Veysel Kavrayan Yazarlar

Nikol Paşinyan’ın Çok Taraflı Dış Politikası

Sevgili okurlar, 8 Mayıs 2018 tarihinde kendi deyimiyle “Kadife Devrim” sonucunda iktidara gelen Nikol Paşinyan’ın nasıl bir dış politika izleyeceği büyük merak konusu olmuştu. Başbakan, her ne kadar 11 Mayıs 2018 tarihinde “Ermenistan dış politikası değişmeyecek” açıklamasını yapmış olsa da son beş aydaki dış politik eylemlerine bakıldığında Paşinyan’ın da değişim arayışı içinde olduğu anlaşılmaktadır.

Dr. Dinmuhammed AMETBEK ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

 

 

Avrasya Masası Başkanı Dr. Dinmuhammed AMETBEK

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Mekezi’nden (ANKASAM) yazarlarından Avrasya Masası Başkanı Dr. Dinmuhammed AMETBEK’in ‘Nikol Paşinyan’ın Çok Taraflı Dış Politikası‘ başlıklı makalesinde, Ermenistan’ın son otuz yılda oluşturulan ulusal kimliğinin, ülkenin geleceğini rehin almış olsa da Nikol Paşinyan’ı iktidara getiren halk tabanının, ülkede bir şeylerin doğru gitmediğinin farkında olduğunu işaret ediyor.

Otuz yıl boyunca halka sürekli enjekte edilen Türk düşmanlığı, Azerbaycan’la yaşanmakta olan savaş ve ülkenin Rusya’ya bağımlılığı; Ermenistan’ın gelişmesine ve kalkınmasına engel olmaktadır. Ermenistan Başbakanı bu algıların aşılmasının zor olduğunun bilincindedir. Ancak Erivan’ın ebediyen bölgeden tecrit edilmiş halde yaşaması mümkün değildir.

ermenistan başbakanı 73. bm ile ilgili görsel sonucu

Bu bağlamda Paşinyan’la beraber esmeye başlayan değişim rüzgârı küçük de olsa umut  vermektedir.

Paşinyan’ın dış politikadaki önceliklerini sıralayacak olursak karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: Birincisi, Rusya’nın Erivan’ın dış politik tutumuyla ilgili endişelerini yatıştırmak; ikincisi, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere Batı ile yakın işbirliği kurmak; üçüncüsü de Karabağ sorununu çözerek Azerbaycan ve dolayısıyla Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek şeklinde ifade edilebilir.

Belirtilen devletler arasında Rusya, Paşinyan’ın Batılı kimliğinden dolayı Ermenistan’ın eksen değişikliğine gitmesinden endişe ederken, başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler, Erivan’ın yeni imajını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istemektedir. Azerbaycan ise Ermenistan’ın Karabağ konusunda geri adım atmak zorunda kalacağını düşünmektedir.

ermenistan başbakanı 73. bm ile ilgili görsel sonucu

Rusya’nın Güney Kafkasya’daki müttefikini kaybetmekten korktuğu olduğu ortadadır. Bunun sebebi kendisini “Kadife Devrim” ile çok fazla özdeşleştirmesidir ve 26 Eylül 2018 tarihinde Ermenistan adına ilk kez katıldığı Bileşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 73. Oturumu’nda konuşan başbakan, sözüne yine bu kimliğine vurgu yaparak başlaması dikkatlerden kaçmamıştır:

Ermeni Kadife Devrimi olarak bilinen, halk devriminin bir sonucu olarak yakın zamanda Ermenistan Başbakanı olmuş bir lider olarak sizlere hitap etmek büyük bir onurdur.

Bu söylemin Moskova’yı rahatsız etmesinin sebebi ise genel olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) coğrafyasında “Kadife Devrimi”, “Renkli Devrim” ya da “Bahar” söylemleri; Rusya’nın desteklediği otokrat yöneticilere karşı yapılan ayaklanmalar için kullanılmaktadır ve Batı da bu halk ayaklanmalarına destek vermiştir.

Paşinyan’ın BM konuşmasında ülkesindeki “otokrat rejimi” nasıl devirdiğini uzun uzun anlatması, aslında bu rejimin oluşmasını destekleyen Moskova’yı hedef almaktadır.

Ancak Paşinyan, Rusya’yı ülkede yaşanan dönüşümlerin dış politikada bir “eksen kaymasına” neden olmayacağına inandırmaya çalışmaktadır:

İç politik hayattaki radikal dönüşümlere rağmen, dış politika gündemimizde ‘U dönüşü’ olmayacaktır. Erivan’ın dış politikasının sürekliliği, Ermenistan’ı öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak göstermektedir.

Ermenistan Başbakanı her ne kadar Moskova’yı sakinleştirmeye çalışsa da bazı uzmanları söz konusu ülkede Rusya’nın nüfuzunun giderek zayıflamasına dikkat çekmektedir.

Moskova Paşinyan’ın daha önce Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’ne üyeliğine karşı çıktığını unutmuş değildir. Aynı şekilde başbakan, Ermenistan’ın Rusya ile ilişkilerinde sorun olduğunu belirtmiştir:

Ermeni-Rus stratejik ilişkisinin önemini küçümsemeden, bu ilişkilerde sorun olduğunu belirtiyoruz. En büyük problem şudur ki Ermenistan-Rusya ilişkileri ortaklık ilişkileri değildir, konuşmacı ve dinleyici arasındaki ilişkilerdir.”

Taç giyen baş akıllanır” misali, Paşinyan’ın Moskova’ya yönelik tutumunun farklı olduğunu vurgulayan ve Rusya-Ermenistan stratejik ortaklığının devam edeceğini düşünen uzmanlar olduğu gibi bunun tersini iddia eden analistler de bulunmaktadır. Örneğin, Erivan Jeopolitik Kulübü Başkanı Arman Boshyan, Paşinyan’ın Rusofobiya (Rus düşmanlığı) takıntılı takımından dış politikada başarısızlık dışında hiçbir şeyin beklenemeyeceğini söylemektedir.

İlgili resim

Bu görüşler ışığında 8 Eylül 2018 tarihinde Moskova’da gerçekleşen Paşinyan-Putin görüşmesinde iki başlık ön plana çıkmaktadır: Birincisi, ülkelerin iç işlerine karışılmaması; ikincisi, bölgesel işbirliğine devam etme konusudur. Toplantıdan sonra yapılan basın açıklamasında Paşinyan, “Müttefik ilişkilerimizde, ülkemizin menfaatlerine, egemenliğine ve birbirimizin iç işlerine müdahale etmeme ilkesine saygıya önem vereceğimize inanıyorum.”dedi. Bu açıklamadaki iç işlerine karışmama sözü, Ermenistan toplumu açısından önemlidir.

Paşinyan, burada bir yandan ülkede yaşanmakta olan değişime Rusya’nın karışmamasını isterken bir yandan da Ermenistan-Rusya ilişkilerini “konuşan-dinleyen” formatından çıkarıp eşitlik temelindeki “ortaklar” formatına dönüştürmek istemektedir.

Ermenistan-Rusya bölgesel işbirliğinde Avrasya Ekonomik Birliği ve Kolektif Güvenlik Anlaşma Örgütü (KGAÖ) gündeme gelmektedir.

Son dönemde Ermenistan’da yürütülen soruşturmaları göz önünde bulundurduğumuzda, Erivan’ın özellikle KGAÖ çerçevesindeki üyeliğine gölge düşmüştür.

Hatırlanacağı üzere, 1 Mart 2008 protestolarında yaşanan ve ölümle sonuçlanan olayla ilgili olarak Ermenistan, KGAÖ Genel Sekreteri Yuri Haçaturov ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın yargılanacağını açıklamıştır.

Haçaturov, o dönem Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin Erivan Garnizon Komutanı olarak göstericileri dağıtma görevini üstlenmiştir. Bu bağlamda KGAÖ Genel Sekreterinin yargılanması doğal olarak Rusya’nın tedirginliğine neden olmuştur.

Nitekim, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ermeni makamlarının eylemleri konusunda endişelerini dile getirmektedir:

Erivan’ın müttefiki olarak Rusya her zaman Ermenistan devletinin istikrarına ilgi duymaktadır. Bu nedenle orada olanlar, Bağımsız Devletler Topluluğu sahasındaki Ermenistan’ın üyesi olduğu örgütlerin görevlerinin normal işleyişi açısından da bizi rahatsız etmektedir.”

Mikael Harutyunyan ile ilgili görsel sonucu

Aynı davada Ermenistan’ın eski Savunma Bakanı ve şimdiki Rusya vatandaşı Mikael Harutyunyan’ın arananlar listesine alınması da ikili ilişkilerde sorun yaratmaktadır.

Paşinyan-Putin görüşmesi bu krizleri aşmış görünse de anlaşılan odur ki Rusya’nın Paşinyan’a olan güvensizliği devam edecektir. Bunun önemli bir sebebi de Paşinyan’ın kendisini Batılı liderler arasında daha rahat hissetmesinden kaynaklanmaktadır.

Ermenistan Başbakanı, Batı ile ilişkilerinde kendi demokrat kimliğini ön plana çıkararak işbirliği geliştirmeye çalışmaktadır. Dolaylı olarak Rusya’dan uzaklaştığı sinyalini veren Paşinyan,  örneğin 24 Eylül 2018 tarihinde BM Genel Kurulu oturumu kapsamında gerçekleşen ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da katıldığı Nelson Mandela Barış Zirvesi’ndeki konuşmasıyla Ermenistan’ın Batı’ya doğru eğilimini açık bir şekilde göstermiştir:

Ne yazık ki ben kanlı çatışmaların, yozlaşmış yönetim sisteminin ve insanlar arasındaki düşmanlığın; bilgeliği ve barışçıl şekilde bir arada yaşama ihtiyacını gölgelediği bir bölgeden geliyorum. Demokrasilerin birbirlerine karşı savaşmadığı biliniyor. Umarım bir gün bölgemizin demokratik gelişimi; düşmanlık, savaş ve nefret risklerini ortadan kaldıracaktır. Ermenistan bu yola sıkı sıkıya bağlıdır ve bölgesel barış, istikrar ve uzlaşma için güçlü bir duruş sergilemektedir.”

Diğer bir ifadeyle, Erivan’ın demokratikleşmesi, kendisinin Batı’ya yakınlaşmasının arkasındaki temel itici güç olarak sergilenmektedir.

Paşinyan, yeni Ermenistan’ın “yozlaşmış yönetim sistemleri” ile özdeşleşen Rusya’nın yakın çevresi ile değil, Avrupa ve genel olarak demokratik toplumlarla ortak değerler paylaştığına inanmaktadır. Ancak bu durum Erivan’ın Moskova yörüngesinden çıkacağından daha çok Rusya’ya bağımlılığının azalması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Paşinyan’ın dış politikada “çok taraflılık” vurgusu dikkate değerdir:

Uluslararası taahhütlerimiz revize edilmez. Pozisyonumuz açık: Ermenistan, tüm ortaklarla yapıcı bir diyalog ve işbirliğine hazırdır. Bununla birlikte, bir ortakla ilişkilerimizi diğerinin aleyhine geliştirmek niyetinde değiliz. Çok taraflılığın küresel ve bölgesel düzeyde oynadığı rolün altını çiziyoruz.

Paşinyan burada, doğrudan ifade etmese de Rusya’yla olan ilişkilerini ABD ile dengelemeye çalıştığı aşikardır. Söz konusu girişimin nedeni ise Ermenistan’ın Rusya karşısındaki manevra alanının dar olmasıdır. Dolayısıyla son dönemlerde Azerbaycan’ın Rusya ile işbirliğinin geliştirmesine karşılık Erivan, hiçbir şey yapamamaktadır ve artık her yıl geleneksel hale gelen Putin-Aliyev-Ruhani görüşmeleri de Ermenistan’ın Azerbaycan karşısından zayıflamakta olduğunun göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Bu durumda Aleksey Sinitsyn şu ifadelerde bulunmuştur:

Paşinyan, cennetten gelen lütuf gibi, şimdilik Ermenistan’a önem vermeyen Başkan Trump ile görüşmeyi dört gözle beklemektedir. Fakat Ermeniler, bütün kaynakları seferber etmiş bulunmaktadır: Elli Amerikan kongre üyesi ve senatörlerin pek çoğu, BM Genel Kurulu’nun oturumu çerçevesinde Nikol Paşinyan’ı kabul etme talebi ile Beyaz Saray’a başvurmuş bulunmaktadır.

Putin’in Azerbaycan ziyareti ile ilgili görsel sonucu

27 Eylül 2018 tarihinde Putin’in Azerbaycan ziyareti önemli bir gelişmedir. Bu görüşme her ne kadar daha önceden planlanmışsa da zamanlama açısından Putin, Paşinyan’a “Ayağını denk al” mesajı veriyor olabilir.

Genel olarak, bölgedeki jeopolitik durumun Azerbaycan’ın çıkarına hizmet etmekte olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle, Suriye Krizi bağlamında Türkiye-Rusya-İran arasındaki işbirliği, Azerbaycan’a olumlu yansımaktadır ve Erdoğan ile Putin arasındaki güven de Azerbaycan’ın manevra alanını genişletmektedir.

Bu bağlamda uzmanlar tarafından Azerbaycan’ın KGAÖ’ne üye olacağı ve bunun karşılığında Ermenistan’ın Karabağ Savaşı’nda işgal ettiği 7 ilin 5’ini iade edeceği tartışılmaktadır. Ayrıca uzmanlar bahsi geçen konuyla ilgili Aliyev ve Putin’in gizli bir anlaşma yaptıklarını da ileri sürmektedir. Kısacası, bölgede diplomatik inisiyatifin Bakü elinde olduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, Paşinyan’ın, Ermenistan’ın çıkarlarını korumak için Rusya ile ABD arasında denge oluşturmaya çalıştığı söylenebilir.

Gelinen noktada uluslararası jeopolitiğin Ermenistan’ın aleyhine gelişmesi, başbakanın işini zorlaştırmakta; küresel boyutta ise Rusya-ABD arasındaki gerginlik, Erivan’a pek şans tanımamaktadır. Bu bağlamda Ermenistan, eninde sonunda tarafını seçmek zorundadır.

Türkiye-Rusya-İran ile ilgili görsel sonucu

Bölgesel jeopolitikte Türkiye-Rusya-İran işbirliği bu ülkelerle güvenilir ilişki kurmayı başaran Azerbaycan’ın konumunu yükseltirken, Ermenistan’ın yeni “demokratik imajı” kendisinin Batı’nın gözünde bölgenin yeni taşeronu olarak algılanmasına sebep olmaktadır.

Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye ile ilgili görsel sonucu

Ekonomik anlamda Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye işbirliği ile bölgeden tecrit edilen Erivan, Tahran konusuna da umut bağlamıştır. Ancak, İran’ın yeniden ABD yaptırımlarına maruz kalması, Paşinyan’ın yine ABD-İran ikilemine düşmesine sebep olmaktadır ancak son tahlilde Ermenistan Başbakanının dış politikada başarılı olması için ya “çok taraflı dış politika” anlayışından vazgeçmesi ya da Azerbaycan’a taviz vermesi gerekmektedir.

***

    Veysel KAVRAYAN

Eğitimci-Yazar-Gazeteci

Veysel KAVRAYAN
Veysel KAVRAYAN
Veysel Kavrayan, (Eğitimci-Yazar-Gazeteci) Kocaeli’nde doğdu. İlk, orta eğitimini Gölcük'te; lise eğitimini Kocaeli Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’nde tamamladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’ne devam etti. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi lisans eğitimini tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde formasyon eğitimi aldı. Kısa bir süre eğitim alanında öğretmenlik yaptı. Dünya Güzellik Yarışmaları Türkiye Başkanı Süha Özgermiyle beraber önceleri baş asistanlık ve ortaklık yaptı. Bu süreçte Omar Sharif, Donald Trump, Monaco Prensi 2. Albert ve eşi Prenses Charlene, Enrico Macias, Pietro Fedrigano, Rauf Denktaş gibi dünya çapında insanlarla bir çok kez bir araya gelme fırsatı oldu. Türk Dünyası konusunda araştırmaları bulunuyor. Birçok haber ve araştırmaları hakkında çeşitli ödülleri var. Halk bilimi, gastronomi, sanat, ekoterizm, turizm, sağlık ve mimari ilgi alanları. İngilizce ve az derecede Rusça biliyor..
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir