enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:31 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:31 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:04 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
10:32 Yarın Hollanda’da yapılacak Belediye Meclisi Seçimlerinde Kime oy Vermeliyiz?
09:50 Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Çanakkale Zaferi eşsiz bir destandır”
23:08 Uluslararası Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Gazeteci Veysel Kavrayan’dan Vali Aktaş’a Ziyaret
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Devlet adamlığı, her istediğini yapabilme serbestliği değil; her yerde kendini sınırlayabilme iradesidir…

Devlet adamlığı, her istediğini yapabilme serbestliği değil; her yerde kendini sınırlayabilme iradesidir…
19 Aralık 2025
14
A+
A-

* Bazı mekânlar vardır; insan oralara kendi sesini değil, kalbinin sessizliğini götürür. Mezar başı böyledir. Orada insan ne kimliğini sergiler ne de bir mesaj verme telaşına düşer. Orada insan, sadece hatırlar. Hatırladıkça küçülür; küçüldükçe haddini bilir. Çünkü mezar, yaşayanın konuşma hakkını değil, susma borcunu hatırlatır.

-Nur Tuğba AKTAY-

* İşte detayı!…

UHA / İnternational News Agency

Nur Tuğba Aktay kimdir? Nur Tuğba Aktay kaç yaşında, nereli? - HaberlerİSTANBUL, 19 ARALIK 2025 – Türkiye Gazetesi’nden Gazeteci-Yazar Nur Tuğba AKTAY, gazetesi için yazdığı “Mezar başında kadeh kaldıranlar!..” başlıklı yazısında, “Bazı mekânlar vardır; insan oralara kendi sesini değil, kalbinin sessizliğini götürür. Mezar başı böyledir. Orada insan ne kimliğini sergiler ne de bir mesaj verme telaşına düşer. Orada insan, sadece hatırlar. Hatırladıkça küçülür; küçüldükçe haddini bilir. Çünkü mezar, yaşayanın konuşma hakkını değil, susma borcunu hatırlatır” diyor.

Gazeteci-Yazar Nur Tuğba AKTAY yazısına şöyle devam ediyor:

“Bizim medeniyetimizde kabir ziyareti bir merasim değil, bir terbiyedir. İslam irfanında mezar, fâniliğin öğretildiği son derstir. İnsan kabristanda dünyayı değil, kendini geride bırakmayı öğrenir. Mezar taşları, gösterişi değil; ölçüyü öğretir. O yüzden bu mekânlarda ses yükselmez, benlik öne çıkmaz, “ben” susar…

Ne var ki son yıllarda siyasetin hoyrat dili, bu sessiz mekânlara da sızmaya başladı. 2020’de çekilmiş ve bugün yeniden gündeme gelen bazı görüntüler, bizi tam da bu noktada durup düşünmeye zorluyor. Mesele görüntünün daha önceden çekilmiş olması değildir. Asıl mesele, o görüntünün taşıdığı zihniyetin bugün de diri olmasıdır!..

Eski CHP milletvekili merhum Kamer Genç’in mezarı başında, anma esnasında rakı içildiğine dair görüntüler bu açıdan sıradan bir polemik konusu değildir. Çünkü burada mesele bir tercih ya da kişisel hayat tarzı tartışması değildir; mekânın ruhuna yönelmiş bir sınır ihlalidir. Kabir başı, açıklama üretilecek, gerekçe inşa edilecek bir alan değildir. Orası ne bir protesto zemini ne de “vasiyet” iddialarıyla meşrulaştırılabilecek bir sahnedir. Kaldı ki, merhuma atfedilen bu iddia, ailesi tarafından açıkça reddedilmiştir. Bu ret bile tek başına, yaşanan kırılmanın derinliğini göstermeye yeterlidir.

Bir kabir başında sergilenen tutum, yalnızca bireysel bir davranış değildir; bir idrak seviyesinin aynasıdır. Çünkü mezar, niyeti değil edebi ölçer. “Ne demek istedim” değil, “nerede durdum” sorusunu sorar. Ve bu topraklarda “nerede durduğunuz”, kim olduğunuzu ele verir…

Türkiye, sıradan bir ülke değildir. Mezarlıklarımız birer taş yığını değil, imparatorluk hafızasının sessiz arşivleridir. Selçuklu’nun vakarı, Osmanlı’nın sükûneti, Cumhuriyet’in vakarı aynı toprağın altında yan yana yatar. Bu yüzden mezar başında yapılan her hoyratlık, yalnızca bir görgüsüzlük değil; devlet hafızasına açılmış bir yaradır.

Özgür Özel'in skandal görüntüleri ortaya çıktı! Mezar başında rakı keyfi - Haber 7 GÜNCEL

Devlet adamlığı, her istediğini yapabilme serbestliği değil; her yerde kendini sınırlayabilme iradesidir. İşte bugün asıl sorun buradadır: Sınır bilmeyen bir siyasal akıl. Sınır duygusunu kaybeden siyaset, önce edebi, sonra devleti yıpratır.

Mezar başında durmayı bilmeyen bir akıl, devletin başında nerede duracağını nasıl bilecek?!.

Mukaddes addedilen mekânlarda sınır tanımayan bir siyaset, yetkiyle buluştuğunda hangi eşiği tanıyacak?

Bugün tartışılan mesele bir isim ya da bir dönem meselesi değildir. O gün kim hangi makamdaydı, kim değildi… Bunlar tali ayrıntılardır. Asıl soru şudur: Bu yapılanın yanlışlığıyla sahici bir yüzleşme yaşandı mı? Yoksa hata, gerekçelerle mi örtülmeye çalışıldı?

Bir davranış savunulmaya başlanıyorsa, orada edep çoktan terk edilmiş demektir. “Vasiyetti” denilip, ailenin buna itiraz etmesi bile başlı başına bir kırılmadır. Çünkü ölüye dair söz, yaşayanın keyfine göre eğilip bükülemez.

Ve belki de asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur: Bu anlayış, geçmişte kalmış değildir. Aynı zihniyet, daha düne kadar Saraçhane’de, Şehzadebaşı Camii’nin haziresi etrafında yeniden kendini göstermiştir. Kamuoyuna yansıyan kabul edilemez görüntüler ve iddialar, ecdadın metfun bulunduğu mekânların nasıl hoyratça kirletilebildiğini göstermiştir. Kabir taşlarının yanında içki şişeleri, kutsal alanların bir protesto sahnesine çevrilmesi… Bunlar tekil taşkınlıklar değil; hafızayı yük gören bir zihniyetin sürekliliğidir. 2020’deki görüntülerle Mart 2025’teki manzaralar arasındaki bağ tam da buradadır: Değişmeyen şey tarih değil, edep bilincinin yokluğudur.

Sayın Özgür Özel;

Siyaset, yalnızca bugünü örgütleme sanatı değil, dünün emanetini yarına taşıma sorumluluğudur. Bu topraklarda mezar başı, sıradan bir mekân değildir; hafızanın korunduğu, kelimelerin geri çekildiği bir eşiği temsil eder. İrfan geleneğimiz, insanı orada sözle değil, sükûtla terbiye eder. Çünkü devlet dediğimiz şey, en çok da sınır duygusuyla ayakta durur. Sınır, gücü kısıtlayan değil; itibarı koruyan bir erdemdir. Bugün temsil ettiğiniz makam, kişisel tercihlerden daha büyük bir anlam taşımaktadır. Orada sergilenen her tavır, yalnızca bir anı değil; iktidar iddiası taşıyan bir zihniyetin hafızaya nasıl yaklaştığını da gösterir.

Türkiye, hafızayla ayakta duran bir devlettir. Bu hafızayı hafife alanlar günü kurtarabilir; ama devleti taşıyamaz. Çünkü devlet, sadece kurumlarla değil; edep duygusuyla yaşar.

Mezar başı, siyasetin sustuğu yerdir.

Orada insan ya dua eder ya geri çekilir.

Devlet iddiası taşıyanlar için üçüncü bir yol yoktur…

***

Yazar hakkında

Nur Tuğba Aktay, 1979 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir. 2024 yılı itibariyle 45 yaşında olan Aktay, eğitim hayatını Ankara’da tamamlamıştır. Aktay’ın kariyeri ilk olarak gazetecilikle şekillenmiş, medya sektöründeki deneyimlerinden sonra siyasete adım atmıştır.

Aktay, gazetecilik kariyerinin ardından Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) saflarında görev almaya başlamış ve burada kadınların siyasette daha aktif olmalarını sağlamak için çalışmalar yürütmüştür.

Nur Tuğba Aktay, gazeteci Murat Aktaş ile 2009 yılında evlenmiştir. Çiftin, 2011 yılında bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Aile hayatında sade ve özel yaşamayı tercih eden Aktay, hem ailevi sorumluluklarını hem de siyasi görevlerini dengeli bir şekilde yürütmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.