Gündem

Sertleşen Uluslararası Politikada Türkiye’nin Yeri

SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörlüğünden Prof. Dr. Kemal İnat, “Avrupa ülkeleri, ABD’nin Rusya ve İran karşısında artırdığı yaptırımların kendi ekonomilerine ciddi zararlar vereceği korkusuna sahipler” dedi.

Kemal İnatProf. Dr. Kemal İnat, ABD’de Trump’ın başkan olmasıyla birlikte uluslararası politikanın daha da sertleştiğinin, özellikle küresel güçler arasındaki gerginliklerin arttığının görüldüğünü söyledi.

Prof. Dr. Kemal İnat, Trump’ın Kuzey Kore, İran, Kudüs konularındaki agresif politikaları, Küba ile Obama döneminde varılan uzlaşıyı ortadan kaldırması, Venezuela’ya baskıyı artırması, Avrupa ülkeleri ve Çin’i ekonomik açıdan sıkıştırması ve Rusya’ya karşı her geçen gün artırdığı yaptırımlar bu gerginliğin temel alanlarını oluşturduğunu hatırlattı.

“Amerikan başkanının dış politikada selefine göre daha sert bir çizgi takip etmesinin temelde iki nedeni var gibi görünüyor” diyen Prof. Dr. Kemal İnat, “Birincisi, daha seçimler öncesinde yaptığı vaatler Trump’ın başkan olması durumunda daha “rahatsız edici” bir dış politika izleyeceğini gösteriyordu. Yani “America first” sloganının gereğini yapıyor Trump. İkincisi ise, seçimlerden sonra gerek Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesi, gerekse seks skandalları nedeniyle Amerikan yargısıyla yaşadığı sorunlar Trump’ı dış politikada daha agresif bir tavra zorluyor. Kuzey Kore gibi konularda yaşadığı gitgeller, Amerikan başkanının iç politikada yaşadığı zorluklara karşı manevralarının açık göstergesi gibi.Ancak uluslararası politikanın sertleşmesini yalnızca Trump’ın ABD’de başkan olmasına bağlamak yanlış olur” dedi.

Prof. Dr. Kemal İnat, “Aslında Çin’in hızlı yükselişi, dünyada tek süper güç konumunu korumak isteyen ABD’den bu ülkeye karşı daha sert tedbirler gelmesini zorunlu kılıyordu” ifadesini kullandı.

Uluslararası ilişkilerin güç ve çıkar odaklı doğası Washington’un Pekin’in kendisinden daha büyük ya da kendisine eşit bir güç merkezi olmasına müsaade etmemesine işaret ettiğni söyleyen  Prof. Dr. Kemal İnat, Çin’in yükselişine karşı sert tedbirler alınmasını savunan aktörlerin Obama döneminde de  olduklarını, bunların Trump’ın başkanlığıyla birlikte öne çıktıklarını ve gerek Kuzey Kore ve Güney Çin Denizi sorunlarında gerekse Çin’in ekonomik yayılmacılığı konusunda Pekin’i rahatsız edecek adımlar atılmasını sağladıklarını kaydetti.

Prof. Dr. Kemal İnat, “Trump ve ekibinin “ekonomik yayılmacılıkla” suçladığı tek ülke Çin değil kuşkusuz. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri ve AB’yi de saldırgan bir ticaret politikası izlemekle itham ediyorlar. Bu suçlamalar ve ardından gelen yaptırım tehditleri, Berlin ve diğer Avrupa başkentlerinde hem endişe hem de öfkeye yol açıyor. Soğuk Savaş döneminden beri “güvenilir bir ortak” olarak tanımladıkları Washington’a artık güvenemeyeceklerini söylüyorlar ve “kendi başlarının çaresine bakmaktan” bahsediyorlar” dedi.

Trump’ın, Obama tarafından imzalanan İran Nükleer ve Paris İklim anlaşmalarını çöpe atmasının, BM kararları ve uluslararası hukukun kurallarını açıkça ihlal eden bir politika izlemesinin Avrupalı “müttefiklerinin” ABD’ye karşı tek endişesini oluşturmadığına vurguyapan Prof. Dr. Kemal İnat, Avrupa ülkelerinin, ABD’nin Rusya ve İran karşısında artırdığı yaptırımların kendi ekonomilerine ciddi zararlar vereceği korkusuna sahip olduklarını açıkladı.

Prof. Dr. Kemal İnat,Küresel aktörlerin, bu şekilde kendi aralarında sert bir mücadele içerisindeyken bir taraftan da bölgesel güçleri gözetim altında tutup onların da kendileri için tehdit oluşturacak şekilde küresel güç konumuna yükselmesini engellemeye çalıştıklarını ifade etti.

Brezilya, Meksika, Türkiye, İran, Pakistan ve Endonezya gibi ülkelerin yaşadığı sorunları bu çerçevede değerlendirmek yerinde olacaktır.

Bu noktada, hâlâ uluslararası sistemi en fazla etkileme kapasitesine sahip olan Batı’nın bölgesel güçlere bakışının, onların kimliklerine göre değişkenlik gösterdiğinin altını çizmek gerekir diyen Prof. Dr. Kemal İnat, “Yani ABD ve Avrupa ülkeleri, Türkiye, İran ve Pakistan’a Kanada ve Avustralya’ya baktıkları gibi bakmıyorlar. Hatta Brezilya ve Meksika’yı da Batı kültürünün parçası olarak gördükleri Kanada ve Avustralya gibi değerlendirmiyorlar.

Kanada ve Avustralya gibi Batı’nın parçası olan bölgesel güçlerin yükselmesi ve küresel güce evrilmesi kabul edilebilecek bir gelişme olarak görülürken, Brezilya ve Meksika gibi, Hıristiyan dünyanın parçası olsa da Batı’nın parçası olmayan ülkelerin küresel güce yükselmeleri engellenmesi gereken bir durum olarak düşünülüyor.

Türkiye, İran, Pakistan ve Endonezya gibi İslam ülkelerinin bölgesel güçten küresel güce yükselmesinin ise bu küresel güçler tarafından tahammül edilemez ve mutlaka engellenmesi gereken bir ihtimal olarak görüldüğüne kuşku yok.

Türkiye gibi, küresel güç olma hedefine sahip bölgesel güçlerin yaşadığı sorunlara bir de bu gözle bakmakta fayda var.

Kemal İnat

Araştırmacı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul
Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde “21. Yüzyılın Başında Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve SETA tarafından 2009’dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat’ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Demokrasi Platformu gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde profesör olarak Ortadoğu çalışmaları, Türk dış politikası ve uluslararası çatışmalar alanlarında dersler veren İnat, aynı üniversitenin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin de müdürlüğünü yürütmektedir.
Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir