DASAM Başkanı Özçubukçu: “Güney Kafkasya’nın temel güvenlik gündemini Karabağ ihtilafı oluşturmuştur” -IV-
* Diplomasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (DASAM)|Akademisyen | Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı | Avrasya Jeopolitiği | Türk Dünyası | Rus Dış Politikası uzmanı ve Başkanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’ın
–Bildiride Orta Koridor’un geliştirilmesine vurgu yapılıyor. Ne gibi çalışmaların yapılmasını öngörüyorsunuz, bu çalışmaların Orta Koridor’a ne gibi katkısı olacak?
–Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecinin bu üçlü iş birliğine olası etkilerini nasıl yorumlarsınız?
-2027’de yapılacak bir sonraki toplantıya kadar bu 3 ülke için neler değişecek? sorularını cevapladı.
UHA / İnternational News Agency
ANKARA, 22 HAZİRAN 2026 – Uluslararası
İlişkiler Uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, görüşmenin tüm detaylarını ve getirilerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a anlattı.
-Bildiride Orta Koridor’un geliştirilmesine vurgu yapılıyor. Ne gibi çalışmaların yapılmasını öngörüyorsunuz, bu çalışmaların Orta Koridor’a ne gibi katkısı olacak?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden barış süreci, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından değil, Güney Kafkasya’nın gelecekte nasıl bir siyasi ve ekonomik yapıya sahip olacağını belirlemesi bakımından da son derece kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle söz konusu sürecin Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü iş birliği üzerindeki etkilerini değerlendirirken meseleyi yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil, bölgesel dönüşüm perspektifi içerisinde ele almak gerekmektedir.


Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecinin bu üçlü iş birliğine olası etkilerini nasıl yorumlarsınız?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden barış süreci, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından değil, Güney Kafkasya’nın gelecekte nasıl bir siyasi ve ekonomik yapıya sahip olacağını belirlemesi bakımından da son derece kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle söz konusu sürecin Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü iş birliği üzerindeki etkilerini değerlendirirken meseleyi yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil, bölgesel dönüşüm perspektifi içerisinde ele almak gerekmektedir.
Yaklaşık otuz yıl boyunca Güney Kafkasya’nın temel güvenlik gündemini Karabağ ihtilafı oluşturmuştur. Bu durum yalnızca Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkileri değil, bölgedeki ekonomik entegrasyon projelerini, ulaştırma ağlarını ve yatırım ortamını da doğrudan etkilemiştir. Özellikle çatışma riski nedeniyle birçok uluslararası yatırımcı bölgeye temkinli yaklaşmış, bazı ulaştırma ve ticaret projeleri ise beklenen hızda ilerleyememiştir. Dolayısıyla kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması, Güney Kafkasya’nın güvenlik eksenli bir bölge olmaktan çıkıp ekonomik iş birliği ve bağlantısallık eksenli bir bölgeye dönüşmesini sağlayabilir.


Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü mekanizması açısından bakıldığında, barış süreci öncelikle mevcut projelerin güvenliğini ve sürdürülebilirliğini artıracaktır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Güney Gaz Koridoru, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve Orta Koridor gibi stratejik projeler, daha istikrarlı bir bölgesel ortamda çok daha etkin şekilde faaliyet gösterebilir. Çünkü günümüzde uluslararası ticaret ağlarının başarısı yalnızca fiziksel altyapıya değil, aynı zamanda siyasi istikrara ve güvenliğe de bağlıdır.
Özellikle Orta Koridor açısından meseleye baktığımızda barış sürecinin önemi daha net ortaya çıkmaktadır. Çin’den Avrupa’ya uzanan bu ticaret güzergâhının uluslararası yatırımcılar ve lojistik şirketleri tarafından tercih edilmesi için güvenli ve öngörülebilir bir siyasi ortam gerekmektedir. Güney Kafkasya’da kalıcı bir barışın tesis edilmesi, koridorun küresel ticaret sistemindeki cazibesini artırabilir. Böylece Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın Avrasya ticaretindeki stratejik konumları daha da güçlenebilir.
Barış süreci aynı zamanda bölgesel ulaştırma ağlarının genişlemesine de katkı sağlayabilir. Uzun yıllardır kapalı kalan bazı ulaşım hatlarının yeniden açılması ve yeni ekonomik iş birliği alanlarının ortaya çıkması mümkündür. Bu durum ilk bakışta mevcut üçlü iş birliğinin önemini azaltacakmış gibi görünse de aslında tam tersi bir sonuç doğurabilir. Çünkü bölgesel bağlantısallığın artması, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan eksenini Güney Kafkasya’nın ekonomik merkezlerinden biri haline getirebilir.
Bunun yanında barış süreci, bölge dışı aktörlerin Güney Kafkasya’ya bakışını da değiştirebilir. Avrupa Birliği, Çin ve diğer küresel ekonomik aktörler açısından istikrarlı bir Güney Kafkasya, daha fazla yatırım yapılabilecek ve daha güvenilir ticaret ilişkileri kurulabilecek bir bölge anlamına gelmektedir. Bu da üçlü iş birliği mekanizmasının ekonomik değerini artıracaktır.
Net şekilde ifade etmem gerekirse, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı bir barışın sağlanması, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan iş birliğini zayıflatacak değil, aksine daha geniş bir bölgesel entegrasyon vizyonunun merkezine yerleştirecek bir gelişme olacaktır. Eğer bu süreç başarıyla sonuçlanırsa Güney Kafkasya, çatışmalarla anılan bir coğrafya olmaktan çıkarak Avrasya’nın yükselen ulaştırma, enerji ve ticaret merkezlerinden biri haline gelebilir.

2027’de yapılacak bir sonraki toplantıya kadar bu 3 ülke için neler değişecek?
Mehmet Gökhan Özçubukçu: 2027 yılında Gürcistan’da gerçekleştirilecek bir sonraki üçlü toplantıya kadar geçecek dönem, hem Güney Kafkasya hem de geniş Avrasya coğrafyası açısından oldukça kritik gelişmelere sahne olabilir. Aslında bugün İstanbul’da ortaya konulan irade, büyük ölçüde önümüzdeki birkaç yıl içerisinde şekillenecek bölgesel dinamiklere hazırlık niteliği taşımaktadır. Bu nedenle 2027’ye kadar yaşanabilecek değişimleri yalnızca üç ülke özelinde değil, küresel ticaret ve jeopolitik dönüşümler bağlamında değerlendirmek gerekir.
Öncelikle Orta Koridor’un gelişim sürecinde önemli ilerlemeler yaşanmasını beklemek mümkündür. Son yıllarda Avrupa ile Asya arasındaki ticaret yollarının çeşitlendirilmesi yönündeki eğilim giderek güçlenmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında kuzey güzergâhındaki belirsizlikler ve Kızıldeniz çevresindeki güvenlik sorunları, alternatif koridorlara olan ilgiyi artırmıştır. Bu süreçte Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın merkezinde bulunduğu Orta Koridor’un daha fazla yük çekmesi ve uluslararası ticaret ağlarında daha görünür hale gelmesi beklenmektedir.
Özellikle Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’nun kapasite artırımı, Hazar Denizi geçişlerinin iyileştirilmesi, liman yatırımlarının genişletilmesi ve dijital gümrük uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanabilir. Eğer planlanan yatırımlar hayata geçirilirse 2027 yılına gelindiğinde Orta Koridor bugünkünden çok daha işlevsel ve rekabetçi bir yapıya kavuşabilir. Bu durum yalnızca üç ülkenin transit gelirlerini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda onları Avrasya ticaretinin vazgeçilmez aktörleri arasına taşıyacaktır.

Enerji alanında da önemli değişimler beklenmektedir. Avrupa’nın enerji güvenliği konusu önümüzdeki yıllarda da önemini koruyacaktır. Azerbaycan doğal gazının Avrupa pazarındaki rolünün artması, Güney Gaz Koridoru’nun kapasitesinin geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji alanındaki yeni projeler gündeme gelebilir. Özellikle Hazar Havzası’nda üretilen enerjinin Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye ve Gürcistan’ın transit rolü daha da güçlenebilir.
2027’ye kadar Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde yaşanabilecek gelişmeler de üçlü iş birliğini doğrudan etkileyecektir. Kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması halinde Güney Kafkasya’nın güvenlik atmosferi önemli ölçüde değişebilir. Bu durum yeni ticaret ağlarının ortaya çıkmasına, bölgesel ekonomik entegrasyonun hızlanmasına ve uluslararası yatırımların artmasına katkı sağlayabilir.
Ayrıca Türk dünyasıyla ilişkilerin de daha kurumsal bir zemine oturması beklenmektedir. Özellikle Orta Asya ülkelerinin Orta Koridor’a olan ilgisinin artması, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlüsünün stratejik değerini daha da yükseltebilir. Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkelerin küresel pazarlara erişiminde bu hattın daha yoğun kullanılmaya başlanması mümkündür.
Bunun yanında dijital ticaret, yapay zekâ destekli lojistik sistemler, akıllı gümrük uygulamaları ve yeşil ulaştırma projeleri gibi yeni başlıkların da üçlü iş birliği gündemine girmesi beklenebilir. Çünkü küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, ulaştırma koridorlarının da yalnızca fiziksel altyapıdan ibaret olmadığını göstermektedir. Rekabet gücü artık dijitalleşme ve teknolojik kapasiteyle de doğrudan ilişkilidir.
Bana göre 2027 yılında Gürcistan’da yapılacak toplantının gündemi bugünkünden çok daha fazla ekonomi, bağlantısallık ve ticaret odaklı olacaktır. Çünkü Güney Kafkasya giderek bir güvenlik sahasından çok bir jeoekonomik merkez haline dönüşmektedir. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan da bu dönüşümün en önemli taşıyıcı aktörleri konumundadır. Eğer mevcut siyasi irade korunur ve İstanbul Bildirisi’nde ortaya konulan hedefler somut projelerle desteklenirse, 2027’ye gelindiğinde üç ülke yalnızca bölgesel ortaklar değil, Avrasya’nın yeni ekonomik mimarisini şekillendiren stratejik aktörler olarak değerlendirilecektir. Bu nedenle önümüzdeki iki yıllık dönem, üçlü iş birliğinin geleceğini belirleyecek kritik bir eşik olarak görülmelidir. (BİTTİ)
***
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Lisans eğitimini Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamlayan Özçubukçu, aynı üniversitenin Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını “Molla Nasreddin Dergisine Göre Azerbaycan’da Milliyetçilik” başlıklı tez çalışmasıyla tamamlamıştır. Halihazırda Bakü Devlet Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında doktora eğitimine devam etmektedir.
Diplomasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (DASAM) Başkanı olarak uluslararası ilişkiler, siyasal analiz ve jeopolitik araştırmalar ekseninde çalışmalar yürüten Mehmet Gökhan Özçubukçu’nun Uluslararası İlişkiler, Siyasi Tarih, Avrasya Jeopolitiği, Türk Dünyası, Türk Dış Politikası, Milliyetçilik Teorileri, Kimlik Teorileri ve Siyasal iletişim çalışma alanları ile ilgilenmektedir. ‘‘Geçmişten Günümüze Karabağ’ın Tarihi‘‘, ‘’Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Dış Politikası Bağlamında Türk Dünyası ile Entegrasyonu’’, ‘‘Türk Siyasal Hayatında Azerbaycanlı Bir Aydın: Ahmet Ağaoğlu’’, ‘‘Türkiye ve Azerbaycan İlişkilerinde Şuşa Beyannamesinin Önemi’’ ‘‘Ermenistan Siyasal Sistemi’’ ‘‘BRICS Ülkelerinin Çok Kutuplu Bir Dünyada Küresel Güç Olma Potansiyeli’’ ‘’Zengezur Koridoru’nun Dünü, Bugünü ve Yarını’’ ve ‘’Koridor Savaşları’’ adlı makale, kitap bölümü, kitap çalışması ve analizleri bulunmaktadır. Özçubukçu, yurt içi ve yurt dışında birçok düşünce kuruluşu (think tank), akademik platform ve stratejik araştırma merkezinde araştırmacı/uzman pozisyonlarında görev almaktadır. Aynı zamanda birçok akademik dergide bilim kurulu üyesi olarak yer almanın yanında çeşitli TV programları, gazete ve analiz platformlarında Uluslararası İlişkiler Uzmanı olarak değerlendirmeleri ve yazıları bulunmaktadır.
Bengü Sarıkuş, 1987 yılında İstanbul’da dünyaya gelen gazeteci, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Anadolu Ajansı’nda yaptığı stajla mesleğe giriş yaptıktan sonra uzun yıllar Milliyet.com.tr, Gazete Vatan ve TV100 gibi yayınlarda haber editörlüğü yapmıştır.
Habercilikte dijital medya tecrübesiyle öne çıkan gazeteci, gündem, ekonomi, siyaset haberlerinde uzmanlaşmıştır. Şu anda İhlas Medya bünyesinde yayın yapan tgrthaber.com internet haber sitesinde ‘Özel Haber Şefi’ olarak görev almaktadır.