enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
22:22 Bu yıl 4.cüsü düzenlenen 4. Konya GastroFest’e Konya’dan ve Konya dışından gastronomi meraklıları yoğun ilgi gösteriyor
09:04 Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın da katıldığı 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Tamamlan..dı.
00:49 Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar: Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Türkiye’nin bölgesel pozisyonu üzerindeki etkileri
00:42 Türkiye Kültür Yolu Festivali, ikinci kez Kayseri’de 5-13 Eylül tarihleri arasında dokuz gün boyunca sanatseverlerle buluşacak…
00:36 İletişim Başkanı Duran, Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda: “Sivas Kongresi bağımsızlık irademizin tüm dünyaya ilanıdır”
00:35 “SDG Feshedildi” Manşetleri ve YPJ Entegrasyonu: Türkiye İçin Yeni Bir Güvenlik Riski Mi?…
00:34 Binlerce yıllık devlet geleneği ve medeniyet tarihinin mirası üzerinde yükselen ekonomisiyle Orta Asya’nın önemli ülkelerinden Özbekistan 35 yaşında…
00:34 Altay topluluklarının kültür ve uygarlık değerleri Uluslararası Altay Toplulukları sempozyumu Bakü’de toplanıyor
00:33 İletişim Başkanı Duran, son iki ayda terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu belirlenen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi
00:29 “500 Bin Sosyal Konut Projesi” kapsamında İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinde teslim tarihi belli oldu
00:28 CORENDON’dan Yeni ve İddialı Bir Adım: Yeşim Candan, Amsterdam’daki İlk ‘Travel BoutiQue’in Başına Geçti… 
00:24 Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda, karanlıkta kalan 3 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı
00:22 Avrupa’nın Sahra ticaretiyle yaklaşık 200 yıldır süren mücadelesini ve Türkiye’nin Nijer-Libya hattındaki kader ortaklığı
00:17 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Adliyesinde “şüpheli” sıfatıyla yaklaşık 2 saat ifade verdi, adliye çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulundu…
00:14 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sivas Kongresi ruhu Türkiye Yüzyılı hedefimizde en güçlü motivasyon kaynağımızdır
00:11 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En utanç verici kitap katliamlar; milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşandı”.
00:59 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ soruşturması
00:47 Norveç, Ukrayna’nın 4,2 milyar dolarlık Kırım alacağı için Arktik’te Rus gemisine el koydu
00:46 Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in (CDU) Güç Kaybı ve İstikrar Arayışı Arasında Yeni Dönem Siyaseti
00:45 Avrupa Birliği Komisyonu sadece üyelerini değil tüm dünyayı ‘net sıfır karbon’ rüyasının peşinden sürüklüyor
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Afetlerde Psokososyal Hizmetlerin Yönetimi

Afetlerde Psokososyal Hizmetlerin Yönetimi
27 Temmuz 2026
37
A+
A-

* Afetlerde sosyal hizmetlerin yeri nedir?

* Afetlerde risk altındaki gruplara yönelik sosyal hizmetler nelerdir?

* Afet sonrasında afetzedelere yönelik psikososyal destek hizmetlerinin boyutları ve uygulama örnekleri nelerdir?

UHA / International News Agency

Prof. Dr. FATİH ALTUN | AVESİS

Prof. Dr. Fatih Altun

Reklam

ANKARA, 27 TEMMUZ 2026 – Türk Akademisyen, Bürokrat. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, SETA için kaleme aldığı “Afetlerde Psokososyal Hizmetlerin Yönetimi” başlıklı perspektifinde, Afetlerde sosyal hizmetlerin yeri, Afetlerde risk altındaki gruplara yönelik sosyal hizmetleri ve Afet sonrasında afetzedelere yönelik psikososyal destek hizmetlerinin boyutları
ve uygulama örneklerine dikkat çekiyor.

Son yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadığımız ve tarifi mümkün olmayan acılara şahit olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Tarihte eşine nadir rastlanır bir şekilde art arda medyana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüklerindeki iki depremin ardından Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkez olmak üzere on ilimizde büyük bir yıkım meydana gelmiştir.

Bu büyük afet 109 bin kilometrekarelik bir alan ile birçok Avrupa ülkesinden daha büyük bir coğrafyayı etkilemiştir. İlk depremden kısa bir süre sonra afetin boyutunu hızlıca tespit eden Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında depremin seviyesini uluslararası desteğe ihtiyaç olduğu anlamına gelen ve son seviye olan dördüncü seviye olarak ilan etmiştir.

Reklam

Depremin ilk anlarından itibaren devlet ve milletin el ele toplumun tüm kesimleriyle örnek bir dayanışma sergilediği görülmektedir.

Esasında afet yönetim anlayışı afet öncesi, afet esnası ve afet sonrasında birçok çalışmayı kapsayan bir döngü gibi işlemektedir. Bir afet meydana geldikten sonra ise sırasıyla müdahale, iyileştirme, risk azaltma ve hazırlık aşamaları birbiriyle bağlantılı bir şekilde devam etmektedir. Afetlere yönelik müdahalelerin büyük bir bölümü afetler sonrasında gerçekleştirilmektedir.

Bu müdahaleler içerisinde sosyal hizmetler önemli bir yer tutmaktadır. Afetlerde yürütülen sosyal hizmet müdahaleleri afetin ilk anlarından başlayarak afetin tüm etkileri sona erip hayat normal seyrine dönene kadar sürdürülmektedir.

AFETLERDE SOSYAL HİZMETLERİN YERİ
Depremin hemen ardından öncelikli olarak odaklandığımız arama kurtarma faaliyetleri ve tıbbi ilk yardım konularında kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) canla başla mücadele ettiklerine şahit olduk. Bugünlerde ise afetin büyüklüğünü ortaya koyarcasına kayıpların boyutu netleşmektedir. Ancak afetler yalnızca fiziki ve ekonomik kayıplara yol açmaz aynı zamanda sosyal, psikolojik ve manevi kayıplara da neden olur. Bu bağlamda afetin ilk anından itibaren başta psikososyal destek faaliyetleri olmak üzere sosyal hizmet adımları atılmaktadır.

Afetlerin sonrası yürütülen sosyal hizmet uygulamaları arama kurtarma faaliyetleri ile eş zamanlı başlayan ve yıllar sonrasını da kapsayan uzun bir süreci ifade etmektedir. Afetlerdeki sosyal hizmetler; afetten etkilenen kişilere, ailelere, gruplara ve topluma yönelik psikolojik ilk yardım uygulamalarının yanı sıra sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık kapsamında yürütülen bütün hizmetleri tanımlamaktadır. Ayrıca sosyal yardımlar ve risk altındaki gruplara yönelik rehabilitasyon hizmetleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu perspektif çalışmasında afetler sonrasında sosyal hizmetlerin odağında yer alan risk altındaki gruplar ve psikososyal hizmetlerin yönetimi ele alınmaktadır.

AFETZEDELERE PSİKOSOSYAL DESTEK SAĞLANMASI
Öncelikle afetler sonrasında tıbbi ilk yardım kadar psikolojik ilk yardımın da önemli olduğu unutulmamalıdır. Psikososyal destek faaliyetleri olarak adlandırabileceğimiz bu faaliyetlerle bireyin ve toplumun güçlendirilmesi, böylece afetin yol açtığı uyumsuzlukların ve bozuklukların giderilmesi hedeflenmektedir. Özellikle zarar gören sosyal dengenin yeniden rayına oturması ve toplumda ilerleyen yıllarda ortaya çıkması muhtemel sorunların büyük ölçüde önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Afet sonrasında sürdürülen tüm hizmetlerde olduğu gibi psikososyal hizmetlerin sunumunda da koordinasyon sağlanmalıdır. Nitekim Pazarcık ve Elbistan depremlerinin sonrasında psikososyal destek hizmetlerinin TAMP kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) koordinasyonunda yürütüldüğü açıklanmıştır.

Bu bağlamda ASHB tarafından afetin ilk gününde depremden etkilenen on il arasında yer alan Kahramanmaraş’a 116, Adana’ya 100, Hatay’a 108, Gaziantep’e 53, Osmaniye’ye 64, Malatya’ya 62, Adıyaman’a 33, Diyarbakır’a 67, Şanlıurfa’ya 65 ve Kilis’e 28 psikososyal destek personeli sevk edilmiştir.

18 Şubat 2023 itibarıyla psikososyal destek personeli sayısı afet bölgesinde 2 bin 710 ve bölge dışındaki illerde 3 bin 100 olmak üzere toplamda 5 bin 810’a ulaşmıştır.

Afet bölgesindeki illerde 414 bin 286 afetzedeye, deprem bölgesi dışındaki illerde de 143 bin 565 afetzedeye psikososyal destek hizmeti verilmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından depremden etkilenen illerde başlatılan ruhsal ve psikososyal destek hizmetlerinde de 44 bin 200 kişiye ulaşıldığı bildirilmiştir.

Afetlerin maddi zararlarının yanı sıra manevi kayıplara da yol açtığını belirtmiştik. Bu bağlamda kişilerin manevi bütünlüklerini sağlayabilmeleri için manevi danışmanlık hizmetlerinin de destekleyici bir uygulama olarak organize edilmesi önem taşımaktadır.

Bu noktada Türkiye Diyanet Vakfı deprem bölgesinde 1.192 gönüllü ile depremzedelere maddi ve manevi destek sağladığını açıklamıştır. Çalışmalar arasında manevi rehberlik hizmetleri de yer almaktadır.

AFETLERDE SOSYAL HİZMET ALANI OLARAK RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR
Afetler hem yeni risk grupları oluşturmakta hem de mevcut risk gruplarını daha büyük sorunlarla baş başa bırakmaktadır. Bu noktada çocuk, yaşlı ve engelli bireyler gibi savunmasız ve risk altında olan grupların öncelikli şekilde koruma ve bakım altına alınması sağlanmalıdır. Risk altındaki gruplara yönelik hizmetlerin mümkün olduğunca onları ailelerinden ve yakınlarından uzaklaştırmadan yerine getirilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda ASHB resmi sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada bakanlığa bağlı kuruluşlardan “hizmet alan 533 yaşlı ile bakıma ihtiyacı olan 99 yaşlı, farklı illerdeki kuruluşlara ve 88 yaşlının ailelerinin yanına yerleştirildiği” ifade edilmiştir. Aynı açıklamada “1.133 engelli ile bakıma ihtiyacı olan 320 engelli afetzedenin farklı illerdeki bakanlık kuruluşlarına yerleştirildiği” belirtilmiştir.

Diğer yandan ASHB afet bölgesinde “engellilik alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının tespit ettiği vatandaşlara bakanlık hizmetlerini hızlı şekilde ulaştırmak için bir WhatsApp hattı kurulduğunu” duyurmuştur. Kurulan bu hat ile “sivil toplum kuruluşlarından veya bizzat engelli vatandaşlardan gelen gıda, tahliye, kurum bakımına alınma, tekerlekli sandalye, işitme cihazı vb. 1.280 talep ilgili kurum ve kuruluşlar iş birliğinde karşılanmıştır.

Bireysel çadır, konteyner, akülü araba gibi 384 talebin ise süreç içinde çözüme kavuşturulacağı” belirtilmiştir. ASHB tarafından deprem bölgesindeki tip-1 diyabet hastası çocuklara yönelik çalışmalar da başlatılmıştır. Bu kapsamda cihaz ihtiyacının belirlenmesi
için devlet ve üniversite hastanelerinin çocuk endokrin bölümleriyle irtibata geçilip “ilk etapta 792 adet kola takılan sensörlü cihaza” ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda bakanlık gelebilecek talepleri de göz önüne alarak toplam 1.000 adet kola takılan sensörlü
glikoz ölçüm cihazı dağıtacağını duyurmuştur.

Afet sonrasında risk altındaki gruplardan biri de anne ve babasını kaybetmiş ya da kaybolmuş refakatsiz çocuklardır. Afet bölgesinde bulunan çocukların sadece yetkili kişilere teslim edilmesi gerekmektedir. Bu konuda ASHB yetkili olup ilk günden bölgeye
gönderilen psikososyal müdahale ekipleri konunun takibini yapmaktadır. Bulunan çocukların kolluk kuvvetlerine ve ASHB il müdürlüklerine derhal bildirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda ASHB’nin 17 Şubat 2023 verilerine göre “refakatçisi olmayan 1.589, tedavisi devam eden 556 çocuk bulunmaktadır. 80 çocuk tedavisinin ardından kurum bakımına alınmıştır. 953 çocuk kimlik kontrollerinden sonra ailelerine teslim edilmiştir.

Kimliği tespit edilen 1.342, edilmeyen çocuk sayısı 247’dir”. Bu konuyla ilişkili olarak gündeme gelen diğer bir husus da koruyucu aile ve evlat edindirme uygulamalarıdır. Türk toplumu iyi niyetli olarak refakatsiz kalan çocuklara sahip çıkma isteklerini bildirmektedir. Ancak henüz acısı çok taze olan ve büyük bir travma yaşayan bu çocukların hızlıca başka ailelerin bakımına verilmesinin riskli olduğu unutulmamalıdır.

ASHB Bakanı Derya Yanık birtakım yanlış anlamaların ya da eksik bilgilendirmelerin de önüne geçebilmek için koruyucu ailelik ve evlat edinmeyle ilgili bazı bilgileri paylaştığı bir açıklama yapmıştır.

Bakan Yanık açıklamasında “vatandaşların, ne kadar iyi niyetli, ne kadar büyük istekle olursa olsun koruyucu ailelik için gerekli uygunluğu ve gereken süreleri geçirmeden koruyucu ailelik taleplerini karşılamanın mümkün olmadığını” belirtmiştir.

Afetler sonrasında öne çıkan konular arasında geçici barınma merkezlerinin oluşturulması da yer almaktadır. Geçici barınma hizmetleri sunulurken kadınlara ve engellilere yönelik özel ihtiyaçlar yeterli ölçüde dikkate alınmalıdır. Afetlerin ve sonrasında ortaya çıkan zorlayıcı şartların özellikle üreme sağlığına yönelik erken doğum, düşük ve kısırlık gibi problemlere yol açabileceği bilinmektedir.

Bu nedenle geçici barınma ünitelerinin başta gebe kadınlar olmak üzere kadınların sağlık ve beslenme gibi özel gereksinimleri göz önüne alınarak tasarlanması gerekmektedir. Yine afet bölgelerine gönderilecek acil barınma yardımlarında (çadır, konteyner vb.) engellilerin özel gereksinimlerine göre yeterli sayıda tasarlanmış ünitelere yer verilmelidir.

Bu uygulamaya örnek olarak afetin ilk gününde AFAD’ın Erzincan’daki lojistik deposundan deprem bölgelerine gönderilen yardım malzemeleri arasında on adet engelli yaşam konteyneri de yer almıştır. Ayrıca Eskişehir Valiliği tarafından afet bölgesine gönderilen
prefabrik konutlar arasında engelliler için tuvaletlerin de yer aldığı belirtilmiştir.

Bu uygulamalar hızla tüm afet bölgesinde yayınlaştırılmalıdır. Afet bölgesinde sağlık taramaları da yapılmaya başlanmıştır. Sağlık Bakanı
Fahrettin Koca’nın açıklamasına göre deprem bölgesinde afetin ilk gününden 18 Şubat 2023’e kadar 6 bin 447 bebeğin dünyaya geldiği belirtilmiştir.

Sağlık bakanı açıklamasında “bölgede gebe gözlem sayısının  bin 489, lohusa izlem sayısının 10 bin 56, bebek izlem sayısının 37 bin 586 olduğunu belirterek yeni doğan taramaları kapsamında, 10 bin 113 topuk kanı alındığını, 5 bin 152 bebeğin SMA taramasının yapıldığını ve 154 bin 212 doz aşıyla çocukluk çağı bağışıklama hizmetlerine devam edildiğini” de belirtmiştir.

Öte yandan afetler sonrasında göçmenler ve yoksullar gibi sosyal dışlamaya maruz kalma ihtimali yüksek gruplar afetin etkilerini daha şiddetli hissedebilirler. Zaten yetersiz olan imkanların kaybı umutsuzluğa ve ruhsal sorunlara yol açabilir. Bu gruplar arasında madde bağımlılığı gibi sosyal sorunlar artış gösterebilir.

Bu nedenle sosyal hizmetler aracılığı ile bu grupların ihtiyaç duydukları kaynaklara erişimi sağlanarak afetlerin söz konusu gruplar üzerindeki etkileri azaltılabilir.

Mevcut durumda afet bölgesinde sürdürülen hizmetlerden Türk vatandaşlarının yanı sıra geçici koruma altındaki Suriyeliler ve diğer göçmen gruplar da faydalanmaktadır. Ancak Türkçe bilmeyen ya da az bilen sığınmacılar ve göçmenler bu hizmetlere ulaşmada zorlanabilmektedir.

Bu konuda yedi yıldır İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığına bağlı olarak hizmet veren Yabancılar İletişim Merkezi (YİMER) 157 numaralı telefon hattı hizmetlerine devam etmektedir. Diğer yandan bazı STK’lar da sığınmacıların ve göçmenlerin afet bölgesinde yaşadıkları sorunların çözümüne afetzede göçmenler için oluşturdukları destek hattı üzerinden tercüme desteği sağlamaya başlamıştır.

Afet bölgesinde meydana gelen yıkım ile birlikte rutin sosyal hizmet faaliyetleri de kesintiye uğrayabilmektedir. Örneğin özel eğitim ihtiyacı olan çocuk ve yetişkinlerin eğitim aldıkları kurumlar işlevsiz hale gelmiş olabilir. Bu gibi durumların hızla tespit edilerek rutin şekilde sürdürülmesi sağlanmalıdır.

Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan kararla “özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden faydalanan bireylerin olası mağduriyetlerinin engellenmesi amacıyla, OHAL ilan edilen on ilde hizmet veren rehberlik ve araştırma merkezlerince düzenlenmiş özel eğitim değerlendirme kurulu raporlarından ‘destek eğitim raporları’nın bitiş tarihi 6 Şubat 2023-1 Eylül 2023 arasında olanların geçerlilik süreleri, bir yıl süre ile uzatılmıştır.

Bu uygulama ile OHAL ilan edilen illerde özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin, hastaneye veya rehberlik araştırma merkezlerine gitmeden bulundukları bölgedeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden destek eğitim hizmeti almaya devam edeceği” belirtilmiştir.

***

Yazar hakkında

FATİH ALTUN
Lisans eğitimini 2005-2010 arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde 2014’te sunduğu “Afetlere Yönelik Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmetler” başlıklı teziyle yüksek lisans derecesini aldı. 2019’da İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalında “İş Yerinde Sosyal Hizmet Uygulamalarının Çalışanların İş Tatminine ve Örgütsel Bağlılığına Etkisi” başlıklı tezi ile doktor unvanı aldı. 2012-2019 arasında İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde doçent olarak görev yapmakta ve aynı zamanda üniversitenin sosyal sorumluluk ve gönüllülük koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. Ağırlıklı olarak sosyal politika ve sosyal hizmet alanlarında çalışmaları olan Altun’un ulusal ve uluslararası indekslerce taranan bilimsel dergilerde yayımlanmış makaleleri ve kitap bölümleri bulunmaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.