Türkiye

Seçimler ve Türkiye’nin Yeni Yönetim Modeli

Türkiye bugün seçime gidiyor. Partiler seçim sonrasına yönelik vaatlerini ortaya koydu. Seçmen bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle cumhurbaşkanı adaylarının “siyasi ağırlıklarını” tarttı. Onları karşılaştırdı. Kimin “sahici bir siyasal davranış”ta bulunduğunu kimin “ucuz popülizm” üzerinden kampanya yürüttüğünü izledi.

Doç. Dr. Nebi MİŞ

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü

Bu seçimlerde muhalefetin zihinlerde kalacak büyük siyasal hikâyesi, Erdoğan ve AK Parti karşıtlığında birleşmiş olmalarıydı. Küçük hikâyesi ise 1990’ların vaat siyasetine yönelmek ve siyasal popülizmin tüm unsurlarını devreye sokmaktı.

İktidarın büyük hikâyesi ise 16 yıllık icraat ve hizmet siyasetinin yeni siyasal sistemle birlikte daha da katlanarak artacağı vaadiydi. Bu anlamda, “yaparsa yine AK Parti yapar” sloganı bu büyük hikâyenin özetiydi.

Küçük hikâye ise, yeni dönemde büyük projelere devam etmekle birlikte, mikro projelere de ağırlık verileceği temasıydı.

Sonuçta seçmen Türkiye’yi kimin yönetebileceğini anlamaya çalıştı. Kararını karşılaştırma yaparak rasyonelleştirdi, şekillendirdi.

Vermiş olduğu kararını yarın sandığa gidip mühürleyecek. Pazar akşamı da erken saatlerde seçimden kimin çıktığını öğrenmiş olacağız.

Son 12 seçimi, seçmen davranışı bağlamında karşılaştırdığımızda toplumun geniş kesimlerinin tercihlerinde  “siyasi istikrar”ın en önemli etken olduğu biliniyor. Oy verme davranışında seçmenin siyasi liderliği ve sahici siyaseti önemsediği başka önemli bir sabite. Ayrıca, reformdeğişimkalkınma ve hizmet siyasetinin de devam etmesini öncelikleri arasına yerleştiriyor.

Bu dinamiklerden bakınca sandıklardan kimin galip çıkacağı belli…

Bu seçimlerin Türkiye siyasi hayatı açısından bir milat olduğunu artık söylemeyen yok gibi.

Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine tamamen geçiliyor. Bu geçiş süreci, devletin yeniden yapılandırılması bağlamında “kurucu” bir mahiyet arz ediyor. Sistemin bütün kural ve kurumları bu geçiş döneminde şekillenecek…

Geçiş sürecinin iyi yönetilebilmesi, yeni sistemin yerleşmesine ve kusursuz uygulanmasına karşı oluşacak bürokratik direncin etkisizleştirilmesi, ortaya çıkabilecek hukuki ve teknik sorunların aniden giderilmesi ve geçiş sürecinin yönetiminde kurumsal bir zaafın oluşmasını engellemek için, yürütme erkine yani cumhurbaşkanına güçlü bir meclis desteği gerekmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerden önce Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin yeni yönetim şemasını açıkladı. Buna göre yeni modelde 16 bakanlık9 kurul, 8 başkanlık ve 4 ofis bulunuyor.

Yeni yönetim modelinde bakanlıkların sayısı azalmış oluyor. Özellikle ekonomi yönetiminin daha etkin ve koordineli çalışabilmesi için 6 bakanlığa dağılan yapısının 3’e indirilmesi bu anlamda dikkat çekiyor.

Başkanlık sistemlerinde, başkana bağlı yönetim şemasında en önemli birimlerden biri “ofis”lerdir. Bu ofisler başkanın kamu politikası oluşturma ve uygulama ve geliştirilmesinde yardımcı olur. Bu ofislerde çalışan ekibin kendi alanında bilgi ve uzmanlık düzeyinin çok iyi olması gerekmektedir.

Yine başkanlık sistemlerinde ülke uygulamalarında farklılık gösterse de daha çok danışma ve tavsiye işlerini üstlenen birimler bulunmaktadır. Yeni sistemde “kurul” olarak isimlendirilen bu birimler, kendi politika alanlarıyla ilgili bilgi sunma ve tavsiyede bulunma işlevlerini yerine getirecektir.

Cumhurbaşkanının açıkladığı şemada öne çıkan yapılardan birisi de “başkanlıklar”… Bu birimler, mevcut yapıda yer alan cumhurbaşkanına veya başbakana bağlı ya da ilgili kuruluşlardan oluşmaktadır. Kuşkusuz bu birimlerin işlev ve fonksiyonu da yeni sisteme göre yeniden tanımlanacaktır. Başkanlıklar arasında “strateji ve bütçe başkanlığı” gibi yeni bir birim de mevcuttur.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin en önemli gerekçelerinden biri, güçlü yönetim, zamanında karar ve etkin icraattı. Dolayısıyla bu yeni modelde cumhurbaşkanlığının teşkilat şemasının bu gerekçeye uygun olarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca kamu yönetimi ile ilgili dünyada öne çıkan, kurumlar arası ve sektörler arası koordinasyon ve iş birliğini sağlamaistişare ve müzakere süreçlerini işlevselleştirme gibi trendlerin de yeni modelde dikkate alındığı da görülmektedir.

Nebi Miş

Siyaset Araştırmaları Direktörü
Lisans (2003) ve yüksek lisans (2005) eğitimini Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Nebi Miş, doktorasını (2012) “Türkiye’de Güvenlikleştirme Siyaseti 1923-2003” başlıklı doktora teziyle Sakarya Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora sürecinde bir yıl süre ile Belçika Katholieke Universiteit Leuven’de araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de güvenlik siyaseti, demokratikleşme, İslamcılık, Ortadoğu’da demokratikleşme ve Suriye konuları üzerinde çalışmakta ve Sakarya Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde dersler vermektedir.

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir