Medya

Barış Pınarı Harekatı’na Yönelik Almanya’nın Yaklaşımı

*Barış Pınarı Harekatı’nın Almanya’daki yansıması ne olmuştur?
*Alman medyası Türkiye’nin pozisyonuna nasıl yaklaşmıştır?
*Konuya dair Alman siyasetinin pozisyonu ne olmuştur?
*Türk-Alman ilişkileri açısından harekatın etkileri ve muhtemel sonuçları nelerdir?
Mustafa Kemal ATATÜRKGİRİŞ
9 Ekim 2019’da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından başlatılan ve Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridorunu bertaraf etmeyi hedefleyen Barış Pınarı Harekatı (BPH) dünya kamuoyunda da yankılanmıştır.
Öyle ki harekatın başlamasından birkaç gün öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi operasyonun an meselesi olduğu yorumlarına neden olmuştur.
Trump’ın Suriye’nin kuzeyinde yer alan ABD askerlerinin geri çekileceğini dünya kamuoyuna duyurması ve Türk hükümetinin harekat konusundaki kararlılık mesajlarının artmasıyla birlikte başta Avrupa ve Almanya olmak üzere Batı kamuoyunda da çeşitli haber, yorum ve spekülasyonlar sıklıkla görülmeye başlanmıştır.
Bu perspektifte Batı’da ve Avrupa devletleri arasında en çok öne çıkan ülke olarak Almanya’nın BPH’ye yaklaşımı ele alınmaktadır. Bu bağlamda öncelikle Alman medya ve kamuoyunun harekat öncesindeki yaklaşımına değinildikten sonra harekatın başladığı 9 Ekim itibarıyla medyada yankılanan pozisyon ve söylemler üzerinde durulmaktadır.
Bu bölümü müteakip Alman siyasetinin harekata yönelik yaklaşımları irdelenmekte ve Alman siyasetinin güncel bağlamdaki PKK-PYD-YPG pozisyonuna da işaret edilmektedir. Bu doğrultuda Almanya’da esasen YPG’nin (SDG’nin) PKK ile olan bariz ilişkisinin bilinen bir gerçek olduğu, bu ilişkinin çeşitli rapor, makale ve röportajlarda dahi alenen belirtildiği ancak buna rağmen Türkiye’ye yönelik YPG lehine adımlarda bulunulduğuna değinilmektedir.
Son olarak 17 Ekim’de ABD ve Türkiye arasında varılan anlaşma ve bu doğrultuda güvenli bölgede kontrolün TSK’ya verilmesi ve YPG’nin bölgeden yüz yirmi saat içerisinde çekilecek olmasına yönelik Alman kamuoyundaki pozisyonlar da kısaca ele alınmaktadır.
ALMAN MEDYASININ BPH’YE YAKLAŞIMI
Harekat Başlamadan Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile güvenli bölge konusunda Ağustos’ta bir anlaşmaya varması Alman kamuoyunda da gündem olmuştur.
8 Eylül’de yapılan Türkiye-ABD ilk ortak kara devriyesi Alman kamuoyunda büyük tepkilere yol açmamış, sadece “Kürtlerin yoğun olduğu bölgede güvenlik bölgesi için ilk adım” olarak basında yer bulmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD yönetiminin Türkiye’yi daha fazla “oyalamasına göz yumulmayacağını” ve yakın zamanda askeri bir harekatın düzenleneceğini ifade etmesiyle beraber Alman medyası da konuyu gündemde daha yoğun ele almıştır.
Böylelikle Trump’ın ABD askerlerini bölgeden uzaklaştıracağı haberlerinin akabinde Alman medyasında Türkiye’nin
olası bir operasyonuna yönelik olumsuz değerlendirmelerde artış yaşanmıştır.
Türkiye’nin dünya kamuoyuna duyurduğu BPH’yle birlikte Almanya’da da özellikle Erdoğan ve Trump üzerinden olumsuz söylemlere ağırlık verildiği gözlenmiştir. Burada öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Kürtlerin fiili devletini istila etmekle” suçlayan yerel gazetelerin yanı sıra Almanya’nın federal çapta yayın yapan ve sol-liberal çevrelere yakınlığıyla bilinen gazetelerdeki uç söylemler de dikkat çekmiştir.
Örneğin “Ethnozid” (kültürel soykırım) kelimesinin yer aldığı bir başlıkla yayımlanan bir yazıda Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere yönelik kültürel soykırım yapacağı yönündeki söylemlere yer verilmiştir.

Bu süreçte medya ekseriyetle iki söylem üzerinden BPH’ye yaklaşmıştır. Öncelikle Türkiye’nin “Kürtlere karşı bir savaş sürdürdüğü” söylemi ısrarla tercih edilirken diğer öne çıkan belirgin söylem ise ABD Başkanı Trump’ın “Kürtleri arkasından vurduğu” ve “ihanet ettiği” yönündeki ifadelerdir. YPG’yi “Kürt milisleri” olarak tanımlayan neredeyse tüm medya çevreleri örgütü tüm Suriyeli Kürtlerin temsilcisi olarak genellemiş ve harekatı da “Erdoğan’ın Kürtlere karşı savaşı” ve “işgal” olarak kamuoyuyla paylaşmıştır. Ayrıca harekatın “insani felaket”le

sonuçlanacağı üzerinde durulması da sıklıkla tercih edilen diğer bir söylemdir.
Harekat Başladıktan Sonra 9 Ekim’de başlayan harekatla beraber Alman medyasında önce çıkan haberler spesifik konulara yoğunlaşmıştır. İlk göze çarpan ise harekatın uluslararası hukuka aykırı olduğu değerlendirmeleridir.
Türkiye’nin kendini savunma hakkının altı çizilse de “işgalci” bir güç olarak bölgede bulunduğu öne sürülmüş ve
TSK’nın denetimi sağladığı bölgelerde varlığını çok uzun süre koruyacağı yönünde ithamlarda bulunulmuştur.
Türkiye’nin bu harekatının “neo-Osmanlıcılık” noktasında da değerlendirilmesi gerektiği ve Batı’nın bu girişimi sadece izlemekle yetindiği ileri sürülmüştür.
Suriye’de Kürtlere karşı savaş yürütüldüğü ve bu durumun Esed’i güçlendirdiği de ifade edilirken sıkça kullanılan diğer söylemler ise harekattan dolayı Esed’in yanı sıra en çok DEAŞ’ın güçleneceği ve teröristlerin hapishanelerden kaçtıklarıdır.
Avrupa’nın ve özellikle de Almanya’nın harekat karşısında “sessiz kalışı” eleştirilirken Türkiye’ye karşı bir hamle çağrısında bulunan yazı ve söylemlerde de bulunulmuştur.

AB’nin Türkiye’ye yönelik ortak bir şekilde uygulaması umulan yaptırımlar konusunda ortak bir kararın alınamaması da eleştirilerin AB bağlamındaki odağını oluşturmuştur. Almanya’nın dış ve güvenlik politikaları alanında en önemli isimlerden biri olan Wolfgang Ischinger’in son yaşananlar vesilesiyle Almanya’nın (küresel alandaki) pozisyonunu ve etkisizliğini eleştirmesi de ayrıca dikkat çekmiştir.

Harekata yönelik öne çıkan argümanlardan biri de harekat kapsamında sivillerin öldürüldüğü, “savaş”ın insani felaketlere yol açabileceği ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıdığı yönündeki ithamlardır.
Yine Almanya’da harekat nedeniyle oluşacak olası bir güvenlik boşluğundan DEAŞ terör örgütünün güçlenebileceği ihtimali de sıklıkla vurgulanmaktadır.
Öne çıkan diğer söylemler ise Türkiye’nin harekatla birlikte kendisini uluslararası platformda izole ettiği, Arap ülkelerince kınanınca yalnız bırakıldığı ve olası yaptırımlarla bağlantılı olarak da ekonomik anlamda zor zamanlar yaşayacağı yönündeki yorumlardır. Burada dikkat çeken bir husus da Alman Volkswagen otomobil şirketinin Türkiye’de yeni fabrika kurma kararını ertelediği haberidir.
Bazı yorumlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gitmelerine izin vereceği endişesi de gözlenmektedir.
Bununla birlikte harekatın amaçlarından birinin mülteci sayısını ciddi şekilde azaltıp Türkiye’deki mültecilerin

güvenli bölgeye dönmelerini sağlamak olmasına rağmen aksi yöndeki yorumların yapılmasının rasyonaliteyle bağdaşmadığı açıktır.

Son olarak “Kürtler”in (YPG) Türkiye’den korunmak adına Esed rejimiyle anlaştığı yönündeki haberlere de yer verilmiştir.
Harekatın Türkiye’nin iç politikasına yansımaları da ele alınırken burada özellikle harekatın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iç politikadaki pozisyonunu güçlendirdiği ve ana muhalefet partisi CHP’yi dahi Erdoğan’ın çizgisine yaklaştırdığı yönünde yorumlanmıştır.
Medyada ayrıca harekatın Almanya’daki Türk ve Kürtlere olan yansıması da ele alınırken YPG/PKK sempatizanlarının harekat karşıtı gösterilerine yer verilmiştir. Burada özellikle “Almanya’da Türk-Kürt çatışması”
söylemine başvurulurken Almanya’daki YPG sempatizanlarının Türk derneklerine ve esnafına yönelik tek taraflı saldırıları kamuoyuna gerekli hassasiyetle yansıtılmamamıştır.
Örneğin son olarak Herne şehrinde PKK/YPG sempatizanlarının bir Türk kahvesine gerçekleştirdikleri saldırı Alman medyasında çift taraflı çatışmanın bir neticesi olarak lanse edilmiştir.
YPG/PKK sempatizanlarının gösterilerine geniş yer veren Alman medyası harekata destek veren Türk asıllı futbolculara yönelik ise itibarsızlaştırmalara yönelmiştir. Geçtiğimiz yıl Mesut Özil ile başlayan itibarsızlaştırma kampanyası son olarak Türk asıllı Alman milli takımı futbolcuları İlkay Gündoğan ve Emre Can ile sürdürülmüştür.
(devam edecek-1)
***
M. ERKUT AYVAZ
Erlangen-Nürnberg Üniversitesi (Almanya) Siyaset Bilimi ve Kamu Hukuku bölümlerinden 2011’de mezun oldu. DAAD bursu ile Duke University (ABD) siyaset bilimi departmanında 2012-2013 arası bir yıllık eğitim aldı. ABD dönüşü 2014’te Erlangen-Nürnberg Üniversitesi Siyaset Bilimi master programında master tezini bitirmesini müteakip mezun oldu. Çeşitli ulusal gazetelerde yayımlanmış yazıları bulunan Ayvaz, Otto-Friedrich-Universitat Bamberg’te (Almanya) doktora çalışmalarını sürdürmektedir.
İBRAHİM ALBOĞA
Frankfurt Goethe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Etnoloji Bölümü’nde lisans yapmıştır. Aynı üniversitede siyaset felsefesi alanında yüksek lisansını tamamlamış ve Erasmus kapsamında bir sömestr İsviçre’de Bern Üniversitesi’nde uluslararası iklim politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejileri alanında çalışmalar yapmıştır. Uzmanlık alanları Alman kimliği ekseninde dış politika, Almanya’nın kalkınma ve güvenlik politikaları ve Avrupa Birliği’nin mülteci ve güvenlik politikalarıdır. İbrahim Alboğa SETA Berlin’de araştırma asistanı olarak çalışmaktadır.

ANKARA, UHA Haber Ajansı

Mustafa SALMAN
Mustafa SALMAN
1974 yılında Kocaeli'nin Kartepe ilçesinin Eşme mahallesinde dünyaya geldi. Ilkokulu Eşme ilköğretim okulu; orta okulu izmit ortaokulu; lise öğrenimini Izmit Lisesinde tamamladı.Üniversiteyi Anadolu üniversitesi Halkla ilişkiler tanıtım ve reklamcılık bölümünden mezun oldu. Mustafa Salman; Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonunda 3 dönemdir yönetim kurulu üyesi ve Basın sözcülüğü görevini sürdürüyor. Aynı zamanda Éşmespor kulübü 2 ncı başkanı. Kartepe Galatasaraylılar derneği genel sekreteri olarak görev yapmakta olup; Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti üyesi. Uzun yıllar Türkiye Televizyon Muhabirleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve genel sekreterlik ve Kocaelisporlular derneğinde yönetim kurulu üyeliği ve basın sözcüsü görevinde de bulundu. Sırasıyla Sabah gazetesi, ATV, SHOW TV; YAVUZ TV de uzun yıllar gazetecilik ve muhabirlik yapan Mustafa Salman; Uluslararası Haber ajansı genel yayın yönetmeni ve yayın kurulu üyesi olarak görevini sürdürmektedir. Evli 2 çocuk babası olan Salman'ın; basın meslek hayatında birçok ödülü bulunmaktadır.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir