enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:31 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:31 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:04 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
10:32 Yarın Hollanda’da yapılacak Belediye Meclisi Seçimlerinde Kime oy Vermeliyiz?
09:50 Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Çanakkale Zaferi eşsiz bir destandır”
23:08 Uluslararası Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Gazeteci Veysel Kavrayan’dan Vali Aktaş’a Ziyaret
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Bir dinin kutsal kitabını yakmak özgürlük değildir!

Bir dinin kutsal kitabını yakmak özgürlük değildir!
27 Ocak 2023
2.357
A+
A-

İsveç’te Türkiye Büyük Elçiliği önünde bir siyasi parti liderinin bir karşıtlık ve düşmanlık ifadesi olarak Müslümanların kutsal kitabı Kur’an’ı Kerim’i yakması olayı sadece Türkiye ve İsveç’te değil, tüm dünyada büyük yankılara sebep oldu.

Bu eylem, bir adam böyle istiyor diye düşünce ve inanç özgürlüğünün bir gereği olarak takdim edildiyse de gerçekte düşünce ve inanç özgürlüğünü çiğnemenin, provokasyonun, nefret suçu işlemenin net bir örneği idi. Sadece bir dinin kutsal kitabının değil, herhangi bir beşeri kitabın içindekileri beğenmemek dolayısıyla yakılması için de aynı yargı geçerlidir. Kitap yakmak ilkelliktir, vandallıktır.
Avrupa, Rönesans’tan sonra tüm özgürlükler konusunda yükselen bir trend içinde yakaladığı ve öyle veya böyle 20. yüzyıla kadar sürdürdüğü performansı, 21. yüzyılın daha ilk çeyreğinde kaybetmeye başlayacağının işaretlerini sık sık vermeye başladı. Son 25-30 yıldan bu yana Avrupa, kendi kavramsallaştırdığı ve yürürlüğe koyduğu “nefret suçu”nu işleye işleye yol alıyor. Bugünün Batılı ülkelerinde farklı inançlara, kültürel kimliklere, etnik aidiyetlere karşı hoşgörü dibe vurmuş dudumda. Herhangi bir Avrupa ülkesinde her an bir nefret suçu işlenebilir. Hiçbir Avrupa ülkesinin bunun olmayacağına dair bir güvence verme şansı yoktur.
Ortaçağ Avrupası zifiri karanlıktı. O kadar ki, ne inanç, ne düşünce ne de herhangi bir kimlik ve aidiyet alanında en küçük bir özgürlüğün lafı edilemezdi. O karanlıkta değil kitaplar insanlar bile dağ gibi ateşlere atılarak yakılmıştı. Kaç tane bilim adamı, Hıristiyan olduğu halde başka mezhepten diye ne kadar insan cehennemi ateşlerde can vermişti. Bir mezhep kurucusu olan Calvin’in (1509-1564) küçük bir şehir olan Cenevre’deki beş yıllık siyasal egemenliği sırasında 35 kişi yakılmıştı. Stefan Zweig’ın “Vicdan Zorbalığa Karşı” adındaki müthiş kitabı, 16. yüzyıldaki bu cinayetlerin, bu vahşetlerin hikâyelerinden oluşmaktadır.
Avrupa’nın geçmişinde milyonluk kitap yakma eylemleri bulunmaktadır. Bir örneği de şudur: İspanya Kralı Ferdinand, 1492 yılında İspanya’daki Müslüman egemenliğine son verirken Granada’da dünyanın en büyük ve en zengin kütüphanesinde birikmiş bir milyon kitabı şehrin Babü’r-Remle adındaki meydanında yaktırmıştır. Bu olayla ilgili olarak 20 yüzyılın başlarında ünlü Fransız fizikçi Pierre Curie şöyle demiştir: “Müslüman İspanyadan bize 30 kitap kaldı, biz onlardan yararlanarak atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitaptan yarısı kalsaydı şimdi uzayda galaksiler arasında dolaşıyor olacaktık” (Erol Toy, Cumhuriyet: 30.07.1979).
Bir medeniyetin en büyük artısı, ayırt edici özelliği özgürlük ve hoşgörüye sahip olmasıdır. Özgürlük ve hoşgörüsü azalan ya da biten bir uygarlık dinamizmini yitiriyor, en kötüsü de değer taşıyıcı olmaktan çıkıyor. Bugünkü Avrupa’nın gidişatı bu yöne doğrudur. Farklılıklara saygı ve hoşgörü azalmakta, dar görüşlülük yükselmektedir. Avrupa özgürlük ve hoşgörüde model olma ayrıcalığını kaybetmektedir. Bu kendisi için hiç iyi olmadığı gibi tüm insanlık için de dezavantajdır.
Günümüz Avrupa’sının en iyi niyetli lider ve yöneticileri bile ülkelerinde yükselmekte olan hem faşist hem de radikal ve militan sol hareketlerin halk üzerindeki etkisinden/baskısından çekinir durumdadır. Çünkü bu ideolojik gruplar çok rahat organize olabilmekte ve çok kolay eylem yapabilmektedir.
İsveç’te yapılan Kur’an yakma eyleminin aynısı veya benzerleri, Avrupa’nın hemen her ülkesinde her an tekrarlanabilir. Günümüzün Batı dışındaki dünyası, günümüz Avrupa’sının/Batı’sının kendisini farklı ve üstün yapan eşitlik, özgürlük, farklılıklara saygı ve hoşgörü gibi erdem ve değerleri koruma ve yaşatma gibi bir derdinin, bir çabasının olmadığını görmelidirler. Acıdır, ama gerçek budur!

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

[UHA Haber Ajansı, 27 Ocak 2023]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.