Gündem

Yine NEDER De Telegraaf (Alçak)

ne mutlu türküm diyene indir ile ilgili görsel sonucu

Sosyal yardım Ödeneği alan Türkler’in, Türkiye’deki mal varlıklarına göz koyan Hollanda belediyelerini, en yüksek mahkeme durdurdu ama ‘De Telegraaf’ Türkler’in yüzde 20’sini ‘Sahtekar’ ilan etti

   

Hollanda’nın en çok satan gazetesi De Telegraaf gazetesi için,  ‘Neder Telegraaf’ yakıştırmasını yaptığım yıldan bu yana, onlar da Türkler için ‘Nederturken’ demeye başlamışlardı. Hoş, Hollandalı okurlar, Telegraaf’ın asıl amacını anlayamıyor ve bu deyimin Nederland ile eşdeğer olduğunu sanıyor. Ama De Telegraaf’ın yaptığı bana karşı bir misillemedir.

‘Alçak ülke’ (Deniz seviyesinden alçakta olduğu için) anlamına gelen Nederland, Hollanda’nın dünyadaki resmi ismidir. Zira ben 1994 yılındaki Dünya Futbol şampiyonası’nı takip etmek için gittiğim ABD’nin sınır kapısındaki forma ‘Holland’ diye yazdığım zaman, Amerikalı memur beni sıradan çıkarmış ve ‘Hollanda diye bir ülke yok. Sıradan çık ve yeni bir form doldur, Nederland diye yaz’ diye uyarmıştı.

İşte, bu Nederland’ın, ‘Neder’ gazetesi De Telegraaf yine yaptı yapacağını.
Türkiye ve Türkler aleyhine hergün gündem yaratmaya çalışan bu gazete, yayınladığı haber ve yorumlardan sonra derhal politikacılarla temasa geçiyor ve konu hakkında aleyhteki görüşleri belirterek istediği gündemi yaratıyor.

SOSYAL YARDIM ALAN TÜRKLER

De Telegraaf gazetesinin son günlerdeki atraksiyonlarından biri, sosyal yardım ödeneği alan Türkler oldu.

Önce, sosyal yardım konusunda kısa bir bilgi vermem gerekecek.
Hollanda’da işsizlik, hastalık, mamüllük ve yaşlılık ödeneği alamayanlar için bir de sosyal yardım ödeneği vardır. Bu ödenek verilirken doldurulan formda ‘Tapulu malınız var mı?’ sorusunun yanıtı ‘Hayır’ olmalıdır. Zira evi, arsası ve otomobili olanlara, ‘Önce bunları sat, parasını ye bitir ve ondan sonra bize gel’ derler. Bu hak verilirken ilginç bir kıyak da yapılır. Şayet bankada, evliyseniz 12.040 euro, yalnızsanız 6020 euro paranız olabilir.

Hollanda’da yaşayan ve sosyal ödenek alan Türkler’in bir kısmının, Türkiye’de mal varlıkları bulunmaktadır. Bazı belediyeler, Türkler’in Türkiye’deki mal varlıklarını özel bürolara takip ettirmekte ve mal varlığı olanları ağır cezalandırmaktadır. Örneğin, yıllar boyu alınan sosyal ödeneğin toplamını geri istemekte ve hukuki ceza için mahkemeye vermektedir.

Hollanda’daki Türkler bu duruma itiraz ediyorlar. Pek çok Türk asıllı avukat bu konuda girişimlerde bulundular. Bu girişimler semeresini vermeye başladı. Zira Hollanda’nın en üst yargı organı olan Centrale Raad van Beroep, belediyelerin Türkler’e karşı ayrımcılık yaptığını belirterek, aynı belediyelerin verdikleri kararları iptal etti. Bundan böyle hiçbir belediye, Türkler’den sosyal yardım ödeneklerini geri isteyemeyecek.

İşte bu karar, De Telegraaf gibi Türk sevmezleri çok kızdırdı.
Ne ilginçtir ki, De Telegraaf’ın önünü çektiği sözde Ermeni soykırımı konusunun Hollanda meclisinde ele alındığı günün ertesinde, tüm yayın organları sözde soykırım konusunun mecliste kabul edildiği haberlerine geniş bir şekilde yer verirken, Telegraaf gazetesi, ertesi günkü gazetede Ermeni konusuna tek sütun bile haber koymadı ve sırf sosyal ödenek yolsuzluğu yapıldığını gündeme oturtmak için birinci sayfanın en önemli ve büyük haberi olarak yayın yaptı. Aynı gazete, ikinci ve üçüncü sayfalara da Türkiye’den kocaman bir ev fotoğrafı yerleştirdi.

Telegraaf gazetesi haberinde, sosyal ödenek alan Türkler’in yüzde 25’şinin ‘Sahtekarlık’ yaptığını öne sürerek,  en yüksek yargı organının kararını da yerden yere vurdu.

Yeri geldiği zaman yargı organlarının kararlarını göklere çıkaran Telegraaf, bu kez dava Türkler’in davası olunca, yargı organına şiddetle karşı çıkmayı yeğledi.
De Telegraaf, bunlarla da yetinmedi ve ertesi günkü gazetesini, hem başyazısında dile getirdi, hem de siyasetçilerin görüşlerini alarak abartıya devam etti.

TÜRKLER’İN SİYASETE ATILIMI

Neder Telegraaf, Türkiye ve Türkler aleyhindeki yayınlarına, Hollanda’da yaşayan Türkler’in siyasete katılım konusu oldu.

Birinci sayfada, ”Belediye çorbasında Türk parmağı” başlığı ile haber için ikinci ve üçüncü sayfalar ayrıldı.
Aslında, ‘Belediye lapasında Türk parmağı’ olarak yazılan yazıyı, daha iyi anlaşılması için biz çorba yaptık.
İkinci ve üçüncü sayfalarda  yayınlanan kocaman bir fotoğrafın üstündeki başlık çok ilginçti: ‘Erdoğan, uzun tüylü kadifeye gizlice sızıyor.’

Aynı sayfanın sağ tarafındaki Wierd Duk imzalı yorumun başlığı ise,
‘Yabancı seçmenleri kafa kola almak tehlikelidir.’ şeklindeydi.

Her üç başlığa dikkat ettiğimiz zaman, seçmen Türkler ile seçilen Türkler’in  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tahakkümünde oldukları iddia ediliyor.

Ankara’nın uzun kolunun nerelere kadar uzanabildiğini soran muhabir  Jan-Willem Navis’in, yazı arasındaki daha pek çok sorusu, haberin objektiflikten uzak, maksatlı ve taraflı bir haber olduğunu ortaya koyuyor.

Örneğin, Lahey’de Yadin Karabulut adındaki bir Türk’ün, CDA listesinden aday olduğunu belirten muhabir, Karabulut’un çok faal ve başarılı bir işadamı olduğunu ve daha önceki seçimlerde Türkler’den çok oy aldığını belirttikten sonra, CDA Partisi lideri  Karsten Klein’in, ‘Karabulut’u daha önceki başarılarından ötürü listemizde aday gösterdik ama alt sıralara koyduk” şeklindeki ifadesine karşı, ‘Hıristiyan demokrat seçmenler böylesi bir parti boşaltıcılarına ihtiyacı var mı?” diye soruyor.

Tarafgirliğini, bir başka Türk aday İsmet Bingöl üzerinde de sürdüren muhabir, Lahey’de çok sevilen ve başarılı olan bu işadamından başka, Cemil Yılmaz isimli aday için de, ‘Erdoğan’ın AK Partisi’nin Avrupa kolu tarafından adaylığa tavsiye ediliyor’ iddiasında bulunuyor.

YORUMCU BAŞKA TELDEN ÇALIYOR

Türk adayların, parti içi düzeni bozduklarını iddia eden yorumcu Wierd Duk ise, ‘‘Yabancı seçmenleri kafa kola almak tehlikelidir.’ başlıklı yorumunda, tüm siyasi partilere, Türkler’i aday listeslerine almamaları için mesaj veriyor. Kışkırtıcı yazar sütununda, ‘Bozkurtlar’dan başlıyor, ‘Gülenciler’e kadar gidiyor.
Ama yorum baştan sona, Türkler’in seçimlerde seçme ve seçilme haklarını baltalama satırlarıyla dolu.

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir