enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:57 Türkiye’de bir Alevi-PKK ittifakı hiçbir zaman oluşmadı. DEM ve PKK kadrolarında Aleviler oldu ancak bunlar, marjinal, radikal Aleviler, sol görünümlü mezhepçi, siyasal Aleviciler…
00:50 Bir Osmanlı askeri gözü kapalı, sadece dinleyerek bilirdi: gelen padişah mı, paşa mı?
00:46 ABD Büyükelçisi Huckabee, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlileri koruması gerektiğini söylüyor.
00:30 Beş Avrupa ülkesi, düzensiz sığınmacıları AB dışına göndermek için anlaşmalar yapmaya çalışıyor
00:29 Bir Kap Su, Bir Kap Yemek; Bir Can İçin Hayat Demektir!
00:15 Ortadoğu, güvenliğini nasıl yeniden şekillendiriyor? ABD’nin güvenlik şemsiyesi yeterli mi?
00:07 Trump’tan Fed’e: Faizleri indirin, aksi takdirde ticaret açığı verdiğimiz ülkelerle ticareti durdururum
22:22 Bu yıl 4.cüsü düzenlenen 4. Konya GastroFest’e Konya’dan ve Konya dışından gastronomi meraklıları yoğun ilgi gösteriyor
09:04 Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın da katıldığı 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Tamamlan..dı.
00:49 Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar: Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Türkiye’nin bölgesel pozisyonu üzerindeki etkileri
00:42 Türkiye Kültür Yolu Festivali, ikinci kez Kayseri’de 5-13 Eylül tarihleri arasında dokuz gün boyunca sanatseverlerle buluşacak…
00:36 İletişim Başkanı Duran, Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda: “Sivas Kongresi bağımsızlık irademizin tüm dünyaya ilanıdır”
00:35 “SDG Feshedildi” Manşetleri ve YPJ Entegrasyonu: Türkiye İçin Yeni Bir Güvenlik Riski Mi?…
00:34 Binlerce yıllık devlet geleneği ve medeniyet tarihinin mirası üzerinde yükselen ekonomisiyle Orta Asya’nın önemli ülkelerinden Özbekistan 35 yaşında…
00:34 Altay topluluklarının kültür ve uygarlık değerleri Uluslararası Altay Toplulukları sempozyumu Bakü’de toplanıyor
00:33 İletişim Başkanı Duran, son iki ayda terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu belirlenen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi
00:29 “500 Bin Sosyal Konut Projesi” kapsamında İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinde teslim tarihi belli oldu
00:28 CORENDON’dan Yeni ve İddialı Bir Adım: Yeşim Candan, Amsterdam’daki İlk ‘Travel BoutiQue’in Başına Geçti… 
00:24 Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda, karanlıkta kalan 3 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı
00:22 Avrupa’nın Sahra ticaretiyle yaklaşık 200 yıldır süren mücadelesini ve Türkiye’nin Nijer-Libya hattındaki kader ortaklığı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Balkanlar’da Kültürel Mirasın Tahribatı ve TİKA

Balkanlar’da Kültürel Mirasın Tahribatı ve TİKA
6 Ağustos 2026
28
A+
A-

* Bu çalışma, BM/UNESCO raporları eşliğinde Balkanlar’daki tahribatın savaşların bahane edilerek sistematik şekilde yıkılmış yapılardaki tarihi ve mimari yapılara verilen zararları ve bu süreçte TİKA çalışmalarını ve bu yapıların koruma ve ihyasını ele almaktadır…

(UHA) International News Agency

Elif DEMİR

ANKARA, O6 AĞUSTOS 2026 – Balkanlar coğrafi konumu itibariyle Doğu ve Batı medeniyetlerinin kesişim noktasında yer alan, yüzyıllar boyunca çok etnikli ve çok dinli bir toplumsal yapının hüküm sürdüğü stratejik bir bölgedir.(Todorova,2006) . Bölgenin mimarı ve kültürel dokusu, özellikle 14. Yüzyılın sonlarından itibaren başlayan Osmanlı hakimiyeti ile birlikte belirgin bir dönüşüm geçirmiştir(Uzunçarşılı, 1999) .

Balkanlar'daki Osmanlı mirası

Bu süreçte inşa edilen camiler ,köprüler , medreseler, hanlar ve kütüphaneler , yalnızca dini ibadet mekanları olarak kalmamış, aynı zamanda şehirlerin sosyo-kültürel kimliğini şekillendiren temel mimari haline gelmiştir (İnalcık, 2010) . Ancak 20. yüzyılların son çeyreğinde. Soğuk Savaş sonrası dönemde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinin dağılma süreciyle patlak veren çatışmalar bölgedeki sivil nüfusu hedef aldığı kadar ortak kültürel mirası da ağır bir yıkıma uğramıştır(Malcolm, 1994).1992-1995

Reklam

Bosna Savaşı ve 1998-1999 Kosova Savaşı sırasında yaşanan tahribat, askeri bir zorunluluğun ya da çatışma esnasında kazara meydana gelen hasarların çok ötesindedir. Akademik literatürde bu durum, hedef alınan topluluğun tarihsel ve kültürel varlığını haritadan bölmeyi amaçlayan kültürel kırım“ (cultural cleansing) ya da mimari mirasın kasıtlı olarak tahrip edilmesi“ (deliberate destruction of architectural heritage) kavramıyla açıklanmaktadır (Bevan, 2006; Riedlmayer, 2002)

Çatışma döneminde özellikle İslam-Osmanlı mimarisinin simgesi olan camiler, mescitler, türbeler ve saat kuleleri sistemli bir biçimde hedef alınmıştır (Kiel, 1990). Buradaki temel stratejik amaç; belirli bir etnik ve dini grubun o coğrafyadaki tarihsel köklerin ve yüzyıllara dayanan yerleşim izlerinini tamamen ortadan kaldırmaktır. Örneğin, Bosna-Hersek İslam Birliği verilerine göre savaş öncesinde ülkede bulunan 1.144 caminin %80’inden fazlası ağır hasar görmüş veya tamamen yıkılarak molozları dahi başka bölgelere taşınmıştır (Walasek, 2015). Yıkımlar sadece ön cephe çatışmalarının yaşandığı alanlara değil, hiçbir askeri çatımanın bulunmadığı Banja Luka, Foca ve Bijeljina gibi şehirlerde de bizzat yerel idarelerin koordinasyonuyla gerçekleştirilmiştir. ( Riedlmayer, 2002)

Bosna-Hersek'te Keşfedilecek 5 Eşsiz Yer - BiletBayisi Seyahat Blogu

Reklam

Benzer şekilde, Bosna’daki sivil mimarinin ve Osmanlı estetiğinin en görkemli yapılarından biri sayılan Foça Alaca Cami (1549) de 1992 yılında tamamen patlatılmış, temelleri dahi buldozerlerle kazınarak üzerine toprak inşa edilmiştir. Bu uygulamalar, taş yapılara verilen fiziki zararın ötesinde, etno-toplumsal hafızayı yok etmeyi hedefleyen psikolojik ve sosyolojik bir harp yöntemi olarak tarihe geçmiştir.

Uluslararası Tepkiler, Hasar Tespiti ve BM/UNESCO Raporları

Balkanlarda gerçekleşen kültürel tahribat, uluslararası toplumun ve akademik çevrelerin hızla dikkatini çekmiştir. Birleşmiş Milletler(BM) , UNESCO, Avrupa Konseyi ve Uluslararası Eski Eserler ve Sitler Konseyi (ICOMOS) gibi kuruluşlar, savaş devam ederken ve sonrasında sahaya uzman heyetler göndererek hasar tespiti raporları hazırlamışlardır (UNESCO, 1983). Bu raporlar, ilerleyen yıllarda Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) nezdinde açılan davalarda kültürel mirasın kasıtlı tahribatına ilişkin delil. (Walasek, 2001)

Harvard Üniversitesi Doğu Sanatları Arşivi Uzmanı Andras Riedlmayer tarafından hazırlanan ve ICTY mahkemesine sunulan bilirkişi raporları, tahribatın boyutunu istatistiki ve belgesel olarak gözler önüne sermiştir (Riedlmayer, 2002).

Aşağıdaki tablo, savaş sonrası hasarın boyutunu gözler önüne sermektedir.

Eser/ Yapı Türü Savaş Öncesi Adet Tamamen Yıkılan Ağır Hasar Gören Toplam Tahribat Oranı(%)
Cami ve Mescitler 1144 614 307 %80,5
Tekke ve Zaviyeler 167 43 81 %74,2
Türbeler ve Hayrat Yapılar 90 37 34 %78,8
Kuran Kursları ve Medreseler 88 14 55 %78,4
Vakıf İdare Binaları ve Arşivler 1425 145 380 %36,8
UNESCO, 1993 yılında yayınladığı“State of Cultural Heritage in Bosnia and Herzegovina“ başlıklı raporunda, kültürel varlıkların korunmasına dair 1954 Lahey Sözleşmesi’nin açıkça ihlal edildiğini vurgulamıştır (UNESCO, 1993). Rapor, yalnızca ibadethanelerin değil, tarihi kütüphanelerin ve arşivlerin de hedef alındığını belgelemiştir. 25-26 Ağustos 1992 gecesi yakılan Saraybosna Ulusal Kütüphanesi (Vijecnica) , içinde barındırdığı 1,5 milyondan fazla nadir el yazması ve tarihi arşivle birlikte küle dönmüştü. (Malcolm, 1994; Riedlmayer,2002).

Kosova Savaşı (1998-1999) esnasında benzer bir tablo ortaya çıkmıştır. BM Kosova Geçici Yönetim Misyonu (UNMIK) ve UNESCO verilerime göre, Kosova’daki 607 camiden 218’i yakılmış veya ağır hasar görmüştür (Riedlmayer, 2002). Buna ek olarak, 2004 yılında Kosova’da meydana gelen toplumsal olaylarda Sırp-Ortodoks kilise ve manastırları da zarar görmüş, uluslararası koruma birlikleri (KFOR) bu yapıların etrafında güvenlik çemberleri oluşturmak zorunda kalmıştır (UNESCO, 2005)

Balkanlarda Osmanlı İzleri

Mevcut Durum, Yasal mevzuat ve Restorasyon Süreçleri

Savaş sonrasında yürürlüğe giren uluslararası anlaşmalar, tarihi yapıların ihyası ve yasal koruma altına alınması hususunda yeni idari mekanizmaların kurulması sağlanmıştır. 1995 yılında imzalanan Dayton Antlaşması’nın 8. Ek Protokolü (Annex 8) uyarınca , Bosna-Hersek Ulusal Anıtları Koruma Komisyonu (Commission to Preserve National Monuments) kurulmuştur (Walasek, 2015). Bu komisyon, etnik ve dini kökenine bakılmaksızın ülke genelindeki tarihi ve mimari yapıların Milli Anıt“, Ortak Miras“ çerçevesinde ışık tutmayı amaçlamıştır.
Balkanlar’da tahrip edilen Osmanlı ortak mirasının yeniden turizme ve geçmişe dönük hatıralarda TürkiyeCumhuriyeti öncü bir rol üstlenmiştir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) , Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İşbirliği Kurumları kanalıyla Kosova, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ’da yüzlerce yapının restorasyonu tamamlanmıştır (TİKA, 2018)

Öne Çıkan Başlıca Restorasyon Projeleri

Banja Luka - Balkan Tur

1. Banja Luka Ferhadiye Camii: Yıkımından 23 yıl sonra, TİKA ve Bosna-Hersek Vakıflar İdaresi işbirliğiyle nehir yataklarından çıkarılan orijinal taşların tespiti ve özgün mimariye sadık kalması suretiyle tamamlanarak 7 Mayıs 2016’da ibadete açılmıştır (TİKA, 2018) .

Bosna Hersek'teki tarihi Alaca Camii'ne silahlı saldırı - Son Dakika  Haberleri

2. Foça Alaca Cami: Vakıflar Genel Müdürlüğünün desteğiyle 2014-2019 yılları arasında yürütülen titiz restorasyon çalışmaları sonucunda yeniden inşa edilmiştir.

İbrahim Paşa: Šišman Ibrahim Pasha Mosque, Pocitelj, Bosna Hersek -  Tripadvisor

3. Pocitelj Tarihi Kenti ve Şişman İbrahim Paşa Camii: UNESCO standartlarına uygun şekilde bölgesel taş işçiliği ve orijinal plan şeması korunarak ihya edilmiştir (UNESCO, 2008)

Sonuç ve Değerlendirme

Balkanlar’da 1990’lı yıllarda yaşanan çatışmalar, sadece insan kaybıyla değil, yüzyılların birikimi olan somut kültürel mirasa verilen ağır tahribatla da tarihe kazınmıştır. Çatışma döneminde özellikle camilerin ve Osmanlı eserlerinin sistematik bir biçimde hedef alınması, kültür varlıkların toplumsal hafızayı silme ve kimliksizleştirme politikalarında bir silah olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır (Bevan, 2006)

Uluslararası toplumun belgeleme çalışmaları (BM, UNESCO) ve ardından Dayton Antlaşması çerçevesinde oluşturulan yasal koruma mekanizmaları, yıkılan eserlerin hukuki statüsünü güvence altınna almıştır. TİKA gibi diğer uluslararası fonların katkılarıyla yürütülen rekonstrüksiyon projeleri ise yalnızca mimari yapılara yeniden hayat vermekle kalmamış ;bölge halkları arasında kültürel diyaloğun ve barışın yeniden tesis edilmesine de hizmet edilmiştir.

Gelecek dönemde, Balkanlar’daki tarihi yapıların korunması, ortak bilincin canlı tutulması için restorasyon projelerinin ötesine geçilerek koruma stratejilerinin uygulanması, yerel yönetimlerinin koruma bilincinin artırılması ve kültür mirasının ve bölge turizmi ile barışçıl bir arada yaşam kültürünün merkezine yerleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.