Gündem

Türkiye İdlib’de ne İstiyor?

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal İNAT, Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan’da eski adıyla Astana Süreci diye anılan toplantıların on üçüncüsü gerçekleştirilirken Suriye’de sahada da önemli bir mücadele yaşandığını açıkladı.

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal İNAT

Prof. Dr. Kemal İNAT, (UHA) Uluslararası Haber Ajansı‘na yaptığı açıklamada, gerek İdlib bölgesi gerekse Fırat’ın doğusunun Türkiye’nin hem genel Suriye politikası hem de ABD ve Rusya ile ilişkileri açısından çok önemli olduğunu söyledi.

İdlib’de geçen yıl imzalanan Soçi Mutabakatı ile dondurulan sorunun Rusya ve Şam yönetimi tarafından yeniden ısıtıldığının görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Kemal İNAT,  yaklaşık 3 aydır yoğunlaştırılan hava saldırılarında yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini belirtti.

Prof. Dr. Kemal İNAT, bu saldırılarda zaman zaman Türk gözlem noktalarının da hedef alındığını ve bir askerimizin şehit olduğunu hatırlatarak, Türkiyenin de bu saldırılara karşı sert misillemelerde bulunduğunu kaydetti.

Şam yönetimi ve Rusya’nın İdlib’e yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırsalar da ‘üç aydır kayda değer bir toprak kazanımı elde edemediler’ diyen Prof. Dr. Kemal İNAT, zira Türkiye’ye sınırdaş olan bu bölgenin Halep ve Doğu Guta gibi kuşatılıp, açlığa mahkûm edilmesinin Moskova ve Şam açısından oldukça zor olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Kemal İNAT, bölgede tahkimatlarını güçlendirmiş olan Muhaliflerin güçlü bir kara saldırısıyla yenilgiye uğratılmaları gerektiğini ve Suriye ordusunun da böyle bir kara gücüne sahip olmadığının bilindiğine dikkat çekti.

Bu durumda hava saldırıları odaklı bir operasyona yöneldiklerinin görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Kemal İNAT, bu saldırılarda artan sivil can kayıplarının Moskova ve Şam üzerinde uluslararası baskıyı artırdığını belirtti.

Prof. Dr. Kemal İNAT, “Bu baskıyı çok umursamadıkları biliniyor ancak ağır insan hakları ihlallerinin, geçmişte olduğu gibi, yeniden ABD’nin müdahalelerini devreye sokma ihtimali de var” dedi.

ABD’nin yeniden Suriye’nin batısıyla ilgilenmesinin, askerî varlığını özellikle bu bölgede sağlamlaştıran Rusya’nın arzu etmeyeceği bir gelişme olacağına vurgu yapan Prof. Dr. Kemal İNAT, “Ayrıca İdlib’e yönelik ağır hava saldırılarının Türkiye-Rusya ilişkilerini de ciddi risk altına sokma ihtimali var ki, bu da Moskova’nın arzu etmediği bir şey. Buna rağmen Moskova ve Şam’ın en az maliyetle İdlib bölgesini de rejimin kontrolüne almaya odaklandığı görülüyor” ifadesini kullandı..

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal İNAT, Türkiye’nin İdlib konusunda neyi amaçladığını ve Türkiye’nin bu konud üç temel hedefini de şöyle sıralıyo:

1. Türkiye, İdlib’de Halep ve Doğu Guta’dakine benzer bir insanlık dramının yaşanmasını istemiyor. Bunu hem insani sorumluluğundan dolayı istemiyor hem de Türkiye’ye yönelecek yeni bir mülteci dalgasını kaldıramayacağı için.

Türkiye’de sayıları 3,5 milyonu aşan Suriyeli mültecilerin giderek artan bir şekilde iç siyasete malzeme yapılması hükûmeti ciddi şekilde rahatsız ediyor. Avrupa’da yaşanan mülteci tartışmalarının siyasal hayatta nasıl büyük kırılmalara yol açtığı ve mülteci eleştirilerinin kolay bir şekilde yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa evrilmesine engel olmanın zorluğu düşünüldüğünde, Türkiye’deki mülteci sorununun giderek büyüdüğü görülür.

Bu şekilde büyüyen bir mülteci sorunuyla karşı karşıyayken, Türkiye’de zaten çok yüksek bir sayıya ulaşmış Suriyeli mültecilerin sayısının azaltılması yolları aranırken, İdlib’de Rusya ve Şam yönetiminin izleyeceği yanlış politikalarla Türkiye’deki mülteci sayısının daha da artması ihtimali Ankara’yı ciddi şekilde endişelendiriyor.

Bu yüzden Ankara, İdlib sorununa yaklaşırken Türkiye’ye yönelecek yeni bir mülteci dalgasını önlemeye odaklanmış durumda. Bunun için de sorunun şiddet değil görüşmeler yoluyla çözülmesini istiyor.

2. Türkiye’nin İdlib konusundaki hedeflerinden bir diğeri ise, Fırat’ın doğusunda ve Kuzey Irak’ta olduğu gibi bu bölgenin de Türkiye’nin güvenliğini hedef alan terör örgütlerinin barınacağı bir alana dönüşmesine yol açacak gelişmelerin engellenmesidir.

İdlib’de Rusya ve Şam yönetimlerinin izleyeceği yanlış politikaların bu bölgede radikalizmi ve istikrarsızlığı daha da artırma ihtimali var. Uzun sürecek bir otorite boşluğunun diğer bölgelerde olduğu gibi PKK/PYD ya da DEAŞ gibi örgütlerin bu bölgede de kalıcı olması sonucunu doğurabilir. Her iki örgütün de Türkiye’ye yönelik saldırıları hatırlanırsa, Ankara’nın bu konudaki hassasiyetini anlamak kolaylaşır.

3. Türkiye’nin İdlib konusundaki üçüncü hedefi de, özgürlük gayesiyle Baas rejimine karşı isyan eden ve özellikle Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarında Ankara ile birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu ve ona yakın grupların ülkede savaş sonrası kurulacak düzende haklarının korunmasıdır.

Gelinen noktada Türkiye ile çok yakın çalışan bu grupların barış görüşmeleri sonrasında Suriye’de oluşacak yeni yönetimde temsil edilmeleri ve Esad yönetiminin insafına terk edilmemeleri Ankara için çok önemlidir.

HABER : Ataner YÜCE

ANKARA, UHA HABER

Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir