enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
01:23 ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İranlı yetkililerle bu haftanın sonuna doğru bir araya gelecek
00:16 NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ukrayna Parlamentosu’nda yaptığı konuştu
00:14 ‘Bakım Sigortasının Önemi ve Gerekliliği!’
00:13 Gümrük Muhafaza’dan sınır ötesi kaçakçılığa darbe
00:12 Numan Kurtulmuş: Suriye’de gelinen noktayı takdirle karşılıyoruz
00:11 İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı
00:10 Yunan Profesör Grivas: Türkiye Avrasya’nın En Hırslı Gücü Oldu, Yunanistan’ı Sakat Bırakabilir
00:09 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Dezenflasyon sürecini destekleyen yapısal reformlarımızı hızlandırıyoruz
00:08 Clintonlar, Epstein soruşturmasında Kongre’ye ifade vermeyi kabul etti
00:07 Trump ve Zelenskiy Büyük Oranda Anlaştı
00:06 Şarku’l Avsat’a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip
00:06 AVRUPA HABERLERİ: AB’nin Avrupalı şirketler için sınırları kaldırma planı: EU-INC nedir?
00:05 Ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı
00:04 İspanya, 16 yaş altına sosyal medya yasağı getiriyor
00:03 Sapanca Gölü’ne 3 milyon 240 bin metreküplük alternatif kaynak
00:03 Yeni Cuma Camii, Kocaeli’nin “Eyüp Sultan’ı” Olmalı
00:02 İsrail’in İstihbarat İçin Kullandığı Epstein Tuzağına Kimler Düşmemiş ki!
00:01 Akciğer kanseri, dünyada en çok can alan kanser türü olmayı sürdürüyor.
00:01 Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü
12:56 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan haberler!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Aceleci Tepki Siyasetine Hapsolmak

Aceleci Tepki Siyasetine Hapsolmak
6 Ağustos 2025
10
A+
A-

◆ Muhalefet partileri, panikle ve aceleyle ürettikleri negatif tepki siyasetinden sıyrılıp; devletin ve milletin yararına uzun vadeli, pozitif bir siyasete yönelebilselerdi, bu hem kendi gelecekleri hem de Türkiye açısından önemli bir kazanım olurdu.

UHA/ İnternational News Agency

Doç. Dr. Nebi Miş, “Güncellenen siyaset başarıyı getirdi”

Doç. Dr. Nebi MİŞ

ANKARA, 06 AĞUSTOS 2025 -Türkiye’nin saygın, güvenilir Ankara merkezli bir düşünce Türkiye’nin saygın, güvenilir Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Aceleci Tepki Siyasetine Hapsolmak” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişten bugüne yaptığı konuşmalarının birçoğunda şu cümlenin hemen hemen aynısını ya da benzer bir terkibini bulmanız mümkündür: “Kardeşlerim yola çıkarken bir şey söyledik, burası çok önemli, ne dedik, Türküyle, Kürdüyle, Zazasıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla Boşnağıyla, Arnavutuyla aklınıza ne gelirse, Arabıyla biriz, iriyiz, diriyiz, beraberiz, kardeşiz hep birlikte Türkiye’yiz’ dedik. ‘Tek millet, tek bayrak’ dedik.”

Geçtiğimiz hafta, partisinin Kızılcahamam kampında Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü “terörsüz Türkiye ve bölge” temasına ayırdı. Daha önceki konuşmalarında alıntıladığım ifadeye benzer şekilde “birlik ve beraberlikten” bahsederek,

Türk, Kürt, Arap’ların geçmişte birlik olduğunda neleri başardığını örnekleriyle anlattı.

Erdoğan’ın konuşmasında; “Selçuklu orduları, Bağdat’a, Şam’a, Malazgirt’e ulaşırken orada Kürt kardeşleriyle, Arap kardeşleriyle kaynaştılar. Malazgirt zaferi, Kudüs’ün fethi, İstanbul’un fethi, Çanakkale savunması, İstiklal Savaşı; Türk, Kürt, Arap ve daha nice Müslüman halkın ortak savaşlarıdır, ortak zaferleridir” diyerek, tarihi birlik ruhuna dikkat çekti. “Bizler, yani Türkler, Kürtler, Araplar ittifak yaptığımızda atlarımızın rüzgarı Çin Denizi’nden Adriyatik’e serin esintiler yaydı” şeklinde tespitler yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuşmanın ardından CHP lideri Özgür Özel başta olmak üzere muhalefeti destekleyen siyasi analizciler, aynı cümle içinde “Türk, Kürt ve Arap”tan bahsedilmesinden rahatsızlıklarını dile getirdiler. Konuşmanın içeriğine bile bakmadan acele bir şekilde tepki gösterdiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “ümmetçilik” yapmakla suçladılar.

Halbuki aynı özgür Özgür Özel bir sene önce yaptığı bir konuşmada şöyle bir cümle kurmuştu: “Bazı siyasiler Arap kelimesini küfür gibi kullanıyorlar, ana dili Arapça olan 6 milyon vatandaşımız var bizim…”

Tartışmalar devam ederken, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin milletvekilleriyle yaptığı bir kapalı toplantıya atıf yapılarak, “Cumhurbaşkanı yardımcılarının biri Kürt bir Alevi olsun” gibi bir öneri getirdiği iddia edildi.

Kapalı bir toplantıdan kulis olarak aktarılanlar üzerinden kabaca iki tartışma başlatıldı. Biri, “Lüblanlaşma”, diğeri de MHP liderinin bu sözlerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türk, Kürt, Arap ittifakından bahsetmesinden “rahatsızlık” duyduğu üzerineydi.

MHP lideri, sözlerinin “çarpıtılması ve kasten saptırılmasına”, “Basına kapalı toplantıdaki sözlerimin malum sözde bir gazeteciye sızdırılması, o dedikodu markası ve her ipte cambazlık yapan gazetecinin de mal bulmuş mağribi gibi gündeme taşıması zamanlama itibariyle manidardır” sözleri ile tepki gösterdi. Söylediklerinin bağlamını “Biriz, beraberiz, kardeşiz, çok büyük bir aileyiz” sözleri ile açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 yıldır ülkeyi yönetiyor, Devlet Bahçeli ise 28 yıldır partisinin liderliğini sürdürüyor. Cumhur İttifakı’nın birlikteliği neredeyse 10 yılı buldu. Her iki liderin özellikle bu konulardaki açıklamalarının ne anlama geldiğini, niyeti sahih olan herkes kolayca bağlamına oturtabilir. Niyet okumak ise, inandırıcılığı aşındırır ve sahiciliği zedeler.

Söylenen her sözü çarpıtıp toplumsal hassasiyetleri kaşıma üzerinden siyaset yaparsanız, bu yöntem eninde sonunda yapanı da vurur. Yapanlara siyasi bir fayda sağlamadığı gibi milletin birlik ve berberliğine de zarar verir.

Siyaseti sürekli negatif alanlara çekmek ve bunu alışkanlık haline getirmek, partileri tepki siyasetine mahkûm eder. Tepki siyaseti ise, politika üretemeyenlerin günü kurtarmak için başvurduğu popülist bir yoldur.

Muhalefetin siyaset tarzı giderek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından yapılan her açıklamayı bağlamından koparıp yorumlamaya dayalı bir anlayışa dönüşmüş durumda. Sözlerin gerçek bağlamı ortaya çıktığında, bu yaklaşımı benimseyenler kendi çelişkileri içinde bocalamak zorunda kalıyor. Biz aslında onu kastetmedik demek zorunda kalıyorlar. Ümmetçilik tartışmasında ve İmam Hatiplerle ilgili CHP’li siyasetçilerin düştüğü durum tam da bunu gösteriyor.

Muhalefet partileri, panikle ve aceleyle ürettikleri negatif tepki siyasetinden sıyrılıp; devletin ve milletin yararına uzun vadeli, pozitif bir siyasete yönelebilselerdi, bu hem kendi gelecekleri hem de Türkiye açısından önemli bir kazanım olurdu. Ancak bunu yapmak yerine, “Erdoğan yeni bir oyun kuruyor, ya buradan da güçlenerek çıkarsa” kaygısıyla hareket ettikleri için, sürdürülebilir olmaktan uzak, günü kurtarmaya dönük bir kısır döngü siyasetine hapsolmuş durumdalar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.