enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
07:31 Türk savunma sanayisi, İnsansız hava araçlarında (İHA/SİHA) elde ettiği küresel başarıyı denizlere taşıdı
07:17 Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, (TCMB) ocak ayına ilişkin “Sektörel Enflasyon Beklentileri” verilerini değerlendirdi.
07:14 2026 Kültür Yolu rotası belli oldu: 26 şehirde kültür sanat şöleni yaşanacak
06:24 Türkiye’de Bölgesel Tehdit ve Savunma Sanayi Politikası
06:17 Kocaeli Kuzuyayla’da kar keyfi kış masalına dönüştü
00:50 Çelik: PKK tüm uzantılarını feshetmeli
00:50 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | Yusuf Kemal Tengirşenk
00:44 Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Türkiye’yi ziyaret edecek Fransız mevkidaşıyla güncel uluslararası gelişmeleri görüşecek
00:17 Şark Fatihi ve Yetimlerin Babası: Kazım Karabekir
00:06 AK Parti’ye katılımlar sürüyor
00:05 İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, gündeme dair açıklamalarda bulundu
00:04 Mardin Valiliği, toplantı, gösteri yürüyüşünü 27-31 Ocak tarihleri arasında yasakladı
00:02 Katil, soykırımcı İsrail yıktı, Kocaeli Büyükşehir Gazze’ye 2 bin kişilik çadır cami kurdu…
20:58 İzmir’de akşam saatlerinde başlayan kuvvetli fırtına ve gök gürültülü sağanak etkili oldu…
15:21 Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na 3 bin 635 subay ve astsubay alınacak
12:06 Türkiye, 6 Şubat deprem bölgesinde dev dönüşüm
11:51 Muhittin Böcek dahil 41 kişi için iddianame hazırlandı
06:53 Mesafe Giderek Açılıyor
06:47 İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması nedeniyle Rus gazı alımını sonlandırdığı iddialarını yalanladı
06:22 Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Bir cinnet hali: Çığ gibi büyüyen cinayetler

Bir cinnet hali: Çığ gibi büyüyen cinayetler
1 Ağustos 2023
31
A+
A-

Bir karşılaştırma yapılacak olsa Türkiye’nin dünyada en çok cinayet işlenen ülkeler arasında yer alacağına şüphe yoktur. Bir şeye daha şüphe yoktur: Türkiye çok cinayet işlenen ülke olmasının yanında en ilkel en çağdışı gerekçelerle ve en vahşi yöntemlerle insan yaşamına son verilen ülkeler arasında da yine ilk sıralardadır.

Ülkemizde hemen hemen cinayet işlenmediği gün olmuyor. Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk, bebek herkes bu cinayetlerin kurbanı olabiliyor. Ama en çok, en sık ve bunun yanında en haksız, en vahşi cinayetlere hedef olan insanlarımız, her yaştan kadınlarımız. Neredeyse hemen her gün ülkemizin şurasında burasında bir veya birkaç kadın töre cinayetlerine, karşılıksız aşk ve kıskançlık cinayetlerine, kadının tek taraflı ayrılma isteğine tahammülsüzlük cinayetlerine, ülkemizde sayısı çok bol olan magandaların tecavüz girişimlerine karşı koyma cinayetlerine kurban gidiyor.

Zamanımızda, “En kutsal insan hakkı nedir?” diye aklı başında kime sorulsa, vereceği yanıt, “Yaşama hakkıdır!” olacaktır. Bütün uluslar arası sözleşmelerde, insan haklarına ilişkin evrensel bildirilerde tanımlanan 1 numaralı insan hakkı yaşama hakkıdır. Bunun dışında tanımlanan diğer bütün insan hakları yaşama hakkından sonra gelir. Çünkü insanın yaşama hakkı yoksa diğer hakların hiçbir anlamı ve değeri kalmaz.

Kur’an-ı Kerim’de cana kıymanın ne kadar büyük bir günah olduğunu ifade eden ünlü ayet mealen şöyle: “Kim bir insanı haksız yere (dince ve toplumca tanınmış bir meşruiyeti olmadan) öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanlara hayat vermiş gibi olur.” (Maide suresi: 32).

Tarih boyunca bu en kutsal insan hakkını yani yaşama hakkını ortadan kaldırmanın, bir hayata son vermenin toplumca meşru sayılan nedenleri olmuştur. Ama her zaman bir hayatı ortadan kaldırmanın kuralları, koşulları olmuştur. İnsan onuruyla bağdaşmayan, vahşet ve işkence sayılacak bir yöntemle insan öldürmek örgütlü hiçbir toplumda meşru sayılmamıştır. Dinler açısından da durum farklı değildir. Sözgelişi, İslam dini, bir insanın dirisine işkence yapmayı, işkenceyle öldürmeyi yasakladığı gibi ölüsüne de işkence yapmayı yasaklamıştır. Ölü birinin kolunu bacağını kesmek, doğramak, vücudunu delik deşik etmek, iç organlarını yerinden çıkarmak, parçalamak, yakmak gibi işlemleri haram kılmıştır.

Şu dünyada insandan ve onun hayatından daha değerli, terazide ondan daha ağır çekecek ne olabilir? İnsan bu evrende her şeyin kendisiyle değer kazandığı varlıktır. Hangi menfaat, hangi sebep böyle bir varlığın hayatına son vermeyi meşrulaştırabilir? Mevlâna ve diğer bütün maneviyat önderlerine göre insanın değeri ve yüceliği, Tanrı’nın onu varlıkların en üstünü ve en onurlusu (eşref-i mahlûkat) olarak yaratmasından kaynaklanır. Bu yüzden hiçbir bilgisi, görgüsü, marifeti, liyakati, statüsü olmayan sıradan bir kimse bile sırf insan olduğu için değerlidir ve hürmete layıktır. Ünlü bilge Sadi, “Dünyanın bütün servetleri, bütün dünyanın saltanatı, haksız yere akıtılan bir damla insan kanına değmez” diyor.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da işlenen cinayetlerin büyük bir bölümünün tuzak kurarak, pusuya düşürerek, baskın yaparak kalleşçe, namertçe işlenmiş olmasıdır. Düşmanını er meydanına davet edip kozunu mertçe pay etmeye kalkışan hemen hemen yok gibi.

Kimi cinayetlerin gerekçesi tipik bir feodal zihniyetin aynası gibidir: “Bana yan baktı, işini bitirdim!”, “Oy verdiğim partiye, tuttuğum takıma hakaret etti, çektim vurdum!”, “Trafikte yol istedim, vermedi, bir de tantana yaptı; ben de haddini bildirdim!” Böyle bir sürü dokunulmazlık, sataşılmazlık kibir ve ilkelliği! Diyalog ve uzlaşma kültüründen nasipsizlik, magandalık!

Kriminolojideki gelişmeler sayesinde polis günümüzdeki cinayetlerin yüzde yüzüne yakınını aydınlatıyor, faillerini yakalayıp adalete teslim ediyor. Fakat bu yeterli değil. Niçin bu kadar çok, bu kadar pervasız cinayet işleniyor? İlgililerin, yetkililerin, psikologların, sosyologların üzerinde düşünüp cevap bulmaları gereken öncelikli soru budur!

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.