enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
13:22 Kocaeli (UHA) Bürosu: Gazeteciler Cemiyeti Gebze’de Toplandı!..KOGACE’de Projeler Masaya Yatırıldı
11:58 TRT ortak yapımı “Filistin 36”, 17 Temmuz’da Türkiye’de tüm sinemaseverlerle buluşuyor.
10:41 Diyanet İşleri Başkanlığı, 10 Temmuz 2026 tarihli “Din İstismarı” başlıklı Cuma hutbesini yayımladı.
00:08 LGS tercih maratonu başlıyor: Doğru lise seçiminde uluslararası akreditasyonlar öne çıkıyor
00:07 Yunanistan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, 2025 Yıllık Raporu’nu yayımladı
00:07 Trump “kalkacak” dedi: CAATSA için yol haritası ne?
00:04 Kocaeli (UHA) Bürosu: Milli Formayla Avrupa’da Göz Doldurdular… Hamburg’da Kocaeli Damgası
00:04 Barış süreci devam ederken yaşanan beklenmedik gelişme, ABD ve İran arasındaki tansiyonu yeniden zirveye taşıdı.
00:01 Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan (SETA) Sempozyum: Onuncu Yılında 15 Temmuz
00:00 Dışişleri: Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs kararı yok hükmündedir
19:55 Haddini Bilmezlik Belgesi: AB’nin Türkiye Raporu
18:46 Erdoğan liderlere neden revolver silah hediye etti?
14:13 Türkiye’nin saygın, usta Gazetecilerinden, SABAH Köşe yazarı Yavuz DONAT’ın, “Zirve’nin Ardından” başlıklı yazısı
12:02 “Türk Ekonomik Bakış”ın 2026 birinci çeyreği yayımlandı
11:22 Neden 3. Türk Dünyası Yaz Forumu? Amacı? : Türk Dünyasının Geleceği ve Genel Bakış
09:33 3. Türk Dünyası Yaz Forumu İstanbul’da Başladı
08:35 Ankara’da Üç Hollandalı Vardı… Ama Hiçbiri Sıradan Değildi
00:58 Türkiye son yıllarda ticaret diplomasisi kapsamında Afrika ülkeleriyle geliştirdiği ticaret hacmini 11 milyar dolara ulaştırdı.
00:49 Prof. Dr. Nebi MİŞ: Kendi Çoklu Krizini Çözemeyen CHP, Bu Sürece Nasıl Geldi?
21:12 Türkiye’in ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen 36.⁠ NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Türk mutfağı damgasını vurdu. Menüde neler vardı?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

ANCA Genel Direktörü Aram Hamparian, Gerçeklikten Uzak Söylemlerine Bir Yenisini Daha Ekledi

ANCA Genel Direktörü Aram Hamparian, Gerçeklikten Uzak Söylemlerine Bir Yenisini Daha Ekledi

* Türkiye’nin saygın düşünce kuruluşlarından Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM), Türk-Ermeni İlişkileri, Ermeni Tarihi, Doğu Anadolu Bölgesi, Güney Kafkasya konularında uzman Analist Tuğçe Tecimer, AVİM için “ANCA Genel Direktörü Aram Hamparian, Gerçeklikten Uzak Söylemlerine Bir Yenisini Daha Ekledi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

UHA / İnternational News Agency  

Profil resmi

Tuğçe TECİMER & AVİM, Analist

ANKARA, 25 HAZİRAN 2026

Geçtiğimiz günlerde Vaşington’da düzenlenen 41. Yıllık PSEKA Konferansı (International Coordinating Committee – Justice for Cyprus)   kapsamında gerçekleştirilen “The Republic of Cyprus: A Strong Strategic Partner of the United States” başlıklı oturumda konuşan ANCA Genel Direktörü Aram Hamparian, Ermeni ve Rum lobileri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan dikkat çekici açıklamalarda bulunmuştur.

Aram Hamparian - THE BLUNT POST

ANCA Genel Direktörü Aram Hamparian

Bazı ABD Kongre üyeleri, diaspora temsilcileri ve çeşitli politika uzmanlarının katıldığı oturumda Hamparian, Türkiye’nin Kıbrıs adasındaki varlığını sert ifadelerle eleştirirken, Vaşington yönetiminin Türkiye’ye yönelik daha kararlı ve yaptırım odaklı bir politika izlemesi çağrısında bulundu. Hamparian’ın açıklamaları yalnızca Kıbrıs adası ile ilgili değerlendirmeler içermemiş, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel rolü ve Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği konusunda da tartışmalı iddialar ortaya koymuştur.[1]

Hamparian’ın konuşmasının temel ekseni, Ermeni ve Rum diasporalarının ortak bir siyasi gündem etrafında daha güçlü bir şekilde hareket etmesi gerektiği fikri üzerine kurulmuş görünmekle birlikte; konuşmada öne çıkan değerlendirmeler, bölgesel sorunların çözümüne katkı sunmaktan ziyade Türkiye karşıtı siyasi söylemlerin yeniden üretilmesine dayanmaktadır. ANCA Genel Direktörü’nün politik söylemi ve Türkiye’yi tek taraflı bir bakış açısıyla hedef alan ifadeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin ısrarla üzerinde durduğu Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya’da barış ve istikrar yönündeki çabaları olumsuz etkileme girişimi oluşturmaktadır.

Hamparian konuşmasında ABD yönetimini Türkiye’ye karşı daha sert tedbirler almaya çağırırken, Ankara’nın Kıbrıs adasındaki varlığını işgal”, Sevk ve İskân Kanunu’nu ise tarihi gerçekler ve hukuku hiçe sayarak  soykırım” olarak nitelendirmiştir. Dahası, Vaşington’un sessiz diplomasi” politikası yerine Türkiye’ye “gerçek bedeller ödetmesi gerektiğini savunmuştur. Bu yaklaşım diplomatik çözüm arayışından ziyade Türkiye Cumhuriyeti’nin baskı altına almak isteyen hasmane bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Öncelikle Kıbrıs meselesi, Hamparian’ın sunduğu işgal anlatısına indirgenemez. 1974’te Türkiye’nin gerçekleştirdiği müdahale, Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğini sağlamak amacıyla Garanti Antlaşması’nın verdiği haklara dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Bugün adada kalıcı çözümün önündeki temel sorun, yalnızca geçmişte yaşananlar değil, iki toplum arasında siyasi eşitlik temelinde bir uzlaşının hâlâ tesis edilememiş olmasıdır. Bu nedenle sorunun çözümü yaptırımlarda değil, 21. yüzyılın uluslararası hukuk ilkeleri ve kurumsallaşmış diplomasi kanalları içerisinde aranmalıdır. Zira devletler arası ihtilafların baskı ve dışlama yöntemleriyle yönetilebileceği varsayımı, çağdaş uluslararası ilişkiler literatüründe giderek daha fazla sorgulanan ve etkinliği tartışmalı bir yaklaşımdır.

Hamparian’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer husus ise Türkiye’nin bölgesel rolünü tamamen göz ardı etmesidir. Türkiye, NATO’nun en büyük ordularından birine sahip olup Karadeniz’den Orta Doğu’ya, Kafkasya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada güvenlik mimarisinin önemli aktörlerinden biridir. Rusya-Ukrayna savaşı sırasında tahıl koridorunun oluşturulması, esir takaslarının kolaylaştırılması ve bölgesel krizlerde arabuluculuk girişimleri Ankara’nın uluslararası sistemdeki stratejik önemini ortaya koymuştur. Böylesine kritik bir ülkeye yönelik sürekli yaptırım ve izolasyon çağrıları gerçekçi bir dış politika önerisi olmaktan da uzaktır.

Ayrıca Hamparian’ın Türkiye’yi uluslararası alanda her zamankinden daha yalnız göstermeye çalışması da güncel jeopolitik tabloyu hiç okuyamamasının bir diğer göstergesi olmuştur.  Son yıllarda Türkiye, yalnızca yakın çevresinde değil küresel ölçekte de diplomatik ve ekonomik etki alanını genişleten bir aktör haline gelmiştir. Körfez’den Avrupa’ya, Afrika’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyada ilişkilerini çeşitlendiren Ankara, çok sayıda bölgesel ve küresel denklemde etkinliği giderek artan bir aktör konumundadır. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası sistemin dışında bırakılan değil, aksine farklı kriz gündemlerinde giderek daha fazla başvurulan ve dikkate alınan bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

Ermeni ve Rum diasporalarının kendi tekyönlü tarihsel yorumlarını gündeme taşıması kendileri için bir anlam taşıyabilir. Ancak bu iddiaların ABD dış politikasını Türkiye karşıtı bir çizgiye yönlendirme amacıyla kullanılması, ne bölgesel barışa ne de toplumlar arası diyaloğun gelişmesine katkı sağlamaktadır. Özellikle Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinde olduğu bir dönemde, uzlaşı yerine baskı ve yaptırımı önceleyen söylemler yapıcı olmamak bir yana, Ermenistan’ın yeni dış politika yönelimiyle de açık ve kesin bir uyumsuzluk içindedir. Bu durum, AVİM olarak daha önceki değerlendirmelerimizde de vurguladığımız üzere, anavatanın devlet temelli dış politika öncelikleri ile diasporanın siyasi hırsları arasındaki farklılaşmayı ve diasporadaki militan çatlağı bir kez daha görünür kılmaktadır.[2]

Bugün ihtiyaç duyulan şey, artık zamanı dolmuş olan asılsız iddiaları güncel jeopolitik mücadelelerin aracı haline getirmek değil; karşılıklı saygı temelinde yeni bir diyalog zemini oluşturmaktır. Hamparian’ın konuşması ise bu yönde bir vizyon sunmamakta, aksine eski fay hatlarını derinleştiren bir siyasi aktivizmin örneği olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’yi hedef alan yaptırım çağrıları kısa vadeli yandaş kazanımlar sağlayabilir; ancak uzun vadede Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da ve Kıbrıs adasında kalıcı barışın önünü açmayacaktır.  Nitekim bu tür söylemlerin, Ermenistan’ın son seçimlerden de zaferle çıkan yönetiminin iç ve dış politika öncelikleri ve bölgesel normalleşme yönündeki yaklaşımıyla da taban tabana zıt olması; diasporanın militan radikal kesiminin yaşadıkları ülkelerin politikasına da ters düşmeye başlayan bu tutumlarını sürdürmekte inat etmeleri, bindikleri dalı kesme sonucu verebilecektir.


[1] “ANCA’s Hamparian Strengthens Armenian-Hellenic Alliance at pro-Cyprus Conference”, Armenian Weekly, 17 June 2026, https://armenianweekly.com/2026/06/17/ancas-hamparian-strengthens-armenian-hellenic-alliance/.

[2] Tuğçe Tecimer,  “Diaspora ve Ermenistan Yönetiminin Çelişen Çıkarları: Anca Örneği”, AVİM, 27 Ocak 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/DIASPORA-VE-ERMENISTAN-YONETIMININ-CELISEN-CIKARLARI-ANCA-ORNEGI.

***

Yazar hakkında

Tuğçe Tecimer, 2016 yılında İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2019 yılında aynı üniversitede yüksek lisans derecesini aldı. Tecimer, İstanbul Üniversitesi Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir ve  Ankara Üniversitesi Ermeni Dili ve Kültürü Bölümü’nde ikinci lisans eğitimini 2024 yılında tamamlamıştır. Tecimer’in araştırma konuları arasında Ermeni Tarihi, Türk-Ermeni İlişkileri, Ermeni Dili, Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya bölgeleri yer almaktadır. 2023 yılından itibaren Ermeni Araştırmaları dergisinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak görevini sürdürmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.