Gündem

Turizmin fenomeni Hüseyin Baraner …

O’nu 1993 yılında tanımıştım. Turizm ile o yıllardafa çok etkin çalışmalar yapıyordu.1993 yılında Antalya’da parlayan PKK bombasının sadece 1 hafta sonra 60 Avrupalı gazeteciyi  Antalya’ya götürüp ”Türkiye’de hiç bir aksama yok gelin , görün , kendiniz karar verin” başlığı adı altında sezonu kurtaran , piyasaları sakinleştiren çalışmalara imza atmıştı.

İlhan KARAÇAY yazdı:

AMSTERDAM, (UHA HABER)

O zaman temsilciliğini yaptığım GÜNAYDIN gazetesi, Avrupa’daki Türk güzelini seçmek için bir ön yarışma düzenlemişti.

Avrupa’nın dört bir yanından fotoğraflarını gönderen güzel kızlarımız, bir jüri heyeti tarafından saptanmıştı.

Jüri tarafından seçilen kızlarımızdan 15’i, Antalya’da halk önünde yapılacak bir yarışmaya götürülecekti.

Benim de dahil olduğum 20 kişilik bir ekip ile Antalya’ya gidecektik.
Eeee, bu işler sponsorsuz olmaz. Bizi Antalya’ya götürecek ve orada ağarlayacak sponsorlar lazımdı. Biraz araştırma yaptıktan sonra, bu konuda bize en iyi yardımı yapacak olan kişinin Hüseyin Baraner olduğu söylenmişti.
Bulduk Hüseyin Baraner’i ve derdimizi anlattık.
‘Hiç sorun yok’ dedi ve işimizi halletti.

Türk Hava Yolları ile Lufthansa’nın ortaklaşa kurduğu Sunexpress Havayolu, bizi Antalya’ya götürüp getirecekti. Antalya’da da bizi ağarlayacak bir otel bulunmuştu. Antalya’ya gittiğimiz zaman, yarışmacılara verilecek olan hediyeler için de bir yığın esnaf bulunmuştu.

Hüseyin Baraner sayesinde, bu yarışmadan yüzümüzün akıyla çıkmıştık.

İşte o Hüseyin Baraner, şimdilerde turizmin fenomeni oldu. Son yıllarda, her turizm etkinliğinde Hüseyin Barener ismini görür olduk. Hüseyin Baraner, sadece Türkiye ve Almanya’da değil, tüm Avrupa’da turizm ve havayolu şirketlerinin çok yakından tanıdığı kişi oldu.

Hüseyin Baraner, her önemli etkinlikte yer almakla ün saldı. Fotoğrafta  Baraner (ortada) Almanya’da düzenlenen önemli bir toplantıda görülüyor

Şimdi gelin, Hüseyin Baraner’i özgeçmişini, neler yaptığını ve daha neler yapacağını okuyalım:

1957 yılında Çanakkale’de doğan Hüseyin Baraner, ailesi ile 1970 yılında Almanya’ya yerleşti. İspanya, Almanya ve İngiltere’de çeşitli özel okullarda turizm okudu. Tayland, Dominik Cumhuriyeti, Küba, Umman Sultanlığı gibi ülkelerde uzun yıllar yöneticilik yaptı. Öger Holding ve BENTOUR Almanya icra kurulu üyeliğinden sonra TUI AG’nin 9 yıl Türkiye temsilciliğini yaptı. Ayrıca Alman Halk Bankalarına ait olan 7 bin seyahat acentasından oluşan  RTK grubunun da Türkiye temsilciliğini yaptı.1978 yılından bu yana Türkiyeye turist getiren şirketlerin ve çalışmalarının içinde olan Hüseyin Baraner, Tur Operatörleri Derneği Genel Sekreteri olarak görev yaptı.
Christine Steigenberger ile kurduğu Germanyfans GmbH Yönetim Kurulu Başkanlığı yanında 5 kıtada birçok destinasyonda belediyelere ve Ticaret odalarına Turizmde kalkınma ve strateji belirleme konularında danışmanlık yapıyor.
Hüseyin Baraner sadece Türk turizminde değil, Dünya turizmine yön verme açısından da önemli bir kişiliktir. Rusya ile meydana gelen uçak düşürme krizinden sonra Moskova’ya giderek, oradaki dostları ile birlikte, “Türkiye-Rusya dostluk ve Dayanışma Birliği” kurmak için çalışmalar yaptı. Turizmin sadece Politikacılara bırakılmayacak derecede önemli bir sektör olduğuna inanan Hüseyin Baraner, her çalışmasında barışı ve halkların dostluğunu ön planda tutmuştur.

Yıllardır Türkiye ile Almanya arasında fahri turizm elçisi gibi çalışan Hüseyin Baraner, TÜRSAB’ın yurtdışı temsilcisi oldu.

Hüseyin Baraner bu konuda, “Türkiye hepimizin ülkesidir. Hepimiz Türkiye’ye hizmet etmeliyiz. TÜRSAB adına çalışmak bana gurur veriyor. Benim doğal görevim tüm Türk turizm kurum , kuruluş, dernek ve birliklerin yurtdışında güçlü görünmesidir. Turizm birlikleri yurtdışında elele görünmek ve algılanmak mecburiyetindedir . Artık Türkiye’yi yeniden dünya toplumlarına doğru lisan ve vurgu ile yeniden anlatmak lazım. Biz Türkiye sevgisi ile yola çıktık.” dedi.

Baraner sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Avrupa turistinin en iyi ürünlerinden biridir  ve yerine koyulacak başka bir ülke yoktur. Çocuklarını İspanya’ya götüren Almanlar, İspanyollar’ın  Türkiye’deki imkanları sunamadıkları için çocuklarının ağladıklarını söylüyorlar. Çünkü çocuklara özel hizmet yok. Kaydırak, özel oyun yerleri ve çocuğa özel menüler bulunmuyor. Bu ise Alman ileleri zor durumda bırakıyor. Her Alman Türkiye’de tatil yapmak için fırsat bekliyor. Avrupa’da medya olmadan hiçbirşey yapılmaz. Biz medyanın ayağına gidip anlatmalıyız. Fotoğraf ile video ile tanıtım artık geri kaldı. tek tanıtım birebir anlatımdır.”

DÜNYA turizm pazarlarında rekabetin arttığını, katıldıkları fuarlarda bariz bir şekilde bizzat gördüklerini belirten Baraner “Artık Türkiye turizmde ray değiştirmeli” dedi.
Baraner sözlerine şöyle devam etti: “Amaç turist saymak değil, tesislerimizde ve çalıştığımız destinasyonumuzda net kâr sağlamak. Gerçekten alın terimizin karşılığını almak istiyorsak, unutmamamız gereken bazı ana temel konular var. Piyasa talep kadar sağlıklı denge işidir. Bu konuda turizmimizde ciddi yapısal sorunlar ve şişkinlikler var. Mevcut yapımız sağlıklı değil, işletme sistemimizin içinde verimliliği ve net kârı kemiren ödemler var. Artık büyük tahsisler verilmesin, bunun yerine Türkiye’nin her köşesinde sanatçı, sporcu kültürlü doğa ve turizm aşığı gurme ailelere 2-3 dönüm arazi tahsis edilsin, tüm Anadolu’da gerçek Türk mutfağının ve misafirperverliğinin yaşatıldığı, İspanya, İtalya özellikle Bavyera ve Avusturya’da benzerleri bulunan 20-50 odalı otantik aile işletmesi tesisler desteklensin.

Ayrıca bu heyecanlı ailelere 20 yıl geri ödemeli teşvik ve kredi verilsin. Tanıtım ve pazarlamada yeni model yerel platformlar ile pazarlama ve tanıtım desteği sağlansın. Kimsenin kopyalayamayacağı, taklit edemeyeceği bize ait olan Anadolu’nun gerçek tatlarını, renklerini, seslerini, sanat ve kültürünü markalaştıran bu yeni konaklama sistemleri ile güçlendirilsin. Bence böylelikle ülkemizdeki mevcut turizm işletmelerini ve 85 milyar dolarlık milli turizm yatırımlarımızı da korumuş ve güçlendirmiş oluruz. Dünyadaki bütün uluslararası yorgun markaların alt kategorileri Anadolu’muzu sarıyor. Gelecekte hem küresel dijital pazarlama sistemlerinin, hem de ‘Markamı sökersem burası batar’ diyen uluslararası marka tabela pazarlamacılarının esiri olmayalım. Satışta dışarıya komisyon öde, tabela marka için yine dışarıya komisyon öde, et, içki ithal et, yabancı eleman çalıştır, sanatçıları ve animasyonu dışarıdan getir anlayışı sektörümüzün cazibesini ve verimliliğini iyice azaltacaktır. Krizden çıktığımız bugünlerde yavaş yavaş turizmi Türkiye’nin halk sanayisi olarak yeniden düzenlememiz gerekmektedir. Biz gelecek yerel seçimlerden sonra bazı seçkin ve hayatını turizme adamış arkadaşlar ile Anadolu’da bu konularla ilgili çalışmalar yapacağız”.

Hüseyin Baraner, Hollanda’nın Utrecht kentindeki Turizm Fuarı’na katıldıktan sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi:
”Uzun zamandır, hergün dünyanın değişik noktalarında çok değişik kişiler ve insanlar ile Türkiye hakkında görüşüyorum. Bazıları övüyor, bazıları kötülüyor, bazıları acıyor, bazıları da ‘Anlamakta zorlanıyorum’ diyor . Şu an özellikle Avrupa toplumlarının Türkiye ile düşüncelerinin en derin ve saklı noktalarına kadar indiğimi hissediyorum . Çünkü onları devamlı konuşturuyorum ve dikkatle dinliyorum. Açık ve samimi konuşma ortamı yaratıyorum.

Tabii ki konumuz herzaman siyaset olmuyor. Avrupa ile yaşadığımız siyasi gerginlik yumuşadıkça günümüzün sektörel konuları ve sorunları çok daha konuşulur, tartışılır hale geliyor.

Bu güzel  bir gelişmedir.

Ancak katıldığım bir toplantıda, Türkiye’ye 12 kere tatil yapmış bir Alman müşteri beni azarlayarak Türkiye’deki doğa katliamından bahsetti.
Kendisinin İlk defa 1985’te Türkiye’ye gittiğini ve özellikle sahillerin güzelliğine, tatil beldelerinin doğasına aşık olduğunu söyledi.

Sert bir dille bana, ‘ Eğer böyle devam ederseniz 15-20 yıl sonra elinizde Avrupalılar’a satacak sürdürülebilir hiç bir ürününüz kalmayabilir’ diye serzenişte bulundu. Kendisi’nin Türkiye’yi gerçekten sevdiğini ve sözlerimin çok samimi olduğunu hissettim ve kendisi ile yeniden buluşmak istediğimi söyledim.

Daha sonra yolda düşünmeye başladım: Siyasi, ekonomik sorunlar zaman içinde artıyor, azalıyor, kabuk değiştiriyor. Yani bir şekilde yolunu buluyor, ancak Doğa’nın rehabilitasyonu, yani tamiri çok uzun zaman alabiliyor .
Lafı uzatmadan önerim:

Türkiye’nin çok acele olarak bir DOĞA AÇILIMI yapmasıdır.Türkiye’nin her metrekare toprağı, suyu, havası çok boyutlu mercek altına alınıp incelenmeli. Değişik zamana uygun koruma stratejileri geliştirilmeli. Hatta yeni işletme modelleri ile doğanın korunması belki yeni iş modeline bile dönüştürülebilinmesi tartışılmalı .

Bu işin 20 YIL SONRASI ‘da var! Benden söylemesi. Gelecekte yapay zeka, dijital yönetim çağında bir de kirlenmiş hava, bozulmuş toprak, hasta doğa ile aptallaşmış bir sektör olmayalım.”

trt.tv

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir