Gündem

‘Bugün Regaib Kandili’

ne mutlu türküm diyene indir ile ilgili görsel sonucu

Bu günlerde manevi bir yenilenme mevsimi olarak gelen mübarek üç aylara kavuşmanın sevinç, huzur ve mutluluğunu  yaşıyoruz.

Müminler için bütün günler ve aylar, Allah’ı hoşnut etmek ve rızasını kazanmak amacıyla ve ubudiyet bilinciyle geçirildiği, bununla birlikte üç aylar olarak bilinen kutlu zaman diliminin, manevi coşkunun daha yoğun yaşandığı, günahlarla sarsılan ruh dünyalarının yeniden imar edildiği, nefis muhasebesi yapıldığı rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi.

Ramazan ile taçlanan bu manevi mevsim, “Allah’ın emrine saygı ve Allah’ın yarattıklarına şefkat göstermek” şeklinde formüle edildiği, İslâm’ın rahmet mesajlarının mümin dimağlarda ve gönüllerde diri tutulması, toplumsal hayatta da daha fazla hissedilmesi için önemli bir vesile.

“Regaib, geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirmek için bir imkândır…”

Dilimizde arzu, istek, emel, tutku anlamlarına gelen Regaib, geleceğe, istikbale yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirme imkânı veren, her türlü rağbet ve regaibimizi Rabbimize yöneltmemiz gerektiğini hatırlatan mübarek bir gecedir. Arzularına gem vuramayan, isteklerini dizginleyemeyen, hırslarını terbiye edemeyen, güç, servet ve şehvet tutkusunun önüne bir türlü geçemeyen günümüz insanı için Regaib gecesi, tüm yapıp etmelerinde ne kadar Allah’ın rızasını aradığını sorgulaması açısından büyük bir fırsattır.

“İnsanlığın ortak evi olan dünya, bugün büyük acılar yaşamakta, bir darboğazdan, sığ görüşlülük girdabından ve ahlaki bir kriz döneminden geçmektedir…”

Üzülerek ifade edelim ki, bütün insanlığın ortak yurdu ve evi olan dünyamız, bugün, küresel ölçekte büyük acılar yaşamakta, büyük bir darboğazdan, sığ görüşlülük girdabından ve ahlaki bir kriz döneminden geçmektedir. Koca Akdeniz, dünyada kendisine küçücük bir yer yurt arayan göçmen ve mültecilerin mezarlığına dönüşmüş durumdadır. Daha birkaç gün önce bini aşkın insan, dalgalar arasında can vererek hayatlarını kaybettiler. Batı dünyası, İslamofobik dalgalarla hızla çok kültürlülükten uzaklaşmakta, Müslüman kimliği ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Tarihte selam ve eman yurdu olarak bilinen İslam coğrafyası, bugün, artık savaş, şiddet ve vahşetle anılmaktadır. Bağdat’tan Şam’a, Kahire’den Yemen’e nice İslam diyarı kan ve gözyaşına bulanmıştır. Mezhepçilik, meşrepçilik, hizipçilik, ırkçılık, ideolojik ayrımcılığın zifiri karanlığında iç çatışmalar yaşanmakta, masum canlar katledilmektedir.

“Milletçe sorunlarımızı aşabilmek için nefret yerine merhameti, düşmanlık yerine kardeşliği, ayrılık yerine beraberliği güçlendirmek hayati derecede öneme sahiptir…”

Her şeye rağmen bir umut adası olmaya devam eden ülkemizde de milletçe yaşadığımız sorunlarımızı aşabilmek için kin ve nefret yerine adalet ve merhameti; düşmanlık ve husumet yerine dostluk ve kardeşliği; ayrılık ve gayrılık yerine birlik ve beraberliği güçlendirmek hayati derecede öneme sahiptir. Bunun için affetmeyi, özür dilemeyi, hataları unutmayı, kötülüğü iyilikle savmayı, iyiliğin anahtarı kötülüğün kilidi olmayı nefislerimizden başlayarak toplumun tüm kesimlerinde daha fazla yaygınlaştırmaya ihtiyacımız var.

“Yüreklerde sevgi, muhabbet ve şefkat üretmek, kocaman fabrikalar kurup silah üretmekten, daha mı masraflı ve zahmetli…”

Regaib Kandili münasebetiyle eğer bugün kalbimin dili olsaydı, nefesim yetip de sesimi tüm yeryüzüne duyurabilseydim bütün insanlara şöyle seslenmek isterdim, Kalplerdeki kin ve nefret duygularını, hırs ve intikam arzularını parçalamak atomu parçacıklara ayırmaktan daha mı fazla çaba gerektiriyor? Yüreklerde sevgi, muhabbet ve şefkat üretmek, kocaman fabrikalar kurup silah üretmekten, gökdelenler inşa etmekten, devletler, şirketler kurup yönetmekten, bilişim teknolojileriyle hayal ötesi buluşlara imza atmaktan daha mı masraflı ve zahmetli?

“Mezhebini, meşrebini, ırkını, ideolojisini İslâm’ın önüne geçirme tuğyanına kapılmak, bu uğurda masumların kanını akıtmak Hz. Peygamberin örnek hayatının neresinde vardır…”

Eğer bugün sesimi aynı dine, aynı kitaba, aynı Peygambere inandığım Müslüman kardeşlerime duyurabilseydim onlara şöyle seslenmek isterdim: Mezhebini, meşrebini, ırkını, ideolojisini rahmet dini İslâm’ın önüne geçirme tuğyanına kapılmak, bu uğurda birbirine düşman olmak, masumların kanını akıtmak, İslâm beldelerini istibdat ve savaşlarla tarumar etmek, mazlumiyet ve mağduriyetler oluşturmak, İslâm’ın yüce hakikatlerini güç devşirmeye ve çıkar sağlamaya matuf bir araca dönüştürmek, hedefine ulaşmak için her yolu mübah saymak yüce dinimizin, kerim kitabımızın ve Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas) örnek hayatının neresinde vardır?

“Regaib gecesi, sonraki nesillere iyi bir gelecek ve yaşanabilir güzel bir dünya bırakmak için muhasebe vaktidir…”

İşte Regaib gecesi, zamanın ve mekânın hakkımızda şahitlik yapacağı adalet ve hesap günü geldiğinde hesabını verebileceğimiz bir maziye imza atmak, bizden sonraki nesillere hayırla yâd edileceğimiz iyi bir gelecek ve yaşanabilir güzel bir dünya bırakmak için muhasebe vaktidir.

“Gelin hep birlikte gücümüz yettiğince kötülükleri bertaraf edelim ve iyiliği yeryüzüne egemen kılalım…”

Gelin hep birlikte gücümüz yettiğince kötülükleri bertaraf edelim. Her türlü ırkçılığın ve ayrımcılığın önüne geçelim. Barış, huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmek için hak, hukuk, adalet, merhamet, erdem ve faziletleri hayatımıza hâkim kılalım. Affedici olalım, affetmeyi öğretelim, tevazu gösterelim, birbirimize sahip çıkalım ve iyiliği yeryüzüne egemen kılalım.

“Rahmet, mağfiret ve bereket ikliminin, ülkemizden başlayarak dalga dalga tüm insanlığı kuşatmasını, onların hidayet, barış ve huzuruna vesile olmasını diliyorum…”

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurt dışındaki millet varlığımızın ve âlem-i İslâm’ın mübarek üç aylarını ve Regaib Kandillerini tebrik ediyor; üç ayların gelişiyle birlikte gönüllerimizi itminana kavuşturan rahmet, mağfiret ve bereket ikliminin, ülkemizden başlayarak dalga dalga tüm insanlığı kuşatmasını, onların hidayet, barış ve huzuruna vesile olmasını, bu mübarek gün, gece ve aylarda yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir