ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin Umman’a yönelik tehditleri, Ortadoğu’daki krizin yeniden tırmanabileceği endişelerini artırdı.
* ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin Umman’a yönelik tehditleri, Ortadoğu’daki krizin yeniden tırmanabileceği endişelerini artırdı. Körfez’den petrol ve rafine ürün sevkiyatındaki ablukanın sürmesi, bölgedeki seyahat ve turizm açısından da tehdidin artık açık hale gelmesine neden oluyor.
UHA / İnternational News Agency
Gazeteci* Ian TAYLOR & Travel Weekly
İSTANBUL, 22 AĞUSTOS 2026 – UHA / İnternational News Agency’n Turizm Gazetesine dayandırdığı Travel Weekly kaynaklı Ian TAYLOR’un haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın topraklarına iki füze fırlattığını açıklayarak salı günü Tahran’la ticari ilişkilerini ve ticareti askıya aldı. ABD ise perşembe günü İran’a karşı “ekonomik D-Day” uygulaması tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’la ticaret yapan ülkelere karşı ABD’nin tüm gücünü kullanacağını söyledi.
Bu gelişmeler, Çin ve Rusya’nın yanı sıra daha önce İran’la ticari ilişkilerini sürdüren BAE’yi de baskı altına sokuyor.

Körfez’de Seyahat Riski Yeniden Gündemde
Gerilimin yükselmesi, özellikle Dubai, Abu Dabi ve Doha üzerinden gerçekleşen uluslararası seyahatleri tehdit ediyor.
BAE, mart ve nisan aylarında ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın askeri misillemesinin merkezlerinden biri olmuştu. İran bu dönemde BAE’ye yaklaşık 3 bin füze ve insansız hava aracı gönderirken, hava ulaşımı ve transit trafiği büyük ölçüde kesintiye uğramıştı.
Sonraki dönemde İran’ın saldırıları Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün ile sınırlı kalırken, mevcut gelişmeler bu daha sınırlı çatışma döneminin sona ermekte olabileceği endişesini doğuruyor.

Temmuz sonunda Mısır’daki bir limanda ABD mülkiyetindeki bir geminin büyük olasılıkla İran bağlantılı bir drone tarafından vurulması da Tahran’ın misilleme kapasitesini artırabileceğine ilişkin bir işaret olarak değerlendiriliyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın gerilimin sürmesi ve saldırıların yayılması halinde BAE’ye yönelik seyahat uyarılarını güncellemesi beklenebilir. Böyle bir gelişme özellikle Dubai açısından önemli bir darbe olabilir.
Dubai’de Arabian Travel Market’in 14-17 Eylül tarihlerinde düzenlenmesi planlanırken, kış sezonu yaklaşırken Körfez ülkelerine seyahat eden veya bu ülkeler üzerinden transit uçuş kullanan yolcular açısından da belirsizlik artıyor.
Hürmüz Boğazı Kritik Konumunu Koruyor
Trump’ın Umman’a yönelik tehdidinin arka planında, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda İran ile Umman arasındaki görüşmeler bulunuyor.
ABD yönetimi ağustos ayının başında, İran ile Umman arasındaki görüşmelerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda anlaşmaya çok yakın olduğunu savunmuştu. Ancak İran, ABD ile görüşmelerin yeniden başladığını sürekli olarak reddetti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukası ve askeri saldırıları devam ettiği sürece mevcut durumun değişmeyeceğini açıkladı.
Bu nedenle bölgedeki krizin kısa sürede sona ermesi ihtimali giderek zayıflıyor. Ortadoğu uzmanları arasında, İran’ın “çok uzun sürecek bir savaşa” hazırlandığı yönündeki değerlendirmeler de güçleniyor.
Savaş Havayollarının Maliyetlerini Artırıyor
Ortadoğu’daki çatışmanın turizme etkileri şimdiden havayolu şirketlerinin finansal sonuçlarına yansıyor.
TUI, haziran ayında sona eren üç aylık dönemde rezervasyon gelirlerinin yıllık bazda yüzde 6 düştüğünü açıkladı. Şirket, temmuz ortasından itibaren toparlanma görüldüğünü bildirse de kış sezonuna ilişkin görünüm belirsizliğini koruyor.
Havayollarında ise en önemli sorunlardan biri yakıt maliyetlerindeki artış oldu.
British Airways’in ana şirketi IAG, ikinci çeyrekte kârının yüzde 35 düşerek 732 milyon euroya gerilediğini açıkladı. Kârdaki düşüşün temel nedeni, yakıt maliyetlerinin yıllık bazda 433 milyon euro artması oldu. Şirket, artan yakıt maliyetlerinin yaklaşık yüzde 60’ını daha yüksek bilet fiyatlarıyla tüketiciye yansıtabildi.
Lufthansa Group’un aynı dönemde kârı 1 milyar eurodan 123 milyon euroya geriledi. Yakıt maliyetleri 750 milyon euro arttı ve şirket bu artışın yaklaşık yüzde 60’ını daha yüksek fiyatlarla telafi etti.
Air France-KLM ise çeyrekte yakıt maliyetlerinin 800 milyon euro arttığını bildirdi. Grup buna rağmen geçen yılki 459 milyon euroluk zarardan bu yıl 190 milyon euro kâra geçti. Daha yüksek yakıt maliyetlerinin yüzde 85’i bilet fiyatlarına yansıtıldı.
Kış Sezonunda Bilet Fiyatları Düşmeyebilir
Havayolları açısından asıl sorun, yakıt maliyetlerinin artmasının normalde fiyatların gerilemesi beklenen kış sezonuna denk gelmesi.
Sektörde seyahat talebi hâlâ güçlü. Ancak artan yakıt maliyetleri nedeniyle havayollarının marjları üzerinde baskı oluşması bekleniyor.
Air France-KLM CEO’su Ben Smith, şirketin fiyatları yüksek tutabileceği alanlarda bunu yapmak istediğini belirtirken, IAG CEO’su Luis Gallego da fiyatların piyasadaki kapasiteyle doğrudan bağlantılı olacağını ifade etti.
Havayollarının fiyatları korumak amacıyla kapasite artışlarını sınırlaması bekleniyor. Ancak Emirates, Etihad ve Qatar Airways gibi Körfez taşıyıcılarının Dubai, Abu Dabi ve Doha üzerinden yolcu trafiğini yeniden kazanmak için agresif fiyatlandırmaya yönelmesi, uzun menzilli uçuşlarda kâr marjlarını daha da sıkıştırabilir.
Petrol 90 Doları Aştı
Brent petrolün varil fiyatı bu hafta 90 doların üzerine çıktı. Avrupa’da jet yakıtı fiyatı ise son gelişmeler öncesinde varil başına yaklaşık 164 dolar seviyesine ulaşmıştı. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 80 daha yüksek.
Havayollarının mevcut yakıt hedge anlaşmaları sona erdikçe ve daha yüksek fiyatlardan yeni kontratlar yapılması gerektikçe maliyet baskısının artması bekleniyor.
Bu nedenle sektörün kış sezonundaki performansı büyük ölçüde ABD-İran geriliminin nasıl gelişeceğine ve bunun petrol ile jet yakıtı fiyatlarına nasıl yansıyacağına bağlı olacak.
İlginç bir paradoks da ortaya çıkıyor: Savaşın sona ermesi fiyat rekabetini tetikleyebilirken, savaşın devam etmesi havayollarının fiyatları bir süre daha yüksek tutmasına yardımcı olabilir.
Ancak mevcut tablo, turizm ve havacılık sektörü açısından en belirgin senaryonun belirsizliğin yıl sonuna ve muhtemelen daha ileri bir tarihe kadar devam etmesi olduğunu gösteriyor.
Ian Taylor, Kaynak: Travel Weekly