Dünya

Perspektif : Pakistan’da Ekonomik Durum ve Dış Politikada Yeni Dönem mi?

İmran Han’ın ordunun siyasete müdahalesi gibi bir konudan önce ilgilenmesi zorunlu ilk ve en önemli politika başlığı ekonomi olacaktır.
İmran Han ile ilgili görsel sonucu
Pakistan para birimi rupi yıl başından bu yana dolar karşısında ciddi değer kaybederken ülkenin döviz rezervi açığı yönetilemez seviyeye ulaşmıştır. 2013’te 5,5 milyar dolarlık IMF fonu alan ülke 2018’de yeni bir IMF programına ihtiyaç duyuyor.
dünya bankası ve imf ile ilgili görsel sonucumran Han ise yıllardır Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların aslında Pakistan’ın hiçbir zaman ödeyemeyeceğini bildikleri borçları vererek ülkeyi esir aldıklarını söylüyordu. Ayrıca ABD yardımlarına da karşı çıkıyor ve “IMF’ye elveda demeliyiz” diyordu. Ancak İmran Han kendisinin de seçimlerden sonra kabul ettiği ve göreve geldikten sonra belirttiği üzere İskandinavya ülkeleri gibi “bir refah devleti” kuracaksa krediye ihtiyacı olacak.
PTI hükümetinde ekonominin başına geçmesi beklenen Esad Ömer ülkenin finansal düzlüğe çıkması için üç seçeneklerinin olduğunu belirtmiştir: (i) IMF yardımı, (ii) dost ülkelerden gelebilecek yardımlar ve (iii) diasporada yaşayan Pakistanlıların satın alması için çıkarılacak bonolar.
Ömer’in de belirttiği üzere Pakistan’ın acil olarak 10-12 milyar dolara ihtiyacı var. Çin’in 2 milyar dolarlık acil yardım paketi hazır tuttuğu iddia edilse ve Suudi Arabistan’ın Navaz Şerif hükümeti döneminde de olduğu gibi yine birkaç milyar dolar acil fon sağlama olasılığı olsa da bu miktarlar yeterli olmayabilir. Ancak aşağıda bahsedeceğimiz üzere IMF programı söz konusu olduğunda Pakistan, ABD-Çin ticaret savaşının da meselesi olmaya doğru gidiyor.
Bu maalesef ülkenin dış politikada zaten sınırlı sayıda olan seçeneklerini daha da azaltacaktır.
DIŞ POLİTİKADA YENİ DÖNEM Mİ?
İmran Han yıllardır Pakistan dış politikasına getirdiği eleştirilerle “egemen bir dış politika” izlemeyi vadediyor. Pakistan’ın özellikle Pervez Müşerref döneminde Afganistan’da ABD’nin piyonu haline geldiği ve insansız hava aracı saldırılarıyla egemenliğinin sürekli olarak ihlal edildiğini dile getiren Han, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesinde de yapılan anlaşmaların ve sağlanan kredilerin şartlarının şeffaf olmamasından yakınmıştır.
ABD-Pakistan ilişkileri Washington’da Hindistan tercihinin zirve yaptığı Trump yönetimi döneminde oldukça gergin. Trump yönetimi bir yandan Pakistan’ı ekonomik ve siyasi yönden sıkıştırarak Afgan Talibanı’na karşı kendisi adına tümden bir tavır almaya zorluyor diğer yandan da Pakistan’ın Afgan Talibanı üzerindeki etkisini kırmaya çalışıyor.
İlgili resimAfganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin Taliban’a yönelik son barış teklifinde yer alan bazı üst düzey Taliban üyelerine “Afganistan pasaportu sağlama” ve onları “ABD’nin uyguladığı kara listelerden çıkarma” gibi maddeler tamamen bu amaca yöneliktir. Ayrıca Washington, Afgan Talibanı ile doğrudan görüşmelere de yeniden
başlamış durumdadır.
Irak ve Suriye’den kısmen Afganistan’a kayan DEAŞ ile de “terörde rekabet” sağlanarak Taliban üzerinde baskı kuruluyor.
Çin’in Pakistan’a yönelik stratejik yatırımı CPEC, Obama yönetimi döneminde tehdit olarak yansıtılmasa da Trump yönetiminin Pakistan’ı Çin ile ticaret savaşının odağı haline getireceği anlaşılıyor.
 Mike Pompeo, ile ilgili görsel sonucuABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pakistan’ın yeni bir IMF yardımı başvurusunda bulunacağı haberleri üzerine, IMF’nin parasının Çin’in Pakistan’a sağladığı kredilerinin geri ödenebilmesi için kullanılmasına izin
vermeyeceklerini bildirdi.
Çin’in İslamabad Büyükelçiliğinin Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Pakistan’ın içinde bulunduğu borç batağının asıl sebebinin Batılı ülkeler olduğu, İslamabad’ın bu ülkelere olan borcunun çok daha fazla olduğu yanıtı verildi.
Uluslararası bir platform olan “Mali Eylem Görev Gücü” (FATF) geçtiğimiz Şubat sonunda Pakistan topraklarında terör finansmanını önlemek için gerekli adımları atıp atmadığı ve gri listeye alınıp alınmaması gerektiğini görüşmüştü.
İlk tur görüşmelerde Pakistanlıların “her türlü hava koşulunda dost” bildiği Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye ülkeye destek çıkmıştı. Trump yönetiminin sürpriz bir şekilde ikinci tur görüşmeleri talep etmesi ve Suudi Arabistan’ın bu turda Pakistan’ı yüzüstü bırakmasıyla oylamanın geçeceği kesinleşmiş (oylamanın reddi için üç muhalif devletin oyu gerekiyor) oldu. Bu durumda Çin de Pakistan’dan yana olmamış; Türkiye, Pakistan’a tek destek çıkan ülke olmuştu.
ABD Pakistan’ı uluslararası platformları kullanarak bu şekilde köşeye sıkıştırmaya devam edecek gibi duruyor.
Pakistan’ın IMF’ye başvurması durumunda IMF’nin Çin-Pakistan arasındaki ticari ilişkilere dair her detayı öğrenmek isteyeceğine hiç şüphe yok.
ABD-Pakistan ilişkilerindeki bir diğer sorun alanı da ABD’nin İran’a yönelik hazırladığı yaptırımlar olacak. Pakistan yönetimleri 2000’ler boyunca ABD-İran gerginliğinin azaltılmasına yönelik adımlar atmışlardı.
Pakistanlı siyasi ve askeri elitler köşeye sıkıştırılmış bir İran’ın, nüfusunun yüzde 20’si Şii olan Pakistan açısından sorun teşkil edebileceğinin farkındadır.
ABD ve Çin, İran’a yönelik yeni yaptırımlar konusunda an itibarıyla ters düşerken İmran Han’ın (ve ordunun) İran’la ilişkilerini sürdürme eğilimi göz önüne alındığında Washington-İslamabad arasında ilave bir gerginlik yaşanacaktır.
DEAŞ ile ilgili görsel sonucu25 Temmuz seçimlerinden kısa bir süre önce Pakistan, Çin, İran ve Rusya gizli servis şeflerinin DEAŞ’ın özellikle Afganistan’da artan varlığına karşı adımlar atmak üzere bir araya geldiği duyurulmuştur.
DEAŞ, Pakistan’da gerçekleştirilen seçim günü ve öncesinde terör eylemlerinde bulunurken Afganistan’da da yaklaşan seçimler öncesi seçmen kayıt ofislerine saldırılarda bulunuyor.
Bu dört devletin gizli servis şeflerinin görüşmesinden birkaç ay önce de Pakistan ve Rus milli güvenlik danışmanları uzun yıllar sonra bir araya gelmişlerdi. Bu bakımdan Pakistan ve Rusya’nın başta Afganistan başlığı olmak üzere taktik bir yakınlaşmaya hazır oldukları söylenebilir.
Bununla birlikte Afganistan başlığı giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Trump yönetimi Afganistan’daki işgali sona erdirmek ve soruna siyasi çözüm bulmak için Taliban ile doğrudan görüşmelere –bir kez daha– Doha’da başladı.
Bunu yaparken de Pakistan’ı sürecin dışında bırakmak için Afgan Talibanı’nı Pakistan’ın kontrolünden çıkarmaya çalıştıkları da yukarıda ifade edilmişti. Trump yönetimi bu sürece Suudi Arabistan ve BAE’yi de dahil etmeyi istiyor. Riyad yönetimi Taliban’ın yürüttüğü “cihad”ın meşru olmadığını göstermek için Suudi Arabistan’da bu ay başında
bir “alimler konferansı” düzenledi.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile ilgili görsel sonucuSuudi Arabistan ve BAE İmran Han’ı seçim sonrası ilk tebrik eden ülkeler arasında yer aldılar. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yakında Pakistan’ı ziyaret edeceği bilgisini de hesaba katarsak Körfez’in bu statüko yanlısı kanadının özellikle son dönemde Katar kriziyle gözden çıkardıkları Navaz Şerif ’ten sonra İmran Han döneminde
Pakistan’ı daha yakın markajda tutmak isteyeceklerini söyleyebiliriz.
Yakınlaşmanın bir sonucu olarak İmran Han’ın salimen atlatmayı umduğu bu ilk dönemde Suudi Arabistan’dan “acil” bir ekonomik yardımın “kaynak açık edilmeden” gelmesi hayli mümkündür.
Suudi Arabistan’ın ekonomik olarak kendisine muhtaç bir Pakistan’ın “patronu” olmayı arzuladığı sır değil. Ancak bu, Pakistan’ın geleneksel olarak bütünüyle razı olmadığı bir istektir.
Afganistan başlığı, Pakistan açısından bir yandan Rusya, Çin ve İran ile yakın ilişkileri diğer yandan ABD, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerle Hindistan’ın Afganistan’daki varlığını önleme endişelerini dengeleme sorununu yine ortaya çıkaracaktır.
İmran Han bir yandan Hindistan ile olan Keşmir meselesinin de içinde olduğu tarihi sorunları siyasi diyalogla çözmeyi önerirken Hindistan’ın Afganistan’da her geçen gün artan varlığını ve Trump yönetiminin de Hindistan’ı bu role itmesini kabullenecek mi? İmran Han’ın bu başlıklarda ordu kontrolündeki mevcut politikanın dışına çıkması son derece zor. Çünkü ABD’nin “teröre karşı savaşı”nı eleştiren ve Pakistan’a dayattığı rolü ve suçlamalarını kabul etmeyen İmran Han bütünüyle Batı karşıtı bir politikacı da değil.
İlgili resimPakistan’ın kendi kültürel gerçekliğinden kopmayan, Batı’dan da ilham alan bir modernleşme süreci geçirmesi gerektiğini savunan İmran Han bu söylem ve politikalarını “ırkçı” bulduğu Trump yönetiminin İran yaptırımları ve Pakistan’a yönelik tavrıyla nasıl uzlaştıracak? İran-Suud ile ABD-Çin karşıtlıklarının Pakistan cephesinde çatışmaya dönüşme ihtimali ülkedeki istikrarsızlığın daha da kötüleşmesi riskini taşıyor.
Hatırlanacağı üzere 1990’lar boyunca Afganistan’da yaşanan İran-Suud çatışması Pakistan’a sıçramış ve ülkedeki sekteryen çatışmayı tetiklemişti. ABD’nin Afganistan politikasına karşı çıkan ancak Batı karşıtı bir siyasal perspektife sahip olmayan İmran Han insan hakları, hoşgörü, sosyal haklar, kadın ve azınlık haklarının en iyi şekilde Batı’da uygulandığını düşünmektedir.
Bunu dikkate aldığımızda Pakistan’ın önümüzdeki dönemde (örneğin Rusya, Çin ve Suudi Arabistan ile) kuracağı dış ilişkilerinin İmran Han’ın yüzü Batı’ya da dönük “yeni Pakistan” vizyonunun hayata geçme şansını doğrudan etkileyeceğine şüphe yok.
***
ÖMER ASLAN ile ilgili görsel sonucu
ÖMER ASLAN
Doktorasını Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden alan Aslan, ordu ve siyaset ilişkileri, dış aktörler ve askeri darbeler, Amerikan ve Pakistan dış politikaları, terör ve radikalleşme alanlarında çalışmalar yapmaktadır. Al Sharq Forum uzman araştırmacılarından olan Dr. Ömer Aslan, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesidir. Palgrave Macmillan tarafından yayımlanan The United States and Military Coups in Turkey and Pakistan-Between Conspiracy and Reality (2018) başlıklı kitap çalışmaları arasında yer almaktadır.
Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir