Gündem

“Türkiye-Suudi Arabistan-İran Kriz Üçgeni” ya da “Ortadoğu’yu Balkanlaştırmak”!

https://cdn.yenisafak.com.tr/reklam/4haziranakpartiwebmasthead/955X250/images/955x250-image.jpg

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, “Türkiye-Suudi Arabistan-İran Kriz Üçgeni” ya da “Ortadoğu’yu Balkanlaştırmak”!başlıklı yazısını (UHA) Uluslararası Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Mehmet Seyfettin EROL, ile ilgili görsel sonucuProf. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, “Cadı kazanı” ve “Ortadoğu”yu yan yana getirip tarattığınızda genelde şu başlıkların karşınıza çıktığını görürsünüz: “Cadı Kazanı Ortadoğu”, “Kaynayan Cadı Kazanı: Ortadoğu”, “Ortadoğu’da Cadı Kazanı Kaynıyor” ya da “Ortadoğu Cadı Kazanı Gibi”. Bu başlıkların merkezini oluşturan “cadı kazanı”; Ortadoğu’nun ağırlıklı olarak son yüz yılına damgasını vuran ve bir kısır döngüye dönüşmüş bulunan gerçekliğini yansıtması açısından oldukça yerinde bir benzetmedir”dedi.

Her dönemin koşullarına uygun olarak ateşin altına sürülen “konjonktürel odunlar”ın, aynı zamanda Ortadoğu’yu “bataklık” tabiri kadar ön plana çıkan “cehennem” tabiriyle de özdeşleştirmek olduğunu belirten  Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, dolayısıyla Ortadoğu denildiğinde karşımıza sıklıkla; “cadı kazanı”, “bataklık” ve “cehennem” benzetmelerinin çıktığını açıkladı.

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, Ortadoğu’nun cadı kazanı olmasının en temel nedeninin, hiç kuşkusuz kazanın altına devamlı odun taşınmasıyla ilgili olduğuna dikkat çekerek, Ortadoğu’da krizlerin biri biterken; bir değil, birkaçının birden eş zamanlı olarak başlatılmasının da bundan dolayı olduğunun altını çizdi.

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL,”Bu sürecin işletilmesi hiç de zor değildir. Zira Ortadoğu’da Osmanlı sonrası oluşturulan suni düzen/yapı buna fazlasıyla uygundur. Sistem, bilinçli bir şekilde, “böl-yönet” ya da “böl-yönet ve çatıştır” prensibine uygun bir şekilde istikrarsızlık üzerine inşa edilmiştir” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, bunun böyle olduğuna yönelik son dönem itiraflarından birinin de Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ideologlarından biri olarak kabul edilen Ralph Peters tarafından kaleme alınan “Kanlı Sınırlar” başlıklı makalede, “Avrupalı Müttefikleri”nin kurduğu Ortadoğu düzeni üzerine getirdiği kritiklerde açıkça ortaya konulmak istendiğini söyledi. (Arzu edenler söz konusu makaleye Türkçe olarak da ulaşabilirler.)

Ortadoğu’yu Balkanlaştırmak!

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, “Bugün içinde bulunduğumuz sürece bakıldığında; söz konusu bataklığın daha da genişletilmesine, cehennemin büyütülmesine, kaynatılan cadı kazanlarının sayısının ise arttırılmasına yönelik sistematik bir kriz politikasının yürütülmeye çalışıldığına şahit olmaktayız. Bir taraftan küllenmeye yüz tutmuş krizler yeniden alevlendirilmeye çalışılırken, diğer taraftan da yakılan yeni ateşler buna işaret etmektedir”  ifadesini kullandı.

“Nitekim düne kadar Ortadoğu’ya (her ne kadar bir “cehennem, cadı kazanı” olarak tabir edilse de) bir bütün olarak bakılırken; özellikle 11 Eylül ve Arap Baharı sonrası yaşanan gelişmeler itibarıyla Ortadoğu’nun kendi içerisinde alt bölgelere keskin bir şekilde ayrıldığını ve her bir bölgeye özgün cadı kazanlarının kaynatılmaya başladığını görüyoruz” diyen Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL,  “Bu hususta, ABD eski dışişleri bakanlarından Madeleine Albright ve Condoleezza Rice’ın “Yeni Ortadoğu”yu ya da “Amerikan Ortadoğusu”nu, Ortadoğu’nun kendi içinde etnik-mezhepsel fay hatlarını kullanmak suretiyle bölerek inşa etmeye çalıştığı artık bilinen bir sır. Özellikle Rice, Washington Post gazetesinde 7 Ağustos 2003 tarihinde yayımlanan “Transforming the Middle East-Ortadoğu’yu Dönüştürmek” başlıklı yazısında bu sırrı ifşa ediyor” açıklamsında bulundu.

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, 2003’te güvenlikten sorumlu danışman sıfatıyla görev yapan Rice’nin, söz konusu makalesinde ABD’nin BOP kapsamında ortaya koyduğu yedi büyük hedeften bahsettiğini ve 22 devletin sınırlarının değişeceğine işaret ettiğini belirtti. (Bu arada, söz konusu maddelere bakıldığında sadece Ortadoğu’daki gelişmelerin temelinde yatan nedenleri değil, ABD-Avrupa arasında yaşanan krizleri de görürsünüz.)

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL yazısına şöyle devam ediyor:

Ortadoğu’da Yeni “Kriz Üçgeni” İnşası…

“Bir diğer bilinen sır ise, “Amerika’nın Ortadoğu’su” olarak ifade edilen yeni haritanın, aslında Büyük İsrail Projesi (BİP) ile aynı anlama gelmesi. Dolayısıyla tüm gelişmeler tek bir şeye hizmet için kurgulanmış gözüküyor…

Hedef, yukarıda da işaret edildiği üzere, kıyamete beş kala BİP’i hayata geçirmek. “Başkent Kudüs” ile adı konulan süreç bundan dolayı hiç de hafife alınmamalı. Zira bu süreç bize, Ortadoğu’nun etnik-mezhepsel temelli bölünüşünde emperyal güçlerin belli bir başarıyı yakaladığını ve süreci kontrol edebildiğini göstermesi açısından oldukça önemli bir mesaj vermektedir. Daha somut bir ifadeyle BOP ile Büyük İsrail Projesi’nde son aşmaya girilmiş görünmektedir.

Kudüs sonrası yaşanan gelişmeler bu bağlamda göz ardı edilmemeli; özellikle de “Türkiye-Suudi Arabistan-İran” üçgeninde… Zira bölgede var olan sorunlar ve bunların üzerine yenlerinin ekleneceğine yönelik somut işaretler, önümüzdeki süreçte bu bölgeyi daha da ön plana çıkartacak gibi.  Dolayısıyla söz konusu bu bölgeye “kriz üçgeni” adı da verilebilir.

Bu bağlamda Suudi Arabistan’ın burada çok boyutlu olarak öne çık(artıl)ması, adeta krizlerin merkez ülkesi haline dönüştürülmek istenilmesi, fazlasıyla dikkat çekici. Suudi Arabistan’da yaşanan son gelişmeler, Mekke ve Medine başta olmak üzere, kutsal yerler/mekânlar üzerinden yeni bir “Hilafet Merkezi” inşa sürecine işaret ederken; Katar ile yaşanılan krizin içine Yemen ve İran’ı da alacak şekilde daha da derinleştirilmek isteniliyor gibi…

Diğer taraftan, İran’ın Rusya üzerinden Suriye’nin güneyinden çıkartılması, İsrail jetlerinin Gazze’yi vurmaya başlaması, Ürdün’de başlatılan ve ucu siyasete/krallığa uzanmaya başlayan sosyo-iktisadi kriz, İran’a yönelik çok boyutlu operasyonlar ve Türkiye’nin Ortadoğu’ya doğru önünün bizzat ABD tarafından kesilmeye çalışılması çok yeni bir döneme işaret ediyor.

Bu dönem, tahmin edilenin çok daha ötesinde şiddetli geçecek gibi… Bunu ben iddia etmiyorum; konjonktür böyle diyor!”

HABER : Ataner YÜCE

KAYNAK : ANKASAM, TÜHA HABER

Bu haberi paylaşınız!

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir