Gündem

Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Ortadoğu Siyasetinin geleceği -2-

Cemal  Kaşıkçı kimdir ve neden hedef haline gelmiştir?
1958’de Medine’de doğan Cemal Kaşıkçı’nın ailesinin 300 yıl önce Türkiye’den Suudi Arabistan’a göç ettiği bilinmektedir.
Ülkenin kurucusu Kral Abdülaziz Suud’un özel doktorlarından büyükbabası Muhammed Kaşıkçı da dahil olmak üzere Cemal Kaşıkçı’nın küresel düzeyde bilinen akrabaları bulunmaktadır.
Özellikle 1970-80’lerde dünya silah pazarında kazandığı servetle “dünyanın en zengin insanları” listesinde yer alan Adnan Kaşıkçı ise Cemal Kaşıkçı’nın dayısıdır. Paris’te geçirdiği trafik kazasında sevgilisi Lady Diana ile birlikte hayatını kaybeden ünlü iş adamı Dodi Fayed ise Cemal Kaşıkçı’nın kuzenidir.
2017’deki Reina saldırısında gece kulübünde bulunan ve saldırıdan kurtulanlar arasında olan Hasan Kaşıkçı da bu aileden gelmektedir.
Yükseköğretimini ABD’deki Indiana Üniversitesi’nde işletme eğitimi alarak tamamlayan Kaşıkçı gençlik yıllarında İslami hareketlere ilgi duymuş, özellikle Müslüman Kardeşler hareketiyle ilgilenmiştir. Bu dönemde Suudi Arabistan’daki din adamlarının etkinliğini ve özellikle siyasi İslam’ı temsil eden hareketlere karşı gelişen olumsuz tutumu eleştirmiştir.
Daha sonraki yıllarda profesyonel hayatına medya sektöründe başlamış ve ülkenin önemli gazetelerinde görev almıştır. Cemal Kaşıkçı Suudi Arabistan’da uzun yıllar kraliyet ailesi çevreleriyle iyi ilişkileri bulunan ancak eleştirel tutumundan taviz vermeyen bir gazeteci olmuştur.
Ülkesinin siyasi, kültürel, dini ve ekonomik anlamda reform sürecinden geçmesi gerektiğini savunan Kaşıkçı bu yönüyle özellikle Batı çevrelerinde reformist muhalif olarak bilinmektedir.
Kariyerinin ilk önemli görevlerinden birisi 1991’de ülkenin en eski gazetelerinden birisi olan El-Medine’nin genel yayın yönetmeni olmasıdır. Yaklaşık sekiz yıl süren bu görevin ardından ülkedeki İngilizce birkaç gazeteden birisi olan Arab News’te çalışmıştır.
Bu yıllarda da eleştirel tutumunu devam ettiren Kaşıkçı özellikle ülkedeki din adamlarına yönelik söylemlerinden dolayı tepki çekmiş, bu nedenle El-Vatan gazetesindeki görevlerinden iki kez ayrılmak zorunda kalmıştır.
Kaşıkçı’nın o dönemdeki eleştirileri Selefilik ve radikalleşme üzerine yoğunlaştığından ülkedeki Vehhabi din adamları Kaşıkçı’ya tepki göstermiştir.
Kaşıkçı bu yıllarda Suudi Arabistan’da uzun yıllar istihbarat birimi direktörlüğü yapan ve bir dönem İngiltere ve ABD’de büyükelçilik görevinde bulunan Türki Faysal’a danışmanlık da yapmış ve böylece Suudi rejiminin devlet kademelerindeki birtakım bilgilere vakıf olmuştur.
Son olarak 2010’da Suudi Arabistanlı milyarder Velid bin Talal’ın fonladığı Bahreyn merkezli El-Arab televizyon kanalının başına getirilmiş ancak bu kanal da yayına girdiği gün Bahreynli bir muhalifi konuk ettiği gerekçesiyle kapatılmıştır.
Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan rejimiyle yaşadığı görüş ayrılığı 2010’da Tunus’ta başlayan ve daha sonra birçok Ortadoğu ülkesine yayılan Arap devrimleriyle birlikte daha da derinleşmiştir. Ülkesinin bu süreçteki politikasına yönelik eleştiriler getiren Kaşıkçı bölgedeki devrim ve reform hareketlerini desteklemeyen Riyad yönetimini dar görüşlülükle itham etmiştir.
Kral Abdullah’ın 2015’te hayatını kaybetmesinin ardından göreve gelen Kral Selman’ın politikaları da Kaşıkçı’nın eleştirilerine maruz kalmıştır.
Kaşıkçı’nın Kral Selman yönetimiyle yaşadığı en ciddi gerginlik Aralık 2016’da gerçekleşmiştir. ABD’deki Washington Institute tarafından düzenlenen bir panelde konuşan Kaşıkçı, Donald Trump’ın ABD başkanlığı görevine gelmesini eleştirmiş ve Trump’ın Ortadoğu politikalarının bölge için olumsuz sonuçlar doğuracağını iddia etmiştir.
Bu açıklamalar Suudi yönetiminin tepkisini çekerken Riyad, Kaşıkçı’nın editörlüğünü yaptığı ve 2011’den itibaren
basılan El-Hayat gazetesinin yayımlanmasını durdurmuştur. Ayrıca Kaşıkçı’nın televizyon programları ve konferanslara katılmasına da yasak getirilmiştir.
Bu gelişmenin ardından rejimle arasında yaşadığı gerginliğin sürmesi üzerine Kaşıkçı ülke dışına göç etmeyi planlamış ve nihayetinde ABD’ye yerleşmiştir.
Suudi yönetiminde etkisi giderek artan ve şu an Veliaht Prens olarak görev yapan Muhammed bin Selman’ın inisiyatifiyle başlatılan Yemen müdahalesi, Katar ambargosu, İran’a karşı izlenen sert politikalar, Mısır’daki Sisi rejimine verilen destek ve Suudi Arabistan’daki muhalif figürlere ve din adamlarına yönelik yürütülen operasyonlar Kaşıkçı tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir.
Özellikle son bir yıldır yazar olarak görev yaptığı ABD’nin en nüfuzlu gazetelerinden Washington Post’ta kaleme aldığı yazıları Riyad’da rahatsızlık yaratmıştır. Her ne kadar rejim içerisinde ciddi bir destekçi kitlesine sahip değilse de Kaşıkçı’nın bu eleştirileri Suudi Arabistan yönetimi tarafından dikkatle izlenmiş ve muhalif gazeteciyi bir anlamda hedef haline getirmiştir.
Suudi Arabistan yönetiminin tepkisini çekmesine neden olan bir başka husus da Kaşıkçı’nın son yıllarda bölgede giderek yükselen ve nüfuz alanı artan Türkiye ve Katar merkezli siyasi bloklaşmaya yakın bir çizgi izlemesidir.
Suudi rejiminin bölgedeki en ciddi tehdit olarak gördüğü Müslüman Kardeşler hareketinin de destek bulduğu bu siyasi ittifakın Kaşıkçı tarafından ciddi biçimde savunulması Suudi yönetimi çevrelerinde rahatsızlık uyandırmıştır.
Her ne kadar Türkiye ile Suudi Arabistan arasında siyasi bir kriz hali gözlemlenmese de Ankara ile Riyad’ın bölgesel politikalarda rekabet halinde olduğu bir gerçektir. Nitekim Suudi Arabistan’ın başını çektiği Katar ambargosu sürecinde Doha’dan istenen talepler arasında “Türkiye’nin bu ülkede bulunan askeri üssünün kapatılması” maddesinin bulunması Riyad’ın Ankara’nın bölgede artan nüfuzundan rahatsız olduğunun bir göstergesidir.
Bunun yanında bölgenin önemli iki ülkesi olan Suudi Arabistan ve Türkiye’nin daha büyük bölgesel krizlerin önlenmesi adına doğrudan karşı karşıya gelmek istemedikleri de söylenebilir (devam edecek-1-)

***

YAZAR HAKKINDA
Ismail Numan Telci
İsmail Numan Telci lisans eğitimini 2006’da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, yüksek lisansını da 2008’de Almanya’da Hochschule Bremen’de Avrupa Çalışmaları alanında tamamladı. 2009’da Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına başlayan Telci “Mısır’da Devrim ve Karşı-Devrim Sürecinde İç ve Dış Aktörlerin Rolü: 2011-2015” başlıklı tezini Kasım 2015’te bitirdi. 2012-2013 akademik yılında Kahire Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yapan Telci’nin Mısır Devrimi Sözlüğü 2013’te ve Mısır: Devrim ve Karşı Devrim kitabı da 2017’de yayımlandı. Dr. Telci halen Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak görev
yapmaktadır. SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak çalışan İsmail Numan Telci’nin araştırma alanları arasında Mısır siyaseti, Mısır’daki toplumsal hareketler, Körfez siyaseti, Körfez ülkelerinin dış politikaları, Arap devrimleri ve devrim teorileri yer almaktadı.

Bu haberi paylaşınız!

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir