Türkiye

Türkiye ve Almanya ilişkilerini tehdit eden önemli riskler söz konusu -I-

SETA Enerji Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye ile Almanya’yı birbirine yakınlaştıran çok sıkı bağların olduğu gibi, bu bağlara rağmen iki ülke ilişkilerini tehdit eden önemli risklerin de söz konusu olduğunu,  Güvenlik ve teröre karşı işbirliğinde yaşanan sorunların bu risklerin başında geldiğini açıkladı..

Prof. Dr. Kemal İnat, ile ilgili görsel sonucu

SETA Enerji Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Kemal İnat

Prof. Dr. Kemal İnat, önce Ankara ile Berlin’i işbirliği yapmaya zorlayan ve işbirliği yapmaları durumunda her iki tarafın da kazanmasını sağlayacak faktörlerin de bulunduğunubelirterek, “Mülteci meselesi, Almanya’daki Türkiye kökenli diaspora, güvenlik işbirliği ve yoğun ekonomik bağlar bu faktörlerin başında geliyor” dedi.

Suriyeli mülteci ile ilgili görsel sonucu

Mülteci meselesinde işbirliği zorunlu

“Mülteci sorunu gerek Türkiye gerekse Almanya için çok ciddi meydan okumaları bünyesinde barındıran bir konuya işaret ediyor” diyen Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye’nin, Suriyeli mültecilerin akınına uğradıktan sonra dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline gelirken, 2015 yılında yaşadığı mülteci dalgası ile sarsılan siyasi dengelerini yerine oturtma konusunda halen büyük sorunlar yaşayan Almanya’nın, başa çıkmakta zorlanacağı benzer bir durumla karşı karşıya kalmaktan korktuğunu ifade etti.

Angela Merkel ile ilgili görsel sonucu

Prof. Dr. Kemal İnat, o dönemde mülteci sorununun insani boyutu açısından uluslararası camianın baskısı altında Suriyeli mülteciler için kapıları açacaklarını açıklayan Başbakan Angela Merkel’in, bu açıklamanın ardından özellikle “Balkan Rotası” diye bilinen yol üzerinden Almanya’yı hedef alan mülteci akınına maruz kalmış ve bu defa da Almanya içerisinden gelen yoğun eleştirilere hedef olduğunu kaydetti.

AfD ile ilgili görsel sonucu

“Sayıları bir milyonu geçen mülteciler nedeniyle endişe taşıyan halkın korkuları üzerinden siyaset yapan AfD (Almanya için Alternatif) gibi ırkçı ve yabancı düşmanı partilerin popülaritesi hızla yükselmeye başlamıştı” diyen Prof. Dr. Kemal İnat, Bu popülarite artışının 2016 yılında yapılan eyalet parlamentoları seçim sonuçlarına yansımasının iktidardaki CDU/CSU (Hıristiyan Birlik Partileri) ve SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) için alarm zillerinin çalmasına neden olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Kemal İnat, “AfD’nin daha güçlü olduğu eski Doğu Alman eyaletleri Mecklenburg Vorpommern (yüzde 20,8) ve Sachsen-Anhalt’da (yüzde 24,3) ile ikinci parti konumuna gelmesi ve Batı Alman eyaletlerinde ise yüzde 10’un üzerine çıkması (Baden Württemberg yüzde 15, Berlin yüzde 14 ve Rheinland-Pfalz yüzde 12) mülteci sorunu nedeniyle Almanya’nın aşırı sağa kaydığı ve ülkedeki siyasal fay hatlarının yeniden şekillendiğine dair endişelere yol açmıştı. Alman siyasal sisteminin iki büyük partisi olan CDU/CSU ile SPD’nin bu endişeyi daha fazla hissetmesi ve iktidarı AfD gibi ırkçı bir partiyle paylaşmak zorunda kalmaları korkusu bu partileri ve özellikle de CDU lideri Merkel’i mülteci sorununun çözümü konusunda radikal adımlar atmaya itti”dedi.

“Bu çerçevede, Almanya’ya yönelik mülteci akınının durdurulmasını en önemli öncelik olarak belirleyen Merkel, bu konuda Almanya, Avrupa ve Ortadoğu/Kuzey Afrika düzleminde girişimlerde bulundu” diye anlatan Prof. Dr. Kemal İnat, bir yandan Almanya’nın sınırlarını yeniden mültecilere kapatıp ülkeye girişleri sıkı denetim altına alırken, bir yandan da AB çerçevesinde büyük ölçüde Almanya’yı hedef alan mülteci yükünü bütün AB ülkelerine paylaştıracak kararlar almaya çalıştığını,  bir taraftan da Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerinden Avrupa’ya yönelen mülteci akınının engellenmesi için bu bölge ülkeleriyle işbirliği yollarını araştırdığını belirtti.

Prof. Dr. Kemal İnat, “İşte, Kasım 2015 ve Mart 2016 tarihlerinde yapılan AB-Türkiye zirveleri sonrasında Ankara ile imzalanan mülteci anlaşmasını bu kapsamda atılmış en başarılı adım olarak görmek gerekir. Bu anlaşma ile Türkiye, Avrupa ülkelerine yönelen mülteci hareketliliğinin önenmesi konusunda daha sıkı tedbirler alacağını taahhüt ederken, AB de hem Türkiye’nin karşı karşıya olduğu mülteci yükünün kısmen hafifletilmesi konusunda Ankara’ya finansal destek vermeyi hem de Türkiye’nin AB üyelik sürecini canlandırmayı taahhüt etmiştir” ifadesini kullandı.

Türkiye'ye söz verilen 3+3 milyar avroluk deste ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’nin söz konusu taahhüdünü yerine getirip sınır kontrollerini sıkılaştırmasının Avrupa’ya yönelik mülteci dalgasında büyük bir düşüş sağlayıp Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki merkez siyasetçilerin ırkçı partiler karşısında nefes almasını sağlarken, AB’nin Ankara’ya karşı taahhütlerini yerine getirmediğinin görüldüğünü açıklayan Prof. Dr. Kemal İnat,Türkiye’ye söz verilen 3+3 milyar avroluk desteğin gelmesi geciktirilirken, yaşanan her siyasi sorunun ardından Alman medyası ve siyasetçilerinin büyük kısmının bu paranın kesilmesi tehdidinde bulunduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Kemal İnat, Bu sorunlara rağmen Türkiye ve Almanya’nın mülteci sorunu konusunda işbirliği yapabilmiş olmalarının, İdlib nedeniyle yeni ve büyük bir mülteci dalgası endişesinin yoğun bir şekilde hissedildiği günümüzde iki ülkenin ortak hareket etmelerini zorunlu kıldığını hatırlatarak, gerek İdlib’de yaşayan insanların Türkiye’ye yönelmesine yol açacak gelişmelerin önlenmesi konusunda atılacak siyasi adımların, gerekse bütün çabalara rağmen böyle bir gelişme olursa bu mültecilerin mümkün olduğunca sınırın Suriye tarafında barındırılması için gerekli olacak siyasi ve ekonomik girişimler konularında Ankara ile Berlin’in yakın işbirliği yapmalarının hem Almanya ve Türkiye hem de Suriye halkının yararına olacağını açıkladı.

Güvenlik işbirliği

Prof. Dr. Kemal İnat, her ikisinin de son yıllarda, 1950’lerden beri üyesi oldukları NATO ittifakının kurucusu ve lideri ABD’nin baskılarına maruz kalan Türkiye ve Almanya’nın güvenlik alanında da işbirliğinin önemli olduğuna dikkat çekerek,  Washington’un güven vermeyen politikalarının her iki ülkeyi de alternatif güvenlik ortakları aramaya ittiğini söyledi.

“Bu açıdan Türkiye ve Almanya’nın birtakım ortak noktalara sahip olduklarını ifade etmek gerekir” diye ifade eden Prof. Dr. Kemal İnat, öncelikle her iki ülkenin Birinci Dünya Savaşı öncesine uzanan bir askeri müttefiklik ilişkisinin olması ve doğrudan birbirlerine karşı savaşmamış olmalarının yeni dönemde de güvenlik işbirliğini kolaylaştıran bir faktör olduğu ve ikinci olarak Türkiye ve Almanya’nın Rusya algılarının da birbirine benzediğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Kemal İnat, “Her iki ülke de Rusya’yı hem zaman zaman güvenlik açısından bir tehdit hem de ABD’yi dengeleyecek bir ortak olarak görmektedirler. Yine her iki ülkenin de ABD ile Rusya arasında sıkışıp kalmamak için alternatif ortaklara ihtiyaçları vardır ki, Almanya için Türkiye, Türkiye içinse Almanya bu tür ortaklar olarak görülebilir” dedi.

Türkiye ile Almanya arasında işbirliğini zorunlu kılan bir başka güvenlik sorununun da terör ve radikalizm meselesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye’nin onlarca yıldır terör ve radikalizm ile mücadele etmek zorunda kalmışken, bu konuda Ankara’nın beklediği desteği yeterince vermeyen Almanya’nın da son dönemde daha fazla radikal sağ ve sol akımlara mensup grupların şiddet eylemlerine ve hatta bazı terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldığının görüldüğünü ifade etti.

DEAŞ ve El Kaide ile ilgili görsel sonucu

Prof. Dr. Kemal İnat, Suriye iç savaşına katılan DEAŞ ve El Kaide terör örgütleri mensubunun yabancı savaşçılar örneği de gösterdi ki, bu örgütlere karşı etkili mücadelenin ancak uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesiyle mümkün olabildiğine dikkat çekti.

Bu tür uluslararası terör ağlarının gerek kendilerine eleman devşirme gerekse eylem sahası olarak gördükleri ülkeler olan Türkiye ve Almanya’nın bu örgütlere karşı işbirliğinin teröre karşı mücadelenin başarısı açısından oldukça önemli olduğuna vurgu yapan  Prof. Dr. Kemal İnat, ayrıca Almanya’da artan yabancı düşmanlığının bu ülkede yaşayan Türkiye kökenli insanları da hedef almasının Ankara’nın tepkisini çekmekte ve bu tür saldırıların engellenmesi için işbirliği yapılmasının da iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından önem taşıdığını belirtti.

PKK ve FETÖ ile ilgili görsel sonucu

Prof. Dr. Kemal İnat, “Benzer şekilde Almanya’da faaliyet gösteren Türkiye karşıtı aşırı sol örgütlere karşı da Ankara ile Berlin’in işbirliği yapması hem Türkiye ve Almanya’nın güvenliği hem de iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından önemlidir. Son olarak Türkiye, güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan PKK ve FETÖ terör örgütlerine karşı mücadelede de Almanya’dan dayanışma ve destek beklemektedir” dedi.

HABER : Ataner YÜCE

KAYNAK : SETA, UHA HABER

***

Prof. Dr. Kemal İnat, ile ilgili görsel sonucu

Kemal İnat

Genel Koordinatör Yardımcısı, Enerji Araştırmaları Direktörü
Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde “21. Yüzyılın Başında Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve SETA tarafından 2009’dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat’ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Demokrasi Platformu gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde profesör olarak Ortadoğu çalışmaları, Türk dış politikası ve uluslararası çatışmalar alanlarında dersler veren İnat, aynı üniversitenin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin de müdürlüğünü yürütmektedir.

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir