Bahçeli, “Kendi kudretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir”
* MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Kendi kudretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir” dedi.
UHA / İnternational News Agency
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
ANKARA (TBMM), 01 TEMMUZ 2026 – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Kendi kudretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir” dedi.
“Kendi kudretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir”
Orta Doğu’nun asırlardır kan ve gözyaşıyla yoğrulmuş coğrafyasında yeni bir düzen aranıyorsa Türkiye’nin çelikten yumruğuyla kökünü kazıyarak tasfiye ettiği terör odağından arta kalan coğrafyanın ancak Ankara’nın iradesiyle hayat bulacağını vurgulayan Bahçeli, “Allah’ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki; kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında, başkalarının icazetiyle değil kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu şirazesi kaymış dünyanın üzerinde asırlara meydan okuyan tarihi bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara’yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ve ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer.” dedi.
Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye’nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklemin, eksik kalmaya ve çökmeye mahkum olacağını dile getiren Bahçeli, Türkiye’nin kriz hatlarının kesiştiği ateş çemberinde istikrarı temin eden, tehditleri sınırlarının bidayetinde ezen bir devlet olduğuna işaret etti.

Bu hassas kavşakta, müttefiklik hukukunun riyakarlıktan arındırılarak samimiyetle işletilmesinin, bağların güçlendirilmesi için kaçınılmaz bir fırsat olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
“Eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları verip Türkiye’nin beka hudutlarını kemiren hain yapılara siyasi ve askeri alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür. Türkiye’nin hava savunma ihtiyacını sürüncemede bırakıp haklı taleplerini oyalama anlayışı miadını doldurmuştur. Adalar Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye yüzyılının baş mimarıdır. Maruz kaldığı haksızlıkları acziyet içeren bir ağıta değil; göğsünde kora, bileğinde kuvvete, semalarında çelik kanada dönüştüren büyük bir Türkiye vardır.”


Bahçeli, savunma sanayideki başarılara dikkati çekerek, KAAN, HÜRJET, KIZILELMA, AKINCI, AKSUNGUR ve GÖKBEY ile gökyüzünde mutlak hakimiyetin perçinlendiğini, MİLGEM projeleri, TCG Anadolu, fırkateynler, denizaltılar ve insansız deniz araçlarıyla denizlerdeki caydırıcılığın artırıldığını belirtti.
ALTAY tankı, taktik tekerlekli ve paletli zırhlı araçlar, çok namlulu roket sistemleri, hassas güdümlü akıllı mühimmatla Türk ordusunun gücünü zirveye taşındığını ifade eden Bahçeli, hava savunma sistemlerinde GÖKBÖRÜ, HİSAR, SİPER, KORKUT ve SUNGUR’dan oluşan savunma gücünün de gök kubbeyi çepeçevre sardığını bildirdi.
Bahçeli, ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ ile Milli Savunma Bakanlığı himayesinde yürütülen çalışmalar sayesinde Türkiye’nin muazzam bir milli hamleyle devasa bir savunma ekosistemi kurduğunu, bunun da dosta ve düşmana ilan edildiğini dile getirdi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yalnızca sahip olduğu silah sistemleriyle değil, bunları destekleyen sağlık altyapısıyla da güçlü olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinle çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır.” diye konuştu. NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
“Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp, askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında, askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgar değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği, cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakar hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir.”
Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılmasını milli beka meselesi olarak nitelendiren Bahçeli, şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin millete önemli hizmetler sunduğunu, askeri sağlık sisteminin ise savaş ve çatışma anlarında farklı bir refleks ve seferberlik hazırlığı gerektirdiğini dile getirdi.
Bir ordunun topu kadar tabibinin, tüfeği kadar tıbbının ve zırhı kadar sıhhiyesinin de caydırıcılığının parçası olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkumdur.” ifadesini kullandı. (TBMM)

