Şehir Haberleri

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Ekonomide iyiye doğru gidiş başladı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Ekonomide iyiye doğru bir gidişin başladığını görüyoruz. Bu iyiye gidişin bundan sonra da devam edeceği temel beklentimiz.” dedi.

ne mutlu türküm diyene indir ile ilgili görsel sonucuCumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Beştepe’de basın toplantısı düzenledi.

Kalın’ın konuşmasının satır başları şöyle;

“Dalgalanmanın Türk lirası ile ilgisi yok”

Kurdaki dalgalanmanın Türk ekonomisinin bünyesi ile yapısıyla, objektifen ve nesnel yapısıyla bir ilgisi yoktur. Büyük oranda bir ekonomik savaş ve psikolojik algı operasyonu çerçevesinde özellikle Türk lirasını yıpratmaya dönük bir takım adımların atıldığını gördük. Son günlerde ilgili bütün kurumlarımızın Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Merkez Bankası, BDDK ve SPK’nın aldığı tedbirler milletimizin vatandaşlarımızın bu konuyu sahiplenmesi neticesinde de iyiye bir gidişin dün itibarıyla başladığını memnuniyetle görüyoruz. Bu iyiye gidişin bundan sonra da devam edeceği temel beklentimizdir.

“Dünyada en güçlü bankacılık sistemine sahip ülkelerden birisi Türkiye’dir”

Türk ekonomisinin temelleri sağlamdır. Bünyesi sağlamdır bir kaç gündür sadece resmi kurumlarımız değil iş çevrelerinden gelen açıklamalar da zaten bunu teyid etmektedir. Özellikle bankacılık sektörünün son derece sağlam bir yapıya sahip olduğunu herkes bilmektedir. Aslında dünyada en güçlü bankacılık sistemine sahip ülkelerden birisi Türkiye’dir. Yatırım ortamı itibarıyla da Türkiye’nin son derece elverişli bir yatırım ortamına sahip olduğunu hepimiz biliyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Türkiye kimseyle bir ekonomik savaştan yana değildir. Fakat kendine yönelik bir saldırı söz konusu olduğunda da buna elbette tepkisiz kalması düşünülemez.

“Trump yönetiminin kararlarına tepkiler gelmeye devam ediyor”

Türkiye kimseyle bir ekonomik savaştan yana değildir. Fakat kendine yönelik bir saldırı söz konusu olduğunda da buna elbette tepkisiz kalması düşünülemez. Netekim bu çerçevede de aldığımız tedbirlerle, kurumlarımızın eşgüdüm içerisinde uyguladığı tedbirlerle iyileşme trendinin olduğunu görüyoruz. Sadece Türkiye’den değil Avrupa ülkelerinden Rusya’ya, İran’dan Amerika’daki pek çok çevreye kadar Trump yönetiminin ek vergiyi yahut Türk lirası ile ilgili açıklamalarına tepkilerin gelmeye de devam ettiğini görüyoruz.

“Dünya ekonomisine de zarar verecek”

Amerikan Ticaret Odası’ndan, Amerikan Türk İş Konseyi’ne TAİK’e ve diğer ilgili bütün kuruluşlara Türkiye’deki iş çevrelerine TÜSİAD’a, TOBB’a, MÜSİAD’a ve diğer ilgili tüm kurumlarımıza kadar bu politikaların sadece Türk-Amerikan ilişkilerine değil dünya ekonomisine de zarar vereceğini ifade etmekteler. Dün sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Türkiye serbest piyasa kurallarına bağlı bir şekilde dünya ekonomisi ile entegre olmaya bundan sonra da devam edecektir. Bu konuda kimsenin bir endişesi olmasın.

“İstikrar ve güven ortamının güvence altına alınması birinci önceliğimiz”

Özellikle Trump yönetiminin zaman zaman iç siyasi sıkışıklıktan kaynaklanan bir refleksle dışarıda bir takım gerginlikler başlattığını hepimiz görüyoruz. Son bir yıldır adeta bir standart uygulama haline geldi. Bu yaklaşım bu çerçevede şu ana kadar Amerikan yönetiminin Kanada, Meksika, Çin, İran, Kore, Rusya, Küba, NATO, Almanya gibi ülkelerle yada kurum ve kuruluşlarla bir takım gerilimler içerisine girdiğini gördük. Bu anlamda Türkiye ne ilk ne de son ülke. Fakat bunun sadece ülkelerin ekonomilerine dünya ticaretine değil dünyanın ekonomik dengelerine ve son tahlilde Amerikan çıkarlarına da zarar verdiği artık açık bir şekilde ortadadır. Dolayısıyla bu çerçevede biz ilgili bütün kurumlarımızın alacağı tedbirlerle bundan sonra da uygulayacağı tedbirlerle Türk ekonomisindeki bu normalleşmenin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Zira sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi siyasi istikrar ve güven ortamının güvence altına alınması sağlam temellerinin korunması birinci önceliğimiz olmaya devam edecektir.

“İşsizlik oranında hedef tutturulmuş durumda”

Özellikle bu hususun altını bugün tekrar çizmek istiyorum. Netekim dün akşamdan beri döviz kurlarında yaşanan olumlu gelişmede alınan bu tedbirlerin netice vermeye başladığını göstermektedir. Yine bu çerçevede bir önemli gösterge şüphesiz işsizlik oranındaki düşüş ve istihdamdaki artışdır. Özellikle 15 yaş üstü ve daha yukarı yaştakilerde işsizlik oranında yüzde 9,7’lik bir hedef tutturulmuş durumda. Bu ekonominin de istihdam noktasında olumlu bir seyirde ilerlemekte olduğunu teyid etmektedir.

Amerikan yönetiminin veya başkalarının kısıtlayıcı, engelleyici zihniyetine karşı biz Türkiye olarak ayrıca komşularımız ve diğer ekonomilerle birlikte çok taraflı ve özgürlükçü bir ekonomik sistemden yana olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Bu yöndeki çabalarımız çalışmalarımız temaslarımız da yoğun bir şekilde bundan sonra da devam edecek.

“Milletimiz, tek yürek, tek ses halinde mücadeleye destek veriyor”

Dün de bu tedbirler çerçevesinde bazı Amerikan ürünlerine ek vergi getirilmesi konusunda bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartıldı. Bu da Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu tepkiyi de gayet vatandaşlarımızın sahiplendiğini görüyoruz. Bu bir etki tepki meselesidir. Fakat Türkiye hiç kimse ile bir ekonomik savaştan yana değildir. Fakat kendine yönelik bir saldırı söz konusu olduğunda da kurumlarıyla, devletiyle, milletiyle, iş çevreleriyle, borsalarıyla bu saldıralır püskürtmek için gereken bütün adımları da atacaktır. Son dönemde milletimizin tek yürek tek ses halinde bu mücadeleye tam destek vermiş olmasından da duyduğumuz memnuniyeti bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Siyasi istikrar dediğimiz zaman güvenlik konusu bizim için son derece önemli. Türkiye’nin çevresinde özellikle yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde ortaya çıkan ulusal güvenlik sorunlarına verdiği tepkiler de aldığı tedbirler de bugüne kadar devam ettiği gibi bundan sonra da devam edecek. Özellikle PKK terör örgütü, FETÖ terör örgütüne karşı kararlı mücadelemiz bundan sonra da devam edecek. Dünyanın neresinde olursa olsunlar, dünyanın neresinden gelirse gelsin bu ulusal tehditlere karşı biz etkin politikalırımızı bundan sonra da devam ettireceğiz. Netekim bu çerçevede özellikle PKK terör örgütüne karşı son dönemde ciddi mesafelerin alındığını müşade etmekteyiz. Özellikle İçişleri Bakanlığımızın ilgili bütün kurumlarımızla Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer birimlerimizle birlikte netice alıcı tavırlarının ve politikalarının hayata geçirildiğini görüyoruz.

“Terör örgütüne katılım 61 kişiyle sınırlı kalmıştır”

Netekim, baktığınız zaman son dönemde 2018 yılı içerisinde kırmızı listeden 7, mavi listeden 5, yeşil listeden 4, turuncu listeden 4, gri listeden de 30 olmak üzere toplam 50 kilit konumdaki terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirildiğini görüyoruz. Yine ikna çalışmaları çerçevesinde 2018 yılında örgüte katılım 61 kişi ile sınırlı kalmıştır ve bu 30 yılın en düşük rakamıdır.

Terörle mücadele konusunda da gerçekten netice alıcı, somut adımlar atılmaya devam ediyor. Türkiye’nin sınırlarının ötesinde Suriye’de, Irak’da, Kandil’de, Sincar’da veya başka yerlerde Türkiye’ye dönük tehditleri de bertaraf etmek için mücadelemiz kararlılıkla bundan sonra da devam edecektir. Netekim dün Irak Başbakanı sayın İbadi’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret çerçevesinde bu konu özellikle görüşüldü. Buradaki basın toplantısında da sayın Cumhurbaşkanımız gerek sayın İbadi Irak topraklarından Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdidin asla kabul edilemeyeceğini ve bunların ortadan kaldırılması için iki ülke makamlarının birlikte çalışacağını ifade ettiler. Bu konuda Irak makamları ile görüşmelerimiz de elbette devam edecek.

“Katar’ın Türkiye’nin yanında olduğunun da bir işaretidir”

Uluslararası diplomasi çerçevesinde bugün bildiğiniz gibi Katar Emiri’nin ülkemize bir ziyareti gerçekleşecek önümüzdeki bir kaç saat içerisinde. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerini yapacaklar. Katar Emiri ile hem ikili ilişkilerimizi hem bölgesel gelişmeleri ele alacağız. Bu ziyareti biz önemsiyoruz bu aynı zamanda Katar’ın Türkiye’nin yanında olduğunun da bir işaretidir.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel ve Macron ile telefonda görüşecek”

Yine bu diplomasi trafiği çerçevesinde kendi talepleri üzerine sayın Cumhurbaşkanımızın sayın Almanya Şansölyesi Merkel ile bir telefon görüşmesi olacak bugün öğleden sonra. Yarın da yine kendi talepleri üzerine Fransa Cumhurbaşkanı sayın Makron ile bir telefon görüşmesi olacak. Hem bölgesel konuları hem ikili ilişkileri hem de son dönemde ekonomide yaşanan bu gelişmeleri ele almaları öngörülmekte.

Bu da özellikle Avrupa’da Trump yönetiminin bu engelleyici, kendilerince cezalandırıcı bir takım ekonomik politikalarına dönük tepkinin giderek yükselmekte olduğunu da işaret etmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan’a gidecek

Sayın Cumhurbaşkanımızın Eylül ayı başında Kırgızistan’a bir ziyareti gerçekleşecek. Burada 3. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış törenine katılacak sayın Cumhurbaşkanımız aynı zamanda da Türk Konseyi 6. Zirvesi’ne iştirak edecekler. Bu konsey toplantısı bir müddettir Kırgızistan’daki seçimlerden dolayı ertelenmişti şimdi Eylül başında hem zirve gerçekleştirilecek hem de bu vesileyle Cumhurbaşkanımızın bu ülkeye Kırgızistan’a bir ziyareti olacak. Bu ziyaret çerçevesinde de Kırgızistan Cumhurbaşkanı ayrıca Kazakistan Azerbaycan devlet başkanlarıyla görüşmeleri olacak. Zirveye katılan ve oyunlara katılan başka devlet başkanları ile hükümet başkanlarıyla da ikili görüşmeler yapması öngörülmektedir.

Bu özellikle bizim Orta Asya ve Türk dünyası ile ilişkilerimizin güçlenmesi noktasında da önemli bir ziyaret olacaktır.

“Astana ve Cenevre süreçleri büyük önem arz ediyor”

Suriye ile ilgili devam eden bir Astana süreci var bunun ikinci toplantısı Ankara’da sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılmıştı. Üçüncü toplantının da Eylül ayının ilk haftasında Tahran’da yapılması planlanmakta. Tam tarihler kesinleştiği zaman onu da paylaşacağız. Özellikle Suriye’deki savaşın diplomatik yollardan sona erdirilmesi için Astana sürecini biz önemsiyoruz. Oradaki üç garantör ülkeden biri olarak da bu toplantıya elbette katılacağız. Suriye’de, İdlib’de ve diğer bölgelerdeki gelişmeleri burada değerlendireceğiz. Son dönemde İdlib’de yaşanan bir takım hareketlilikler de olduğunu biliyoruz. Garantör ülke olarak Türkiye daha önce Hama’da, Dera’da ve diğer yerlerde yaşanan hadiselerin İdlib’de tekrar edilmemesi için bütün imkanlarını seferber etmiş durumdadır.

İdlib’de yaklaşık 3,5 milyon insan yaşıyor. Çatışmasızlık bölgesi olarak da İdlib’de şu anda bizim kurduğumuz 12 tane askeri gözlem noktası var. Hem bu gözlem noktalarındaki askerlerimizin faaliyetlerini sorunsuz bir şekilde yerine getirmeleri hem de oradaki sivillerin rejim saldırılarından korunması noktasında çabalarımız gayretlerimiz de bundan sonra da devam edecek. Suriye’de diplomatik yolla çözümün hayata geçirilmesi için Astana ve Cenevre süreçlerinin pürüzsüz bir şekilde sürdürülmesi büyük önem arz ediyor. Bu noktada Suriye rejiminin İdlib veya başka yerlerdeki saldırılarını derhal durdurması çağrısını da burada tekrar yinelemek istiyorum.

Suriye’de çok uzun bir zamana yayılmış bu dramın artık sonlandırılması sivil ölümlerin bitirilmesi ve bir siyasi geçiş sürecin hayata geçirilmesi gerekiyor. Özellikle Suriye’de anayasa komisyonunun kurulması ve bununla ilgili çalışmaların BM Özel Temsilcisi’nin yürüttüğü çalışmalar tahtında devam ettirilmesi önem arz ediyor.

“Türkiye F-35’lerin sadece müşterisi değil, projenin ortağıdır”

Trump’ın imzaladığı madde büyük bir paketin içinde. 2019 Amerikan savunma harcamalarıyla ilgili bir madde. Şu anda bir somut karşılığı yok. Şu anda zaten orada bizim pilotlarımızın eğitimi devam ediyor. Amerika’da zaten planlanan da buydu. Türkiye F-35’lerin sadece müşterisi olan bir ülke değildir. O projenin bir ortağıdır. Çok taraflı çok uluslu bir projeden bahsediyoruz. Türkiye bunun ortaklarından birisidir. Taraflarından birisidir. Şu ana kadar da üzerine düşen yükümlülükler çerçevesinde belli ödemeler de yapmıştır. Türkiye’nin burada bir geri adım atması söz konusu değil. Kendi ortağı olduğu bir projedeki haklarından feragat etmesi elbette düşünelez. Umarız iş bu noktaya gelmez. Türkiye’ye dönük bu tehditlerle, şantajlarla yaptırım tehditleriyle bir mesafe alınamayacağını da herkesin bilmesi gerekir. Son bir hafta on günde ülkemizdeki bu birlik ve dayanışma duygusu ve gerçeği herhalde birilerine ciddi bir mesaj olmalıdır diye düşünüyorum.

Amerikan ürünlerine dönük boykot çağrısını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Yani bu Türkiye’ye karşı başlatılan ekonomik savaşın yada algı operasyonlarının bir neticesinin olması elbette beklenmesi gayet normal. Bu çerçevede de vatandaşlarımız da tüketicilerimiz, iş çevrelerimiz de gayet rasyonel, olumlu, milli ve yerli bir tepki göstermişlerdir. Bunu da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Bu sorunların bir an önce çözülmesi bizim beklentimizdir. Bunun içinde Amerikan yönetiminin Türkiye’deki yargı süreçlerine saygılı olması gerekir. Bir takım açıklamalarla baskılarla Türkiye’deki yargı sürecini etkileme yolundan vazgeçmeleri gerekir. Bunlar yoluna girdiği zaman bu ilişkiler tekrar normalleşir ve bu Türk-Amerikan ilişkilerinde de yeni bir sayfa açılması anlamına gelir.

“Amerikan yönetimlerinin somut bir adım attığını görmedik”

Öncelikle hayal kırıklığından bahsedeceksek Türkiye’nin ulusal çıkarları çerçevesinde yaşadığı derin hayal kırıklığını ifade edelim. Onlar bir papaz için bu ilişkileri adeta tamamen yıkma noktasına gelirken, Türkiye gibi bir ülkeyi kaybetme noktasına getirirken Türkiye’nin meşru ve acil iki temel ulusal güvenlik meselesinde Amerikan yönetimlerinin, ne Obama ne Trump yönetiminin şu ana kadar somut bir adım attığını görmedik. PKK ve FETÖ’yü kastediyorum. PKK ile ilgili olarak bize yıllardır ‘PKK ile mücadelede Türkiye’nin yanındayız. Anlık istihbarat paylaşımı yapacağız, yapıyoruz’ gibi şeyler söylendi ama somut olarak bunların sahada yapılıp yapılmadığına baktığımızda bizi tatmin edici düzeyde işbirliğinin ortaya konmadığını maalesef görmekteyiz.

“ABD’nin adım atmaması kabul edilemez”

FETÖ elebaşı Amerika’da serbest şekilde yaşamaya, örgütün mensuplarının orada her türlü faaliyeti Türkiye aleyhine yapmaya devam ediyor. Bu sadece psikolojik mesele de değil. Ulusal güvenliğimize tehdit teşkil eden iki temel meseleden bahsediyoruz. Bizim bir NATO müttefikimiz ve stratejik ortağımız olarak ifade ettiğimiz ABD’nin, bu konularda adım atmaması elbette kabul edilemez.

Kaynak: TRT Haber

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir