enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
09:03 Müzik Ustası KAYAHAN Şarkılarıyla CSO ADA ANKARA’da Anıldı
00:51 Türkiye’nin enerji hamleleri Avrupa için de can suyu olabilir
00:51 “Lugansk’ta Türk İHA’sı” iddiası
00:49 Türk NATO’su Tartışması ve Jeopolitik Gerçeklik
00:44 Yalnız ebeveynler maratonu tek başına koşuyor!…
00:43 TBMM Başkanı Kurtulmuş: CHP Genel Başkanı kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir
00:33 Katil İşgalci İsrail Filistinlinin yaşamını tehdit eden yeni bir çevre ve sağlık krizine yol açtı.
00:26 Bakan Uraloğlu, İstanbul’da “Sıfır Atık Kent Tasarımı: İklim Hedefleri İçin Kentsel Planlama Paneli”ne katıldı
00:14 İşgalci İsrail ordusunun, ateşkese rağmen 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 593’e çıktı.
00:10 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Kırklareli’nin Büyükkarıştıran beldesindeki hızlı tren istasyonunda incelemelerde bulundu.
00:05 Savaşın konuşulmayan yüzü…
20:21 Kocaeli’nin Kartepe Eşme Ortaokulundan Dikkat Çeken Başarı
19:37 Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde Eşme Eriğine Yoğun Talep! Üreticinin Yüzü Gülüyor
11:45 A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında son hazırlık maçında 7 Haziran Pazar günü, Miami’de Venezuela ile karşılaşacak.
10:31 Sürdürülebilirlik Akademisi ve Ferrero Fındık tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde, iyi tarım ve iyi sosyal uygulama örnekleri paylaşıldı
09:52 Kartepe Gastronomi Festivali 7 Haziran’da Gerçekleşecek
00:27 NTO Başkanı Özyurt, “Yeni Hayayeller Girişimci Fikirler” Finalinde Birincilik Ödülünü Takdim Etti
00:17 “1926 Bakü Türkoloji Kurultayı Vizyonu ve Uluslararası Türk Akademisi” Paneli Düzenlendi
00:11 Yunanistan’ın Türk Diplomatlarını Hedef Gösterme Politikası
00:06 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 sezonunda 231 Temsilde 86 Bin Seyirciye Ulaştı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Savaşın konuşulmayan yüzü…

Savaşın konuşulmayan yüzü…
7 Haziran 2026
4
A+
A-

* Rusya-Ukrayna savaşı başlığı gündeme geldiğinde, bizler aylardır, yıllardır televizyon ekranlarında ve harita başlarında siper çatışmalarını, tank mühimmatlarını konuşurken; aslında arka planda devasa bir jeopolitik ve ekonomik depremi, sistem içi bir hesaplaşmayı kaçırıyoruz.

UHA / İnternational News Agency 

Aydın Sezer, Medya Günlüğü sitesinin yazarı

Yazar* Aydın SEZER 

İSTANBUL, 07 HAZİRAN 2026

Rusya-Ukrayna savaşı başlığı gündeme geldiğinde, bizler aylardır, yıllardır televizyon ekranlarında ve harita başlarında siper çatışmalarını, tank mühimmatlarını konuşurken; aslında arka planda devasa bir jeopolitik ve ekonomik depremi, sistem içi bir hesaplaşmayı kaçırıyoruz.

Meseleyi soğukkanlılıkla ve “realpolitik” bir perspektifle okumak zorundayız.

Şunu net olarak tespit edelim: Bugün Ukrayna coğrafyasında dökülen kanın, yaşanan trajedinin arkasında sadece Rusya’nın güvenlik endişeleri veya Batı’nın anlata anlata bitiremediği “demokrasi ve özgürlük” mücadelesi yatmıyor. Ukrayna krizinin tartışılamayan, üzeri ısrarla örtülen asıl arka planında, kapitalist sistem içerisinde kıyasıya bir ABD-Avrupa rekabeti ve çatışması vardır.

Hatırlayın; savaş patlak vermeden önce Avrupa (ve özellikle lokomotifi Almanya), ucuz Rus enerjisiyle beslenen, Çin pazarına ürün satan ve ABD’ye ekonomik kafa tutabilen bir yapıdaydı. Berlin-Moskova enerji ekseni, Washington’un küresel hegemonyası için en az Çin kadar büyük bir tehdit oluşturuyordu. Rusya-Ukrayna savaşı neyi başardı? ABD, “Rus tehdidi” şemsiyesi altında Avrupa’yı adeta rehin aldı. Kuzey Akım boru hatlarının havaya uçurulmasıyla (ki bunun kimin işine yaradığı ortadadır) sembolleşen süreçte Avrupa, Rusya pazarından, ucuz enerjisinden ve ham madde tedarikinden tamamen, tabiri caizse “kazınarak” uzaklaştırıldı. Bugün Avrupa sanayisi can çekişiyor, sermayesi ABD’ye, Çin’e kaçıyor ve Avrupa mecburen pahalı Amerikan sıvılaştırılmış doğal gazına (LNG) ve silah sanayisine mahkum edilmiş durumda. Kısacası ABD, müttefikini müttefik kalarak mağlup etti.

İşte tam bu noktada denkleme Donald Trump gerçeğini eklememiz gerekiyor.

Trump, meselelere ideolojik veya sözde “Batı değerleri” penceresinden değil, tamamen bir “iş adamı” ve “tüccar” mantığıyla, pazar payı üzerinden bakıyor. Avrupa’nın içine düşürüldüğü bu aciz durumu ve Rusya pazarında bıraktığı o devasa boşluğu Trump çok net görüyor. Şu an Rusya pazarını ambargolar yüzünden büyük ölçüde Çin dolduruyor. Ancak Trump’ın “fırsat” olarak gördüğü hamle şu: Ukrayna savaşını bir an önce bitirerek, Rusya ve Putin ile pragmatik bir barış zemini inşa etmek ve Avrupa’nın zorla çıkarıldığı o devasa Rusya pazarına Amerikan şirketlerini, Amerikan sermayesini sokmak.

Trump’ın “Göreve gelirsem savaşı 24 saatte bitiririm” söyleminin altında barışseverlik değil, bu kapitalist fırsatçılık ve jeopolitik hizalanma arzusu yatmaktadır. ABD’yi Rusya ile yeni bir karşılıklı ekonomik ilişkiye entegre etmek, onun Çin’i çevreleme stratejisinin de bir parçasıdır.

Peki, Trump bu yeni dizaynı yaparken Avrupa’nın durumunu umursar mı? Elbette hayır. Eğer Amerikan sermayesinin Rusya pazarına girişi ve Putin’le anlaşma masası kurulması gerekiyorsa, Trump daha önce de defalarca sinyalini verdiği gibi, Avrupa’yı gözünü kırpmadan otobüsün altına atar. NATO üzerinden verdiği o şok edici “Ödeme yapmayanları Rusya’ya karşı korumam, hatta ne halleri varsa görsünler” minvalindeki demeçler, sadece bir iç politika şovu değil, yeni dönemin ipuçlarıdır.

Trump, Avrupa’yı güvenlik şemsiyesinden mahrum bırakmakla, yalnızlaştırmakla ve gerekirse NATO’yu işlevsizleştirmekle tehdit ederek, faturayı tamamen Avrupa’nın sırtına yıkmaya hazırlanıyor. Kendi çıkarları için Avrupa’yı feda etmekten, onları Rusya gerilimiyle baş başa bırakıp tehlikeye atmaktan zerre çekinmeyecektir.

Sonuç itibarıyla; duygusal analizleri bir kenara bırakalım. Ukrayna cephesinde atılan her mermi, aslında küresel kapitalizmin merkezindeki elitler arasındaki pazar ve hegemonya paylaşımının bir aracıdır. ABD, Avrupa’yı devreden çıkararak birinci raundu kazandı; şimdi Trump, Avrupa’nın boşalttığı masaya Moskova ile anlaşarak kendisi oturmaya çalışıyor. Avrupa ise bu kirli savaşın yalnızlaştırılmış, ekonomisi bitirilmiş ve en büyük kaybedeni olarak kalacak. Bizim Ankara’da tüm bu süreci, kimin haklı kimin haksız olduğundan ziyade, bu acımasız ekonomik-politik eksen kaymalarını okuyarak takip etmemiz elzemdir.

***

Yazar hakkında

AYDIN SEZERKİMDİR?

1959 yılında Amasya’da doğdu. 1976 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Lisesinden, 1983 yılında ODTÜ, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu.

Askerlik hizmetimi KKTC’de (Gemikonağı) Birleşmiş Milletler Barış Gücü (United Nations Peacekeeping Force in Cyprus) nezdinde Türk irtibat subayı, Piyade Asteğmen olarak tamamladı.

1983 – 2001 yılları arasında, Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın çeşitli birimlerinde çalıştı. Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Afrika Ülkeleri Dairesi Başkanlığı ve Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı görevlerinde bulundu. Kahire ve Moskova Büyükelçiliklerinde Ticaret Müşaviri olarak görev yaptı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.