Ropörtajlar

Uluslararası güçler halen Sisi’yi destekliyor

Mısır, 2011 yılında başlayan ayaklanmalar, Hüsnü Mübarek’in devrilmesi, Rabia direnişi ve Sisi yönetiminin yaptığı darbe ile akıllara kazınırken, özellikle hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri ve ekonomik sorunlarla gündemde…

İsmail Numan Telci ile ilgili görsel sonucu

Mısır’daki devrim, karşıdevrim süreçlerini ve ekonomik sorunları 5 SORU’nun bugünkü konuğu Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü (ORMER) Müdür Yardımcısı, Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve SETA Dış Politika masası araştırmacısı İsmail Numan Telci ile konuştuk.

İşte Telci’nin açıklamaları:

1. Mısır, 2011 itibariyle Ortadoğu’da “devrim ve karşıdevrim” sürecinin önemli bir örneklemini oluşturuyor. Bu süreci ve yaşananları nasıl okuyorsunuz?

Mısır’da 2011’de yaşanan devrim sürecinin en belirleyici özelliği spontane bir şekilde gerçekleşmesiydi. Bu birçok devrim hareketinde yaşanan tecrübelerin tekrarı niteliğinde görülebilir. İzleyen süreçte ise bu devrim süreci hem iç hem de dış aktörlerin kurdukları bir ittifakla sona erdirilmek istendi. 3 Temmuz 2013’teki askeri darbe ile zirve noktasına ulaşan bu girişim ise karşıdevrim olarak nitelendirilebilir. Askeri darbelerin karşıdevrim süreçlerinde kullanılması daha önce de rastlanan bir durumdur.

KARŞI DEVRİMİN DİKKAT ÇEKEN UNSURU: DIŞ AKTÖRLERİN MÜDAHALESİ

Ancak Mısır’daki karşı-devrim sürecinde en dikkat çeken husus dış aktörlerin doğrudan müdahalesidir. Darbe öncesi süreçte işaretleri görülen bu durum, darbenin gerçekleşmesi ve sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte açık biçimde ortaya çıkmıştır. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail ile birlikte sürece doğrudan müdahil oldukları görülürken, ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin özellikle darbe yönetiminin uluslararası meşruiyet kazanmasında önemli katkılarda bulunmaları tüm bu ülkelerin karşı-devrim sürecinin destekçisi olduğunu göstermektedir.

2. İşkence iddiaları, zorla kaçırmalar ve idamların yanı sıra ekonomik kriz Mısır gündeminin esas maddelerini oluşturuyor. Bu açıdan Mısır’ın sosyopolitik ve sosyoekonomik açıdan durumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Mısır’da 2013’te gerçekleşen askeri darbeyi izleyen dönem ülkedeki en baskıcı yönetim olarak tanımlanmaktadır. Mısır’ı ve tarihini yakından takip edenlerin kabul ettiği bu durum, ülkede 1952’den bu yana her dönem siyasi baskıya maruz kalan Müslüman Kardeşler hareketince de vurgulanmaktadır. Bunun yanında Mısır toplumundaki siyasallaşmamış kesimlerle görüştüğünüzde de bu durumu teyit edeceklerdir. Geçtiğimiz günlerde Mısır’dan yeni gelen ve herhangi bir siyasi partiye üye olmayan öğrencim ülkedeki durumun Mübarek döneminden çok daha vahim olduğunu ve özellikle ekonomik sıkıntıların katlanılamayacak seviyeye ulaştığını söylemişti.

SİSİ YÖNETİMİ MUHALEFETİN SESİNİ KESTİ

Mübarek dönemiyle bugünkü yönetim arasında iki önemli farktan bahsedilebilir. Bunlardan ilki muhalif seslere yönelik ciddi baskıdır. Mübarek döneminde her ne kadar siyasi temsilin kısıtlı olduğu kabul edilebilecekse de, muhalif seslerin varlığı bir noktaya kadar kabul edilmekteydi. Sisi yönetimi ise başta İslami muhalefet olmak üzere ülkede yönetime aykırı olan tüm sesleri susturmaktadır. Buna 2013’teki darbeye destek veren 6 Nisan Hareketi ve Temerrud hareketi de dahildir. Nitekim bu hareketlerden 6 Nisan yasaklanmış, Temerrud’un ise siyasi parti kurmasına izin verilmemiştir. Mübarek dönemi ile Sisi rejimi arasındaki ikinci fark ise ekonomik durumun geldiği noktadır. Mübarek döneminde ekonomik veriler kötü olmakla birlikte halkın alım gücünün yüksek olması bir devlet politikasıydı. Bu nedenle başta ekmek, pirinç, su, elektrik, petrol ve doğalgaz gibi temel maddelerde ciddi miktarlarda devlet desteği verilmekteydi. Bu şekilde Mübarek yönetimi zaten düşük olan gelirin halk üzerinde bir baskıya neden olmamasını sağlamaktaydı. Bu durum 2013’teki darbenin ardından dramatik biçimde değişti. Özellikle IMF ile yapılan anlaşmaya paralel olarak Sisi rejimi kemer sıkma politikaları çerçevesinde birçok sektördeki devlet desteğini kaldırması milyonlarca Mısırlı’nın en temel ihtiyaçlara dahi ulaşamamasına neden oldu. Öte yandan ülke ekonomisindeki makro kötüleşme, Mısır cüneyhinin dolar karşısında değer kaybetmesi, işsizliğin artışı ve enflasyon gibi nedenler de ülkede alım gücünün ciddi oranda gerilemesine yol açmıştır.

3. Geride bıraktığımız süreçte uluslararası pek çok yayın organında “Mısır’ın patlamaya hazır” olduğundan bahsedildi. Mısır’daki olası “patlama” hakkındaki düşünceniz nedir?

Mısır’daki siyasi ve ekonomik durum olağanüstü bir durumun habercisi olarak görülebilir. Siyasi baskının en üst düzeyde olduğu ve ekonomik krizin etkilerinin de ciddi biçimde hissedildiği bir ülkede hemen her şey olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir durum her ne kadar ülke içerisinde sosyal anlamda bir huzursuzluğun varlığından bahsedilebilecekse de, Sisi rejiminin uluslararası düzeyde halen destek gördüğü gerçeğidir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’in Sisi yönetiminden memnun olduğu bu ülke yönetimlerinin Kahire politikalarından anlaşılmaktadır. Öte yandan ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve Çin gibi ülkelerin de halihazırda Sisi yönetimi ile herhangi bir sorun yaşamadıkları görülmektedir. Uluslararası düzeyde böylesi bir desteğe sahip olan Sisi yönetiminin sadece iç dinamiklerle desteklenen bir tehdide maruz kalması mümkün gözükmemektedir. Bununla birlikte özellikle uluslararası medya, insan hakları kuruluşları ve küresel ekonomiyi yönlendiren kurumların Sisi yönetimine yönelik son dönemde artan eleştirileri ise Mısır’da alternatif bir liderliğin gündeme gelebileceğinin işaretçisi olarak görülebilir.

4. Sina Yarımadasında 3 yılı aşkın süredir devam eden operasyonlar insan hakları ihlalleri sebebiyle pek çok uluslar arası örgütün gündeminde… Sina’da IŞİD ve Mısır Silahlı Kuvvetleri arasındaki çatışmaları ve bunun sivillere yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzey Sina bölgesi uzun yıllar boyunca Mısır yönetimlerinin ihmal ettiği bir coğrafyadır. Bu durum bölge halkında merkezi hükümete yönelik bir tepkinin tarihsel olarak birikmesine neden olmuştur. Askeri darbeyi izleyen dönemde bölgede ortaya çıkan terör örgütleri ve silahlı gruplar Sisi yönetiminin zaten ihmal edilmiş olan bu bölgeye daha ağır biçimde müdahale etmesine neden olmuştur. Güvenlik merkezli bu politikaların başarılı olamaması ve Mısır güvenlik birimlerinin son üç yıl içerisinde yüzlerce kayıp vermesi ülkede Sisi yönetimine olan tepkinin artmasına neden olmuştur. Öte yandan bölge halkının da uygulanan olağanüstü halden ve Sisi yönetimin dışlayıcı politikalarından ötürü Kahire’ye tepkisi artmaktadır. Özellikle Refah şehrinde yaşadıkları evlerden zorla uzaklaştırılan binlerce insanın durumu Mısır yönetiminin keyfi uygulamalarına yönelik tepkinin sürekli canlı kalmasına neden olmaktadır.

5. Mısır’ın yakın dönemde yeniden demokratik hayata geçme ihtimali hakkındaki düşünceniz nedir?

Mısır’ın demokratik bir geleceğe ulaşması yönünde umutlar bu noktada düşük düzeydedir. Her ne kadar Mısırlılar ülkelerinin demokratik ve müreffeh bir seviyeye ulaşmasını arzulasa da, halihazırda iktidarda olan kadroların bu anlamda bir iradesinin olduğunu söylemek zordur. Gelecek dönemde ülkenin siyasi liderliğinde bir değişim yaşansa dahi, demokratik kurumların oluşması, insan hakları ile özgürlüklerin tam anlamıyla yerleşmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanması yıllar alabilecektir. Mısır’ın 2011 devrimiyle başlayan siyasi dönüşümünün tamamlanabilmesi konusunda Türkiye’nin çabalarını sürdürmesi gerekmektedir. 2013 yılında gerçekleşen askeri darbenin ülkedeki devrim sürecinin sonlandırılması hedefiyle yapılan bir karşı-devrim hamlesi olduğu unutulmamalı ve Mısır’daki devrim sürecinin başarıya ulaşılması için bölgesel ve küresel düzeyde faaliyetlerin yürütülmesi önem arz etmektedir.

KAYNAK : Time Türk

***

İsmail Numan Telci Kimdir?

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 2006 yılında mezun olan İsmail Numan Telci, yüksek lisansını Hochschule Bremen’de Avrupa Çalışmaları alanında 2008’de tamamladı. Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yürüttüğü doktora çalışmalarını Mısır’da Devrim ve Karşı-Devrim Sürecinde İç ve Dış Aktörlerin Rolü: 2011-2015 başlıklı teziyle 2015’te tamamladı. Doktora çalışmaları yürüttüğü 2012-2013 döneminde Kahire Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalıştı. Mısır’daki saha çalışmalarını biraraya getirdiği kitabı “Mısır Devrimi Sözlüğü”nü 2014 yılında yayımladı. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi ve Ortadoğu Yıllığı’nın editörlüğünü yürütmekten İsmail Numan Telci’nin uzmanlık alanları arasında Arap devrimleri, Mısır’daki devrim süreci ve Körfez siyaseti yer alıyor. İsmail Numan Telci, hali hazırda Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü (ORMER) Müdür Yardımcısı, Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve SETA Dış Politika masası araştırmacısı görevlerini yürütmektedir.

 

 

Bu haberi paylaşınız!

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir