve diplomatik mücadelenin kesiştiği çok karmaşık bir alanı yansıtıyor.
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU –
Konuya daha geniş bir perspektiften bakacak olursak? Modern uluslararası sistemde savaşlar sadece askeri cephelerde yürütülmüyor. Çatışmaların hukuki, diplomatik, ekonomik ve psikolojik boyutları, en az olayların kendisi kadar önem taşıyor. Bu nedenle devletler, rakiplerini sadece askeri yollarla değil; aynı zamanda uluslararası hukuk mekanizmaları, kamuoyu ve diplomatik platformlar aracılığıyla da baskı altında tutmaya çalışıyorlar. İranlı yetkilinin açıklaması da bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, bu tür suçlamalar nasıl değerlendiriliyor?

M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU – Uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında; savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar ve sivillere yönelik suçlar son derece ciddi ithamlardır. Ancak, bir devletin veya devlet yetkilisinin bir savaş suçundan sorumlu olup olmadığını belirlemek için öncelikle bağımsız soruşturmaların yürütülmesi gerekir. Bu süreç, delillerin toplanmasını ve hukuki prosedürlerin işletilmesini gerektirir. Uluslararası hukukta suçlama ile mahkûmiyet arasında önemli bir fark vardır. Devletlerin yaptığı siyasi açıklamalar hukuki bir sürecin başlangıcını teşkil edebilir, ancak tek başına hukuki sonuçlar doğurmaz.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Bu konuda uluslararası hukuk ile güç siyaseti arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU – Evet, burada öne çıkan hususlardan biri, uluslararası hukuk ile güç siyaseti arasındaki ilişkidir. Akademik literatürde uzun yıllardır tartışılan temel konulardan biri, uluslararası hukukun tüm devletler için eşit şekilde geçerli olup olmadığıdır. Teorik olarak uluslararası hukuk evrensel normlara dayanır ve tüm devletleri kapsar. Ancak uygulamada, büyük güçlerin uluslararası sistemdeki konumu, uluslararası hukuki mekanizmaların etkinliğine dair çeşitli tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, uluslararası ceza mekanizmalarının bazı durumlarda çok aktif işlediği, diğer durumlarda ise siyasi engeller nedeniyle sınırlı kaldığı yönünde eleştiriler mevcuttur.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, bu tür suçlamalar nasıl değerlendiriliyor?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU – Uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında; savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar ve sivillere yönelik suçlar son derece ciddi ithamlardır. Ancak, bir devletin veya devlet yetkilisinin bir savaş suçundan sorumlu olup olmadığını belirlemek için öncelikle bağımsız soruşturmaların yürütülmesi gerekir. Bu süreç, delillerin toplanmasını ve hukuki prosedürlerin işletilmesini gerektirir. Uluslararası hukukta suçlama ile mahkûmiyet arasında önemli bir fark vardır. Devletlerin yaptığı siyasi açıklamalar hukuki bir sürecin başlangıcını teşkil edebilir, ancak tek başına hukuki sonuçlar doğurmaz.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Bu konuda uluslararası hukuk ile güç siyaseti arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU –
Evet, burada öne çıkan hususlardan biri, uluslararası hukuk ile güç siyaseti arasındaki ilişkidir. Akademik literatürde uzun yıllardır tartışılan temel konulardan biri, uluslararası hukukun tüm devletler için eşit şekilde geçerli olup olmadığıdır. Teorik olarak uluslararası hukuk evrensel normlara dayanır ve tüm devletleri kapsar. Ancak uygulamada, büyük güçlerin uluslararası sistemdeki konumu, uluslararası hukuki mekanizmaların etkinliğine dair çeşitli tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, uluslararası ceza mekanizmalarının bazı durumlarda çok aktif işlediği, diğer durumlarda ise siyasi engeller nedeniyle sınırlı kaldığı yönünde eleştiriler mevcuttur.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Bu tür açıklamaların diplomatik ve kamuoyu nezdindeki etkileri nelerdir?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU – Bu tür açıklamalar yalnızca hukuk açısından değil, aynı zamanda kamu diplomasisi açısından da önemli sonuçlar doğurur. Zira modern çatışmalarda uluslararası kamuoyunun şekillenmesi stratejik bir unsur haline gelmiştir. Devletler kendi pozisyonlarını uluslararası topluma aktarmaya çalışırken, aynı zamanda rakip aktörlerin meşruiyetini de sorgularlar. Bu nedenle, savaş suçları ve uluslararası mahkemeler üzerinden yapılan açıklamalar sıklıkla diplomatik söylemin bir parçası olarak karşımıza çıkar.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Uluslararası sistemde hesap verebilirlik mekanizmalarının durumu nedir?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU –
Uluslararası sistemde hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çağrılar giderek artmaktadır. Özellikle son yıllarda çeşitli bölgelerdeki çatışmalar; sivillerin korunması, uluslararası insancıl hukuk normlarının uygulanması ve savaş dönemlerinde hesap verebilirlik mekanizmalarının kullanılması gibi konuları yeniden gündeme taşımıştır. Bu durum belirli ülkelerle sınırlı olmayıp, uluslararası toplum düzeyinde tartışılan yapısal bir meseledir.
Banu Çiçek KALBALİYEVA – Sonuç olarak, Mohsini-Eje’nin fikirlerinin özü nedir?
M. Gökhan ÖZÇUBUKÇU – Mohsini-Eje’nin açıklaması, yalnızca İran ile Amerika Birleşik Devletleri veya İsrail arasındaki mevcut gerilimler bağlamında değerlendirilmemelidir. Bu açıklama aynı zamanda uluslararası hukuk ile güç siyaseti arasındaki ilişkinin, savaş zamanlarında hesap verebilirlik tartışmasının ve uluslararası meşruiyet mücadelesinin bir yansımasıdır. Meselenin özü, herhangi bir devletin haklı ya da haksız olup olmadığı sorusundan ziyade, uluslararası sistemin kriz dönemlerinde hukuki mekanizmaları ne kadar etkili ve tarafsız bir şekilde kullanabildiği sorusudur. Modern çağda temel tartışma tam da bu noktada yoğunlaşmaktadır.