Gündem

Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Ortadoğu Siyasetinin geleceği -5-

Kaşıkçı cinayeti sonrası Ortadoğu siyasetinin geleceği.
Suudi Arabistan yönetiminin Kaşıkçı cinayetiyle ilgili yaptığı açıklamada Bin Selman’ın yaşanan hadiseye herhangi bir müdahalesinin olmadığı vurgulansa da dünya kamuoyu ve birçok ülke yönetimi konuyla ilgili şüphelerinin giderilmediğini öne sürmektedir.
Bu nedenle Suudi Arabistan yönetiminin meşruiyeti gelecek dönemde daha fazla sorgulanacak ve Riyad’ın bölge siyasetindeki manevra alanı daralabilecektir.
Öte yandan Kaşıkçı cinayetinin bölge siyasetinde yaratacağı kırılma Ortadoğu’daki bazı olayları ve geleceğe yönelik projeleri de etkileyecektir.
“Bin Selman’ın görevden uzaklaştırılması konusunda sonuç üretme potansiyeli olan tek mekanizma uluslararası kamuoyunun baskısı olarak gözükmektedir.”
Bu noktada ABD Başkanı Donald Trump’ın bir projesi olan ve “Arap NATO’su” olarak isimlendirilen “Ortadoğu Stratejik İttifakı” inisiyatifi Kaşıkçı cinayetinin doğrudan etkileyebileceği bölgesel projelerden birisidir.
İran’a karşı Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi altı ülke ile Mısır ve Ürdün’den oluşturulması planlanan Ortadoğu Stratejik İttifakı projesi Kaşıkçı cinayetinin bölge ülkeleri üzerinde yarattığı olumsuz etki nedeniyle yara almıştır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu bağlamda 12-13 Ekim arasında Washington’da düzenlemeyi planladığı zirve
Kaşıkçı cinayetiyle değişen gündemden dolayla gerçekleşememiştir.
Kaşıkçı cinayetinin Körfez bölgesi açısından bir başka sonucu da bölge ülkeleri arasındaki güvensizlikleri derinleştirebilecek olmasıdır. Halihazırda Katar ile Suudi Arabistan ve BAE arasında yaşanan gerginlik ve Kuveyt ile Umman’ın Riyad ve Abu Dabi rejimleriyle yaşadıkları görüş ayrılıkları Kaşıkçı cinayetinin etkisiyle daha da artabilecektir.
Suudi Arabistan’ın saldırgan dış politika çizgisinden endişe duyan Umman ve Kuveyt gibi ülkeler bu krizin yaratabileceği olumsuz atmosferin kendilerini de etkileyebileceğinden endişe etmektedir. Nitekim özellikle bu süreçte Suudi medyasında Katar aleyhine kampanyalar çok daha yoğun biçimde yer almış ve iki ülke arasındaki olumsuz hava daha da kötüye gitmiştir.
“Kaşıkçı cinayetinin bölge siyasetinde yaratacağı kırılma Ortadoğu’daki bazı olayları ve geleceğe yönelik projeleri de etkileyecektir.”
Kaşıkçı cinayetinin bölge siyasetine etkisinin görülebileceği bir başka proje de yine ABD Başkanı Donald Trump’ın “yüzyılın anlaşması” olarak tanımladığı ve Filistin ile İsrail arasındaki sorunu çözeceği iddia edilen siyasi plandır.
ABD’nin kademeli olarak uygulamaya geçirdiği planın detayları henüz netlik kazanmamakla birlikte İsrail’in halihazırdaki işgalci konumunu hiçbir şekilde etkilemeyeceği, aksine bunu kalıcı hale getireceği söylenebilir.
Bu durumun bir göstergesi ABD’nin İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü kabul ettiğini duyurması ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasıdır.
Bu planın sonraki aşamalarında ise özellikle Suudi Arabistan ve Mısır gibi büyük Arap ülkelerinin yönetimlerinin plana karşı bir irade beyan etmemeleri büyük önem taşımaktadır.
Öte yandan Veliaht Prens Bin Selman’ın yüzyılın anlaşmasının hayata geçirilebilmesinde önemli bir rolü bulunmaktadır. Öyle ki ABD Başkanı Trump’ın danışmanı olan ve bu anlaşmanın mimarlarından sayılan Jared Kushner’ın anlaşmayla ilgili detayları Filistin yönetimine iletmek üzere Bin Selman’a anlattığı iddia edilmiştir.
Kaşıkçı cinayetiyle Suudi Arabistan yönetiminin geleceğinin belirsiz bir hal alması ve bu olayın Arap kamuoyunda Washington, Tel-Aviv ve Riyad yönetimlerine karşı var olan olumsuz algıyı derinleştirmesi ABD’nin Filistin-İsrail sorununa yönelik politikasını uygulamayı riske sokmuştur.
Kaşıkçı cinayeti Suudi Arabistan dış politikasında da ciddi etkiler doğurabilecektir. Bu noktada Yemen’de devam eden Suudi askeri müdahalesine küresel düzeydeki tepkiler artacaktır.
Halihazırda birçok Batı ülkesi Suudi Arabistan yönetiminin Yemen’deki insan hakları ihlallerini eleştirmektedir. Bazı ülkelerin de Riyad yönetimine silah satışını durdurma konusunda adımlar attığı görülmektedir.
Kaşıkçı cinayetinin yaratacağı olumsuz hava Yemen’deki bu hak ihlalleri ve insani yıkımın küresel kamuoyunda yeniden tartışılmasına neden olacak ve bu da Suudi Arabistan üzerinde baskı unsuru oluşturabilecektir.
SONUÇ VE DEĞERLENDIRME
Kaşıkçı cinayetinin Ortadoğu siyasetine etkileri ülkeler arasındaki ikili ilişkiler bağlamında da gözlemlenebilecektir. Bu noktada Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin hangi yöne evrileceği bölge siyasetinin geleceği açısından hayati önem arz etmektedir.
Türkiye’nin Suudi Arabistan dış politikasında rahatsızlık duyduğu hususlarda Riyad yönetiminin politikalarını yeniden gözden geçirmesi elzemdir.
Türkiye’nin Suriye’deki önceliklerinin dikkate alınması, Ankara’nın en önemli müttefiklerinden Katar’ın egemenlik haklarına saygı duyulması, Filistin meselesinde İslam ülkelerinin hassasiyetlerine uygun politikalar geliştirilmesi ve İran’a yönelik politikalarda daha itidalli bir tutum takınılması Ankara’nın Riyad yönetiminden öncelikli beklentileridir.
Aksi takdirde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki siyasi rekabet daha da keskinleşecek ve Ankara’nın daha agresif bir bölge siyaseti izlemesi kaçınılmaz hale gelecektir.
Suudi Arabistan’ın Ortadoğu siyasetinde yeni bir yaklaşımı benimsemesinin vakti gelmiştir. Özellikle 2015’ten bu yana yürütülen agresif dış politikanın gerek Suudi Arabistan gerekse diğer bölge ülkelerine olumlu bir sonuç ürettiği söylenemez.
Aksine bu politikalar Riyad yönetimini komşularıyla ilişkilerde gerginliğe sevketmekte ve uzun yıllardır başarılı bir şekilde yürütülen komşuluk ilişkilerine zarar vermektedir. Öyle ki Katar, Kuveyt ve Umman’ın Suudi Arabistan yönetiminin bu politikalarından dolayı duyduğu rahatsızlık KİK’in geleceğini dahi tehlikeye atmaktadır.
Bunun yanında İran’a karşı izlenen sert politikalar Tahran ile Riyad’ı daha keskin politikalar izlemeye sevk etmekte ve iki ülkeyi sıcak çatışmanın eşiğine getirmektedir. Ayrıca Filistin konusunda ABD ve İsrail’in tezlerine yakın bir politika benimseyen Suudi Arabistan yönetimi bu tutumuyla Arap kamuoyu nezdindeki saygınlığını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Tüm bu gelişmeler Arap coğrafyasında reform, yenilik, kalkınma ve iş birliğine daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde Suudi Arabistan’ı yalnızlığa itmektedir.
Bu politikaların devam etmesi belki Riyad yönetimine kısa vadede geçici kazanımlar getirebilecek gibi gözükse de uzun vadede hem Suudi Arabistan hem de bölge için yıkıcı sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
Son yıllarda yaşanan en elim hadiselerden olan ve uzun yıllar hafızalarda yer edinecek Kaşıkçı cinayeti Ortadoğu siyaseti için bir dönüm noktası olma potansiyeli taşımaktadır.
Yaşanan hadisenin gerek Suudi Arabistan gerekse diğer ülkelerdeki yönetimler tarafından etraflıca değerlendirilmesi ve geleceğe dönük dersler çıkarılması mühimdir. Bunlar arasında en önemlileri muhalif seslere özgür biçimde ifade hakkı tanınması, farklı görüşlere saygı gösterilmesi ve insan haklarının yüceltilmesidir.(Bitti)

***

YAZAR HAKKINDA
İsmail Numan Telci
İsmail Numan Telci lisans eğitimini 2006’da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, yüksek lisansını da 2008’de Almanya’da Hochschule Bremen’de Avrupa Çalışmaları alanında tamamladı. 2009’da Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına başlayan Telci “Mısır’da Devrim ve Karşı-Devrim Sürecinde İç ve Dış Aktörlerin Rolü: 2011-2015” başlıklı tezini Kasım 2015’te bitirdi. 2012-2013 akademik yılında Kahire Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yapan Telci’nin Mısır Devrimi Sözlüğü 2013’te ve Mısır: Devrim ve Karşı Devrim kitabı da 2017’de yayımlandı. Dr. Telci halen Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak çalışan İsmail Numan Telci’nin araştırma alanları arasında Mısır siyaseti, Mısır’daki toplumsal hareketler, Körfez siyaseti, Körfez ülkelerinin dış politikaları, Arap devrimleri ve devrim teorileri yer almaktadı.

Bu haberi paylaşınız!

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir