Gündem

Ortadoğu’da Yaşanılan Yapısal Sorunlar Nelerdir?

Asırlardır savaşların yaşandığı Ortadoğu coğrafyasında bu bitmek bilmez savaşların nedenleri nelerdir? Ortadoğu’da yaşanılan bu savaşların coğrafya insanına zararları nelerdir?

İnsanlığın ilk yerleşim yeri olan Ortadoğu’da yaşanılan savaşların birden çok sorun çerçevesinde yapıldığı görüşüne varılmıştır. Asırlardır savaşların yapıldığı Ortadoğu Bölgesi’nin başlıca sorunları nelerdir? Ortadoğu topraklarında çözülmesi zor olan, bir ağacın kökü gibi birçok ülkeyi içine alan sorunların temeli nedir? Aklınızdaki soruları aydınlatıcı nitelikte olan bu haberimizle Ortadoğuyu daha da yakından tanımış olacaksınız.

Birçok düşünürün hemfikir olduğu, birçok kanıtın da olduğu bu topraklarda insanlığın doğduğu, yayıldığı söylenilir. Öyle ki Hz. Adem’in ilk ayak bastığı topraklar, Ortadoğu bölgesi içinde yer alır.

Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık dinleri bu topraklar üzerinde doğmuş ve dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştır. İnsanlığın doğduğu, geliştiği bu topraklar içinde inanç farklılıkları, mezhepsel farklılıklar da oldukça farklıdır.

Dinlerin doğduğu, kutsal kitapların gönderildiği, ilk ibadethanelerin yapıldığı bu tarihi coğrafya, farklı inancı olan insanlar tarafından, aynı dinden ancak farklı mezhebe sahip topluluklar tarafından, farklı ırklar arasında sürekli bir sorun olmuştur. Herkesin bir ucunun dayandığı bu topraklar uğrunda binlerce savaş yapıldı.

Son günlerde hep soruluyor, “Suriye‘de savaşlar neden bitmiyor” diye.  Bizler de diyoruz ki Suriye’de sonuçta bir Ortadoğu ülkesidir. Ortadoğu’yu analiz ederek Suriye savaşının düğümlerine açıklık getirebiliriz.. İşte, savaşın nedenleri;

Ortadoğu’da Temel Sorunlar Nelerdir?

ortadogusavas.jpg

Ortadoğu, yeryüzünde yaşayan herkesin ilgisinin üzerinde olduğu ender bölgeler içinde yer almaktadır. Bunun nedeni bölgenin tarihi, stratejik, önemli yer altı kaynaklarının olmasıdır. İnsanlığın doğduğu coğrafya olan Ortadoğu, birçok milletten, dinden insanın tarihi eserlerini, dini yapılarını barındırır. Bu denli önemli olduğundan dolayı asırlardır savaşlara tanıklık eden bu kadim topraklarda savaşlara neden olan somut sorunları sizler için sıraladık. Umuyoruz ki bu sorunlarla daha iyi bir şekilde Ortadoğu’yu anlamış olacaksınız.

İşte, Ortadoğu’da ortaya çıkan ve etkileri günümüze kadar seyir eden yapısal sorunlar şunlardır;

ortadogu5-001.jpg

– Ortadoğu coğrafyasının en temel sorunu farklılıklardır. Bunu açacak olursak; ırksal, dinsel ve mezhepsel çeşitliliğin fazla olması bu bölgede sürekli bir bölünmüşlük yaratmaktadır. Birliğin, kenetlenmenin zayıf olduğu bu bölgede savaşların bu denli kolay çıkabilmesinin, kırılgan bir yapıya sahip olmasının en temel nedenidir. Yani bu çeşitlilikten dolayı sağlanılması zor olan istikrarsızlık, ekonomik, kültürel  ve sosyo- politik geri kalmışlığın temellerini atmıştır.

–  İkinci olarak, bölge dinler ve mezhepler açısından oldukça zengindir. Bu bölgede; İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik için önemli yerdir. Örneğin; Kudüs her üç din de önemli, kutsal bir şehirdir. Her üç dinin mensupları bu şehri kontrol etmek istemektedir. Durum böyle olunca doğal sorunlara yol açmaktadır.

– Üçüncü olarak; bölgede milletleşme süreci başarılı bir şekilde tanımlanmamıştır. Başta bu bölgede hakimiyet kuran İngiliz ve Fransızlar, etnik ve mezhepsel farklılıkları vurgulayarak ayrılıkları daha da belirgin hale getirmiştir. Bunun sonucu olarak bu bölgelerde mezhepsel birlik ya da aşiretler oluşmuştur. Milletlerin topluluklara bölüştüğü bu topraklarda bireylerin bağlılıkları ortak üst kimliklerden ziyade farklı gruplara yöneliktir. Bu durum da Ortadoğu’da istikrarsızlığın temelini hazırlayan önemli bir faktördür. Örnek verecek olursak; Irak nüfusu, güneyde Şiiler, ortada Sünniler, kuzeyde ise Kürt ve Türkmenler oluşturmaktadır.

– Dördüncü olarak, Ortadoğu’da bariz bir durum ise bölgenin demokratik rejimlerden mahrum edilmesidir. Genellikle diktatörler ya da sınıf yönetimleri mevcuttur. Ortadoğu Arap ülkelerindeki rejimleri genelde kısıtlı sayıdaki insanları kontrol etmektedir. Bu durum ise bölgede istikrarsızlığı artırmaktadır. Bölgedeki demokrasinin olmamasından dolayı muhalefetin barışçıl bir sistem olarak entegre edilmemesi, büyük sorunları da beraberinde getirmiştir. Hatırlayacak olursak, Arap Baharı da yaşanılan Ortadoğu’daki diktatör rejimlere karşı bir başkaldırı olarak adlandırılmaktadır.

ortadogu-001.jpg

– Beşinci olarak, 2. Dünya Savaşından sonra, başta İngiltere, Amerika olmak üzere bazı güçlü devletlerin katkılarıyla kurulan İsrail Devleti, yeni sorunların başlangıcı olmuştur. Çeşitli politikalarla, vadedilmiş topraklara göç etmek zorunda bırakılan Yahudi nüfusu, Filistin topraklarına yerleştirilmiştir. Zamanla bölgede hızlı bir şekilde artan Yahudi nüfus, dış güçlerin desteğini de alarak Filistin topraklarında devletini kurmuştur. Her geçen gün topraklarını daha da büyüten İsrail’in, Ortadoğu’da Büyük İsrail Devleti kurma amacı vardır. İsrail ve Filistin arasındaki sorunun her geçen gün çıkmaza girmesi, bu bölgede siyasi boşluğu artırmakta, savaşlara neden olmaktadır.

– Altıncı olarak, Ortadoğu’daki istikrarsızlığın diğer bir sebebi ise İran’dır. Oldukça köklü bir medeniyet olan İran, yüzyıllardır İslam dinine tabi olmalarına rağmen eski medeniyetlerinin özelliklerini taşımıştır. İran, 1980-1988 arasında yaşanılan Irak-İran savaşı sonunda milyonlarca insanın yaşamını kaybetmesi, her iki ülke için hem de bölge için büyük zararlara neden olmuştur. Bundan dolayı Ortadoğu bölgesindeki siyasi boşluk daha da belirgin hale gelmiştir.

– Yedinci olarak, dünya devletlerinin ilgisini Ortadoğu’ya çeken en önemli unsurlardan biri olan yer altı kaynakları, bu topraklar üzerinde senaryoların oluşturulmasına neden olmuştur. Dünya petrol rezervinin yarısından fazlası ve doğalgazın ise üçte birinden fazlasının bu bölgede karşılanması bölgenin bütün dikkatleri üzerine çekmesine neden olmuştur. Böylelikle dış güçlerin müdahaleleriyle, bu topraklar üzerinde oynadığı oyunlarla bu topraklar üzerinde sürekli savaşlar çıkartılmaktadır.

ortadogusorun1.jpg

– Sekizinci olarak, yer altı kaynakları yönünden oldukça zengin olan bölge, yaşamsal ihtiyaç olan su açısından da bir o kadar fakirdir. Bundan dolayı su sorunu da Ortadoğu’nun hazin kaderini belirleyen en temel faktör olmuştur. Geçmiş yıllarda Türkiye’nin GAP projesinden dolayı bölgedeki komşularımız arasında sorunlar çıkmasına neden olmuştur. Hatta su sorunu, Suriye’nin PKK’yı Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Ortadoğu’nun diğer ülkeleri arasında da ciddi derecede su krizi yaşanmaktadır. Öyle ki gelecekteki savaşların petrol için değil, su için yapılacağı yönünde senaryolar üretilmektedir.

– Dokuzuncu olarak, ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesiyle birlikte, siyasi boşluğun oluşması ile birlikte bölgedeki örgütlerin güçlenmesi ve bunu takip eden süreçte çatışmaların çıkması istikrarsızlığa katkıda bulunmuştur. Örneğin; Irak’ta siyasal istikrarsızlıkta çıkıp, büyüyen İŞİD terör örgütü, bugün Ortadoğu için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

ortadogu2.jpg

– Onuncu olarak, Lübnan, geçmişten beri kendi topraklarında otorite zafiyeti yaşayan bir ülkedir. Bu ülkenin topraklarını gerillaların kontrol etmesi, Lübnan’ın teröristleri içinde barındırmasına neden olmuştur. Teröristlerin sığınağı haline gelen Lübnan topraklarından, bu karmaşa dolayısıyla 1975- 1991 yılları arasında iç savaşlar yaşanmıştır. Her ne kadar 1991 yılında iç savaş bitmiş olsa da halen istikrar sağlanmamıştır. Bu istikrarsız yapı da Ortadoğu’nun geleceği için büyük bir sorun oluşturmaktadır.

– On birinci olarak, başta İran ve Suriye olmak üzere bazı Ortadoğu devletlerinin Rusya’nın bölgede aktif olarak rol oynamalarını istemeleridir. Bu devletlerin, ABD ve İsrail güçlerine karşı denge eğilimini amaçlamaktadır. Rusya, Çin ve İran’ın yakınlaşmaları bölge üzerinde oynanılan senaryoların daha da hızlanmasına neden olmaktadır. Bu durumda rahatsız olan dış ülkeler Ortadoğu toprakları üzerinde farklı politikalar izleyerek, coğrafyayı daha da karmaşık ve sorunlu hale getirmektedir.

ortadogu12.jpg

– On ikinci olarak, son yıllarda ekonomisi ile hızlı bir şekilde büyüyen ve süper güç haline gelen Çin’in, Ortadoğu’da mücadeleye dahil olmasından bahsetmek gerekir. Çin, sürekli enerji ihtiyacını karşılamak için bu topraklarda kendine müttefikler aramaktadır. Rusya ve Çin’in ortak politikalarıyla bu topraklar üzerindeki çıkarlarını karşılamak için İran gibi baskıcı rejimlerin yanında olarak bu topraklarda gerilimin her geçen gün artmasını sağlamaktadırlar. Böylelikle bölgesel ve dünya barışının önüne geçilmektedir.

– On üçüncü olarak, bölgenin iki büyük milleti olan Türkler ve Araplar arasındaki tarihten kalan psikolojik ayrılıkların ortaya çıkmasıdır. Osmanlı Devleti döneminde egemenlik altında bulunan Arapların, Birinci Dünya Savaşında İngilizlerle birlik içinde olması ve Osmanlı’ya karşı savaşması Türkler tarafından halen de hatırlanmaktadır. Bundan dolayı Türkler ve Araplar arasından uzun yıllardır soğuk rüzgarlar esmektedir. Son yıllarda izlenilen yakınlaşma politikalarıyla buzlar eritilmeye başlanmıştır.

Görüldüğü gibi Ortadoğu olarak adlandıran bu coğrafya sadece bir nedenden dolayı değil, birden fazla sorundan dolayı sürekli savaşlara tanıklık etmektedir.

Ortadoğu’daki savaşların yukarıda da yer verdiğimiz gibi temel sorunlarına değindik. Bu sorunlardan yola çıkarak Ortadoğu bölgesini tanımlarsak; istikrar ve güven sorunu olan, terör gruplarının barınma imkanı bulduğu, halkların yeterli özgürlüğe sahip olmadıkları, baskıcı yönetimlerle yönetilen, sürekli dış güçlerin müdahale ettiği bir bölgedir. Ortadoğu, özellikle dini, stratejik sebeplerden ve yer altı kaynaklarının zenginliğinden ötürü dünyanın en ilgi çeken coğrafyası olmuştur. Bu kadar zenginliğin olduğu bu coğrafya’da yaşanılan savaşların burada yaşayan insanlar üzerinde olumsuz bir şekilde etkisi olmuştur.

Ortadoğu’daki Sorunların Devam Etmesinin Bölgeye Zararları

savasinzarari.jpg

Yaklaşık yüzyıldır Ortadoğu’da süren sorunların faturası çok büyük olmuş ve milyonlarca insan bu faturayı canlarıyla ödemiş ve halen de ödemeye devam etmektedir. Dünyanın en istikrarsız bölgelerinin başında yer alan Ortadoğu, esen her rüzgardan etkilenip o yönde hareket etmekte ve bunun sonucu olarak bölge insanı büyük zararlara uğramaktadır.

– Eğer bölge demokrasileşmez ve istikrara kavuşmazsa tarihin ilk yıllarından bu yana savaşlara tanıklık etmiş, kanla boyanmış bu coğrafya belki de hiçbir zaman barışla tanışmayacaktır. Bombaların atıldığı, silahların patlatıldığı bu coğrafya üzerindeki baskı ve şiddet sadece bölge halkını değil, tüm dünya insanını derinden etkileyecektir.

– İstikrarsızlığın bu şekilde sürmesi gelecek nesillerin de olumsuz etkilenmesine neden olacaktır. Savaşın içinde büyüyen çocuklar, çaresizlik, fakirlik ve baskılarla geleceğe korkuyla bakacaklardır.

Bölgenin siyasi boşluğundan yararlanan çeteler, örgütler, tacirciler bölge üzerindeki yaşayanların güvenliklerini tehdit etmektedir.

savas14.jpg

– Sürekli bir savaş halinin devam etmesi silahlanmaya harcanan para demektir. Halkları fakirlik, cahillik, hastalıkla mücadele ederken, üst düzey yöneticiler ise kendi hakimiyetini sürdürmek için gerekse devletlere karşı avantaj sağlamak için silahlanmaya iyi para harcamaktadırlar. Bölge ekonomisinin en büyük giderini cephanelikler oluşturmaktadır.

– Bölgedeki istikrarsızlığın var olması dış güçlerin ve bu bölge içinde kısa sürede devlet kurarak, hızla büyüyen İsrail’in işine gelmektedir. Vaat edilmiş topraklarda Büyük İsrail Devletini kurması en önemli vazifesi olan İsrail’in bu projesi, istikrarsızlığın devam etmesiyle birlikte hız kazanacaktır.

– Ortadoğu ülkelerinin bu durumu Türkiye’yi de yakından etkileyecektir. Bölgedeki huzursuzluk Ortadoğu ülkesi olarak kabul edilen Türkiye’ye de sıçrayacak, yönetim ve ekonomik anlamda zarara uğrayabilecektir.

ic-savas-2.jpg

– Bölgede siyasi boşluktan doğan farklı örgütler, etkisini her geçen gün artıracak, ülkeyi kaosa götürecek kadar etkileyecektir. İstikrarsızlıktan faydalanan yasa dışı örgütler ve bu topraklar üzerinde çıkar sağlamaya çalışan dış mihraklar kazançlı çıkacaktır.

– Ortadoğu’daki bu istikrarsızlık, demokratikleşmeyi, devlet olmayı, eğitimsizliği, cahilliği ve ezilmişliği devam edilmesine neden olacaktır. Bölgedeki sorunlar çözülemez, demokratikleşemez, mevcut sorunlar kronikleşerek çözümsüz hale gelebilir. Dünyanın gelişmiş bölgelerinde hızlı bir gelişim ilerlerken bu topraklar her daim ışığın aydınlatamayacağı karanlık bir kuytuda kalacak, gelişimden mahrum olacaktır.

Son Olarak; Ortadoğu’da yaşanılan savaşlar sadece bölge üzerinde değil, dünyanın diğer bölgeleri üzerinde de maddi ve manevi kayıplara neden olmaktadır. Her ne kadar çıkarlar üzerine kurulan savaş senaryolarından kazançlar düşünülse de aslında bu çıkarların her geçen gün dünyayı daha da çekilmez hale getirdiği, savaşlardan dolayı miyonlarca insanın canından olduğu, doğal alanlardaki tahribatları, tarihi eserlerin yakılıp yıkıldığı hesaba katılmıyor. Çıkarların her şeyden üst tutulduğu savaşların temel amacı daha da güçlü olmak, insanlar üzerinde daha da ezici güce kavuşmaktır. Ortadoğu’da başta çocuklar olmak üzere kendini savunmaktan yoksun milyonlarca insanın öldürülmesinin, göçe zorlanmasının, ruhsal açıdan kendini kötü hissetmesine neden olan ezici savaşların sivil insanlara hiçbir faydası yoktur, aksine zararı vardır.

KAYNAK :NeOldu.com / Kader Basayoğul

trt.tv

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir