Türkiye

PKK’nın İletişim Stratejisi : ‘Çevre ve Yöntem'(2)

 
Terörün hedeflerini pekiştiren medyatik tavrın tümüyle bilinçli olup olmadığı meselesi bir yana medyanın terörle ilgili haberlerin yazılması ve sunulmasında daha dikkatli davranmaya davet edilmesi için de PKK’nın ulusal ve yaygın kanallarda nasıl yansıtıldığının sorgulanması ve tartışmaya açılması gereklidir.
Rapor temelde bu sorundan hareket etmekte ve bundan sonraki çalışmaları bu konuda daha derin bir hassasiyet geliştirmeye çağırmaktadır.
Öte yandan bir kısım ulusal sol ve merkez medyadaki PKK temsillerinin neye
karşılık geldiğini daha iyi bir çerçeveye oturtabilmek amacıyla kendi tarihselliği içinde örgütün medyasına bakmak, uluslararası medyadaki temsillere yoğunlaşmak diğer bir ifade ile meseleyi bir bütünlük içinde incelemek gerekmektedir.
Bu nedenle rapor propaganda miti olarak PKK’yı önce kendi medyası, sonra popüler uluslararası medya ve en sonunda da ulusal merkez medya üzerinden ele almaktadır.
Zira PKK ve medya ilişkisinin belirdiği resmi alt unsurlarını birbirinden ayrı düşünerek betimlemek mümkün ve isabetli değildir.
Rapor özellikle 2010 sonrası iniş çıkışlı bir seyir izleyen PKK ve medya ilişkisini
kronolojik akıştan ziyade düşünsel bütünlüğün öncelendiği bir sıralamayla analiz etmektedir.
Bu bir ifşa ya da çetele tutma çalışması değildir. Aksine PKK ve dolayısıyla
terör söyleminin ne denli geniş bir yelpazede karşılık bulduğunu ve nasıl yeniden
üretildiğini ortaya koyma girişimidir.
Yoksa PKK’yla daha yakından irtibat kurulabilecek irili ufaklı çok sayıda medya uzantısı mevcuttur ve bu raporda amaç bunları teşhir etmekten ziyade tespitçi çözümleme yoluyla olgusallaştırmaktır.
Nitekim son yıllarda oldukça karmaşıklaşan PKK ve medya ilişkisinin her şeyden önce mümkün mertebe tüm eklentileriyle birlikte berraklaştırılmaya ihtiyacı vardır. Neticede bu anlamlandırma çabası gerekli tedbirlerin neler olduğu fikrini de beraberinde sunacaktır.
Raporda PKK’nın televizyondan radyoya, gazeteden dergiye, sosyal medyadan
forumlara, sivil toplum örgütlerinin bültenlerinden yayınevlerine, mizah yayınlarından filmlere, yerel, ulusal ve uluslararası medyadan örgütün internet sitelerine ve köşe yazarlarından muhabirlere geniş bir yelpazede analizi hedeflenmiştir.
Burada amaç terör örgütünün kendini yeniden üretme anlayış, tarz ve dilini görünür kılmaktır. Çok araçlı, çok dilli ve çok uluslu yayıncılık yapan PKK’nın merkez medyası içinde Serxwebun’dan Özgür Gündem’e, Roj Radyo’dan MED TV’ye, Bakur’dan Suyun Öteki Yanı’na, Fırat Haber Ajansı’ndan (Ajansa Nuçeyan a Firatê-ANF) Jin Haber Ajansı’na (JİNHA) ve bloglardan sosyal medya ağlarına dek örgüt tabanlı mecralar deşifre edilmiştir.
Bir zamanlar salt kaba propaganda teknikleri üzerinden kendini ifşa eden örgüt–toplumsal ve siyasal kırılma anlarında belirginleştiği gibi– son yıllarda daha sofistike
iletişim araç ve yöntemlerini kullanmaktadır.
Öyle ki bu bağlamda merkez medyayı da kendi söylemleri etrafında araçsallaştırabilmektedir. Buna göre raporun ilk bölümü PKK’yı kendi medya organları çerçevesinde betimlemiştir.
PKK’nın başat medya organlarını da ortaya koyan bu bölüm örgütün kanlı eylemlerini rasyonalize etme ve hedef kitlede duygusal etki yaratma yollarının izini sürmüştür. Bu amaçla örgütün yalnızca geleneksel medyayı değil yeni dijital mecraları nasıl işlediği ve işlevselleştirdiğine de değinilmiştir.
PKK’nın propagandasında araçsallaş(tırıl)an medya organlarının incelendiği takip eden bölümde ilk olarak “uluslararası medya” ele alınmıştır.
Nitekim ABD, AB ve NATO gibi devlet ve organizasyonlar tarafından terör örgütü olarak nitelenen PKK özellikle son yıllarda Irak ve Suriye’de yaşanan krizlerle birlikte daha derin ve geniş yelpazeli bir soruna evrilmiştir. Gelinen noktada özellikle Rojava üzerinden terörle ilişkisi sorgulanan ve sıklıkla romantize edilen bu “taşeron” örgüt
terörizmi küresel ve bölgesel hedefleri doğrultusunda “kullanan” Batı devletleri ve dolayısıyla medyası tarafından algısal düzeyde olumlulaştırılmıştır.
Raporda bu portreyi belirginleştiren BBC, CNN International, The Times, Washington Post, Wall Street Journal, New York Times, Independent, Telegraph, Guardian, Economist, Financial Times, France 24, Reuters, RT ve Spiegel gibi Batı menşeli uluslararası medya organlarına odaklanılmıştır.
Araçsallaştırılan medya bağlamında incelenen ve ulusal (sol ve merkez) medya
başlığı altında toplanan ilişki raporun çerçevesi içindeki en esaslı parametrelerden
biri olmuştur.
Öyle ki düşünsel ve tarihsel farklılaşmalar gereği hiçbir şekilde birlikte hareket edemeyeceği düşünülen merkez ya da ana akım medyanın PKK’nın tasavvur
ve tasvirinde incelenmeye değer benzeşmeler sergilediği gözlemlenmiştir.
Bu noktada varlık köklerinin aksine irrasyonel ve faydacı biçimde PKK propagandasına hizmet eden bu medyanın terörizmi olumlamak ile devleti olumsuzlamak arasında salındığı belirtilebilir.
İnternet üzerinden yayın yapan sitelerden dergilere, gazetelerden
televizyon kanallarına, sivil toplum örgütlerinden sanatçılara geniş bir yelpazede ele
alınmaya çalışılan meselenin buradaki alıcı kitlenin temel olarak Türkiye’de yaşayanlar olması nedeniyle çok daha ciddi ve etkili olduğu söylenebilir.
Bu amaçla Cumhuriyet, Radikal, Evrensel, Birgün, Diken, T24, Ötekilerin Postası, Bianet, Duvar, Özgürlükçü Sol, Sendika.org, Sosyalist Alternatif, Ayrıntı Dergi, Birikim dergisi ve İMC TV gibi “sol” yayın kuruluşları ile Hürriyet, Sözcü, CNN Türk,
Kanal D ve Fox TV gibi merkez medya unsurları incelenmiştir.
Samanyolu TV ve Taraf gibi FETÖ’cü medya organlarıyla DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu), KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), TTB (Türk Tabipleri Birliği) ve Eğitim Sen (Eğitim Sendikası) gibi sivil toplum örgütlerinin yayın ve açıklamaları ele alınmıştır.
CHP ve HDP’li başkan ve milletvekillerinin de demeçleriyle pekiştirilen bu söylem
analizi ayrıca Ceyda Karan’dan Cengiz Çandar’a, Şirin Payzın’dan Fazıl Say’a, Banu Güven’den Ahmet Altan ve Can Dündar’a kadar geniş yelpazedeki medya karakterlerinin PKK bağlamındaki yaklaşımlarıyla genişletilmiştir. (devam edecek)

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir