Atıf Özgen Yazarlar

Eğitim Sistemi ve Sınavlar

Toplumsal yapı içinde bir yer edinmek, hayata tutunmak, iyi bir istikbal arayışı içine girmek, kendimiz ve ülkemiz için yararlı şeyler üretmek, mevcut eğitim sisteminden başarıyla geçmekle mümkün.

Eğitim; sadece geleceğimizi dokumak açısından değil, sağlıklı ve bilimsel çalışmalar üreten bir toplum oluşturma açısından da önemli bir konudur.

Mutlu ve müreffeh bir toplum, eğitim sorununu kökten çözmüş, bireylerin  gelecek adına endişe duymadığı bir toplumdur.

Gerçeklerle yüzleşme gereksinimi duyduğumuz ülkemiz koşullarında, eğitim sistemi içinde önemli sorunlar olduğunu özellikle genç kuşağın mevcut eğitim sistemi içinde beklentilerin karşılık bulamadığını gözlemliyoruz.

Bir birey olarak her birimiz farklı yetenek ve donanımlara sahip, insanlığa hizmet yolunda mevcut potansiyelimizi harekete geçirmekle yükümlüyüz.

Herhangi bir ülkede uygulanan eğitim sistemi, insanları yetenek ve donanımları doğrultusunda değerlendiriyor ve genç kuşaktan istifade edebiliyorsa toplumsal barışı sağlama ve refah toplumu oluşturma yolunda önemli bir sorunu çözmüş demektir.

EĞİTİMDE  SINAV GERÇEĞİ

Sınav, herhangi bir alanda bireyin başarılı olup olmadığını ölçmek amacıyla kullanılan bir değerlendirme yöntemidir.

Başarılı olanları amacına ulaştıran, olamayanları eleyen bir sistem beklentileri tam anlamıyla karşılamış olmakta mıdır?

Bu sorunun cevabı eğitimde başarılı bir nesil yetiştirme açısından büyük önem taşıyor.

Sınavlar, eğitim sistemimiz içinde önemli bir yer edinmiş durumda. Gençler bu sistem içinde kendilerini mutlu edecek bir hedefe ulaşabilmek istiyorsa öncelikle kendilerini iyi tanıyıp yetenek ve becerilerini fark etmek zorundalar.

Eğitim, insan hayatında belirlenmiş bir zaman süreci ile sınırlı bir sorun değildir. Yaşam boyu gereksinim hissettiğimiz bir alandır eğitim sorunu.

Eğitim sorununun üstesinden gelmek demek; kendimiz için olduğu kadar mensubu bulunduğumuz ülkemize ve nihayetinde insanlığa katkıda bulunabilmek açısından da yararlı sonuçlar almak demektir.

Böyle önemli bir sorunun ülkemizde zaman zaman gündeme gelmesi ve bir tartışma ortamı oluşması, eğitim sistemine işlerlik kazandırmak açısından olumlu gelişmelere yol açabilir.

İlgili resim

EĞİTİM KURUMLARINDA SINAV

Ülkemizde zorunlu eğitim süreci kademeli olarak 12 yıla çıkarıldı. 4+4+4 şeklinde ifade edilen yeni sistem, içinde ilk ve ortaöğrenim sürecini kapsıyor.

Sürecin içinde yer alan bir öğrencinin eğitim kurumlarında okutulan ders müfredatından başarılı olabilmesinin yanında, liselere geçiş sınavı ile birlikte,   yükseköğretim kurumlarından birini kazanabilmek amacıyla yapılan sınavlardan da başarılı olması gerekiyor.

2019-2020 Eğitim ve Öğretim Yılı için ‘Liselere Geçiş Sınavına (LGS) 1.029 bin civarında aday girdi. Bu adaylardan başarılı olanlardan yaklaşık 139 bini Mesleki ve Teknik Anadolu, İmam Hatip, Fen, Anadolu ve Sosyal Bilimler lisesi ile 74 özel okulda eğitimlerini sürdürecek.

Başarılı olamayan öğrenciler, Adrese Dayalı Kayıt Sistemi ile ikamet ettikleri semte yakın 5 okulu tercih etmek suretiyle kayıt yaptırmaya hak kazandıkları ortaöğretim kurumunda eğitimlerine devam edecekler. Bu durumda öğrencilerin % 10 u sınavla geriye kalan % 90 ı ise adrese dayalı sistemle ortaöğrenimlerini tamamlamış olacak.

Liselere Geçiş Sınavı da bir bakıma aday öğrencilerin önüne çıkan bir engeldir. Bazı ortaöğretim kurumlarının sınavla öğrenci alması önceki yıllarda da olduğu gibi bu sınav türünü ortaya çıkarmıştır. Kontenjanların sınırlı olması % 90 grubuna giren öğrenci kitlesini Adrese Dayalı Kayıt Sistemine yönlendirmektedir. Yoksa aday öğrencilerin başarısızlığı diye bir durum söz konusu değildir, ne var ki sınav sonucu öğrenciler arasında mağdur bir kesim oluşmaktadır.

İlgili resim

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk ve ortaöğrenim sürecinden başarıyla geçen gençler, önceden belirledikleri hedeflerine ulaşabilme yolunda  ‘Yükseköğretim Kurumları Sınavında, da başarılı olmak zorundalar.

Yükseköğretim Kurumları sınavına katılan aday sayısı ülkemizde yıllara göre bir artış gösteriyor. 2 aşamalı olarak 15-16 Haziran 2019 tarihlerinde yapılan sınava 2.5 milyon civarında aday girdi. 15 Haziranda yapılan sınav, ‘Temel Yeterlilik Sınavı, ardından 16 Haziranda yapılan sınav ise ‘Alan Yeterlilik Sınavı, adıyla biliniyor.

Son üç yıldaki adayların profili incelendiğinde her yıl sınava girenler 4 ayrı profilden oluşuyor:

  1. Lise son sınıfta olup ilk kez sınava girenler.
  2. Daha öncede sınava girip bir yükseköğretim programına yerleşemeyen adaylar.
  3. Bir yükseköğretim programında öğrenim görürken tekrar sınava girip şansını deneyen adaylar.
  4. Üniversite mezunu olup ikinci bir yükseköğretim programına devam etmek isteyen adaylar.

Bu 4 ayrı profile dahil olan adayların sayılarına baktığımızda 1 milyona yakın adayın lise son sınıf düzeyinde, mezun olmuş ancak bir yükseköğretim programına yerleşmemiş aday sayısının 600 bin civarında, bir yükseköğretim programına kayıt yaptırmış ancak tekrar şansını denemek isteyen aday sayısının 500 bin civarında, bir yükseköğretim programını bitirmiş ikinci bir yükseköğretim programına devam etmek isteyen aday sayısının ise 200 bin civarında olduğu ifade ediliyor.

Matematik ve İstatistik bilimi bize sayıları yorumlama konusunda bilgi verir. Yukarıda verdiğimiz sayıların yorumu gençlerin hedeflerine ulaşma yolunda önemli sorunlarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Bu sorunlar gençlerin hedeflerine ulaşmak istedikleri meslekleri seçme, seçilen bir mesleği icra etme amacıyla bir işe yerleşme, ilk sınava girişte hedefe ulaşamama ve eğitimini gördükleri meslek yerine başka bir meslekte karar kılma yolunda karşılaştıkları sorunlardır.

Görülüyor ki hayatta başarılı olabilmek için yapılan sınavlardan başarı ile çıkmakta çoğu kez yeterli olmamaktadır.

Hayata tutunma ve başarılı olabilmenin tek yolu eğitim sistemi içinde yapılan sınavlardan başarı ile çıkmak değil. Günlük yaşamdaki gözlemlerimiz çok sayıda insanın bir sınava girmeksizin de hayatta başarılı olabildiğini gösteriyor.

Bu açıdan ‘sınav, gerçeğine baktığımızda sınavların eğitim sistemi içinde önemli bir yeri olmasına karşın, hayatımızda ‘olmazsa olmaz, koşulları arasında yer almadığıdır.

Ne var ki teknolojik alanda görülen değişimler, nüfus artışı, istihdam edinme alanında yaşanan sorunlar gençlerin hedeflerine ulaşma yolunda ciddi birer engel oluşturuyor. Bu engelleri aşma adına devreye giren sınavlarda başarıya ulaşma da hayatın bir gerçeği…

Eğitim döneminde gençlerin karşılaştığı sınavlar eğitim sonrasında işe yerleşme veya yurt dışına yönelme aşamasında da devam ediyor. Her ne kadar genç kuşağı sınav stresinden uzak tutmak arzu edilse de sınavlar hayatın gerçeği olmaya devam ediyor.

Bu gerçeklerle yüzleşip yapılan sınavlarda gençlerin başarılı olmasını ve hedeflerine ulaşmasını yürekten diliyorum.

              Atıf ÖZGEN

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

Atıf ÖZGEN
Atıf ÖZGEN
Atıf ÖZGEN 1948 yılında Kayseri'de dünyaya geldi.İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu.Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar (TÜHA) Türkuaz Haber Ajansı ve (UHA) Uluslararası Haber Ajansı' nın sitesindeki köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir