Türkiye

Korona ile hukuki mücadele

UHA HABER / Kent Konseyleri Birliği Hukuk Danışmanı Cüneyd Altıparmak, “Yurttaş olarak elimizde en büyük silahımız ‘şikayet hakkıdır’ ve tüketici hukukuna göre ilgili yerlere müracaat etmektir. Elindeki bir malı tüketiciye satmamak da hukuka aykırıdır ve şikayet halinde bunu yapan kişiyi cezalar beklemektedir” diyor.

Cüneyd Altıparmak, STAR Gazetesi’nin ‘Açık Görüş’te paylaştığı ‘Korona ile hukuki mücadele’ başlıklı yazısında, Korona gribinin, Dünya Sağlık Örgütü’nce “pandemi” yani küresel salgın olarak ilan edililen bir virüs hastalığı olduğuna ve tüm dünyayı dolaştına dikkat çekiyor.

“Maalesef Sonunda ülkemize de geldi” diyen Altıparmak, Sağlık Bakanlığı’nın süreci yakından takip edip önlemler aldığını, hal böyle olunca, sadece devletlerin koyacağı yasaklar ile mücadele etmenin yeterli olmayabileceğini ifade ediyor.

Hukuk Danışmanı Cüneyd Altıparmak, bu sebeple gerçek ve tüzel kişilerin Sağlık Bakanlığının çizdiği çerçeveye bağlı kalarak, aynı zamanda bu mücadeleye dahil olmasının bir yurttaşlık görevi olduğunu, zira her meselenin olduğu gibi, bu konunun da bir hukuki yönünün bulunduğunun altını çiziyor.

Altıparmak, Devletlerin, başta Anayasalarının kendilerine tanıdığı yetki ve Dünya Sağlık Örgütü ve bu bağlamdaki uluslararası sözleşmeler kapsamında karantinaya alma, uçuş yasağı getirme, uçuşları iptal etme, erteleme, yurt dışına çıkışı yasaklama veya yurda girişe sınır getirme gibi tedbirlere başvurduğunu hatırlatarak, bunların kamu sağlığı açısından devletlerin ödevi olduğunu kaydediyor.

“Ülkemizin de Anayasa’da belirtildiği üzere “kamu sağlığının korunması için tedbirler” alıyor” diyen Cüneyd Altıparmak, “Genel Kamu Sağlığı mevzuatı uyarınca kurullar oluşturup, kişisel karantina faaliyetleri yürütüyor. Bu yönde, kamu hukuku açısından bu yetkilerin kullanılması çok isabetli, hatta kullanılmaması ağır ihmal” olduğuna vurgu yapıyor.

Korona mücbir sebeptir

Korona sebebiyle bir takım ticari sözleşmelerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan Altıparmak, Örneğin, AVM’de dükkan kiralamış birisinin korona sebebiyle iş hacimdeki düşüşü bir mücbir sebep olarak ileri sürmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.

Hukuk Danışmanı Cüneyd Altıparmak, “Mücbir sebep, tarafların elinde olmayan ve onların hedeflediği durumdan uzaklaştıran zorlayıcı nedenler demek. Bu halde, kira kontratlarının, sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle ithalat süreci içeren anlaşmaların, çalışma koşullarının değişmesi ve yurt dışından gelişlerin mümkün olmaması sebebiyle yatırım protokollerinin, üretim ve alım-satım vb. ticari durumlara dair sözleşmelerin koronanın oluşturduğu durgunluk sebebiyle taraflarca gözden geçirilmesi, tarafların bunu talep etmesi hukuki bir hak olarak görünmekte…” şeklinde ifade ediyor.

Stokçular sorunu

“Bu gibi durumlarda ortaya çıkabilecek bir durum da malların stoklanması” diyen Altıparmak, “Yani piyasadan çekilip bir elde toplanarak fiyatının bu kimsece ve haksız oranda belirlenmesidir. Bu maksatla “asılsız haber” yayılması, “bir malın satılmasından kaçınılması” gibi durumlar ile karşı karşıya kalınabilir. Hukuken, bu iki eylem yani “mal veya hizmet satımından kaçınma” ve “fiyatları etkileme” eylemleri Türk Ceza Kanununda (m.237 ve m.240) suç olarak düzenlemiştir. Bu gibi eylemlere üç aydan iki yıla kadar ceza verilebilecek” diye konuşuyor.

Bu bir tüketici hakkı

Cüneyd Altıparmak, bir başka durumun ise, tatil, toplantı ve benzeri nedenler ile yapılan rezervasyon, organizasyon, etkinlik veya hizmet alımlarının iptali veya ertelenmesi olduğuna değinerek, “Buna göre bu konuda planlama yapan özellikle yurt dışı tatili için uçak bileti alan, tatil paketi alan kimselerin de yukarda değindiğimiz zorlayıcı nedene dayanarak, planlarını erteleme veya makul bir biçimde iptal etme hakkı bulunuyor. Bunu tüketicilerin bir hakkı olarak değerlendirmekteyiz. Örneğin, Paris gezisi planlayan bir ailenin, bu olaylar nedeniyle planlarını iptal etmesi halinde, organizatör firmanın bunu makul olarak karşılaması ve parayı iade etmesi gerekir. Benzer durum, Umre’nin yasaklandığı bu dönemdeki kimseler için de geçerli olacaktır. Zira, elde olmayan sebepler ile bir iptal söz konusudur” diyor.

“Yine bir başka durum ise yurt dışında çalışan işçilerin durumdur” diye konuşan Altıparmak, buna göre bu kimselerin bu salgın nedeniyle zarara uğramalarının da iş hukukundan kaynaklı bir durum olacağı ve dolayısı ile işçi lehine haklar doğuracağını düşünüldüğünü, nitekim Yargıtay bir kararında, “yurt dışında hastalık kapıp, Türkiye’de ölen bir şoförün” durumunu iş kazası olarak kabul ettiğini ve burada işverenin çok dikkatli olması gerektiğini vurgulamak istediğinin altını çiziyor.

Fahiş fiyat artışları…

Hukuk Danışmanı Cüneyd Altıparmak, İş Sağlığı ve Güvenliği açısında uygulanan protokollerin korona bağlamında yeniden ele alınmasının bunu yapmayan işyerlerinin ve iş yeri güvenliği uzmanlarının ihmali nedeniyle oluşabilecek hastalıklardan dolayı sorumlu olacağının da göz önünde tutulmasının elzem olduğunu vurguluyor.

 Altıparmak, “Bu konuda örnekler çoğaltılabilir ama ucu bize en çok dokunan konuya gelelim, ürünlerin fahiş fiyat ile satılması konusuna…Bu konu Tüketici Hakları, Ticaret Hukuku ve Belediye Mevzuatının kesiştiği bir noktadır. Piyasadaki etiket ile satış fiyatının uyumlu olup olmadığını belediyeler, yapılan satışlardaki ürün kalitesi ve fiyat durumu ise Ticaret Bakanlığınca denetlenmektedir” diyor.

“Bu denetimlerin çoğunun ortak yapıldığını görürüz” diyen Cüneyd Altıparmak,  burada yapılan tespitler neticesinde perakende ticaretin düzenlemesi kurallarına bir aykırılık varsa, Valilik veya Bakanlık idari para cezaları ve diğer tedbirleri uygulayacağını, zabıtanın ise ilgili yönetmelik gereğince, tüketicinin korunması mevzuatına göre, etiketsiz mal, ayıplı mal ve hizmetler, satıştan kaçınma konularını denetleyip cezai işlem uygulayabileceğini, Kolonya fiyatındaki artış, makarna ve benzeri ürünlerdeki olağan üstü artışların buna örnek verilebileceğinin altını çiziyor.

Ne yapmalıyız?

Cüneyd Altıparmak, “Yurttaş olarak elimizde en büyük silahımız “şikayet hakkıdır” ve tüketici hukukuna göre ilgili yerlere müracaat etmektir. Elindeki bir malı tüketiciye satmamak da hukuka aykırıdır ve şikayet halinde bunu yapan kişiyi cezalar beklemektedir. Bu hakların korona krizini fırsat bilenlere karşı etkin kullanılması gerekir. Bunun için Ticaret İl Müdürlüklerine ve belediyelere, daha büyük ve ağır durumlar var ise Cumhuriyet Savcılıklarına durumu intikal ettirmek gerekiyor”diyor.

“Pek tabii, meslek odalarının da kendiliğinden harekete geçerek, oda mensuplarını denetlemesi ve tedbirler alıp bunları üyelerine bildirmesi ve denetlemesi mümkündür” diyen Altıparmak, Yine belediyelerin, kabahatler kanunu çerçevesinde korona için beldelerinde geçerli olacak hijyen şartları getirmesi (örneğin: “her iş yerinde hijyen sıvılarının olması zorunludur” gibi meclis kararları almak) önemli bir tedbir olabileceğini belirtiyor.

Kent Konseyleri Birliği Hukuk Danışmanı Cüneyd Altıparmak, “Krizler, birlikte hareket edilince kolay atlatılır, bu saydıklarımızın yapılması için yetkililerin harekete geçmesini beklemek yerine, onlara bunu hatırlatmak da bir yurttaşlık görevidir” şeklinde kaydediyor.

HABER : Ataner YÜCE

[UHA Haber Ajansı, 22 Mart 2020]

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir