Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu Işığında: Orta Koridor’un Stratejik Önemi ve Türkiye’nin Vazgeçilmez Rolü
*Avrasya İncelemeleri Merkezi’nden (AVİM) Avrupa Birliği, Türkiye – ABD İlişkileri, Kafkasya, Propaganda Çalışmaları ve Terörizm uzmanı ve Analist Hazel ÇAĞAN ELBİR, AVİM için kaleme aldığı “Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu Işığında: Orta Koridor’un Stratejik Önemi ve Türkiye’nin Vazgeçilmez Rolü” başlıklı analizinde, Avrupa Parlamentosu’nun (AP), 17 Haziran 2026’da 381 evet, 107 hayır ve 171 çekimser oyla kabul ettiği 2025 Komisyon Türkiye Raporu’na ilişkin kararda, Türkiye’ye yönelik sert eleştirilerde bulunduğuna dikkat çekti.
UHA / İnternational News Agency
Hazel ÇAĞAN ELBİR & AVİM, Analist
ANKARA , 29 HAZİRAN 2026 – Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran 2026’da 381 evet, 107 hayır ve 171 çekimser oyla kabul ettiği 2025 Komisyon Türkiye Raporu’na ilişkin kararda, Türkiye’ye yönelik sert eleştirilerde bulunmuştur[1]. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanlarındaki gerileme vurgulanırken, AB üyelik sürecinin fiilen donmuş olduğu tekrarlanmıştır. Ancak rapor, bu eleştirilerin yanı sıra Türkiye’nin stratejik önemini ve pragmatik işbirliği ihtiyacını da açıkça kabul etmektedir. Bu bağlamda, Orta Koridor (Trans-Hazar Uluslararası Taşıma Rotası – TITR) gibi konular, Türkiye’nin AB için vazgeçilmez bir ortak olduğunu gösteren kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır.
Raporun İkili Yaklaşımı: Eleştiri ve Stratejik Kabul
Rapor, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini “çok katmanlı” olarak nitelendirmekte ve Türkiye’yi NATO müttefiki olarak tanımlamaktadır. Güvenlik ve savunma alanında “karşılıklı stratejik çıkarlar doğrultusunda pragmatik işbirliğinin güçlendirilebileceği” belirtilmektedir. Karadeniz, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna gibi bölgelerde ortak çıkarlar vurgulanmaktadır.
Raporda ayrıca Türkiye’nin bağlantısallık alanındaki önemi doğrudan ele alınmaktadır: “Avrupa-Asya bağlantısını güçlendirecek alternatif ticaret rotası olarak Orta Koridor” desteklenmekte ve bu rotanın AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağı ifade edillmektedir. Rapor, Türkiye’yi “Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın kilit ortağı”, ticaret, ekonomi, güvenlik, göç ve terörle mücadelede önemli aktör olarak tanımlamaktadır[2].
Bu yaklaşım, AP’nin geleneksel eleştirel tonuna rağmen gerçekçi jeopolitiği yansıtıyor. Değerler temelli eleştiriler sürse de, coğrafya ve stratejik zorunluluklar Türkiye’yi göz ardı etmenin mümkün olmadığını göstermektedir.
Marta Kos
AB’den Net Vurgu: “Orta Koridor Türkiye’siz Düşünülemez”
AP raporundaki bu stratejik kabulü, AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’un 23 Haziran 2026’da yaptığı açıklama somutlaştırmıştır. Brüksel’de düzenlenen Bağlantısallık Gündemi Platformu toplantısında Kos şu ifadeleri kullanmıştır:
“Türkiye’nin güçlü katılımı olmadan güçlü bir Orta Koridor ve tüm bu dijital, enerji ve ticaret ilişkilerine sahip olmayı hayal edemiyorum.[3]”
Kos, Türkiye’nin Bağlantısallık Gündemi’nde kilit rol oynadığını özellikle vurgulamış ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımından memnuniyet duyduğunu belirtmiştir. Bu açıklama, AP raporundaki dolaylı desteği somut bir üst düzey AB duruşuna dönüştürmektedir.
Orta Koridor Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?
Orta Koridor, Çin’den başlayıp Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan multimodal bir ticaret rotasıdır. Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru’na alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Bu rotanın temel avantajları ise oldukça belirgindir. Öncelikle mesafe ve süre bakımından önemli üstünlükler sunar; Kuzey Koridoru’na göre yaklaşık 2.000 km daha kısadır ve Çin’den Avrupa’ya transit süre 18 güne kadar inebilmektedir. Bu da deniz yoluna kıyasla çok daha hızlı bir taşımacılık imkânı sağlar.
İkinci önemli avantajı güvenlik ve tedarik zinciri çeşitlendirmesidir. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Kuzey Koridoru riskli hale gelince, Orta Koridor Rusya’ya bağımlılığı azaltan ve tedarik zincirlerini daha güvenli kılabilen bir seçenek olarak ön plana çıkmıştır.
Ayrıca Avrupa Birliği stratejisiyle de uyumlu bir yapıdadır. AB’nin Global Gateway girişimi kapsamında desteklenen Orta Koridor, AB’nin Orta Asya ve Kafkasya’da altyapı yatırımlarını teşvik ettiği kritik bir projedir. Bu sayede kritik hammaddeler, enerji ve yeşil geçiş gibi alanlarda bölgenin önemi artmakta ve AB’nin stratejik hedeflerine katkı sağlamaktadır.
Avrupa Birliği, Orta Koridor’u yalnızca ticari bir rota olarak değil, aynı zamanda önemli bir jeopolitik araç olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede koridor, Çin’in artan etkisini dengelemek, Rusya’nın transit tekeline karşı alternatif bir güzergâh oluşturmak ve küresel tedarik zincirlerinin güvenliğini güçlendirmek amacıyla stratejik bir araç işlevi görmektedir.
Türkiye: Orta Koridor’un Vazgeçilmez Kapısı
Türkiye, Orta Koridor’da basit bir transit ülke olmanın ötesinde, stratejik bir merkez konumundadır. Bu kritik rolünü, başta Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu olmak üzere Güney Kafkasya’yı Türkiye’ye bağlayan ana arterlerle; Asya ile Avrupa kıtalarını demiryolu üzerinden kesintisiz birleştiren Marmaray ve İstanbul bağlantılarıyla; Mersin, İstanbul ve Çandarlı gibi modern limanlar aracılığıyla sağlanan karayolu, demiryolu ve deniz taşımacılığının multimodal entegrasyonuyla; ve en önemlisi, Avrupa’nın doğal coğrafi giriş kapısı olan benzersiz konumuyla pekiştirmektedir. Bu unsurlar bir araya geldiğinde, Orta Koridor’un Avrupa’ya ulaşan son ayağının Türkiye olmadan tamamlanamayacağı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Rapor da bu gerçeği dolaylı yoldan kabul etmektedir. Marta Kos’un ifadesiyle ise bu durum netleşmektedir: Türkiye’nin güçlü katılımı olmadan güçlü bir Orta Koridor mümkün değildir. Türkiye olmadan Orta Koridor’un Avrupa ayağı eksik kalabilecek; AB’nin Global Gateway hedefleri, tedarik zinciri çeşitlendirme çabaları ve enerji/kritik malzeme güvenliği ciddi şekilde sekteye uğrayabilecektir.
Gerçek hayatta da bu rol somutlaşmaktadır: Orta Koridor üzerinden Çin-Avrupa yük taşımacılığı artmakta, Türkiye transit gelirleri ve lojistik kapasitesini güçlendirmektedir. AB tarafı da yatırımlarla bu rotayı canlandırmaya çalışmaktadır.
Sonuç: Pragmatizm Kaçınılmaz
AP raporu ve AB Komiseri Marta Kos’un açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde net bir tablo ortaya çıkmaktadır: Türkiye’yi AB dışında tutmayı amaçlayan “değerler” temelli eleştiriler sürse de, jeopolitik gerçekler ve stratejik zorunluluklar Türkiye’nin devre dışı bırakılmasının önüne geçmektedir. Orta Koridor, AB’nin tedarik zinciri güvenliği, enerji çeşitliliği ve Asya ile bağlantı hedefleri için kritik öneme sahiptir. Türkiye’yi “denklem dışı bırakma” girişimleri, AB’nin kendi çıkarlarına zarar vermektedir. Raporun ve Kos’un da işaret ettiği gibi pragmatik, çıkar temelli ve aşamalı bir işbirliği modeli, AB Türkiye’nin üyeliği konusunda daha gerçeğe yakın bir yaklaşım içine girene kadar daha anlaşılabilirdir. Orta Koridor’un tam potansiyeline ulaşması için Türkiye’nin altyapı, gümrük ve operasyonel kolaylaştırmalardaki rolü güçlendirilmeli; AB de bu süreçte somut destek vermelidir. 2025 AP Türkiye Raporu ve AB’nin üst düzey açıklamaları göstermektedir ki: Orta Koridor’da Türkiye olmadan Avrupa’nın stratejik hedefleri eksik kalabilecektir.
[1] Güven Özalp, “AP’de Kabul Edilen Türkiye Raporunda ‘Mavi Vatan’ ve 12 Mil Vurgusu,” BBC Türkçe, 17 Haziran 2026, https://www.bbc.com/turkce/articles/cgl3x8jx6yzo.
[2] Avrupa Parlamentosu, “European Parliament resolution of 17 June 2026 on the 2025 Commission report on Türkiye,” 17 Haziran 2026, https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-10-2026-0215_EN.pdf.
[3] “AB’den Türkiye vurgusu: Orta Koridor Türkiye’siz düşünülemez,” TRT Haber, 23 Haziran 2026, https://www.trthaber.com/haber/dunya/abden-turkiye-vurgusu-orta-koridor-turkiyesiz-dusunulemez-949060.html
***
Yazar hakkında
Hazel Çağan Elbir, 2008 yılında Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek Lisans derecesini 2012 yılında ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Ermeni Terörü ve Türk Basını (1973-1984)” başlıklı tezi ile aldı. Yüksek lisans tezi aynı başlıkla 2017 yılında Almanya’da bulunan yayınevi Manzara Verlag tarafından kitap olarak yayınlanmıştır.
2006 yılında TBMM’de, 2007 yılında Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM)’da ve Global Strateji Enstitüsü’nde staj yapmıştır. Yine 2007 yılında Avusturya’nın Graz şehrinde düzenlenen Model Avrupa Parlamentosu projesine katılmıştır. 2008 yılında Global Strateji Enstitüsü’nde dört ay süreyle Balkan Uzmanı olarak görev almıştır. Yüksek lisans yaparken 2011 yılında Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)’de de staj yapan Çağan Elbir, Şubat 2012 tarihinden bu yana AVİM bünyesinde analist olarak çalışmaktadır. Hali hazırda Atılım Üniversitesi’nde Politik Ekonomi doktora adayıdır.
Çağan Elbir’in araştırma konuları arasında Avrupa Birliği, Türkiye – ABD İlişkileri, Kafkasya, propaganda çalışmaları, insanlığa karşı suçlar ve terörizm yer almaktadır.
Çağan Elbir her gün AVİM Günlük Bülten’in Avrupa bölümünü hazırlamaktadır.